İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/434 E. 2025/541 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/434
- Karar No
- 2025/541
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/434 Esas KARAR NO : 2025/541 DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 21/06/2025 KARAR TARİHİ : 24/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı asil dava dilekçesinde özetle; ...'n düzenlediği darbe sonra...'nun sözde ... kaçmasını sağlayan ... sahibi ... bu işbirliği sonucunda ... yakınlarından para alarak 9 ocak 2017 de ... şirketini kurduğu ve bu şirket üzerinden hem ... den gelen paraları hem'de yasa dışı bahisten gelen paraları akladığının tespit edildiğini belirterek ilgili şirketlere kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava tensip aşamasında olduğundan davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava şirkete kayyım atanması talebidir. Bilindiği üzere, kanun koyucu, öteden beri Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde aleyhine verilen ihlal kararı nedeniyle, hassaten 2000’li yılların başından beri temel adli yasalarda çok köklü revizyon ve hatta rekreasyonlara gitmiştir. Neredeyse Cumhuriyetle yaşıt olan temel adli yasalar ilga edilmiş, yerlerine, gelişen insan hakları mefhumlarına daha münasip, modern çağın gereklerine daha uygun kanunlar ihdas etmiştir. Mesela o tarihlerde kırsal, tarımsal ve ticari münasebetleri kısmen yeni Türkiye ile benzerlik gösteren İsviçre’den 1926’da alınan 743 sayılı Türk Kanun-u Medenîsi yetmiş sene yürürlükte kaldıktan sonra ilga edilmiş, yerine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ihdas edilmiştir. ...’sından 1926 senesinden alınan 765 sayılı TCK seksen sene sonra ilga edilmiş, yerine insan hakları ile daha uyumlu 5237 sayılı TCK meriyete sokulmuştur. En az iki kişi ile şirket kurulmasını şart koşan eski TTK kaldırılmış, artık tek kişinin dahi şirket kurabildiği yeni TTK yürürlüğe konmuştur. Zor durumda kalan işletmelerin hemen haciz ve iflasına gidilmesin, ekonomik varlıkları devam etsin, böylece özel mülkiyet ereğinin devamı sağlansın diye İİK’daki konkordato müessesesi güncellenmiştir. Bunun gibi yargılama usulüne dair CMUK kaldırılmış, yerine CMK; HMUK kaldırılmış, yerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu mevzuatımızdaki yerlerini almıştır. Kanun koyucu, uzayan yargılamaların önüne geçmek için ise alternatif çözüm yollarına yönelmiş, uzlaşma, ön ödeme, arabuluculuk gibi kavramlar müesses kanunlar haline getirilmiş, hatta buna dair Bakanlık nezdinde birimler de ihdas edilmiştir. Görüldüğü üzere, kanun koyucunun çeyrek asırdır, insan haklarına dair verdiği bu yapısal ve devrim mahiyetindeki mücadelen ve düzenlemeler ancak uygulayıcılar elinde kıymet bulması mümkündür. Bu bağlamda kanun koyucu 1086 sayılı HUMK'u kaldırarak yerine 6100 sayı Hukuk Muhakemeleri kanunu ihdas etmiştir. Anılan kanunu 119/1. maddesinde, daha dava dilekçesinde hangi unsurların bulunması gerektiği tek tek sayılmış, bu unsurların eksik olması durumunda da davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ikinci fıkrada düzenlenmiştir. Somut olayda davacı dava dilekçesini UYAP'tan Vatandaş Portal üzerinden oluşturarak dermeyan etmiştir. Ne var ki, dava dilekçesi olarak oluşturulan bu metin, HMK 119/1. maddesinde sıkı biçimsel şartlara bağlandığı gibi bir dava dilekçesi mahiyetinde değildir. Zira; Her şeyden evvel UYAP'a davalı olarak kaydedilen isim ... olmasına rağmen, bu kişi fiziki dilekçede davalı gösterilmemiş; fiziki dilekçede davalı sadece ... adlı bir şirket gösterilmiştir.... şirketi de UYAP'ta davalı olarak gösterilmemiştir. Öyleyse işbu talepte davalının kim olduğunu dahi davacı dava dilekçesinde gösterememiştir. Bu husus HMK 119/1-(b) maddesinde bir mecburiyet olmasına rağmen, dava dilekçesinde bu mecburi unsur sarih bir şekilde belirtilmemiştir. Yine eldeki dava kaydı ihbar sureti ile açılmayıp, kendini davacı olarak gösteren ...'ın UYAP müracaatı ile açılmış olmasına rağmen, adeta ihbarla mahkeme önüne gelmiş gibi dilekçeye fiziken "ihbar eden: ... ve ihbar eden: ..." gibi usulde yeri olmayan ifadelere yer verilmiştir. Zira eldeki davada ne ..., ne de ... ihbar eden değildir. Öte yandan, bilindiği üzere TTK hükümlerine göre şirkete kayyım atanmasını ancak şirket ortakları ya da yöneticiler isteyebilir. Davacı, kayyım atanması istenen şirkette ortak ya da yönetici olduğu iddiasında da değildir. O halde, davacı böyle bir talepte bulunmaktaki subjektif hukuki yararını da vakıa olarak dava dilekçesinde belirtememiştir. HMK 114/1-(h) maddesine göre hukuki yarar dava şartı olup, 119/1-(e) maddesine göre buna dair vakıaları da dava dilekçesinde belirtme mecburiyeti vardır. Davacı, dava dilekçesinden birkaç saat sonra, gece yarısı UYAP'tan gönderdiği 22.06.2025 tarihli dilekçede ise, dosyanın Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etmiştir. Bilindiği üzere, hukukumuzda bir hukuk davasının ceza mahkemesine gönderilmesi diye bir usul yoktur. Eğer her hangi bir kimse, kanunda suç olarak tanımlanan bir eylem hakkında bilgi ya da görgü sahibi ise, bu kişi ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunur, bu ihbar üzerine bir ceza soruşturması açılır, suç şüphesi tespit edilirse bu hususta ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı suçun konusuna göre Asliye Ceza Mahkemesinde ya da Ağır Ceza Mahkemesinde davayı açar. Bu sebeple mahkememizce dosyanın Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi mümkün olmamış, ancak davacı iddialarının araştırılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunmak gerekmiştir. Öte yandan, davacı hakkında ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı dosyası ile kısıtlılık dosyası olduğu anlaşıldığınından, Türk Medeni Kanunu'nun 396 ve devamı maddelerine göre karardan bir suretin vesayet dosyasına gönderilmesi gerekmiştir. Açıklanan sebeplerle, dava dilekçesi HMK 119/1. maddesinde yer alan mecburi unsurları taşımadığından, 119/2. M göre davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmilştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının HMK 119/2. maddesine göre AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Karardan bir suretin ... Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar mahiyetinde gönderilmesine, 3-Karardan bir suretin ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/626 sayıl dosyasına gönderilmesine, 4-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/06/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır