İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/589 E. 2025/77 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/589
Karar No
2025/77
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/589 Esas KARAR NO:2025/77 DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticisinin Sorumluluğu) DAVA TARİHİ:15/09/2023 KARAR TARİHİ:24/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların hakim hissedarı konumunda olduğu ... A.Ş.'nin ana faaliyet konusunu; ... markaları altında hamburger, tavuk, sandviç, pizza, pide ve döner hızlı servis restoranları işletmeciliğinin oluşturduğunu, şirketin Türkiye ve Çin’de işlettiği restoran sayısı bakımından en büyük hızlı tüketim hamburger restoran zincirlerinden birisi ve sektörün lideri olarak faaliyet gösterdiğini, davacıların şirket sermayesinin %50'sinden fazla oranda paya sahip olup bu kapsamda hakim ortak konumunda olduğunu, davalının eski Yönetim Kurulu üyesinin birlikte hareket ettiği ... Grubu ise Şirket'te yaklaşık olarak %10,5 oranında paya sahip olduğunu, davalı eski Yönetim Kurulu üyesinin, 28.12.2016 tarihinde Şirket Yönetim Kurulu üyeliğine atanmış olup, Şirket içerisinde ... Grubu ile davacılar("... Grubu") arasında uyuşmazlık çıktığında, kendisini ilgili pay grubuna bu yönde tanınmış bir herhangi bir imtiyaz bulunmamasına rağmen ... Grubu’nun temsilcisi olarak tanımlamış ve konumlandırmış, bir anda ... Grubu menfaatlerini, Şirket menfaatlerinin üstünde tutacak şekilde hareket etmeye başladığını, yaşanan gelişmeler neticesinde hem şirket ile davalı arasında, hem de davacıların da aralarında bulunduğu şirketin diğer yönetim kurulu üyeleri ile davalı arasında geçimsizliğin hasıl olduğunu ve sürecin 22.09.2021 tarihli genel kuruldaki pay sahiplerinin takdiri neticesinde anılan yönetim kurulu üyesinin görevinden azli ile neticelendirildiğini, davalı ...’nın; Yönetim Kurulu üyeliği yaptığı süreç boyunca, şirketin halka arzını destekler nitelikte alınan kararların tümüne iştirak etmekte iken, son dönemde davalının tutumunun ... grubu hissedarların yönlendirmeleri ile halka arz sürecini sekteye uğratacak nitelikte değiştiğini, şirketin halka arz sürecine ilişkin her şey büyük bir titizlik ve özen içerisinde yürütülmekte iken, davalı Yönetim Kurulu üyesi, bir anda ... grubu hissedarların yönlendirmeleri ile alınan her karara, atılmak istenen her adıma karşı çıkmış ve bu şekilde şirketin halka arz sürecini sekteye uğratmaya başladığını, şirket tarafından planlanan halka arz yapısı hem hakkaniyete hem de eşitlik ilkesine uygun şekilde oluşturulduğunu, mevcut halka arz yapısının, davacılar ile davalı yönetim kurulu üyesinin yanında yer Aldığı ... Grubunun da aralarında olduğu pay sahipleri arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde, "..." ve "..." gruplarının her ikisinin de sahip olduğu (B) grubu payların EŞİT oranda halka arz edilmesi şeklinde planlandığını, davacıların .... Grubuna ait payların yarısının borsada satılabilir nitelikteki C Grubu paylara dönüştürülmesi keyfi bir uygulama olmayıp, 2016 tarihli sözleşmenin ve pay sahipleri arasında eşitlik ilkesinin bir gereği olduğunu, ortada davalının iddia ettiği gibi azınlık haklarını ihlal eder mahiyette yapılmış bir tadil söz konusu olmadığını, davalının -yönetim kurulu üyesi sıfatıyla- azınlık pay sahiplerinin menfaatlerini, şirket menfaatlerinin önüne koyması, şirketle arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan güven ilişkisine, özen ve sadakat yükümlülüklerine ve pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, davalının özen yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebiyle Genel Kurul'da pay sahiplerinin gördüğü lüzum üzerine azledilmiş olmasına rağmen, sırf bu azil sebebiyle ileride doğacak olan huzur hakkını kaybettiğini iddia ederek Şirket’e karşı alacak davasının dahi açıldığını, davalının şirket ile arasında geçen yazışmalarda da çok kere bu duruma vurgu yaptığını, oysa şirket esas sözleşmesinde Yönetim Kurulu'nda temsile ilişkin ... grubuna tanınmış herhangi bir imtiyazın kesinlikle söz konusu olmadığını, kaldı ki pay sahiplerine Yönetim Kurulunda temsile ilişkin bu yönde tanınmış bir imtiyaz olsaydı dahi bu imtiyazın sadece temsili kapsadığı ve Yönetim Kurulu üyesinin pay sahiplerinin menfaatlerini Şirket menfaatlerinin önüne koyması veya pay sahipleri arasında eşitlik ilkesine aykırı tutum benimsemesi anlamına kesinlikle gelmediğini, bu sebeple davalının; kendisini ... grubunun temsilcisi olarak tanıtması, yönetim kurulunda karar verme sürecinde belirli bir grup pay sahiplerinin menfaatlerini Şirket menfaatlerinin önüne koyması, anılan grup ile Şirket arasındaki ilişkiler olumlu yönde seyrederken halka arza ilişkin tüm kararlara onaylayıp bu ilişkilerin tersine dönmesi durumunda Şirket’in uzun zamandır hazırlandığı halka arz sürecini sekteye uğratma çalışmaları ile Şirket ile arasındaki vekalet sözleşmesinden doğan güven ilişkisine, özen ve sadakat yükümlülüğüne ve pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, davalı yönetim kurulu üyesinin, her ne kadar uzun yıllardır ... (CEO) olarak görev yapıyor ve belki de bu sebeple minnet duygusu ile hareket ederek ... Grubunu diğer pay sahiplerinden kayırma gereği duyuyor olsa da, şirkette icra ettiği Yönetim Kurulu üyeliği görevi sebebiyle, kendisini seçen destekleyen ve hatta işvereni konumundaki pay sahiplerinin değil, şirket menfaatlerini ön planda tutma yükümlülüğü söz konusu olup, buna aykırı tutum ve davranışları neticesinde şirkete karşı sorumluğunun gündeme geleceğini, anılan toplantının ardından, davalı ve birlikte hareket ettikleri pay sahipleri tarafından art arda çok sayıda dava ikame edilmiş ve bu yöntem ile "kötüniyetli bir şekilde" Şirket ZARARA UĞRATILMAYA ve HALKA ARZ ENGELLENMEYE çalışıldığını, nitekim açılan davaların ardından, davalı ile birlikte hareket eden ve davalının her fırsatta temsilcileri olduğunu ifade ettiği pay sahipleri tarafından, başta SPK olmak üzere tüm kurumlara Şirket'e karşı çok sayıda dava açıldığı, şirketin bu noktadan sonra durumunun belirsiz olduğu yönünde ihtarlar çekilerek halka arz sürecinin önünü tıkamaya çalışmışlar ve şirketin itibarını zedelediğini, netice olarak, davalı ve birlikte hareket ettikleri pay sahipleri tarafından açılan davalarda, dava dilekçesinde kullandıkları yanıltıcı ifadeler ve azınlık haklarının zedelendiğine ilişkin çizmeye çalıştıkları gerçek dışı resim sebebiyle, ihtiyati tedbir taleplerini inceleyen mahkemeyi yanıltmış ve 22.09.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan, şirket ana sözleşmesinin 6. Maddesine ilişkin genel kurul kararının icrasının durdurulmasına 01.12.2021 tarihinde karar verildiğini, dolayısıyla davalıların, kötüniyetli davranışları neticesinde elde etmeye çalıştıkları amaca ulaştıklarını ve şirketin halka arzının durduğunu, somut olayda davalı Yönetim Kurulu üyesinin, gerek şirketin halka arzı gibi kritik bir döneminde gerek karar alma süreçlerinde muhalif kalması, gerek şirket pay sahiplerini ve diğer Yönetim Kurulu üyelerini alenen halka arza engel olmakla tehdit etmesi, gerek Yönetim Kurulu içerisinde huzursuzluk çıkarması ve tüm emek ve mesaisini Şirket işlerine ayırması gerekli olan Kurul'un defalarca kendisini ikaz etmesine yol açarak gündemi meşgul etmesi, gerekse de halka arz açısından kritik konumda olan Sermaye Piyasası Kurul'u gibi kurumlara gidip halka arza izin verilmemesini talep ettiği görüşmeleri ile Şirket'in itibarını yerle bir etmesi ve yatırımcılar ile iş insanları nezdinde Şirket'e "güvenilmez" bir imaj çizmesi sebepleriyle; hem Şirket ile arasındaki vekalet ilişkisine (sözleşmeye) aykırı davranmış ve hem de aynı zamanda haksız fiillerde bulunduğunu, nitekim davalının pay sahipleri arasında eşitlik ilkesine aykırı tutum ve davranışları sebebiyle Şirket'e verdiği kadar pay sahiplerine de zarar verdiğinin aşikar olduğunu, işbu sebeple ciddi zararlara uğradığı açık olan şirketin bilirkişi marifetiyle defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda hesaplanacak olan bu zararın, davalı Yönetim Kurulu tarafından tazmin edilmesi gerekmekte olup, kusur noktasında kusursuzluğunu ispat yükünün de davalı üzerinde olduğunu, davalı eski yönetim kurulu üyesi ...'nın, halka arz hususunda söz sahibi kurum olan Sermaye Piyasası Kuruluna gitmiş ve şirketin halka arzına engel olunmasını talep ederek, şirket menfaatlerini ne kadar umursamadığını, şirketi zarara uğratmak için ne denli gözünü kararttığını gözler önüne serdiğini, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek işbu davanın zarara uğrayan konumundaki ... A.