İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1117 E. 2025/256 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2015/1117
Karar No
2025/256
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2015/1117 Esas KARAR NO :2025/256 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:26/06/2012 KARAR TARİHİ:15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkili şirket ile davalı ... Sigorta .... Ltd. Şti ile 23/02/2001 tarihinde ....Noterliğinin ... yevmiye nolu acentelik sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmede diğer davalılar müşterek ve müteselsil borçlu olarak yer aldığını, 23.02.2001 tarihinde ....Noterliğinin ... yevmiye nolu sözleşmesi ile acenteliğine tayin edilmiş olan ... .... Ltd. Şti'nin müvekkili şirket adına sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi verildiğini, davalı kendisine verilen yetki uyarınca müvekkili şirket namına poliçe kestiğini, poliçe primlerini tahsil ettiğini, müvekkili şirket davalıdan iyi niyetle tahsil edilen primlerinin ödenmesini talep etiğini, ancak ödeme yapılmaması ve tahsilat problemleri sebebiyle ... Sigorta .... Ltd. Şti acentelik sözleşmesi ....Noterliği'nin 04/01/2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile feshedildiğini, davalının müvekkili şirkete 04.01.2012 tarihi itibariyle 182.007,00 TL anapara borcu bulunduğunu, bu borcun tahsili için ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından hiçbir ödeme yapılmayarak haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, borçlu tarafından icra dairelerinin yetkisine itiraz edildiğini, davalı ile akdedilen acentelik sözleşmesinin 21.maddesinde yer alan hükmü gereğince İstanbul Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkisinin açıkça kabul edildiğini, bu nedenle yapılan yetki itirazının haksız olduğunu, gerek icra müdürlüğü ve gerekse mahkemenin yetkili olduğunu, borçlu tarafından likit olan alacağa haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, ayrıca % 40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, borçlunun itirazı ile takibin durduğunu, takibe devam edebildiklerini, alacağı tahsil edebilmek için davayı açtıklarını, davanın kabulü ile ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, % 40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde: Davacıya karşı sözleşmeyi yapan ... Sigorta ....Ltd.Ştinin sorumlu olduğunu, diğer müvekkillerinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davada zaman aşımı bulunduğunu, davacının 182.007.00 TL alacaklı olduğunu belirttiğini, icra takibinde ayrıca 4.188.65 TL faiz tahakkuk ettirdiğini, faizin neye göre hesaplandığının anlaşılamadığını, asıl alacağın talebinin de temelden ve hukuktan yoksun olduğunu, talep edilen prim bedellerinin ... Turlar ve Turistik Yat.A.Ş.ne ait poliçeler olduğunu, primler ödenmeyince davacıya gönderilen fax ile poliçelerin iptal edildiğinin belirtildiğini, 2004 yılından 2012 yılına kadar davacının sessiz kaldığını, alacağın nereden kaynaklandığını ve temerrüdün ne şekilde başladığının belirlenemediğini, davanın haksız açıldığını reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsilini talep etmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davanın, davalı şirketle olan acentelik sözleşmesi gereği, davalı şahısların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, prim tahsilinin yapılması için yapılan takibe itirazın iptali davası olup, davalılara tebligat yapıldığı, davalılar vekilinin cevap verdiği, icra dosyasının geldiği, itirazın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Yapılan yargılamada iddia ve itirazlar tekrarlanmış, takip dosyası, poliçeler, acentelik sözleşmesi fesihname çek senet bordroları, şirket kayıtları, yapılacak bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. ....İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile acentelik sözleşmesine istinaden davalılar aleyhine 182.007 TL asıl alacak ve 4.188,65 TL faizi ile toplam 186.195,65 TL üzerinden yapılan takibe borçlular tarafından yetki ile tüm borca itiraz ettikleri görülmüştür. Davalının yetki itirazı sözleşmenin 21.madde gereğince yerinde görülmemiş, husumet itirazınını esas hükümle , zamanaşımı itirazının ise ticari ilişki, ödemeler, fesihname ve davanın mahiyeti nedeniyle yerinde görülmeyip red olunmuştur. Mahkememizce tarafların iddia ve itirazları doğrultusunda davacının var ise alacağının belirlenmesi için inceleme kararı oluşturulmuş, yapılan incelemede; sözleşme ile şirkete acentalık sözleşmesi ile poliçe düzenleme ve prim tahsil yetkisinin verildiği ve davalı şahısların müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları, acentanın tahsil ettiği primlerin emanet niteliğinde olup, süresinde sigortaya ulaştırmakla yükümlü olduğunu, sunulan ....Noterliğinin 04.01.2012 -... nolu ihtarı ile azil ve fesihname ile ilişkisinin sonlandırıldığının bildirildiği, davacı kayıtlarında poliçelere ait prim tutarlarının davalı hesabına borç kaydedildiği, yapılan iptallerin alacak olarka kaydedildiği, yine komisyonların davalı şirket hesabında alacak kaydı ile 182.007,75 TL alacağının oluştuğunun belirlendiği, davalının ibraz ettiği 2004 yılı kayıtlarında iptali istenen poliçelerin bulunduğu, ancak ticari ilişkinin 2011 yılı sonuna kadar devam ettiği, 2012 yılı defterlerinin incelemesinde davacıya borcunun bulunmadığının saptandığı, iptali talep edilen poliçelerden sonra ilişkinin devam ettiği, dikkate alındığında tahakkuk eden prim alacağının doğduğunu, davalının iptalini istediği poliçeler yönünden davacı tarafından iptal edilip edilmediği, yönünde bilgisi olması gerekip, ancak davacı şirket muavin defter ve kayıtlarında iptali talep olunan poliçelerin görülmediğini, davacı beyanı ile de TTK hükümleri doğrultusunda geçerli feshi mümkün poliçe bulunmadığı, davalı tarafından ödemeye dair belge ibrazı olmayıp, poliçe iptaline yönelik kayıtta bulunmadığından, davalının delil listesinde belirttiği iptalini istediği poliçelere ait el yazısı belgenin 2004 tarihli olup, bu tarihten sonra ticari ilişkinin 2011 yılı sonuna kadar devam ettiği denetlenmiştir. Mahkememiz ... sayılı kararı ile karar verildiği, kararı davalılar vekilinin temyiz etmesi sonucu dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2014/17928 Esas 2015/6788 sayılı Yargıtay İlamı ile: " 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına, mahkemece alacağın likit nitelikte kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.2-Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının 182.007 TL prim alacağı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı taraf cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna karşı beyanında, davaya konu alacağın dava dışı ... A.Ş. firması için düzenlenen poliçelerden kaynaklandığını, bu poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, davacı sigorta şirketine anılan firmadan alınan kambiyo senetlerinin verildiğini, bu senetler hakkında davacının icra takibi yaptığını belirtip, poliçe numaralarını ve icra takip dosyalarını bildirdiği halde, mahkemece davalının ciddi savunma ve itirazları üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir. Nitekim, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davalının iptal edildiğini belirttiği poliçelerin davacı tarafından ibraz edilmesi durumunda bu hususun inceleme konusu yapılabileceği belirtilmiştir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa hangi poliçeler nedeniyle prim alacağı bulunduğu açıklattırılarak, davalının iptal edildiğini belirttiği poliçeler ve icra takip dosyaları getirtilerek, davaya konu poliçe prim tutarları ile ilgili davacı şirketin icra takibi yapıp yapmadığı belirlenerek, tarafların sunduğu delil ve belgeler ile rejistro kayıtları incelenerek, iptal edilen poliçeler tespit edilip, bu surette davacının ne kadar prim alacağı bulunduğu hesaplanarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.3-Öte yandan, kabule göre de dava kısmen kabul edildiği halde, kendisini davada vekille temsil ettiren davalılar yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." şeklinde karar verilmiştir. Dosya temyiz sonucu mahkememize gönderilmiş, mahkememiz ... Esasına kaydı yapılmış, taraflara karar ilamı ve tensip tutanağı tebliğ edilmiştir. Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ve Dr. ... tarafından hazırlanan 16.