İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/142 E. 2025/412 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/142
Karar No
2025/412
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/142 Esas KARAR NO : 2025/412 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/02/2025 KARAR TARİHİ : 08/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; ... Tic.A.Ş. 'nin projesi olan ’...” projesi yine bu şirket sorumluları tarafından kurulan davalı şirket olan ...Şti. üzerinden inşa edilmediğini, resmi kayıtlarda sorumlu davalı şirket ... Şti. olduğundan dava ona karşı açıldığını ancak ...Tic.A.Ş.' nin yönetici ve ortağı ... isimli şahısta da bu sürece dahil olduğunu, davaya konu inşaat projesi kapsamında hafriyat taşıma ihalesinde 31/07/2024 tarihinde davacı tarafından verilen teklif sonucunda 10/08/2024 tarihinde ihaleyi almış olduğu davacı şirkete bildirildiğini, 28/08/2024 tarihinde sözlü olarak işe başlanılması ve gerekli hazırlıkların yapılması istendiğini, davacı tarafından hafriyat işine başlamak için 4 adet paletli ekskavatör iş makinası davalı şirketin bilgi ve talimatı dahilinde 30/08/2024 tarihinde inşaat sahasına indirildiğini, 03/09/2024 tarihinde ... ve davalı şirket yetkilileri ile beraber kurbanlar kesildiğini, saha ölçümlerinin yapılması ve kantar yeri proje çizimlerinin yapılması istendiğini, bunlar yerine getirildiği halde fiilen işe başlama davacı tarafça geciktirildiğini, yazılı sözleşmenin yapılması ve artık işe başlanılması davacı şirket tarafından talep edildiği halde davalı taraf sözleşme yapmaktan imtina ettiğini, davacı şirket ... tarihinde ... 36.Noterliğinden ... yevmiye ile davalı şirkete ihtarname çektiğini ve zararın karşılanması talep edildiğini, davalı taraf ... tarihinde ... 56. Noterliği ... yevmiye ile gönderdiği ihtarname cevabı ile yazılı sözleşme kurulmadığını bu sebeple de herhangi bir hakkın doğmadığından bahisle davacının zarar ödenmesi talebini kabul etmediğini, sözleşme görüşmelerine başlanmakla taraflar arasında hukuki ilişki ve güven ilişkisi meydana geldiğini, davacı şirket bu süreçte herhangi ek bir iş almadığını, kendilerine gelen iş tekliflerine red cevabı vererek kendi şirket programı ve sorumluluğu gereği ’...” projesine göre hazırlık yapıp beklediğini, bu süreçte maddi olarak çalışma yapılmadığını , iş makinaları boş bekletilerek davacı şirketin zarara uğratıldığını, davanın kabulü ile fazlaya, faize ve tüm hak ve alacaklarına dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik; Adi ortaklık kuruluş ve kapanış masrafları 1000,00 TL ,Ölçüm giderleri 1000,00 TL , ... çizim giderleri 1000,00 TL , Şantiye giderleri 1000,00 TL , İş makineleri nakliye giderleri 1000,00 TL , Sahada bekletilen iş makineleri aylık kira bedeli 1000,00 TL , keşif analiz tablosuna göre 627.000 m³ hafriyatın 8 aylık iş bitimine göre kazanç kaybı 1.000,00 TL olmak üzere toplam şimdilik 7.000,00 TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan tahsiline, yargılama gideri, masraf, harçlar ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Şti. Vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir sözleşme kurulmadığı gibi, iddia ettiği üzere ... ile davalı şirket ve dava dışı üçüncü kişi arasında da bir bağ olmadığını, davalı şirket ile davacı adi ortaklık arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme olmadığı gibi sözleşme akdedileceğine ilişkin verilmiş yazılı tek bir kabul de söz konusu olmadığını, davacının iddia ettiği “ihale”ye ilişkin tek bir dokuman dahi dosyaya sunmadığını, böyle bir ihalenin varlığını ispatlamadığını, dolayısıyla ispatlanmamış bir sözde ihale iddiası dayanak alınarak açılan bu davanın haksız olduğunu, davacı “ihaleyi kazandığına dair” iddiasını da kanıtlayacak tek bir doküman da dosyaya sunmadığını, olmayan ihaleyi davacının nasıl kazandığı sorusu, ciddi bir muamma olmakla birlikte, Sayın Mahkemenin de takdir edeceği üzere davacının iddia ettiği gibi bir ihale süreci olması halinde, davacının en azından dava açarken ihale şartnamesi, ihaleye katılım belgesi ve ihaleye teklif verildiğine dair yazılı bir belgeyi dosyaya sunması şart olduğunu, davacının bu yönde de bir belge sunmadığını, öyle ki davacı dosyaya davalı şirket tarafından teslim alınan herhangi bir yazılı teklif bile sunmadığını, bu haliyle de iddiasını yine ispatlamış sayılamadığını, nitekim, tekraren bu aşamadan sonra sunmasına muvafakati olmadıklarını, davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davacının dava dilekçesindeki ikrarı ile “Henüz İmzalanmayan Bir Sözleşmeye Dayanarak İş Makinasını İnşaat Sahasına Getirmesi”, sözleşmenin değil davacının baskıcı, hukuksuz tavrının olduğu kadar basiretli bir iş adamı gibi davranmadığının da kanıtı olduğunu, davacının iddiaları ile müvekkil şirket arasında herhangi bir illiyet bağı olmadığı da gözetilerek haksız davanın reddini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, vekaletnameler ve harç alındıları, arabuluculuk son tutanağı, hukuk genel kurulu kararları her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, sözleşme öncesi sorumluluk (...) ilkesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Sözleşme görüşmeleri aşamasında henüz sözleşme kurulmamış ise bu aşamada taraflar için sözleşme nedeniyle bir sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Ancak öğretide, sözleşme görüşmelerinin başlamasıyla birlikte henüz sözleşmenin kurulmadığı aşamada da tarafların birbirlerine verdikleri zararlar nedeniyle bir sorumluluk söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Bu sorumluluk "sözleşme Öncesi Sorumluluk" diğer bir ifade ile " ..." sorumluğu denilmektedir. Sözleşme öncesi sorumululuk konusunda genel bir düzenleme mevcut değildir. Bu sorumluluğun yasal dayanağı dürüstlük kuralları ile güven ilkesine dayanmaktadır. Kapatılan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 24/12/2018 tarih ... Esas ...arar sayılı ilamında ifade edildiği gibi "Sözleşme öncesi sorumluluk (sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk-culpa in contrahendo) genel bir ifadeyle; sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine veya onun koruması altında bulunan kişilere karşı, aralarında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlâli sonucu meydana gelen sorumluluktur. ( Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt. III, Ankara 1990, s. 1083.; İlhan Ulusan, Culpa in Contrahendo Üstüne, Prof. Dr. Ümit Yaşar Doğanay Anısına Armağan, İstanbul 1982, s. 287). Bir kişinin davranışlarıyla, başkalarında yarattığı haklı beklentiler nedeniyle bu kişiler arasında güvene dayalı bir ilişki oluşmuştur. Kendine özgü bir sorumluluk olan güven sorumluluğu, bu güven ilişkisinden kaynaklanmaktadır ve herhangi bir sözleşme ilişkisinin varlığını gerektirmediği için taraf iradesinden bağımsız yasal bir sorumluluk sebebidir. Güven sorumluluğunun pozitif hukuktaki dayanağı Türk – İsviçre Hukuku açısından Medeni Kanun’un 2. maddesi olan dürüst davranma ilkesidir.(Gürpınar, Damla Sözleşme Dışı Yanlış Tavsiyede Bulunma Öğüt Verme veye Bilgi Vermeden Doğan Sorumluluk, İzmir ,2006 s.214)Medeni Kanun’un 2. maddesinde, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kuralına uygun davranmak mecburiyetini getiren kanun koyucu, açık bir şekilde doğruluk ve güven kurallarına atıf yapmıştır. Ayrıca kanunun yorumlanmasında, tamamlanmasında, irade beyanlarının yorumunda, bu nedenle de hukuki işlemlerin kurulmasında ve yorumlanmasında, sözleşmelerin yeni şartlara uyarlanmasında, tamamlanmasında ve değiştirilmesinde de önemli işlevi olan doğruluk ve güven kuralları, sözleşme görüşmeleri esnasında meydana gelen culpa in contrahendo sorumluluğunun da temelini oluşturmaktadır. (Edis ,Medeni s.308) ... sorumluluğunun varlığından söz edebilmek için sözleşmenin tüm unsurları ile kurulmuş olmasının veya geçerli bir sözleşme olup olmadığınında bir önemi bulunmamaktadır. Bütün bu hukuki kurumların temelinde dürüstlük kuralı gereği korunması gereken ve bu yüzden yasal bir yükümlülük olarak da ortaya çıkan, kendine özgü bir sorumluluk vardır. Güven sorumluluğu edim yükümünden bağımsız yasal bir borç ilişkisine dayanır. Sorumluluğun doğması için zarar verenle zarar gören arasında asli edim yükümünün doğumunu sağlayacak bir sözleşme ilişkisinin kurulmuş olması gerekmez. Taraflardan birinin kendi davranışlarıyla diğer tarafta güven oluşturmasıyla, bu ikisi arasında var olan güven ilişkisinin zarar görmüş olmasından dolayı dürüstlük kuralı gereği bir sorumluluk meydana gelmektedir.(Gürpınar , s.217)" Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olaydaki uyuşmazlığın "sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk" kuralıyla bakılması gerekmektedir Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller ile dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf dava konusu inşaat projesi kapsamında hafriyat taşıma ihalesi yapıldığını, verdikleri teklife istinaden ihaleyi almış olduklarını, sözlü olarak işe başlamaları gerektiğinin kendilerine iletildiğini, buna istinaden sözleşme yapılacağı güveni ile yapılan masrafların ve kazanç kayıplarına ilişkin sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo) ilkesine dayalı tazminat davası açmışsa da tarafların tacir olduğu ve basiretli iş adamı gibi hareket etmeleri gerektiği, davacı tarafın iddiasını ancak yazılı belgeyle ispat edebileceği, davacı tarafın iddiasını ispata yarar mahkememize yazılı bir belge sunmadığı, yine dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı, davalı tarafın tanık dinletme talebine muvafakat etmediği( benzer mahiyette Yargıtay 15. HD'nin 08.05.2017 Tarih ... Esas-... sayılı ilamı) anlaşıldığından ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-İspat edilemeyen davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 7.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/05/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/142, K. 2025/412, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-142-e-2025-412-k-21eb904b9b2a