İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/636 E. 2024/88 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/636
- Karar No
- 2024/88
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/636 Esas KARAR NO :2024/88 DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:23/09/2022 KARAR TARİHİ:30/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; 1.04.2021 tarihinde davacının maliki bulunduğu ... plakalı aracın, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı araç ile tarihinde karışmış oldukları maddi hasarlı trafik kazasında dava dışı karşı taraf sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu madde 99 Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olduğunu, davacı için davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, davacının haklarını(tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gitmiş, tahsil etmeleri gereken tazminat alacakları yasal süresinde tahsil edilemediğinii, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve faizi aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar taleplerine huzurdaki davayı açma zaruretinin doğduğunu, karşı taraf sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, davacının ise kusurunun bulunmadığı dikkate alındığında davacıyı zarara uğratmak maksadıyla ilk aşamada herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine taraflarınca Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde başvuru yapıldığını, hasar tazminatı talep edildiğini ve neticede ... karar numaralı karar sonrası davalı tarafça itiraz hakem heyetine gidildiğini ve kararda;itirazların kabulüne karar verildiğini, davacının borcunu tahsil etmek amacıyla 10/04/2021 tarihinde borçluyu temerrüde düşürmüş ancak alacağını 09.02.2022 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini, davacının davalıdan talep ettiği hasar tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücünün de aynı olmayacağını ve davacının zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen yasal faizi ile alacaklı davacının zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, anılan kanun maddesi uyarınca borçlunun alacaklının temerrüt faizini aşan zararını karşılamakla yükümlü olduğunu, kaldı ki burada sigortalısı adına borçlu olan sigorta şirketi tazminat alacağını ödemeyerek kusuru ile borcun tahsil edilmesini engellediği için davacının uğradığı munzam zararı karşılamakla yükümlü olduğunu belirterek davacının alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararın şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava koşullarını taşımadığını, hasar ihbarının ardından davalı şirket tarafından yapılan incelemede uyuşmazlık konusu kazada, davalı şirket nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından başvuran araç malikinin davalı şirkete yapmış olduğu başvurunun red edildiğini, dava konusu kazada davacının %100 kusurlu olup sigortalıya meydana gelen zarar açısından kusur atfedilemediğini, kimse kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceğinden sigortalı aracın kazanın meydana gelmesinde kusuru olmaması, %100 kusurun davacının aracında olması nedeniyle, sigorta mevzuatı kapsamında başvurucunun tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kendisinin dışardan seçtiği özel bir şirket vasıtası ile, tek taraflı kusur ve hasar tespiti yaptırmasının kabul edilemeyeceğini, dosyanın incelenmesi neticesinde davalının sorumlu olduğuna karar verilse dahi davacının tek taraflı yaptırdığı inceleme neticesinde talep ettiği hasar bedelinin davalı şirketçe tazminine karar verilmesinin mümkün olmadığını, ekspertiz ücreti talebinin reddi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ile sınırlı olduğunu, haksız fiillerden doğan alacaklara yasal faiz işletilmesi gerektiğini, davacının iddialarını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirket aleyhinde karar verilecekse bile davalı sigorta şirketi cevap dilekçesi ekinde sunulan poliçede yer alan teminat limiti kadar sorumlu olduğunu, teminat limitini aşan tutardan sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, teminat limitleri dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini belirterek davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden dosya içerisine alınmıştır. Sigorta tahkim komisyonundan ... sayılı başvuru sonucunda aldırılan hakem kararı ve itiraz hakem heyeti kararı dosya sureti, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden Hasar bilgisi, Kaza Tespit Tutanağı bilgisi ve Eksper Rapor bilgisi suretleri dosya içerisine alınmıştır. Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda: Dava; ... plakalı aracın değer kaybına ve hasar bedeline ilişkin ödemenin geç yapılmış olması nedeniyle munzam zararın oluştuğu iddiasıyla açılan maddi tazminat davasıdır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... sayılı, 29/03/2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; borçlu temerrüdünün önem arzeden sonuçlarından ilki TBK'nun 120 maddesinde düzenlenen temerrüt faizi, ikincisi ise TBK'nun 122 maddesinde düzenlenen munzam zarar talebidir. Temerrüt faizi; para borcunu ifada temerrüde düşen borçlunun, temerrüde düşmekte kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın ödemekle yükümlü olduğu, temerrüt olgusunun gerçekleşmesi ile kendiliğinden işlemeye başlayan bir borç olup, bu durum ve temerrüt faiz oranları, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 2. Maddesinde düzenlenmiştir. Temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukuki ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur. TBK'nun 122, mülga 818 Sayılı BK'nun 105 maddesinde düzenlenen munzam zarar ise; para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde ortaya çıkar ve borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsar. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Munzam zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Alacaklı munzam zarar talep edebilmek için borçlunun kusurunu ispat yükümlülüğü altında değildir. Ancak temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zararın varlığını ve bu zarar ile temerrüt olgusu arasında illiyet bağı bulunduğu ispatla yükümlüdür. Bu iki hususun ispatı halinde borçlu; ancak temerrüde düşmekte kusurunun bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Varlığı iddia olunan munzam zararın, alacaklı tarafından HMK'nun 194 maddesine uygun şekilde yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. (İstanbul BAM 13. HD. 14/03/2024 T. 2021/... E. 2024/..l Karar Sayılı İlamı) Somut olayda; davanın sebebi ZMMS poliçesi kaynaklı olmayıp aracın değer kaybına ilişkin ödemenin geç yapılmış olması nedeniyle munzam zararın tazminine ilişkin açılan bağımsız nitelikte yeni borç mahiyetindeki TBK 122. maddesine dayalı açılan tazminat davasıdır. Dolayısıyla eldeki dava, yukarıda açıklanan mutlak ticari davalardan değildir. Yine davacı asil tacir olmadığından nispi ticari davanın şartları da somut olayda oluşmamıştır. Dava; asıl borçtan tamamen bağımsız (yani TTK da düzenlenen sigorta hükümlerine dayanan poliçeye dayalı tazminat talebinden tamamen bağımsız) TBK 122. maddesine dayanan yeni bir borç niteliğindeki bağımsız nitelikte munzam zarar iddiasına dayalı açılan tazminat davası olduğundan uyuşmazlıkta TBK 122. Madde uygulanacağından uyuşmazlıkta görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, mahkememiz kararı kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Mahkememiz kararı kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK m. 331/2 hükmü yargılama harç ve giderleri hususunda görevli ve yetkili mahkemece bir karar verilmesine, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, tarafların yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.30/01/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır