İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/721 E. 2024/661 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/721
- Karar No
- 2024/661
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/721 Esas KARAR NO:2024/661 DAVA:Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ:10/11/2023 KARAR TARİHİ:25/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ve ... davalı ...’nde %50’şer oranla pay sahibi olduğunu, davalı şirketin12 Şubat 2020 tarihinde gerçekleşen 2019 mali yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında davacı şirket ve ... genel kurul kararı ile davalı şirket’in yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, her ne kadar davacı şirket, davalı şirket’in yönetim kurulu üyesi konumunda bulunmuş olsa da, davalı şirket’in Esas Sözleşmesi’nin Yönetim Kurulu başlıklı 8. maddesi gereğince yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp karar alabileceğinden, davacı şirketin tek başına, yani diğer yönetim kurulu üyesi olan ...’ın katılımı olmadan, yönetim kurulu toplantısı yapma ve karar alma yetkisinin bulunmadığını, 2 Mart 2020 tarihli ... numaralı Ticaret Sicil Gazetesi’nden de anlaşılacağı üzere ... davalı şirketinin münferiden temsile yetkili ve aynı zamanda Yönetim Kurulu başkanı olduğu, bu sebeple davacı şirket tarafından genel kurul toplanması adına çağrının yapılması işleri veya toplantının yapılacağı tarih ile ilgili taleplerin ...’a yöneltildiğini, ...'ın ise davacı şirketin yönetim kurulu üyesi sıfatıyla genel kurulun toplanması amacıyla yaptığı girişimleri cevapsız ve dolayısıyla sonuçsuz bıraktığını, davalı şirketin 2021 ve 2022 mali yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantıları, olağan usullerle yapılamadığını, bu süreç içerisinde, davacı şirket tarafından davalı şirket’in olağan genel kurullarının, olağan usullerle yapılması amacıyla 10 Ocak 2023 tarihinde davacı şirketin gerçek kişi temsilcisi olan ..., ...’a attığı e-posta ile davalı şirket’in genel kurul çağrısını yapmak üzere yönetim kurulu toplantısının ne zaman yapılacağını sorduğunu, aynı e-posta’da ... 30 Ocak 2023’ten sonra müsait olduğunu, 18 Ocak 2023 tarihinde müsait olmadığının belirtildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'ın ise, bu e-postadan iki gün sonra ilettiği 12 Ocak 2023 tarihli e-posta ile toplantının 18 Ocak 2023 tarihinde yapılacağının belirtildiğini, ... tarafından davacı şirkete yapılmış bir yönetim kurulu çağrısının aslında bulunmadığını, ilgili yönetim kurulu toplantısının ne zaman gerçekleştirileceğinin ilk olarak davacı şirket tarafından sorulduğunu, ...'ın ise ilgili yönetim kurulunun tarihini, hiçbir şekilde davacı şirket temsilcisi ... ile müzakere etmeden, tamamen keyfi bir şekilde, ...’nın işleri nedeniyle yurtdışında olması nedeniyle katılamayacağının da tam bilincinde olarak 18 Ocak 2023 tarihi olarak bildirildiğini, davacı şirkete yönetim kurulunun yapılması için bildirim 12 Ocak 2023 tarihinde, 6 gün gibi çok kısa bir süre sonrası için, alternatif tarih önerilmeden ve ...’nın önerisi de reddedilmek suretiyle iletildiğini, kendisinin iş yoğunluğundan ötürü 2 gün boyunca basit bir e-postaya dahi dönüş yapamayan ..., 6 gün gibi kısa bir süre önceden bildirmek suretiyle davacı ... yönetim kuruluna çağırdığını, davacı şirketin haklı olarak bu toplantıya iştirak edememesi üzerine de yeterli çoğunluk sağlanamadığına ilişkin tutanak tuttuğunu, bütün çabalarına rağmen yönetim kurulu üyesi sıfatıyla davalı şirketin genel kurul çağrısını gerçekleştiremeyen davacı şirketin son çare olarak pay sahibi sıfatıyla davalı şirket’in genel kurul toplantısı çağrısının yapılması talebiyle ... 17. Noterliği’nin 22 Mart 2023 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesini davalı şirket yönetim kuruluna gönderdiğini, mezkur ihtarnamenin 24 Mart 2023 tarihinde davalı şirkete tebliğ olduğunu, davacı şirketin mezkur ihtarnamesine karşı herhangi bir cevap verilmediğini, yine davacı şirketin sahip olduğu bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında 8 Mart 2023 tarihinde yazılı olarak ve ayrıca... Noterliği’nin 27 Mart 2023 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalı şirketin finansalları hakkında bilgi alma talebinde bulunmuşsa da bu istem de davalı şirket tarafından cevapsız bırakıldığını, bu sırada davalı şirketin yönetim kurulunun görev süresinin 6 Şubat 2023 tarihinde sona erdiğini ve davalı şirketin bu tarih itibariyle organsız kaldığını, olağan genel kurul toplantısının yapılmasına yönelik çabaları sonuçsuz kalan davacı şirketin, davalı şirket’in 2021 ve 2022 mali yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantılarının mahkeme kararı aracılığıyla yapılması amacıyla dava açmak zorunda kaldığını, davacı şirketin bu meydanda açtığı davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. numaralı dosyasında görüldüğünü ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... nolu ve 22 Haziran 2023 tarihli kararı ile davalı şirket’in 2021 yılı olağan genel kurulunun yapılması amacıyla mahkemece kayyım atandığını, 29 Eylül 2023 tarihinde gerçekleşen davalı şirketin 2021 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında davacı şirket tarafından davalı şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi ve organsızlık durumunun ortadan kalkması için yönetim kurulu üyeliğine davacı şirket tarafından aday gösterildiğini, ancak ... tarafından önerinin reddedildiğini ve davacı şirket tarafından başkaca önerilere de açık olunduğu belirtilmiş olmasına rağmen ... tarafından başkaca bir öneride bulunulmadığını, 6 Şubat 2020 tarihli genel kurul kararı ile görev süresinin 3 yıl olarak belirlenmiş olan davalı şirket yönetim kurulunun 6 Şubat 2023 tarihi itibarıyla görev süresinin sona erdiğini ve 29 Eylül 2023 tarihinde gerçekleşen 2021 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında yeni yönetim kurulunun seçilemediğini, davalı şirketin işbu davanın ikame edildiği tarih itibarıyla yaklaşık 9 aydır organsız olduğunu ve 29 Eylül 2023 tarihinde gerçekleşen 2021 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantı tutanağından da anlaşılabileceği üzere organsız kalmaya devam edeceğini, davalı şirketin TTK m. 530 uyarınca uzun süreden beri organsız olduğu ve söz konusu organsızlık durumunun da devam edeceği göz önünde bulundurularak feshinin gerektiğini, TTK M. 530’DE öngörülen şartların gerçekleşmiş olup davalı şirketin tasfiyesinin gerektiğini, davalı şirketin kanunen zorunlu organı olan yönetim kurulu organının uzun süreden beri mevcut olmadığını, davalı şirkette yönetim kurulu yokluğunun uzun süreden beri devam ettiğini, davalı şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için süre verilmesinde hukuki yararın olmadığını, davalı şirketin organsız kalmış olması sebebi ile davalı şirkette telafisi güç zararların meydana geleceğinden denetim ve yönetim kayyımı atanmasının zaruri olduğunu, oluşan organ boşluğu sebebiyle, hâlihazırda davalı şirketin temsil ve yönetim yetkisi kullanılamaz durumda olduğunu, davalı şirketin organsızlığı sebebiyle malvarlığının yönetimine ve ticaretine devam etmesi imkansız olup, bu nedenle davalı şirketin malvarlığının korunarak, yararı doğrultusunda faaliyetlerinin sürdürülmesinin sağlanması ve telafi edilemeyecek zararlar doğmaması adına davalı şirkete kayyım atamasının gerektiğini, davalı şirketin ticari faaliyetini sürdürebilmesi için resmi merciler nezdinde temsilini ve yönetimini