İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/645 E. 2025/240 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/645
Karar No
2025/240
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/645 Esas KARAR NO :2025/240 DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:01/07/2022 KARAR TARİHİ:13/03/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2018 yılında davalı ... ve Tic. A.Ş'den ...plakalı... marka aracı satın aldığını, diğer davalının aracın ithalatçısı olduğunu, araçta kısa süre içerisinde arızalar meydana gelmeye başladığını, araçtaki arızaların giderilemediğini, bu arızaların kullanımdan kaynaklanmadığını, aracın gizli ayıplı olduğunu, 71.200-TL mahrumiyet bedeli ile 44.292,96-TL onarım bedelinin yaptırılan uzman bilirkişi raporu ile tespit edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle ayıplı malın misliyle değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde bedel indiriminin belirlenerek taraflarına ödenmesine, şimdilik mahrumiyet bedeli ile onarım bedeli toplamı olan 115.492,96-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 08/11/2023 tarihli dilekçesi ile aracın misliyle değiştirilmesi talebinden vazgeçtiklerini belirterek, 161.352,17 TL onarım bedeli ile 71.250,00 TL araç mahrumiyet bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araçta gizli ayıp olduğu iddiasına yönelik ayıp bildiriminin hak düşürücü sürede yapılmadığını, davacı tarafın misliyle değişime ilişkin taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın terditli talepte bulunmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu; esas yönünden, araçta üretimden kaynaklı gizli bir ayıp söz konusu olmadığını, davaya konu aracın distribütörünün diğer davalı şirket olduğunu, müvekkilinin aracın satış aşamasında ve servis hizmetlerinin sağlanması noktasında üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkili şirketin araçta gerekli her türlü incelemeyi yaparak tespit edildiği takdirde gereken müdahaleyi ve onarımı gerçekleştirdiğini, gizli ayıp olarak nitelendirilen hususların konfora ilişkin olduğunu, bu kapsamda aracın TBK gereği ayıplı olarak tanımlanamayacağını, davacının yasanın tanıdığı seçimlik haklarından onarım hakkını kullandığını ve şikayetlerin onarımla sona erdiğini, davaya konu aracın şikayetlerinin basit onarımlar ile giderildiğini ve araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü taleplerin yerinde olmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle yasal garanti ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu; ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin aracın ithalatçısı olduğunu, satış bedelini tahsil eden taraf olmaması nedeniyle mali yükümlülüklerin müvekkiline yöneltilemeyeceğini; davacının, yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, davacının dava hakkı bulunmadığını; dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatasına ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayadığını, araçta oluştuğu ileri sürülen gizli ayıbın kullanıcı hatasından veya dış etkenlerden kaynaklanabileceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının araç kullanımından elde ettiği faydaları ve hasar nedeniyle değer kaybını iade etmesi gerektiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. Dava; satış sözleşmesine konu aracın gizli ayıplı olduğu iddiasıyla mahrumiyet bedeli ile onarım bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın niteliği itibarı ile çözümü uzmanlık gerektirdiğinden, davacı taraf isteminin yerinde olup olmadığı, dava konusu araçta ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp var ise açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu, ayıp var ise bunun kullanıcıdan kaynaklı olup olmadığı, ayıp var ise bunun malın misli ile değişimini gerektirir nitelikte olup olmadığı, onarım bedeli ile mahrumiyet bedeli olarak talep edilebilecek miktar var ise bunun ne miktarda olduğu, ayıp var ise satıcının devir esnasında ağır kusurlu olup olmadığı hususlarının tespiti için bilirkişi kurulu raporu alınmasına karar verilerek, dosya, ekleri ve getirtilen-sunulan belgelerle birlikte bilirkişiler Makine Mühendisi Prof. Dr. ... ve Borçlar Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar konusunda uzman Prof. Dr. ...'a tevdi edilmiş, adı geçen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 20/01/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunun dosya arasında olduğu görülmüştür. Alınan bilirkişi kurulu raporunda özetle; dava konusu davacıya ait aracın gizli ayıplı mal niteliğinde olduğu, gizli ayıpların kullanım hatasından kaynaklanmadığı, imalat hatasına dayalı olduğu, gizli ayıbın seyir güvenliğini azalttığı, gizli ayıpların malın misli ile değişimini gerektirir nitelikte olduğu, onarım bedeli olarak talep edilebilecek miktarın 161.352,17 TL, taleple bağlı kalınarak 44.292,96 TL, mahrumiyet bedeli olarak talep edilebilecek miktarın 71.250 TL olduğu, davalının ağır kusurlu olduğuna ilişkin dosya kapsamı ile kanaat oluşturulmasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 28/12/2023 tarih ve ... sayılı kararla davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, verilen karar davacı tarafça istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 19/09/2024 tarih ve 2024/1227 Esas ve 2024/1280 Karar sayılı kararıyla; "...Dava konusu aracın satın alınmasından yaklaşık ilki 3 ay gibi ekonomik kullanım ömrüne göre çok kısa bir sürede olmak üzere, sonrasında ise kısa aralıklarla disk ve balata arızası meydana gelmiş olup, üç yıllık sürede 7 defa ön disk balata, 2 defa arka disk ve balata, 3 defa ise rulman ve taşıyıcı poyra değişimi yapılmıştır. Bilirkişi raporunda bahsi geçen arızanın kullanım hatasından kaynaklanmayan imalat hatasına dayalı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda bilirkişi raporu ile servis kayıtları dikkate alındığında aracın fren sistemi ile ilgili davacının önceden tespit etmesinin mümkün olmadığı ayıp bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Ancak bilirkişi tarafından davalı satıcının aracı devretmekte ağır kusurlu olduğunun söylenemeyeceği yönünde görüş bildirilmiş ise de bilirkişinin bu