Ş.'ye (VKN: ...) İHBAR edilmesine ve taraf olarak eklenmesine, şirketin uğramış olduğu ve bilirkişi incelemesiyle hesaplanarak belirli hale gelecek zararların işleyecek faizi ile birlikte, HMK m.107 hükmü uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik 20.000.-TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların huzurdaki davada ileri sürdükleri tazminat istemi hakkında hissedarı oldukları şirket adına hüküm kurulmasını talep etmiş olup davanın salt bu sebeple reddinin gerektiğini, davacının .... Asliye Ticaret Mahkemesi ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame ettiği davalarla elde etmeyi umduğu haksız menfaatinin bu kere Mahkememiz aracı kılarak elde etmeye çalıştığını, davacının iddialarının aksine davalının hiçbir zaman şirketin halka arzına karşı çıkmadığını, bağlılık yükümlülüğüne aykırı hiçbir eylemde bulunmadığını, dava dilekçesinde sunulan mail yazışmalarının bağlamından kopuk biçimde yorumlanarak Mahkemede hatalı bir hukuki intiba yaratılmasının amaçlandığını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak azledildiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, davacıların hissedarı oldukları şirketin halka arz başvurusunun sekteye uğramasının d avalı ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, SPK başvurusunun evraklarla sabit olduğunu belirterek davacıların huzurdaki davada ileri sürdükleri tazminat istemi hakkında hissedarı oldukları şirket adına hüküm kurulmasını talep etmemiş olduklarından öncelikle davanın usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; TTK 553.maddesine göre şirketin yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır. Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, ... A.Ş.'nin ticaret sicil kayıtları, Sermaye Piyasaları Kurulu Başkanlığından randevulara ilişkin bilgi dosyamız içerisine alınmıştır. Dosya 14/06/2024 tarihinde tutulan bilirkişi tutanağı ile bilirkişilere tevdi edilmiş ancak tarafların feragat beyanları doğrultusunda bilirkişilerce dosya iade edilmiştir. Davacılar vekili 22/01/2025 tarihli dilekçesi ile davadan açık ve kesin olarak feragat ettiklerini ve herhangi bir yargılama gideri veya vekalet ücreti taleplerinin olduğunu belirterek feragate ilişkin beyanlarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 22/01/2025 tarihli dilekçesi ile davacı tarafın feragatini kabul ettiklerini, bu çerçevede davacı taraftan herhangi bir vekalet ücreti veya yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını belirterek feragat beyanlarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın tetkikinde; davacılar vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkileri olduğu görülmüştür. Davadan feragat 6100 sayılı HMK'nun 307 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre feragat, davacının talep sonucunda kısmen veya tamamen vazgeçmesi diye tanımlanmıştır. Feragatin kayıtsız ve şartsız olacağı, dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği belirtildikten sonra hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı açıkça belirtilmiştir. Taraflarca karşılıklı feragat ve feragati kabul ettikleri görülmekle, davacıların davasından feragati nedeniyle HMK 307 ve 311 maddeleri uyarınca feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan feragat sebebiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacıların davasından feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan harçtan 68,72-TL eksik harcın davacılardan müştereken müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına, 3-Taraf vekillerinin beyanları nazara alınarak taraf vekillerine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Taraf vekillerinin beyanları nazara alınarak taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oybirliği ile dosya üzerinden karar verildi.24/01/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/589, K. 2025/77, T. 24.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-589-e-2025-77-k-a36a400c3103