zorunlu kılan mevzuattan kaynaklı süreli ve ivedi işler bulunması sebebiyle ileride doğması kuvvetle muhtemel olası zararların önlenebilmesi adına işbu dava süreci ve tasfiye sürecinde tedbiren görev ve yetki sınırlarının Mahkememizce takdir ve tensiple belirleneceği şekilde ... veya mahkemenin seçeceği bir kişinin şirketi yönetim ve temsile yetkili kayyım olarak atanmasına karar verilmesinin gerektiğini belirterek davanın kabulüne, ...’nin feshine, ...’ne dava süresince yönetim ve temsile yetkili olmak üzere ... veya mahkemenin seçeceği bir kişinin kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir yoluyla yönetim kayyımı atanması talebinin Mahkememizin 31/01/2024 tarihli ara kararı ile reddine karar verilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyan ve iddiaları somut vakıalara ve gerçeklere uygun olmayıp, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, işbu davanın açılabilmesi için TTK'nun 530. maddesinde aranan şartları gerçekleşmediğinden, davanın başkaca bir incelemeye gerek olmaksızın derhal reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK'nun 530. maddesinde öngörülenin aksine, davalı şirketin uzun süredir beri, yani süregelen şekilde organ eksikliği yaşamadığını, davalı şirketin yönetim kurulunun görev süresi dolmuş ise de, bu durumun davalı şirket yönünden telafisi mümkün olup, kanunda aranan, bu durumun uzun süredir devam ediyor olması ve ortakların bir defadan fazla yönetim kurulu üyelerini seçememiş olmaları şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, bu sebeplerle davanın, Mahkemece başkaca bir incelemeye girilmeksizin, dava şartlarının sağlanmamış olduğu gözetilerek reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının işbu davayı hukuken korunmaya değer bir ihtiyaçtan dolayı değil, aksine davalı şirkete zarar verme kastıyla ve davalı şirketin mahvına sebep olmayı göze alarak, nihayetinde kendi şahsi çıkarlarını gerçekleştirmek uğruna ikame ettiğini, bilindiği üzere her davanın temel dava şartı, davacının davayı ikame etmesinde hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması olduğundan, işbu davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle de reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirkete, durumunu kanuna uygun hale getirmesi için Mahkememizce süre verilmesi zorunlu olup, bu husus davacının davasını dayandırdığı TTK'nun 530. maddesinde emredici biçimde düzenlendiğini, davacının ihtiyati tedbir olarak davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinde bulunmuş ise de, ihtiyati tedbirin şartlarının gerçekleştiğini ve talebinin haklı olduğunu ortaya koyacak tek bir açıklama dahi yapmadığını, oysa davalı şirketin halihazırda kayyım tarafından yönetilmesine ihtiyacı bulunmadığı gibi, Mahkememizce davalı şirketin işlerini ve işleyişini bilmeyen, davalı şirkete tamamen yabancı üçüncü bir kişinin yönetim kayyımı olarak görevlendirilmesi, davalı şirketin telafisi imkansız zararlara uğramasına, felakete sürüklenmesine neden olacağını, bu nedenle davacının talep ettiği ihtiyati tedbirin reddine, davalı şirkete dava süresince yönetim kayyımı atanmasına karar verilecekse, Mahkememizce davalı ... halihazırda temsil eden ve işlerini yöneten ticari vekili ...'in dava süresince yönetim kayyımı olarak görevlendirilmesini talep ettiklerini, Mahkememizce davalı şirkete, durumunu kanuna uygun hale getirmesi için TTK'nun 530. maddesinin amir hükmü uyarınca verilecek uygun mehile rağmen, yönetim kurulunun teşkil edilememesi halinde, davalı şirketin feshinin ultima ratio/son çare olması ilkesi ışığında ve Mahkemece uygun görülecek başka tedbirlere de başvurabilmesi konusunda tanınmış olan takdir yetkisi kapsamında Mahkememizce davacının