İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/347 E. 2023/803 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/347
Karar No
2023/803
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/347 Esas KARAR NO:2023/803 DAVA:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:29/05/2019 BİRLEŞEN: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... Esas DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:20/01/2020 KARAR TARİHİ:16/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirket ile davalı kurum arasında 01.04.2014 başlangıç tarihli "Özel Güvenlik Hizmet Alımı" sözleşmesi imzalandığını ve ilk dönem sözleşme 25.02.2019 tarihinde son bulduğunu, akabinde yeni dönemde yapılan ihalede müvekkil firma uhdesinde kaldığından 26.02.2019 başlangıç tarihli ikinci dönem hizmet sözleşmesi taraflar arasında imzalandığını, Müvekkil firma yaklaşık 5 yıl boyunca davalı kuruma Özel Güvenlik Hizmeti vermiş ve bu süre zarfında sözleşme hükümlerine aykırı hiç bir hukuka aykırı eylem içine girmemiş ve müvekkil firma yine bu süreçte davalı tarafından yazılı veya şifai hiçbir uyarıya dahi maruz kalmadığını, bu maddi gerçeğe rağmen ve ortada hiçbir haklı gerekçe olmadan müvekkilin hizmet sözleşmesi davalı tarafından .... Noterliğinin 18.04.2019 tarih ve 6486 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 22.04.2019 tarihinde tek taraflı olarak fesih edildiğini, akabinde iş yerinde çalışan tüm personelin Kıdem ve İhbar tazminatları ile birlikte yasal işçilik alacakları Arabuluculuk anlaşma belgesi karşılığında işçilerin banka hesaplarına davalı tarafça ödendiğini, davalı taraf Özel Güvenlik hizmet sözleşmesini hukuka aykırı olarak fesih ettiği gibi bir de müvekkilin rızası hilafına olacak şekilde çalışan personellere haricen ödemeler yapıldığını, davalı tarafından işçilere yapılan mevcut ödemeler ise müvekkilin hakedişlerinden kesilmiş olup ayrıca sözleşme kapsamında ...A.Ş. den alınan 283.000,00 TL bedelli teminata da hukuka, yasaya ve yargı kararlarına aykırı olarak davalı tarafça el konulduğunu, hakedişlerin ödenmemesi ve Teminatın iade edilmemesi üzerine müvekkil firma yetkilileri davalı kurum ile yapmış olduğu şifai görüşmelerde kurum aleyhine, çalışan personellerin ihtarname çektiği ve olası açılacak işçilik alacaklarına ilişkin davaların risk oluşturduğu ayrıca çıkartılan personellere yapılan ödemeler nedeniyle davalı kurumun maddi zarara uğradığı gerekçesiyle teminat tutarının paraya çevrileceği bilgisi müvekkillere iletildiğini, taraflar arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmeleri uyarınca kesin teminat ve ek kesin teminatların geri verilmesindeki usul açıkça düzenlenmiş olup bu düzenlemeye göre, yüklenicilerin işçi ücret ve alacaklarını tam olarak ve zamanında ödemiş olması ayrıca SSK ve sair resmi kurumlar nezdinde hiçbir borcu bulunmaması halinde teminatların iade edileceği açıkça belirtildiğini, Müvekkil şirketin resmi dairelere ve işçilere gerek ihale öncesi ve gerekse ihale sonrası hiçbir borcu bulunmadığını, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hizmet sözleşmesinin haksız yere fesih edilerek çalışan personele sırf kıdem ve ihbar tazminatı ödenmemesi nedeniyle kesin teminat paraya çevrilemez ve hak edişlere el konulamayacağını, aksi durum hakkın kötüye kullanılması halini oluşturduğu gibi bunun da konusu suç teşkil ettiğini, müvekkil firma davalı tarafın tek taraflı ve hukuka aykırı eylemleri neticesinde maddi olarak zor duruma düşmüş olup ticari olarak beklediği kardan da mahrum kaldığını, buna rağmen davalı taraf, Arabuluculuk anlaşma belgesi gereği işçilere ödediği 328.550,00 TL, Arabulucuya ödediği 23.120,00 TL, İşçilere ödediği 46.000 TL Avans ödemesi ile bir personelin davalı tarafa ihtarname ile talep etmiş olduğu 60.000 TL lik işçilik alacağı ile birlikte Şubat ayında müvekkile ödenen ilk hak ediş ödemesi olan 17.734,17 TL dahil olmak üzere toplam 475.404,17 TL kadar müvekkilden alacaklı olduğunu tarafımıza bildirdiğini, an itibariyle davalı tarafın, müvekkil firma aleyhine başlatmış olduğu herhangi bir icra takibi veya alacak davası da bulunmadığını, bu sebepler ve dilekçemiz ekinde sunduğumuz deliller ile sabit olduğu üzere müvekkil şirketin davalı kuruma hiçbir borcu bulunmadığı gibi toplam 325.897,84 TL de alacaklı bulunduğunu, davalı kurum hukuka aykırı olarak yapılan işlemler neticesinde müvekkil şirketin sorumlu olmadığı ve ileride doğması ihtimale dayalı ve yargılamayı gerektirir alacaklar nedeniyle hak edişine ve teminatına hukuka aykırı şekilde el konulması ve teminatın paraya çevrilmesi tehdidi altında talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkil aleyhine ikame edilen dava usul ve yasaya aykırı olup hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesindeki beyanlarını kabul etmediklerini, davacı vekilinin haksız ve mesnetsiz beyanlarını içeren dava dilekçesinde yer alan tüm iddialar soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında imzalanan Özel Güvenlik Hizmet Alımı Sözleşmeleri, müvekkil tarafından keşide edilen ihtarnameler incelendiğinde davacının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiği açıkça anlaşılacağını, söz konusu sözleşmelerde; tarafların hak ve yükümlülükleri, personele ve hizmete ilişkin esaslar, mali ve idari esaslar, sözleşmenin feshi başlıkları adı altında ayrıntılı olarak belirlendiğini, davacının sözleşmeye aykırı işlemleri nedeniyle müvekkilce davacıya gönderilen .... Noterliği’nin 05.04.2019 tarih ... Yevmiye No’lu İhtarnamesi ile eksikliklerin giderilmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceği ihtar edilmiş ancak davacı yanca bu hususta herhangi bir girişimde bulunmadığını, bunun üzerine .... Noterliği’nin 18.04.2019 Tarih ... Yevmiye No’lu İhtarnamesi ile rücu ve tazminat dâhil fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 25.02.2019 tarihli sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği davacıya bildirildiğini, davacı şirket bünyesinde çalışan özel güvenlik personellerinin; uygunsuz tutum ve davranışları, müvekkil yönetimine karşı lakayt davranışları, işe mazeretsiz devamsızlık yapmaları, çalışma isteğini kaybetmiş olmaları, izinsiz nöbet yerini terk etmeleri, eski kıyafetlerle çalışmaları, iletişim araçlarının yetersizliği, aktif personellerini SGK kayıtlarında giriş-çıkış yapılması, bu durumun çalışan personele tazminat hakkının doğmasına yol açması vd sorunlar güvenlik hizmetinin aksamasına ve yerleşke sakinlerinin müvekkil yönetimle karşı karşıya gelmesine neden olduğunu, sözleşmenin fesih tarihine kadar geçen süre zarfında; yüklenici davacı tarafından sürecin sözleşme hükümlerine aykırı şekilde yürütülmesi müvekkili son derece zor durumda bıraktığını, ihtiyati tedbir kararına ilişkin ise sayın mahkemenizin 03.07.2019 ara kararı ile ...A.Ş. ait 283.000,00TL bedelli teminat mektubunun paraya çevrilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiğini, HMK’nun m.390/3: “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” şeklinde olduğunu, huzurdaki davada ise davacının iddiaları tamamen kötü niyetli olup, davacı yanca iddialarını ispatlayacak somut herhangi bir delil ortaya konulmadığını, işbu karar müvekkilin mağduriyetine neden olduğundan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını ve davacı yanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... E SAYILI DOSYASINDA: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 199.524,76 TL alacağının tahsili amacıyla davalı-borçlu aleyhine karşı ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından başlatılan ilamsız icra takibine karşı davalı borçlu tarafından yapılan, haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline ve takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; davacı ile davalı arasında imzalanan 01.04.2014 başlangıç tarihli hizmet alım sözleşmesi, davacı ile davalı arasında imzalanan 26.02.2019 başlangıç tarihli hizmet alım sözleşmesi, sözleşme kapsamında davalıya verilen teminat mektubu örneği, taraflar arasında karşılıklı olarak gönderilen ihtarnameler, davalı tarafa kesilen 2019 nisan ve mart ayı e-faturaları ile sistem red yanıt, arabuluculuk son tutanağı, müvekkil şirketin sgk ve vergi dairesi nezdinde borcu bulunmadığına dair borçsuzluk yazıları, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi incelemesi, tanık, yemin ve sair her türlü yasal delillerine dayanmıştır. Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişi ...'dan alınan 22/09/2022 havale tarihli raporunda: ''... Taraflar arasında 01/04/2014 başlangıç tarihli Özel Güvenlik Hizmet alımı sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmenin 9. Maddesinde fesih şartları bleirlenmiştir. Davalı 05/04/2019 tarihinde ihtarname çekmiş ve sözleşmenin 13. * b maddesi yine sözleşmenin 13-c maddesi sorumlulukların yerine getirilmediği ihtar edildiği görülmüştür. Davacı hakkında işçi alacakları ile ilgili yukarıya dosya Esas numaralarının dökümleri çıkarılan 8 adet alacak davasının açıldığı tespit edilmiştir. Davacı firma, davalı tarafa sunmuş olduğu hizmet bedeli olarak 2019 Mart ve Nisan ayları hizmetine ilişkin 325.897,84-TL e-fatura kestiği görülmüştür. Ancak bu davalı tarafça kabul edilmemiştir. Cari hesaba da işlenmediği tespit edilmiştir. Sözleşmenin haklı olarak feshedildiği kanaatine varıldığı takdirde, eğer dava dışı işçilere ödenen tazminat vs masraflar mahsup edildiğinde, davacının davalıya 149.556,33-TL tutarında borçlu olacağı, Eğer sözleşmenin haksız feshedildiği sonucuna varılır ise, davacı ... Özel Güvenlik’in ödenmemiş 325.897,84-TL alacağını talep etme hakkına sahip olacağı, ancak, dava dışı işçilere arabuluculuk ile yapılan işçi ücreti ödemelerinin bundan mahsubunun gerekeceği; davacının icra takibine konu alacağı bakımından, davalı tarafça dava dışı işçilere arabuluculuk yöntemi ile ödenen işçi ücretlerini mahsup ettiklerini belirterek, kalan bakiye olan 189.485,90 TL lik fatura alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, hal böyle olunca da davacının bu alacak talebinde bulunabileceği değerlendirilmektedir. Öte yandan, davalının feshinin haksız olduğu sonucuna varılırsa, ayrıca, davalının banka teminat mektubunu haksız olarak nakde tahvil ettiğinin tespiti gerekecektir..." tespit ve rapor edilmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna itiraz ve beyanları doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor istenilmiş olup, bilirkişi heyetince 27/02/2023 havale tarihli raporunda: ''... taraflar arasında 01.04.2014 başlangıç tarihli Özel güvenlik hizmet alımı sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmenin 9. Maddesinde fesih şartları belirlenmiştir. Davalı 05.04.2019 tarihinde ihtarname çekmiş ve Sözleşmenin 13. * b maddesi yine sözleşmenin 13-c maddesi sorumlulukların yerine getirilmediği ihtar edildiği görülmüştür. Davacı hakkında işçi alacakları ile ilgili yukarıya dosya Esas numaralarının dökümleri çıkarılan 8 adet alacak davasının açıldığı tespit edilmiştir. İmzalanan sözleşmenin 9. Maddesine göre, Çalışanlara ödemede acze düşmesi, mevzuata aykırı şekilde hizmet görülmesi durumunda sözleşmenin feshedilmesi hakkı davalı tarafından kullanılmış olup çalışan personelin alacakları sözleşme gereği ödenmiştir. Alacaklı personelin listesi ve ödenen tutarları gösteren liste ile ödeme dekontları dosyada mevcut olup görülmüş ve toplam 328.550.00 TL ödendiği listelenmiştir. Davalının haklı fesihte bulunduğunun kabulü halinde; yukarıda dökümü verildiği üzere kalan alacak tutarının 189.485.90 TL.olduğu ve tahsili için de kanuni yollara baş vurabileceği kanaatine varılmıştır.Temerrüt faizi 2019 yılı için %21.25, 245 gün , 27.027.69TL., 2020 yılı %15 28.422.88 TL,, 2021 yılı %18.25 ,34.581.17. TL ,2022 yılı %17,25 32.686.63 TL, 2023 yılı için %11.75 52 günlük 3.171.94 TL toplamının 125.890.31 TL olduğu hesaplanmıştır ..." tespit ve rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, davacı yanın feshedilen sözleşme kapsamında 475.404,17 TL borçlu olmadığının tespiti ile ...A.