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda: "Davacının 2003, 2004 ve 2015 yıllarına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, delil kabiliyetleri Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davalının 2012 yılına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutulmadıktan anlaşılmakla (kebir defteri tasdiksiz ve yevmiye defteri noter kapanış tasdiki yaptırılmadığından, davacının yasal ticari defterlerinin birbirini teyit ettiğini söylemenin mümkün olmadığı görülmekle, delil kabiliyetleri mahkemenin takdirinde olduğu, mahkeme tarafından davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde 29.02.2012 takip tarihinde davacının muhasebe kayıtlarına göre, davalıdan 182.007,75 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından dava dosyasına sunulan davalıdan prim alacağına yönelik listenin 27 sf. olduğunun görüldüğü, prim listesine göre, davacının davalıdan 182.146,50 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, ... Turlar ve Turistik Yat.A.Ş. yönünden; davalı tarafından davacı nezdinde dava dışı ... ve Turistik Yat. A.Ş.'ye düzenlenen poliçe listesine göre, iptale konu olan poliçelere göre; Davalı tarafından ...'a 96.095,64 TU brüt prim kesildiği, davalının talebi ile (...'un ödeme yapmaması sebebiyle) 93.316,41 TL brüt prim tutarında poliçelerin iptal edildiğinin görüldüğü, davacının davalıyı takip ettiği açık hesap ekstresine göre, davalının borcundan 98.500,55 TL düşüldüğü, davacı nezdindeki iptal poliçelerden kaynaklı davalının borcundan mahsup edilen 98.500,00 TL tutarın içinde yukarıda bahsedilen 93.316,41 TL prim tutarının dahil olabileceği düşünmekle birlikte, davacı şirket tarafından ayrıca dava dosyasına ayrıntısının sunulup sunulmaması hususu mahkemenin takdirinde olduğu, davacı taraf 29.02.2012 tarihli icra takibinde 182.007,00 TL asıl alacağına 4.188,65 TL işlemiş faiz talep ettiği, ancak dosya içeriğinde davalının icra takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir noter ihtarı ve/veya benzeri bir temerrüt ihtarı bulunmamaktadır, bu halde davacının işlemiş faiz talebi mahkeme'nizin takdirinde olduğu, borçlunun icra takibinden önceki dönemde temerrüde düşürüldüğü kamtlanamadığından işlemi faiz istemi ret edilmeli ve takip konusu alacağa takip tarihinden İtibaren faiz İşletilmelidir. TCMB verilerinden 29.02.2012 takip tarihi İtibariyle avans faizi oranının %17,75 olduğu görülmektedir. Ancak davacı vekili tarafından takipte % 15 oranda faiz talep ettiği, Yargıtay kararına göre; Davacının belirlenen 182.007,00 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 969 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faiz yürütülebileceği, faizin infaz aşamasında hesaplanması gerektiği, davacının icra inkar tazminatı talebinin takdirinin ise Sayın Mahkemeye ait olduğu, sonuç ve kanaatine ulaşılmakla birlikte nihai takdir tamamen delillerle doğrudan temas eden mahkemeye ait olmak üzere bilirkişi raporu sunulmuştur. Bilirkişiler Dr. ..., ... tarafından hazırlanan 04.12.2023 tarihli raporda: Sigortacılık sektörü açısından yapılan inceleme ile; Taraflar arasında prim yapma yetkisi verilmiş acentelik sözleşmesi bulunduğu ve sonrasında feshedildiği, acentelik yapıldığı dönemde davacı tarafından hak edilen, davalı tarafından tahsil edilen primlerin davacıya iletilmediği iddiası ile dava açıldığı, mahkeme tarafından davacının alacaklı olduğunun tespit edildiği ve kararın Yargıtay tarafından ...'a ait poliçelerin iptal edildiği ve iddia edilen borcun kaynağının bu poliçelerden doğan primler olduğu iddiasının değerlendirilmemesi nedeni ile bozulduğu, davacı tarafından borcun kaynağı olarak gösterilen poliçe numaraları ile davalının iptal edildiğini belirttiği poliçe numaralarının farklı olduğu, uzman bilirkişilerce yapılan yerinde incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu, davalının defterlerinin ise usulüne uygun olmadığının tespit edildiği, mevcut defterlere göre davacının alacaklı olduğunu belirttiği tutarda alacaklı olduğunun tespit edildiği, Yargıtay bozma kararında belirttiği eksik inceleme konusu iptal edilen ... poliçelerinin, iddia edile borcun kaynağı poliçeler ile örtüşmediğinin görüldüğü, acentenin basiretli bir tacir olarak usulüne uygun ticari defterler tutması gerektiği, defterlerin delil niteliğinin HMK md. 222 çerçevesinde sayın mahkemenin değerlendirmesine olduğu, kanaatimizce 16.04.2019 tarihli bilirkişi raporunun yerinde olduğu tespit ve değerlendirmesi yapılmıştır. Mali yönden yapılan inceleme ile; 16.04.2019 Tarihi Bilirkişi Raporundan farklı bir sonuca ulaşılamadığı, sonucuna varılmaktadır. Şeklinde raporlarını sunmuşlardır. Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 01.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda: Davalı vekil tarafından kök rapora itiraz edilmiş, sayın mahkeme tarafından itirazların değerlendirilmesi için tarafımızdan ek rapor oluşturulmasını talep ettiği, davalı vekili, temel olarak “önceki raporların tekrar edildiği” ; “Yargıtay bozma nedenlerinin irdelenmediğini” ifade etmiş olsa da, kök raporda önceki itirazlar, düzenlenen diğer raporlar, Yargıtay kararı incelenmiş olup her biri için değerlendirme yapılmıştır. Tekrar etmek gerekirse; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/17928 Esas ve 2015/6788 Karar Sayılı Kararında; “…mahkemece davacı tarafa hangi poliçeler nedeniyle prim alacağı bulunduğu açıklattırılarak, davalının iptal edildiğini belirttiği poliçeler ve icra takip dosyaları getirtilerek, davaya konu poliçe prim tutarları ile ilgili davacı şirketin icra takibi yapıp yapmadığı belirlenerek, tarafların sunduğu delil ve belgeler ile rejistro kayıtları incelenerek, iptal edilen poliçeler tespit edilip, bu surette davacının ne kadar prim alacağı bulunduğu hesaplanarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir” denilmiştir. Bozma sonrası görevlendirilen Mali Müşavir bilirkişi tarafından yapılan tespitler üzerinden, sigorta hukuku yönünden değerlendirme yapılmıştır. Davalı vekili daha önce de raporlara itiraz etmiş ancak itirazlarını destekleyecek bir delil dosyaya sunamamıştır. Acente sıfatı ile basiretli bir tacir gibi gerekli kayıtların kendisi tarafından tutulması gerektiği, ticari defter incelemelerinde davalıya ait defterlerin usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiği, iddia ettiği üzere iptal poliçelerle ilgili bir delil sunamadığı gibi, ticari kayıtların da usulüne uygun tutulmaması nedeni ile HMK gereği lehine delil olarak dikkate alınamayacağı tespit edilmiştir. Bu noktada davalı vekilinin itirazlarını tekrar ettiği, ancak aksine somut bir delil sunamadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki mevcut evraklara ve Yargıtay kararına göre gerekli inceleme yapılmış olup, dosyada değişen bir şey olmaması nedeni ile kök rapor kanaatinin tekrarı gerekmiştir. İncelenen belge ve raporlarda iptal edildiği iddia edilen poliçe bilgileri uyuşmamaktadır. Dosyaya eklenen yeni bir bilgi- belge olmadığı için; Kök raporda değişiklik gerektiren bir durum bulunmamaktadır, şeklinde raporun sunmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 30.01.2025 tarihli ek raporda:'I.Davalı vekilinin beyan ve itirazlarının mali yönden değerlendirilmesi, davalı vekilinin 04.12.2023 tarihli dilekçesinde 10 adet madde bulunmaktadır. İşbu dilekçenin 6 no.lu maddesinde ; Bilirkişilerce düzenlenen kök ve ek raporda davalının defter ve kayıtlarının usulüne uygun olmadığı tespitine itiraz edilmektedir. Ancak bu tespit 16.04.2019 tarihli Prof. Dr. ... ile Dr. ... tarafından tanzim edilen Bilirkişi kök raporunda yer almaktadır. Tarafımca herhangi bir defter inceleme görevlendirmesi ve yetkisi olmadığından bu tespit tarafımca yapılmamıştır. Davalı vekilinin buna rağmen bu hususta itiraz etmesi yersiz kalmaktadır. Davalı vekilinin beyan ve itirazlarının sigorta hukuk yönünden değerlendirilmesi davalı vekil tarafından kök rapora itiraz edilmiş, sayın mahkeme tarafından itirazların değerlendirilmesi için tarafımızdan ek rapor oluşturulması talep edilmiştir. Davalı vekili, temel olarak "önceki raporların tekrar edildiği, Yargıtay bozma nedenlerinin irdelenmediğini" ifade etmiş olsa da, kök raporda önceki itirazlar, düzenlenen diğer raporlar, Yargıtay kararı incelenmiş olup her biri için değerlendirme yapılmıştır. Tekrar etmek gerekirse; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/17928 Esas ve 2015/6788 Karar Sayılı Kararında; "•••mahkemece davacı tarafa hangi poliçeler nedeniyle prim alacağı bulunduğu açıklattırılarak, davalının iptal edildiğini belirttiği poliçeler ve icra takip dosyaları getirtilerek, davaya konu poliçe prim tutarları ile ilgili davacı şirketin icra takibi yapıp yapmadığı belirlenerek, tarafların sunduğu delil ve belgeler ile rejistro kayıtları incelenerek, iptal edilen poliçeler tespit edilip, bu surette davacının ne kadar prim alacağı bulunduğu hesaplanarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir" denilmiştir. Bozma sonrası görevlendirilen Mali Müşavir bilirkişi tarafından yapılan tespitler üzerinden, sigorta hukuku yönünden değerlendirme yapılmıştır. Davalı vekili daha önce de raporlara itiraz etmiş ancak itirazlarını destekleyecek bir delil dosyaya sunamamıştır. Acente sıfatı ile basiretli bir tacir gibi gerekli kayıtların kendisi tarafından tutulması gerektiği, ticari defter incelemelerinde davalıya ait defterlerin usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiği, iddia ettiği üzere iptal poliçelerle ilgili bir delil sunamadığı gibi, ticari kayıtların da usulüne uygun tutulmaması nedeni ile HMK gereği lehine delil olarak dikkate alınamayacağı tespit edilmiştir. Bu noktada davalı vekilinin itirazlarını tekrar ettiği, ancak aksine somut bir delil sunamadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki mevcut evraklara ve Yargıtay kararına göre gerekli inceleme yapılmış olup, dosyada değişen bir şey olmaması nedeni ile kök rapor kanaatinin tekrarı gerekmiştir. Her türlü hukuki karar ve değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere; 04.12.2023 tarihli bilirkişi ek raporundaki görüş ve kanaatin geçerli olduğu' şeklinde raporlarını sunmuşlardır. Mahkememizce verilen kararın, davacı tarafa hangi poliçeler nedeniyle prim alacağı bulunduğu açıklattırılarak, davalının iptal edildiğini belirttiği poliçeler ve icra takip dosyaları getirtilerek, davaya konu poliçe prim tutarları ile ilgili davacı şirketin icra takibi yapıp yapmadığı belirlenerek, tarafların sunduğu delil ve belgeler ile rejistro kayıtları incelenerek, iptal edilen poliçeler tespit edilip, bu surette davacının ne kadar prim alacağı bulunduğu hesaplanarak karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu, bozma sonrası taraf vekillerine beyan ve delillerini sunmak üzere süre verilerek dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdi edildiği, davacı tarafından borcun kaynağı olarak gösterilen poliçe numaraları ile davalının iptal edildiğini belirttiği poliçe numaralarının farklı olduğu, davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu, davalının defterlerinin ise usulüne uygun olmadığının tespit edildiği, mevcut defterlere göre davacının alacaklı olduğun tespit edildiği, Yargıtay bozma kararında belirttiği eksik inceleme konusu iptal edilen ... poliçelerinin, iddia edile borcun kaynağı poliçeler ile örtüşmediğinin görüldüğü, davalı vekilinin raporlara itirazlarını destekleyecek bir delil dosyaya sunamadığı, davalının Acente sıfatı ile basiretli bir tacir gibi gerekli kayıtların kendisi tarafından tutulması gerektiği, ticari defter incelemelerinde davalıya ait defterlerin usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiği, iddia ettiği üzere iptal poliçelerle ilgili bir delil sunamadığı gibi, ticari kayıtların da usulüne uygun tutulmaması nedeni ile HMK gereği lehine delil olarak dikkate alınamayacağı anlaşılmış olup bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davalının iddialarını ispat edemediği, davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edildiğinden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ....İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibe yönelik itirazının dava talebi dikkate alınarak kısmen iptaline, takibin 182.007,00 TL üzerinden devamına, bu bedele değişen oranda avans faizi uygulanmasına, 2-%40 icra inkar tazminatı olan 72.802,80 TL nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 12.432.90 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.771,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.660,95 TL harcın davalılardan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 21,15 TL başvurma harcı, 1.771,95 TL peşin nispi harç, 3,30 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.796,40 TL'nin davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat gideri, müzekkere gideri, bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 7.113,50 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, dava dosyasının daha önce Yargıtay denetiminden geçmiş olmasından dolayı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay Temyiz yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/1117, K. 2025/256, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2015-1117-e-2025-256-k-6326453b97ab