paylarının gerçek değerinin ödenmesi suretiyle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davalı şirket kayda değer mameleki olan ve ülkemiz için katma değer üretmeye devam eden bir işletme olduğunu, bu işletmenin salt ortakları arasında bir süredir cereyan eden görüş ayrılıkları nedeniyle fesih ve tasfiyesine karar verilmesi feshin son çare olması ilkesine aykırı olacağı gibi, davalı şirketin iş ortaklarını, çalışanlarını, kamuyu ve 25 yılı aşkın süredir şirkete emek veren diğer ortağının menfaatlerini zarara uğratacak bir çözüm olduğunu, buna karşılık Mahkememizce davacının paylarının gerçek değerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi durumunda davacının, işbu davayı açarak elde etmeye çalıştığı sonuca yine ulaşmış olacağını, zira davacının en başından bu yana davalı şirket ortaklığından ayrılmak istediğini beyan ettiğini, dolayısıyla TTK'nun 530. maddesine göre verilecek süreye rağmen yönetim kurulunun teşkil edilemeyecek olması durumunda, davalı şirketin feshi yerine, davacının paylarının gerçek değerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin daha hakkaniyetli, adil ve tüm ilgililerin menfaatlerini daha çok gözetecek çözüm yolu olacağından, Mahkememizce bu doğrultuda karar verilmesini talep etmeleri gerektiğini belirterek dava şartlarından yoksun olan davanın başkaca bir incelemeye girilmeksizin reddine, esasa girilmesi halinde, davalı şirkete, durumunu kanuna uygun hale getirmek için 6 aydan daha kısa olmayacak şekilde süre verilmesine, verilecek süreye rağmen yönetim kurulunun teşkil edilemeyecek olması halinde davacıya, paylarının gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına ve herhalde davanın haksız ve hukuka aykırı ikame edildiği sabit olduğundan reddine, davacının talep ettiği ihtiyati tedbirin şartları gerçekleşmediğinden reddine, Mahkememizce dava süresince davalı şirkete yönetim kayyımı görevlendirilecek olması halinde ...'in yönetim kayyımı olarak görevlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 530. Maddesine göre anonim şirketin uzun süreden beri organsız kalması sbebeine dayalı fesih ve tasfiyesi talebidir. Davacı ile dava dışı ... davalı şirkette yarı yarıya ortaktır. Şirkete son olarak 06.02.2020 tarihli genel kurulda alınan karar ile üç yıllığına yönetim kurulu seçilmiş, bu üç yılın dolmasından sonra bir daha yönetim kurulu seçilememiştir. Hatta 06.02.2020 tarihinden sonra bir daha genel kurul toplanamaması karşısında, davacı tarafın müracaatı ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarih, ... sayılı kararı ile genel kurulun toplanması için şirkete kayyım dahi atanmıştır. Bu karara istinaden 29.09.2023 tarihinde yeni genel kurul yapılmış olmasına rağmen bu genel kurulda dahi yönetim kurulu seçilemediği anlaşılmıştır. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, davalı şirketin 2020 - 2021 - 2022 Vergi Beyannameleri, davalı vekili tarafından sunulan davalı şirketin 3 Mayıs 2023 tasdik tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesi, YMM 351100151-396-24/007 sayılı Özel Amaçlı Tespit Raporu ve ekleri, SGK'dan davalı şirketin 2020 yılından günümüze çalıştırdığı personellere ilişkin bu personellerin iş kollarının da belli olduğu ve bu personellere yapılan ödemeleri de içeren doküman dosyamız içerisine alınmıştır. Mahkememiz 31/01/2024 tarihli celse de dinlenen davacı şirket yetkilisi ...;" genel kurul toplanamıyordu, biz mahkeme kararıyla genel kurul toplattık, orada dahi gösterdiğimiz adaylar seçilemedi, karşı taraf herhangi bir aday da göstermedi, kendisi de aday olmadı, önerilerine açık olduğumuzu da söyledim ama herhangi bir teklif sunulmadı, önerilere açık olduğumuzu söylememize rağmen herhangi bir öneride de