Ş. den alınan 283.000,00 TL bedelli teminatın davacıya iadesine, birleşen dava ise fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davacı yan dava dilekçelerinde; taraflar arasında hizmet sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak fesih edilduğunu, akabinde iş yerinde çalışan tüm personelin Kıdem ve İhbar tazminatları ile birlikte yasal işçilik alacaklarının arabuluculuk anlaşma belgesi karşılığında işçilerin banka hesaplarına davalı tarafça toplam 475.404,17 TL ödendiğini, davalı yanın sözleşmeyi hukuka aykırı olarak fesih ettiği gibi bir de davacının rızası hilafına olacak şekilde çalışan personellere haricen ödemeler yaptığını, bu tutarın kendilerinden talep edildiği, ayrıca davalı uhdesinde 283.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının olduğunu ileri sürerek bunun iadesi ile tarafça talep edilen 475.404,17 TL tutarında davalı yana borçlu olmadıklarının tespitini istemiş, birleşen davada ise; davalı şirketten 325.897.84 TL alacağı bulunduğunu, takibe itiraz üzerine davalı borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı yan cevabında; davacının sözleşmeye aykırılıklarının tespit eilerek (personelin işe devamsızlığı, yönetime karşı lakayt davranışları, izinsiz nöbet yerlerinin terk edilmesi, kıyafet uygunsuzlukları, iletişim araç yetersizliği, personel kayıtlarında aktif çalışanların SGK giriş çıkış yapılarak tazminat haklarının doğmamasına yol açılması, güvenlik hizmetlerinin aksatılması, yerleşke sakinlerinin yönetimle karşı karşıya gelmesine neden olunması) ihtarname ile eksikliklerin giderilmesi, aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin ihbar edildiği, ancak davacı yanın bu hususta hiçbir girişimde bulunmadığından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, arabuluculuk anlaşması gereği işçilere 328.550.00 TL, arabulucuya 23.120.00 TL, işçilere 46.000.00 TL ile yine bir işçiye 60.000.00 TL ödendiğini, davacının hakedişi olan 17.734.17 TL dahil olmak üzere 475.404.17 TL davacıdan alacaklı oldukları, davaların reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. Taraflar arasında 01.04.2014 başlangıç tarihli ve yine 25.02.2019 tarihli Özel Güvenlik Hizmet Alımı Sözleşmesi imzalandığı, buna göre davalının üst işveren konumunda olduğu, sözleşmenin davalı tarafından .... Noterliğinin 18.04.2019 tarih ve 6486 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 22.04.2019 tarihinde tek taraflı olarak fesih edildiği, çalışan tüm personelin Kıdem ve İhbar tazminatları ile birlikte yasal işçilik alacaklarının Arabuluculuk anlaşma belgesi karşılığında işçilerin banka hesaplarına davalı tarafça ödendiği hususları çekişmesizdir. Çekişme; sözleşmenin haklı nedenlerle feshedilip feshidilmediği, davalının fesih sonucu işçilere ödediği 475.404,17 TL tutarı davacıdan talep edip edemeyeceği, teminat mektubunun iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı, davacı yanın takibe konu ettiği faturalardan dolayı alacaklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan kök raporda özetle; haklı sebebe dayanan feshin geçerli olabilmesi için, dayandığı sebebin ispat edilmesi, bu sebeplerin sözleşmeye aykırılık teşkil etmesi ve sözleşmeye aykırılık teşkil eden sebeplerin, sözleşmenin feshini haklı kılması gerekir. Sürekli borç ilişkilerinde her türlü sözleşmeye aykırılık, kendiliğinden fesih sebebi oluşturmayıp, sözleşmede ya da kanunda belirlenen şartların mevcut olması ve sözleşmeye aykırılığın çekilmezlik seviyesinde olması gerekir. Sözleşmede haklı fesih sebepleri olarak kararlaştırılan haller bakımından, ayrıca çekilmezlik unsurunun aranıp aranmayacağı hususunda zaman zaman öğretide ve Yargıtay kararlarında farklı görüş ve kararlara rastlansa da, işin temelinde sürekli borç ilişkisinin tasfiyesini gerektiren ağırlığın belirli bir seviyeye ya da yoğunluğa ulaşmış ağırlık olması gerekir. Öyleyse, sözleşmeye aykırılık, tazminat koşulları olduğunda tazminat yükümlülüğü doğursa bile her durumda fesih şartlarını oluşturmayabilir. Haklı sebeple feshin çekilmezlik unsurunun varlığını gösteren hallerden birisi, borçluya sözleşmeye aykırılığa son verilmesinin ya da sözleşmeye uygun davranılmasının ihtar edilip Makul süre tanınmamasına rağmen, bu aykırılıklara son verilmemiş olmasıdır. Bu halde genellikle çekilmezlik uUnsurunun oluştuğu kabul edilmektedir. Davalı ... tarafından ihtarda bulunulduğu görülmektedir. Ne varki davacı fesih sebebi olarak ileri sürülen maddi vakıaları inkar etmektedir. Bu durumda ... tarafından öncelikle bu maddi vakıaların ispatlanması gerekmektedir. İkinci olarak fesih sebebi teşkil eden maddi vakıaların ispatı dışında bu aykırılıkların sona erdirilmesi için uygun (makul) süre (mehil) tanınmasının şart olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Sözleşmesinin 9. Maddesinde idarenin tek taraflı olarak her zaman sözleşmeyi feshedebileceği kararlaştırılmış ve işbu hükümlerde, mehile gerek olmaksızın fesih imkânı getirildiği görülmekte ise de, Türk Borçlar Kanununun ve sözleşmeler hukukunun sürekli borç ilişkileri bakımından hakim olan çekilmezlik koşuluna uygun yorumlanması gerekir. Zira en küçük aykırılık halinde derhal sözleşmenin fesholunacağını kabul etmenin, sürekli borç ilişkilerindeki tarafların riski ve yatırımları dikkate alındığında, ekonomik kişilik haklarına aykırılık yönünden (TBK 27/1) denetime tabi tutulması gereken bir husus oluşturacağı gözden kaçırılmamalıdır. Buna göre; işbu davada ve birleşen davada feshe dayanak teşkile eden maddi vakıaları davacı yan inkar etmektedir. Hal böyle olunca da feshin haklı olup olmadığı, öncelikle maddi vakıanın ispatına, sonra fesih şartlarına uyulup uyulmadığına (örneğin gerekli ise uygun mehil verilip verilmediğine ve mehile rağmen aykırılığın giderilip giderilmediğinin tespitine bağlı olduğu olduğu, sözleşmenin haklı olarak feshedildiği kanaatine varıldığı takdirde, dava dışı işçilere ödenen tazminat vs masraflar mahsup edildiğinde, davacının davalıya 149.556,33-TL tutarında borçlu olacağı, eğer sözleşmenin haksız feshedildiği sonucuna varılır ise, davacı ... Özel Güvenlik'in ödenmemiş 325.897,84-TL alacağını talep etme hakkına sahip olacağı, ancak, dava dışı işçilere arabuluculuk ile yapılan işçi ücreti ödemelerinin bundan mahsubunun gerekeceği; davacının icra takibine konu alacağı bakımından, davalı tarafça dava dışı işçilere arabuluculuk yöntemi ile ödenen işçi ücretlerini mahsup ettiklerini belirterek, kalan bakiye olan 189.485,90 TL lik fatura alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, hal böyle olunca da davacının bu alacak talebinde bulunabileceği, öte yandan, davalının feshinin haksız olduğu sonucuna varılırsa, ayrıca, davalının banka teminat mektubunu haksız olarak nakde tahvil ettiğinin tespiti gerekeceği mütalaa edilmiştir. Davalı yanın kök bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazların karşılanması için aynı heyetten alınan ek bilirkişi raporuna göre de; davacının davalıdan 365.709,42 TL alacaklı olduğu, davalının son iki aylık personel maaşı olarak toplam 176.223.52 TL ödeme yaptığı, buna göre toplam davacı alacağının (365,709,42- 176.223.52=) 189.485.90 TL alacağı mütalaa edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arsında 01.04.2014 ve 25.02.2019 tarihli Özel Güvenlik Hizmet Alımı Sözleşmesi bulunduğu, davalı yanın .... Noterliğinin 15.04.