İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/121 E. 2023/988 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/121
Karar No
2023/988
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/121 Esas KARAR NO : 2023/988 DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 23/02/2022 KARAR TARİHİ : 18/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... ile davalı firma arasındaki hukuki ilişki, 16.04.2018 ve 22.02.2019 tarihlerinde imzalanmış bulunan “Acentelik Sözleşmesi” başlıklı sözleşme ve buna bağlı sair sözleşmeler ile kurulmuş olup, davacı müvekkil ..., tarih sırasına göre, davalı şirketin Ankara/Altınova ve Ankara/Esat Şubesi acenteliğini yürüttüğünü, dava konusu bononun anılan sözleşmelerin başlangıcında, ...'ın sözleşmeden kaynaklanacak borçlarının teminatı olarak, sadece bedel kısmı (50.000-USD) doldurulmak ve sair kısımları boş bırakılıp, kefili ile birlikte imzalanmak suretiyle, davalı şirkete teslim edildiğini, teminat bonosunun takibe konu edilemeyeceğini,davalı tarafça davacıya ait "...@gmail.com" adresine, davalı şirketin Ankara Bölge Müdür Yardımcısının "... @...kargo.com.tr" adresinden, 28.12.2020 tarihinde gönderilen mail yazışmalarında da görüleceği üzere, müvekkilin ... acenteliği hesabından 4334,75TL ve Esat acenteliği hesabından 10.007,54TL olmak üzere, talebin aksine toplam14.342,29TL alacaklı olduğu halde ve dava konusu bono bu şekilde bedelsiz kaldığı halde, kötüniyetli olarak, dava konusu bononun 61.948,81TL'lik kısmı için davacılar hakkında takip başlatıldığını, .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı takibine konu bono gereğince davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile anılan takip ve bononun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesi ile her ne kadar .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı takibine konu bono gereğince davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ise de, 18/03/2023 tarihli dilekçesi ile .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasında müvekkillerinden ... tarafından 99.968,50-TL ödenmek suretiyle infazen kapatıldığından, davanın istirdat davasına dönüştüğünü, işbu nedenlerle müvekkili tarafından ödenen 99.968,50-TL'nin davalı taraftan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacılar arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, akdedilen bu sözleşme ve ekleri neticesinde müvekkil şirket tarafından işletilen şube, acente olarak işletmesine bırakıldığını, müvekkili şirket yetkilileri tarafından kasa bülteni üzerindeki veriler doğrultusunda yapılan günlük kasa nakit ve süspan kontrolleri sonucunda; birimde bulunmayan ve ibraz edilmeyen faturaların tahsil olduğu halde tahsil gösterilmeyip, oluşan nakdin genel müdürlük hesabına havale edilmemesi, günlük oluşan nakdin birimde bulunmaması ve ibraz edilmemesi, genel müdürlük hesabına yatırılmaması, mal bedelli kargonun teslim/tahsil düşülmeyerek tahsil edilen mal bedeli tutarının genel müdürlük hesabına havale edilmemesi, müşterilerin bilgisi dışında gerçeğe aykırı olarak müşteriler adına koli satış faturası düzenlenmesi ve müşteriler ile cari mutabakatsızlığa sebebiyet verilmesi üzerine durum tespit edildiğini, son olarak ise müvekkil şirket aleyhine kasa bülteninde açık olduğu tespit edildiğini, bunun üzerine taraflar arasında akdedilen sözleşmenin feshedildiğini, fesih üzerine de acentenin kendi personeline ait kıdem tazminatı, aylık ücreti (maaşları) ve personel yemek ücreti, vadesi geçmiş süspan ve hatta acentenin faaliyetinde kullandığı araçların bakım ve tamir giderleri veya bu araçlar nedeniyle kesilen idari para (trafik cezaları), sürücü maliyeti, acente tarafından ödenmesi gereken ancak ödenmeyen işbu bedellere ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından ödemeler yapılmak zorunda kalındığını, her ne kadar davacılar tarafından ilgili kambiyo senedi üzerinde tahrifat yapıldığı iddia edilmişse de işbu iddia da gerçeği yansıtmamakta olup, kötü niyetten öteye gidemediğini, icra takibine konu senet tüm unsurları ile kambiyo senedini haiz şartları taşımakta olup, davacıların yaptığı tüm itirazların haksız ve kötü niyetli olduğunu, tüm bu açıklanan nedenlerle davacının durdurma talebinin reddini, haksız davanın külliyen reddini, davacılar aleyhine %20’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı takip dosyasının UYAP üzerinden celp edilerek, dosya kapsamına alınmıştır. Mali Müşavir bilirkişinin 16/01/2023 tarihli raporunda özetle; Davacının 2019 yılı ticari defterlerinde, 31/12/2019 tarihi itibariyle davacının davalı şirketten 66.015,84TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu; Davalının 2019 yılı ticari defterlerinde, 31/12/2019 tarihi itibariyle davacının davalı şirketten 41.946,90TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu; Davalının 2020 yılı ticari defterlerinde ise, 01/02/2020 tarihi itibariyle davacının davalı şirketten 36.900,58TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu; sonrasında davalı şirketin davacının borcuna aşağıdaki "borç" sütununda yazılı olan toplamı 98.849,39TL olan tutarları kaydetmesi neticesinde davacının 61.948,81TL borçlu hale geldiği; Davalının, 28/12/2020 tarihinde davacıya göndermiş olduğu mailde, davalının ... Acente ile ilgili olarak 4.334,75TL + Esat Acente ile ilgili olarak 10.007,54TL alacaklı olduğu belirtilmiş olmakla birlikte; ticari defterlerine 01/02/2020 tarihinden sonra (ki 01/02/2020 tarihi itibariyle de davacı 36.900,58TL alacaklıdır) davacının borcuna kaydettiği toplam 98.849,39TL tutarındaki kayıtlar neticesinde davacının 61.948,81TL borçlu hale geldiği; davalının, huzurdaki davaya konu takipte de işbu tutarı (61.948,81TL'yi) talep ettiği, Davacının 2020 yılı ticari defterleri incelemediği için davalının ticari defterlerinde davalının borcuna kaydettiği aşağıdaki tutarların, davalının defterlerinde de kayıtlı olup olmadığının tespit edilemediği; Bu haliyle de, davacının 2020 yılı ticari defterlerinin de incelenmesi gerektiği ve ayrıca davalının da yukarıdaki kayıtlara ait belgelerini (kayıtlara dayanak fatura, dekont gibi belgeleri) sunması gerektiği; bu eksiklikler giderildikten sonra davaya konu senedin teminat senedi olup olmadığının tespit edilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacılar vekili 18/03/2023 tarihli dilekçesi ile, davanın icra dosyasına yapılan ödeme nedeniyle istirdat davasına dönüştüğünün bildirildiği dilekçesinin davalıya tarafa usulüne uygun olarak tebliğe çıkarıldığı anlaşılmıştır. Mali Müşavir bilirkişinin 17/09/2023 tarihli ek raporunda özetle; Sonuç itibariyle, Davaya konu senedin davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, Davacının 31/01/2020 tarihinden sonra herhangi bir ticari faaliyeti olmadığından, bu tarihten (31/12/2020) sonrasına davacı ile ilgili herhangi bir kayıt yapılması da mümkün olmadığından, davalı şirketin ticari defterlerinde 01/02/2020 tarihine kadar olan kayıtlara itibar edilmesi halinde, 01/02/2020 tarihinden itibaren davacının davalı şirketten 36.900,58TL alacaklı olduğu; ayrıca, davalı şirketin ticari defterlerinde 01/02/2020 tarihinden sonra davacının borcuna kaydedilen toplam 98.849,39TL ile ilgili olarak, bu kayıtlara dayanak herhangi bir belgenin de davalı şirket tarafından sunulmadığı, bu haliyle de (aşağıdaki (c) maddesinde belirtilen hususların Sayın Mahkemenizce değerlendirilmesi sonucuna göre) davacının 01/02/2020 tarihinden itibaren davalı şirketten 36.900,58TL alacaklı olduğunun kabul edilebileceği hususunun değerlendirmesinin Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu, Kök rapor tanziminde, davalı şirket vekili tarafından tarafından davacı ile ilgili tüm kayıtların "... Tic" cari hesabında takip edildiği belirtildiğinden, davalı şirketin ticari defterlerinde, acente ... firmasına ait hesabın (320.01.01 cari hesabının) cari kayıtlarının incelendiği (bu hususun kök rapor tanziminde sehven ayrıca belirtilmediğinin görüldüğü); davaya konu icra takibinde davalının talep ettiği tutarın da, ... şirketinin cari hesabının 28/12/2020 tarihli 61.948,81TL tutarındaki borç bakiyesi olduğu; yukarıdaki tespitler dahilinde gerek bu borç tutarının (320.01.01cari hesabında takip edilen ... firmasının borcunun), gerekse de bu borç tutarının davacıdan talep edilip edilemeyeceğinin değerlendirmesinin Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu, Davaya konu senedin davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca davalı şirketin ticari defter kayıtları tekrar incelendiğinde, işbu senedin herhangi bir borç karşılığında verilmiş olduğu yönünde de herhangi bir tespit yapılamadığı; yukarıda yapılan tüm tespitler neticesinde işbu senedin teminat senedi olarak verilmiş olabileceğinin değerlendirmesinin Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, teminat olarak alındığı ve usulsüzce takibe konu edildiği iddia edilen senedin takip konusu edilen miktarına dair menfi tespit istemine ilişkin olup yargılama devam ederken takip dosyasına icra tehdidiyle yapılan ödeme nedeniyle istirdat davasına dönüşmüştür. Davacılar kambiyo takibine konu edilen teminat senedinin acentelik ilişkisi nedeniyle miktar kısmı hariç boş olarak davalıya verildiğini, acente şubeleri kapsatılmasına ve başkaca alacak iddiası bulunmamasına rağmen teminatın takibe konu edildiğini belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Yargılama devam ederken icra kanalıyla yapılan ödeme nedeniyle ödeme miktarı harçlandırılan dava istirdat istemine dönüşmüştür. Davalı yan dava konusu senedin acentelik ilişkisi sona ermesine rağmen sonradan ortaya çıkan kasa açığı, tahsil edilip bildirilmeyen faturalar, işçi ödemeleri, trafik cezaları gibi nedenlerle davacı yanca düzenlendiğini, hak ediş ilişkisi sona erdiğinden doğrudan kesinti yapılamadığını, sözleşmeden sonra borca karşılık teslim edilen senedin teminat vasfında olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra menfi tespit davası açmıştır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklı üzerindedir. Ancak dava konusu borç dayanağı kıymetli evrak vasfını haiz bono niteliğinde olup soyut borç ikrarı içerdiğinden ispat yükü davacılar üzerindedir. Senedin teminat senedi olduğunu ve karşılığının kalmadığı hususunda ispat külfeti yine bunu iddia eden davacılar üzerinde olup, senet metninde senedin teminat senedi ya da bu anlama gelen herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Yine senet üzerinde borç doğuran dayanak işlem kaydı zorunlu unsurlardan olmasa da nakden veya malen gibi belirlemelerin de senedin edinme sebebini kısıtladığı, farklı bir sebep ileri süren tarafın senedi talil ile ispat yükünü üzerine alacağı sabittir. Dosyamız kapsamında davacı malen kaydı bulunan senedin teminat olarak alındığını, davalı yan ise senedin acentelik ilişkisinden sonra ortaya çıkan borç nedeniyle verildiğini ileri sürmekle her iki taraf da senedi talil etmektedir. Çift taraflı talil ispat yükünü yer değiştirmese de davalı yan taraflar arasındaki acentelik ilişkisini ve ilişkinin sona erdiğini kabul etmektedir. Davacının sunduğu ve itiraza uğramayan mail yazışmalarından anlaşıldığı üzere taraflar arasında 29/12/2020 tarihinde ibralaşma gerçekleşmiştir. Buna karşın bono vadesi 10/03/2020 tarihlidir. Dolayısıyla acentelik ilişkisi 12/2020 tarihinde sona ermesine ve ibralaşma gerçekleşmesine rağmen bu tarihten sonra davalının iddia ettiği şekilde ortaya çıkan alacak iddiası karşısında daha öncesinde 03/2020 vadeli bono alındığını ileri sürmek hayatı olağan akışına uygun değildir. Yine alınan kök raporda incelenen davalı defterlerinde dava konusu bononun kayıtlı bulunmadığı, dava dışı ... adlı borçlu şirket hesabından 61.948,81 TL'lik borç bakiyesi bulunduğu ve bu miktarın dava konusu takipteki asıl alacak tutarının birebir örtüştüğü görülmektedir. Davalı yan defterleri bu yönüyle kendi aleyhine kayıt içermekle cevap dilekçesinde ileri sürmediği bir farklı bir alacaklılık ilişkisinden davacının borçluluğuna dayanması mümkün olmamakla birlikte savunmanın genişletilmesi yönünden davacı muvafakati de bulunmamaktadır. Davalının defter kayıtlarında davacının 28/12/2020 tarihinde belge içermeyecek ve şeffaf olmayacak şekilde borç eklenmesi de bir gün sonraki ibralaşma karşısında hesap verebilir bir kayıt olarak görülmemiştir. Netice olarak her ne kadar senedin teminat senedi olduğunu ispat yükü davacı üzerinde ise de taraflar arasındaki tek ticari ilişki olan acentelik kapsamında başka bir borç ilişkinin gündeme gelmediği, mevcut borç ilişkisi kapsamında da senet vadesinden sonra ibralaşmanın gerçekleştiği, ibralaşmadan bir gün önceye denk gelir şekilde ve dayanak bildirilmeksizin davacı hesabına borç kaydedilmesinin hesap verebilir bir kayıt olmadığı, farklı bir ticari ilişki iddiasının gündeme getirilmediği, böyle bir ilişki varsa dahi iddia veya ispatının davalı üzerinde olduğu, bu yönde bir savunması bulunmayan davalının teminat iddiasının aksine alacaklılığına dair temel ilişkiyi destekleyen delillerini sunup haklılığını ispat etmesi ve senetteki malen kaydını açıklaması gerektiği, ancak davacının tek ticari ilişki iddiasını davalının aşmadığı, bu yönde delil veya ispat bulunmamakla birlikte takip kadar alacak iddiasının dava dışı ... adlı şirket hesabından takip edildiği, bu şirketin davacı ile ilintisi bulunsa dahi alacak iddiasının bu yöne hasredilmediği, dolayısıyla mevcut senedin davacının iddiası yönünden teminat olarak verildiğinin kabulü ve ibra suretiyle borç ilişkisi sona ermekle iadesi gerekirken başka bir şirket alacağı nazara alınarak takibe konu edilmesinin haksız olduğu anlaşılmakla takipteki miktar itibariyle dava kabul edilerek icra kanalıyla ödenen bedellerin ödenme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya iadesine karar vermek gerekmiş, istirdat davasına dönüşen uyuşmazlığın niteliği nedeniyle yasal dayanağı bulunmayan tazminat talebi reddedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile, davacıların ... İcra Dairesinin 2021/... esas sayılı takip dosyasından davalı takip alacaklısına borçlu olmadıklarının tespiti ile bu kambiyo takibi kapsamında icra kanalıyla davalıya ödenen toplam 99.968,50 TL'nin; 95.448,50 TL'sine 02/09/2022 tarihinden, 1.370,00 TL'sine 27/09/2022 tarihinden, 3.150,00 TL'sine 04/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacılara iadesine, 2-Yasal koşulu bulunmayan tazminat talebinin Reddine, 3-Alınması gereken 6.828,85-TL karar ve ilam harcından 1.182,92-TL peşin harç, 524,31-TL tamamlama harcı toplamı 1.707,23-TL harcın düşümü ile eksik kalan 5.121,62-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvuru harcı, 1.182,92-TL peşin harç, 524,31-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.787,93-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.060,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.18/12/2023 Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/121, K. 2023/988, T. 18.12.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-121-e-2023-988-k-035d28ec2b88