görüşü dosyadaki maddi delillerle örtüşmemektedir. Davalı satıcı şirketin işlettiği yetkili servis tarafından, garanti süresi içerisinde başlayarak kısa zaman aralığı ve km'de tekrarlanan arızalar sonrasında kalıcı bir çözüm bulunamadığı, her seferinde parça değişimi yapılarak arızanın sebebinin bildirilmediği dikkate alındığında satıcının ağır kusurlu olduğunu kabul etmek gerekir. TBK'nın 231. maddesi gereğince satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olduğundan iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı dikkate alındığında mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Kabule göre de; davalı ... ...A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde, aracın satış tarihinden itibaren 2 yıllık süre geçtikten sonra multimedya sisteminin 39.196 km'de 16/09/2020 tarihinde garanti kapsamında ücretsiz değiştirildiği yönündeki beyanlarla, delil tespiti raporunda servis kayıtlarında yapılan incelemede tespit edilen 14/07/2021 tarihli "uzatılmış garanti ekspertizi" kaydı dikkate alındığında garanti süresinin uzatılıp uzatılmadığının, davalı ... A.Ş.'ye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceğinin araştırılmaması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmekle, kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir..." gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmış ve dosya yukarıdaki esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Bir sözleşmenin taraflarının sözleşmeye dayalı olarak yalnızca birbirlerinden (kural olarak) talepte bulunabileceklerini, eş söyleyişle, taraflar arasında kurulan sözleşmenin sözleşmeye taraf olmayan kişiler bakımından hak ve borç doğurmayacağını ifade eden sözleşmelerin nisbiliği ilkesi Türk Borçlar Hukukunun en temel prensiplerindendir. Gerçekten de bir sözleşme ile hak elde eden kişi, bu talebinde ne kadar haklı olursa olsun bunu sözleşmenin tarafı olmayan birine karşı ileri süremeyecektir. Davalı .... A.Ş'nin durumu bu açıdan değerlendirildiğinde; eldeki uyuşmazlığın temelinin davacı ile diğer davalı ....A.Ş arasında kurulan satış sözleşmesi olduğu, ....A.Ş'nin bu sözleşmede taraf olarak yer almadığı, hal böyle olunca kendisine karşı satış sözleşmesine istinaden talepte bulunulamayacağı açıktır. Her ne kadar 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda, tüketicilerin, satış sözleşmelerinden ötürü üretici ve ithalatçılara da müracaat edebilecekleri düzenlenmiş ise de eldeki dava tüketici işleminden değil ve fakat tacirler arası satış sözleşmesinden kaynaklandığından, ithalatçı şirketin sorumluluğuna gidilebilmesine yasal olanak bulunmamaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/541 Esas-2024/3849 Karar sayılı kararı). Yine her ne kadar adı geçen davalının uzatılmış garanti belgesi kapsamında sorumluluğunun devam ettiği iddia edilmiş ise de; ibraz edilen Güvence Paketi Hizmet Kitapçığının 5.3/a maddesinde; fren balataları, fren diskleri ve kampanaların teminat kapsamında yer almadığı açıkça belirtildiğinden, ithalatçı davalının bu bakımdan da sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşıldığından, kendisine karşı açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ....A.Ş yönünden değerlendirildiğinde; yukarıda özetlenen istinaf ilamı ile de vurgulandığı üzere; davaya konu araçta 3 yıllık sürede 7 defa ön disk balata, 2 defa arka disk ve balata, 3 defa ise rulman ve taşıyıcı poyra değişimi yapıldığı, bunun olağan bir durum olmadığı, bu nedenle davalı satıcının ağır kusurlu olduğu sabittir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 23/c bendi, " Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır " hükmünü; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 227/2 fıkrası ise " Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır " hükmünü havi olup, ilke olarak davacı alıcı, davalı satıcının ağır kusuru nedeniyle onarım bedelini ve mahrumiyet bedelini talep etmekte haklıdır. Bu kapsamda alınan 20/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 161.352,17 TL onarım bedeli ve 71.250,00 TL mahrumiyet bedeli talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiş olup, söz konusu rapor ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bulunarak benimsenmiş; davacı vekilinin ilk kez 07/11/2023 tarihli dilekçesi ile faiz talebinde bulunduğu göz önüne alınarak ve faiz türü yönünden taleple bağlılık ilkesi gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davacının, davalı ... A.Ş'ne Açtığı Davanın Reddine, 2-Davacının, davalı .... A.Ş'ne Açtığı Davanın Kabulüne, 232.552,17 TL'nin, 117.059,21 TL'sine 07/11/2023 tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Alınması gerekli 15.885,63-TL ilam harcının, 25.525,76-TL peşin/tamamlama harçtan mahsubu ile fazla alınan 9.640,12-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, (Mahkememizin 28/12/2023 tarihli kararı ile davacıdan tahsiline karar verilen 269,85 TL karar ilam harcı davacıdan tahsil edilmiş ise; kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde davacıya iadesine,) 4-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 23,00 TL vekalet harcı ve 3.886‬,00 TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 3.989,7‬0-TL yargılama giderinin davalı .... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 37.208,35-TL vekalet ücretinin davalı .... A.Ş'. 'den alınıp davacıya verilmesine, 6-Davalı ... A.Ş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesi gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine, 7-Davalı ... A.Ş tarafından yatırılan 88,3‬0-TL vekalet harcının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 8- Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 9-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 840,00 TL arabulucu ücretinin davalı .... A.Ş'den alınarak Maliyeye gelir kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.13/03/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip .. e-imzalıdır .

Atıf: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/645, K. 2025/240, T. 13.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-11-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-645-e-2025-240-k-a874b62c30d8