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile, ihtarnamede değinilen eksikliklerin giderilmesi için davacı yana 7 gün süre verilmesini müteakip keşide edilen ikinci ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, fesih nedenlerine ilişkin iddianın davalı yan tarafından kanıtlanması gerektiği, ancak davacı yanın sözleşmeye veya mevzuata aykırı nitelikteki eylemlerine ve ileri sürülen fesih nedenlerine ilişkin dosya kapsamındaki iddiaları ispata elverişli nitelik ve yeterlilikte delile rastlanmadığı, aksi düşnüldüğünde, yani fesih koşullarının gerçekleştiğinin kabulü halinde de, sözleşmenin süresi ve fesih tarihinden kısa süre evvel yenilendiği dikkate alındığında davacı yana değinilen eksikliklerin giderilmesi için verilen 7 günlük sürenin makul bir süre olarak kabul edilemeyeceği, öte yandan, sözleşmenin davalı yana sözleşmeye aykırılık durumlarında para cezası kesme hakkı tanıdığı halde sözleşmenin ayakta tutulması için bu yönteme hiç başvurulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı yanın sözleşmeyi fesihte haklı olmadığının kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna göre, bilirkişi heyeti tarafından dava dışı işçilere ödenen tutarların gösteren liste ile ödeme dekontları kapsamına göre 328.550.00 TL ödendiği, davacı yanın ödenmemiş 325.897,84-TL alacağının bulunduğu, dava dışı işçilere arabuluculuk ile yapılan işçi ücreti ödemelerinin bundan mahsubu sonucu davacının birleşen davada icra takibine konu alacağı fatura alacağının tahsili talebinde bulunabileceği, davalının banka teminat mektubunu iade etmesi gerektiği anlaşıldığından asıl davanın kabülüne, davacının davalıya 475.404,17 TL tutarında borçlu olmadığının tespiti ile ...A.Ş.den alınan 283.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davacıya iadesine, birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasının kabulüne, davalının .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla aynen devamına, davacı alacağının yargılama sonucu belirlenmesi nedeniyle icra tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; ASIL DAVA YÖNÜNDEN; 1-Asıl davanın KABÜLÜNE, davacının davalıya 475.404,17 TL tutarında borçlu olmadığının tespiti ile ...A.Ş.den alınan 283.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davacıya İADESİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 32.474,85-TL harçtan peşin alınan 8.118,72-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.523,20-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvurma harcı, 8.118,72-TL peşin harç, 6.40-TL vekalet harcı, 4.832,93-TL tamamlama harcı, 1.366,05-TL tebligat/ posta gideri, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 19.368,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 72.556,58-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... E SAYILI DAVA YÖNÜNDEN 1-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasının KABULÜNE, davalının .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla aynen devamına, 2-Davacı yanın icra tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 13.629,53-TL harçtan peşin alınan 3.407,39-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.222,14-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 3.407,39-TL peşin harç, 7,80-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.469,59-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 31.923,96-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Davacı vekilinin ve davalı vekillerinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/11/2023 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/347, K. 2023/803, T. 16.11.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-347-e-2023-803-k-8cc69463dbb5