İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/225 E. 2025/657 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/225
Karar No
2025/657
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/225 Esas KARAR NO:2025/657 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:28/03/2025 KARAR TARİHİ:24/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı tarafından, idare .../... İlçesi , ... Mah., ... Cad.,... kapı No’lu bina önünde 06/01/2024 tarihinde yapılan alt yapı çalışması esnasında İdaremize ait atık su hatlarına zarar verildiği, ihbar üzerine iş emri düzenlenmiş olup gerekli onarım işleri mezkûr iş emrine istinaden yapıldığı, yapılan giderlerin ödenmesi davalıdan istenmiş ancak davalı söz konusu hasar masraflarını ödemeye yanaşmadığı, bunun üzerine müvekkil idare tarafından davalı aleyhine yukarıda mezkûr icra dosyası üzerinden (hasar tarihi itibariyle yasal faizleri ile birlikte) toplamda 90.211,80-TL üzerinden icra takibi başlatılmış, takibe davalı/borçlu tarafından itiraz edildiği, yukarıda izah edilen sebepler muvacehesinde; haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına; asıl alacağa 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. Maddesindeki belirtilen orana göre gecikme zammı uygulanmasına, borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkil şirketin sorumluluğunu doğuracak illiyet bağı mevcut değildir. İlliyet bağı sorumluluğun temel öğesi olduğu, zararla eylem arasında illiyet bağının mevcut olması, zararın eylemin bir neticesi olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın meydana gelmeyeceğinin kesin olarak bilinmesi olduğu, hiçbir hukuk düzeni mantık yasalarına göre mevcut olmayan illiyeti yaratamayacağı, mantık bakımından bu illete sonsuz zincir halinde neticeler bağlanabildiği, kusur sorumluluğunda 3 halde illiyet bağı kesilebileceği, bunlar, mücbir neden, zarar görenin ve 3. kişinin ağır kusuru olduğu, öğretide illiyet bağını kesen nedenlerin bütün sorumluluk halleri için (kusursuz sorumluluk da dahil) geçerli olduğu vurgulandığı, illiyet bağı ve illiyet bağını kesen nedenlerin dava konusu olayda var olup olmadığının tetkiki gerektiği, dava dilekçesinde iddia edilen hasardan müvekkil şirketin sorumlu olduğuna dair her hangi bir delil sunulamamıştır. iddiaların ispatlanmadığı açıkça görüldüğü, davacı taraf var olduğunu iddia ettiğin hasarın müvekkil şirketten kaynaklandığını ispatlayacak net ve açık herhangi bir delil sunamadığı, dava konusu alacağın haksız eylem sonucu meydana gelmesi ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, davalı müvekkil şirketin itirazında tamamen haksız ve alacağın da likit olduğundan söz edilemeyeceği ve mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddi gerektiği, yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkil şirket aleyhine doğabilecek herhangi bir zarar sonucu açacağımız her türlü dava ve tazminat hakkımızı saklı tutarak; esasa ilişkin açıklamalarımız doğrultusunda ve res’en görülecek hususlara binaen davanın ve tüm haksız talepler bakımdan esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalı idare tarafından altyapı çalışmaları sırasında, davacı şirkete ait tesislere verilen zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Dosyamıza getirtilen ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 90.211,80-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş olup bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluğunun söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49' deki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde 6098 sayılı TBK'nın 49. ve devamında yer alan esaslar uygulanır. Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olayımıza bakıldığında; dosya kapsamında davacı tarafından sunulan belgeler haksız fiilin meydana geldiği bunun sonucunda oluşan hasar sebebiyle maddi zararın oluştuğu sabit ise de, haksız fiilin davalı Bedaş'ın çalışması sonucunda meydana gelip gelmediği bakımından İBB'ye yazılan müzekkereye verilen yanıtta mahkememizce bildirilen tarihte ve mahalde herhangi bir kazı çalışması yapılmadığının buna ilişkin herhangi bir ruhsat izni verilmemiş olduğunun bildirildiği, davacı tarafça bunun aksini ispata elverişli herhangi bir delil de sunulmadığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-İspatlanamayan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.089,54 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 474,14-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine, 5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 30.000,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine 6-3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2025 Katip ... Hakim ...

Atıf: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/225, K. 2025/657, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-225-e-2025-657-k-2257fc595fd7