bulunulmadı, 1 yıldır yönetim yok, 2 yıldır bilgi alma hakkımı kullanamıyorum, 2023 yılında şirketin eksiye girmiş olmasından korkuyorum, şirketin içinin boşaltılmasından korkuyorum, mahkeme yoluyla yaptırdığımız 2021 yılı genel kurulunda bile şirket mali müşavirin bulunmasını istedik hasta olduğu gerekçe gösterilerek ne mali müşavir ne de haftada 2 gün bizimle çalışan elemanı genel kurulda bulunmamıştır, temsilcisi olduğumuz İngiliz firması ile olan sözleşmenin bir örneğini istedim, şirket ortağı olmama rağmen bu benimle paylaşılmadı, gizlilik gerekçe gösterildi, davalı tarafın kayyım adayı olarak gösterdiği ... beni de ilgili olarak tuttuğu cc gösterdiği ve bir elemanımıza attığı e postada şirketimiz zor bir dönemden geçtiği için bu dönemde kimseye zam yapamadık diye cevap vermiştir, buradan da şirketin kötüye gittiği konusunda bende şüpheler meydana gelmiştir, davalı taraf 2021 yılı cirolarını sundu ama 2022 - 2023 cirolarını ve karlılığını sunmadı, buradan da şirketin kötüye gittiğini tahmin ediyorum, bu sebeple şirketin feshini talep ediyorum."şeklinde, davalı şirket yetkilisi ...;" şirkete çok emeğimiz geçmiştir, tasfiyesini istemiyoruz, son yapılan genel kurulda hiçbir alakası olmayan kişiler önerildi, samimiyetsiz buldum, başka sorulara cevap vermek için biz genel kurul yaptık diye düşünüyorduk, son anda gündeme yönetici seçilmesi eklendiği için ve daha önce de şirketimiz organsız kaldığı halledilmişti o arada ben herhangi bir teklifte bulunmadım, tekrar tarafımıza süre verilir ise yönetim organını oluşturmamız mümkündür, şirketin feshini istemiyoruz."şeklinde beyanda bulunmuştur. Öte yandan mahkememizde işbu davanın açılması üzerine, ön inceleme duruşmasında da 6 aylık kesin süre verilerek, yönetim kurulu oluşturulması amacıyla genel kurul yapılması istenmiş ise de, 26.07.2024 tarihli genel kurulda da yönetim kurulu seçilemediği görülmüştür. Bilindiği üzere TTK 530. Maddesinde açıkça gerekli organlar uzun zamandan beri teşekkül etmiyorsa mahkemenin bu hususta uygun süre vereceği ve buna rağmen durum kanuna uygun hale getirilmez ise şirketin feshine karar verileceği düzenlenmiştir. Yukarıda da kronolojik olarak izah edildiği üzere, davalı şirketin zorunlu organı olan yönetim kurulunun olağan süresi dolmuş olmasına rağmen, yapılan genel kurullarda tekrar yönetim kurulu seçilememiştir. Hatta yargılama sırasında buna dair süre verilmiş ise de, yargılama sırasında toplanan genel kurulda dahi yönetim kurulu seçilememiştir. O halde verilen süreye rağmen, zorunlu organ olan yönetim kurulu teşekkül edemediğinden şirketin feshine karar vermek ve tasfiye memuru atamak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...-0 sicil numarasında kayıtlı davalı ...!nin feshine ve tasfiyesine, Tasfiye memuru olarak bilirkişi ... ...'nun tayinine Tasfiye memuru için aylık 30.000,00 TL ücret takdirine, 6 aylık tasfiye memuru ücretinin karar kesinleşmesinden sonra iki haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafça mahkeme veznesine depo edilmesine, Kararın kesinleşmesi ve depo işlerinin yapılamasından sonra tasfiye memurunun görevinin başlayacağının ihtarına,(İhtarat yapıldı) Karar kesinleştiğinde bir suretin ticaret sicil müdürlüğüne gönderilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 427,60 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 269,85 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 157,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Peşin/nisbi Harcı, 391,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 661,6 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK.'nın yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/09/2024 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır