İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/713 E. 2024/540 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/713
Karar No
2024/540
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/713 Esas KARAR NO : 2024/540 DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2022 KARAR TARİHİ : 09/09/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin akaryakıt dağıtım şirketi olduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkinin 27/08/2024 tarihinde; ... İli, ... İlçesi'nde kurulu akaryakıt istasyonunun 5 yıl süre ile faaliyet göstermesi amacıyla başladığını, davalı ile müvekkili arasında akdedilen "Otogaz Bayilik Sözleşmesi" kapsamında davalının taahhütünden eksik LPG ürünü satın almış olması nedeniyle müvekkilinin cezai şart alacağının bulunduğunu, taraflarına gönderilen ... Noterliği'ne ait; 16/11/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile bayilik ilişkilerinin sona ereceğinin bildirildiğini, müvekkilinin ihtara cevaben ... Noterliği'ne ait; 25/11/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile eksik ürün satışı nedeniyle 255 ton eksik alım karşılığı olan 10.2015,00-USD cezai şartın davalıya ihtar edildiğini ancak borcunu ödemediğini, 2020 ve 2021 tarihli ürün alım taahhütnamelerinin huzurdaki davaya konu edilmediğini, davalının 27/08/2015 tarihli "Ürün Alım Taahhütnamesi" ile her sözleşme yılında 135 ton ürün almayı; bu taahhüde uymaması halinde eksik kalan ton başına 40 Amerikan Doları cezai şart bedeli ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 5 yıldaki eksik satışının 156,64 ton olduğunu, 28/08/2021 tarihli Fesih Protokolü uyarınca eksik tonajın davalı tarafından kabul edildi/ini, müvekkilinin alacağı eksik satış rakamının 175,26 ton üzerinden 6.185,68-USD olduğunu iddia ederek; davanın kabulünü, şimdilik 2.000 Amerikan Doları Kar Mahrumiyeti alacağının tahsilini, sözleşmenin sona erdiği tarih 28/11/2021'den itibaren faiz işletilmesini, gecikme faizinin hesabında kamu bankalarının bir yıl vadeli kredilere uyguladığı en yüksek faizin esas alınmasını, tespit edilen alacak tutarının fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru Türk Lirası karşılığının ödenmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ... Noterliği'nin 17/12/2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamelerinde de belirttikleri üzere davacı ile müvekkili arasında 27/08/2015-27/08/2020 tarihleri arasında geçerli bayilik sözleşmesinin 28/11/2021 tarihine kadar uzatıldığını, müvekkili tarafından ... Noterliği'nin 16/11/2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirilmesi üzerine akdi ilişkinin sona erdiğini, 27/08/2015-27/08/2020 tarihli sözleşmenin bitimi ile yapılan sözleşme ile geçmiş dönem ibra edilerek yeni akitin imzalandığını, bu nedenle davacının müvekkilinden talepte bulunamayacağını, davacının müvekkilinin sözleşmenin feshinden sonra cezai şart tazminatını istemesinin "Çelişkili Davranış Yasağı" oluşturduğunu, 27/08/2020 sonrası imzalanan iki sözleşmede de kar mahrumiyetinin TL cinsinden talep edileceğinin belirtilmesi karşısında işbu davada taleplerin USD üzerinden talep edilmesinin kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin temerrüte düşmemesi nedeniyle davacının faiz talebi yerinde olmadığını, davacının belirttiği miktar dikkate alınarak eksik harcın ikmalinin gerektiğini, işbu davada davacının miktarı net şekilde ortaya koymaması nedeniyle davanın kısmi ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini iddia ederek; davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporu, 2-... ğü ve ... üne yazılan müzekkere cevapları, 3-Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, Mali Müşavir, Akaryakıt Uzmanı ve Hukukçu bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinin 21/09/2023 tarihli raporunda özetle; dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, davacının ibraz olunan e-defterlerinin e-defter beratlarının süresinde oluşturulduğu, envanter defterinin noter tasdikinin tam olduğu, davacının ticari defterlerinin de sahibi lehine delil vasfında olduğu, davacının ticari defterlerindeki kaydi verilere göre, davalının sözleşme süresi boyunca 675 ton ürün almayı taahhüt elmiş olmakla birlikte, 28.08.2015 tarihli sözleşmeden başlamak üzere, fesih protokolleri ve toplam 15 aylık yenilen sözleşmelerin 28.08.2015 - 28.11.2021 tarihleri arasındaki 6 yıl 3 aylık sürede toplam 520,36 ton LPG ürünü satın aldığı, böylece toplam 154,64 ton taahhüt eksiği olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve taahhütler kapsamında 28.08.2015 - 28.11.2021 tarihleri arasında davalının alım taahhüdünden 154,64ton eksiği olmakla 154,64 X 40USD = 6.185,68-USD cezai şart hesaplandığı, davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 28.11.2021 sözleşme bitim tarihi itibari ile Kamu Bankalarınca USD Üzerinden Açılan 1 Yıla kadar Vadeli Döviz Tevdiat Hesaplarına Uygulanacağı Bildirilen Azami Faiz Oranı yıllık %5 olduğu anlaşıldığı, Bu nedenle davacının belirlenecek asıl alacağına 28.11.2021 sözleşme bitim tarihinden itibaren %5 oranında Azami Faiz yürütülebileceği, fesih Protokolleri kapsamında (sözleşme sonunda) toplam eksik alımların belirlenmiş olduğu, bu hususun ürün alım taahhütnamesinde de yer aldığı, buna karşın eksik ürün alımına rağmen ürün ikmaline devam dilmiş olmasının bayi açısından haklı bir güven oluşturup oluşturmadığı, bu bağlamda her dönem sonunda ayrıca ihtiyari kayıt konulup konulmasının gerekli olup olmadığı ve ilgili sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı olarak kabulü açısından yukarıda künyesi paylaşılan Yargıtay kararları çerçevesinde görüş birliği bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mali Müşavir, Akaryakıt Uzmanı ve Hukukçu bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinin 27/05/2023 tarihli ek raporunda özetle;Kök rapora itirazına müteallik olan hususlara kök raporda yeterince incelenmiş olup, ek rapor aşamasında da kök rapordaki görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından kök rapordaki arz ettiğimiz görüşün özü aynı perspektif ile muhafaza edildiği, davalının 30.10.2023 tarihli dilekçesi ekinde PDF formatında 2015 yılından 2020 yılına kadar olan yevmiye defter dökümleri sunulmuş olup delil nitelikleri Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere söz konusu defter döküm içeriklerine göre davalının 31.12.2020 tarihi itibariyle kaydi öz varlığının 2.059.793,04-TL olduğu tespit edilmiş olmakla kök raporda hesaplanan 6.185,68-USD cezai şartın davalının ticari hayatının mahvına sebep olmayacak düzeyde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, uyuşmazlık konusu 2015 yılından itibaren sözleşme ve ek protokoller süresince bakiye 154.64 tonluk alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart alacağı istemine ilişkindir. TBK 179 maddesi; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır." şeklindedir. Görüldüğü gibi hukukumuzda cezai şart, zarar ve kusurdan bağımsız olarak, aynen ifa yerine olabileceği gibi ifaya ekli cezai şart veya cayma kapsamında düzenlenebilmektedir. Somut olay özelinde önem arz eden davacının, davalının sözleşme ile belirlenen alım taahhüdü kapsamındaki satın alımlarının yeterli olup olmadığı, bir sonraki sözleşme dönemine yapılan devirlerde aynen ifaya ekli olacak şekilde ileri sürülüp sürülemeyeceği, gerekli çekincenin konulup davalıya bildirilip bildirilmediği noktasındadır. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında, iki halde alacaklının ceza koşulunu isteyemeyeceği; eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, çekince için bir şekil şartının getirilmediği, tedarikçinin, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebileceği, bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebileceği, sonraki yıllarda da aynı kuralın geçerli olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyeceği, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü emredici nitelikte olmadığından, tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecekleri, örneğin sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kâr mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşmuş ise, oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği belirlenmiştir. Somut olayda bayilik sözleşmesinin 27/08/2015 tarihinde imzalandığı, aynı tarihte davalının, davacı yararına yıllık 135 ton süre sonunda ise toplam 675 ton ürün alım taahhüdünde bulunduğu, taahhüdün g ve h bendinde davacının açık feragati bulunmadıkça süre sonunda eksik kalan toplam miktar karşılığını talep edebileceğinin kararlaştırıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre 6 yıl 3 aylık süre sonunda davalının eksik alımının bulunduğu, davacının 2018 ve 2019 yıllarındaki eksik alım taahhüdü ihlali için davalıya muhtıra çıkardığı, hakkını bu suretle saklı tuttuğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıllık süre sonunda 28/08/2020 tarihinde fesih protokolü ile sona erdirildiği, uzayan bir yıllık dönemin de 28/08/2021 tarihli protokol ile sona erdirildiği, alım taahhüdüne ilişkin bakiyeye dair 28/08/2020 tarihli protokole 2.4 maddesi ve 28/08/2021 tarihli protokole 1.3 maddesi ile çekince konulduğu, miktarların iki tarafın da kabulünde olduğu, tüm süre için tespit edilen bakiyenin sözleşme ve protokollerden okunabildiği, davacı çekincelerinde de bu miktarın aşılmadığı, çekinceler nazara alındığında borcu açıkça sona erdiren bir ibra durumundan söz edilemeyeceği, aksine metin içeriğinden davalı borcunun davacı tarafça talep edilebilir olduğu konusunda miktarsal bir mutabakattan bahsedilebileceği, rapor ile tespit edilen alım taahhüdü bulunup ifaya ekli cezai şart için bakiye miktarın davalıdan tahsili koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Davalıya gönderilen 25/11/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ... Noterliği temerrüt evrakının 14/12/2021 tarihli tebliği ve 3 günlük ödeme süresi sonrasında davalı temerrüdünün 18/12/2021 tarihinde doğduğu, sözleşmedeki cezai şart miktarının USD üzerinden belirlendiği, talep sonucunda da USD istenmesinin yerinde olduğu, bu yönüyle davacının seçimlik hakkı bulunduğu, her ne kadar ıslah tarihindeki kura göre harç yatırılmış ise de dava değerinin dava tarihindeki TCMB Dolar efektif satış kurundan belirlenmesi gerektiği, bu yönüyle dava değerinin 6.185,68*18,6494 =115.359,22 TL olduğu anlaşılmakla kısmi dava için talep edilen bedellerin ayrıştırılmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜ ile; davacının alım taahhüdüne dayalı cezai şart alacağının 6.185,68 USD olduğunun tespiti ile, bu miktarın 2.000,00 USD'lık kısmına 18/12/2021 temerrüt tarihinden; bakiye 4.185,68 USD'lık kısmına ise 09/08/2024 ıslah tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle ve 115.359,22 TL'lik dava değeri üzerinden alınması gereken 7.880,18-TL harcın, peşin alınan 636,31 TL ve ıslah harcı 2.395,00-TL olmak üzere toplam 3.031,31-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.848,87-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvurma harcının, 636,31-TL peşin harç, 2.395,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.112,01-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.273,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 18.457,47-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesinden istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunarak usulen anlatıldı.09/09/2024

Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/713, K. 2024/540, T. 09.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-713-e-2024-540-k-44b2effb0a59