İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/194 E. 2024/887 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2015/194
Karar No
2024/887
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2015/194 Esas KARAR NO:2024/887 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:12/02/2015 BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS, ... KARAR SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ... ESAS, ... KARAR SAYILI DOSYASI DAVA:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan Malın İadesi DAVA TARİHİ:23/11/2016 KARAR TARİHİ:18/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen Menfi Tespit, Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan), 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan Malın İadesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 2008 yılında kapasite artırım kararı alması ile birlikte yurt dışında komple bir üretim tesisi olan kojenerasyon tesisi arayışına girdiğini, davacı şirket yetkililerinin aramakta olduğu kojenerasyon tesisinin Hollanda'nın Hellmond şehrinde bulunan ... ... firması tarafından davacı şirkete teklif edildiğini, tesisin uygunluğuna karar verildiğini, tesisin bulunduğu yerden sökülüp taşınması, bazı parçaların yenilenmesi ve kurulum yeri olan ...'da montajının yaklaşık 900.000 Euro tutacağından ve bu tutarın davacı firmanın finansal imkanları ile gerçekleştirilmeyeceğinden davacı şirket tarafından kaynak arayışına girildiğini ve bu çerçevede davalı ... ile görüşüldüğünü, tesisin 1.600.000 Euro bedelle davalı tarafça alınmasına karar verildiğini, bu çerçevede satıcı firma ile davacı arasında sözleşme iş ve ödeme planlarının davalı tarafa sunulduğunu, davalı tarafça yurt dışındaki satıcı firmayla irtibata geçilerek sözleşme konusu tesisin satın alınmasının kararlaştırıldığını, davalı şirketin talebi üzerine yurt dışındaki satıcı firmanın proforma faturaları davalı adına düzenlediğini ve davalıya gönderdiğini, davalının proforma faturalarda öngörülen şartları kabul ettiğini ve ödemeleri buna göre yapacağını, bundan sonra kendisi ile muhatap olunmasını satıcı firmaya bildirerek dava dışı satıcı firma ile anlaşıldığını, bu çerçevede Hollanda'da bulunan bu firma ile yapılan anlaşma gereği malların sökülüp yüklenmesi için öngörülen son tarihin 01 Aralık 2009 olarak belirlendiğini ancak davalı şirketin dava dışı yurt dışındaki ... firması ile ihtilaf tarihinde yürürlükte bulunan 3226 sayılı Finansal kiralama kanuna aykırı şekilde sözleşme imzalamaksızın finansal kiralama sürecini başlattığını, oysa davacının davalının sözleşme imzalamaksızın başlattığı bu finansal kiralama ilişkisi çerçevesinde yurt dışındaki dava dışı ... firması ile sözleşme akdettiğini, davalının yurt dışındaki firmayla bir sözleşme imzalamasa da davacı şirket ile aralarında iki adet sözleşme imzaladığını, davalı firmanın yurt dışındaki satıcı firma olan ... firmasından alınan mallar ile ilgili akdedilen sözlemeye aykırı davrandığını, davalı tarafça 3226 sayılı finansal kiralama kanununa aykırı şekilde hareket edilerek yurt dışındaki satıcı firma ile kurulmak istenen sözleşme ilişkisinin imkansız hale geldiğini, davalı şirketin yurt dışındaki satıcı firmaların malları teslim etmemesine rağmen davacıdan tahsilat yapma amacıyla tek taraflı şekilde düzenlendiği protokoller ile tahsilatlarını sürdürdüğünü, dava konusu ödemelerin dayanak kılındığı protokollerin finansal kiralama kanununda belirlenen şekil koşullarına uygun şekilde düzenlenmediğinden geçersiz olduğunu, davalı tarafın davacıdan finansal kiralama sözleşmelerine konu bedelleri mallar teslim edilmemesine rağmen hukuka aykırı şekilde tahsil ettiğini, davalı tarafça finansal kiralamaya konu edilen mallar teslim edilmeden davacı şirketten geçersiz sözleşmeler dayanak kılınarak tahsil olunan bedellerin tespiti ve davacı şirkete ödenmesine Mahkemece karar verilmesi gerektiğini, dava konusu geçersiz sözleşmeler konu malların davacıya teslim edilmediğinden bu mallara ilişkin alacağa dair teminat amacıyla verilen ve fakat üzerinde malen kaydı bulunan senetlerden dolayı davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine ve teminat senetlerinin iptaline karar verilmesi gerektiğini belirterek davalı tarafça davacı şirketten haksız ve hukuka aykırı şekilde kira bedeli adı altında t ahsil olunan kira bedeli, faiz ve KDV bedelleri olmak üzere tüm haksız şekilde tahsil olunan bedellerin konusunda uzman bilirkişi marifeti ile belirlenerek tespiti ve bu şekilde tespit edilecek davacıdan haksız şekilde tahsil olunan b edellere ilişkin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin davalı tarafça davacı şirkete ödenmesine, davalı şirkete müzayaka içinde haciz tehdidi altında ödeme yapılmaya devam edildiğinden davalı yana verilmiş bulunan teminat senetlerinin malen kaydı taşıması sebebiyle ve fakat mal teslim olmadığı dikkate alınarak davacı şirketin tüm bu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile senetlerin iptallerine, davacı şirketin daha fazla mağdur edilmesinin önüne geçilmesi ve telafisi güç zararları engellenmek amacıyla Mahkemece davalı yana protokolllerden bahisle ödeme yapılmasının durdurulması ile davalı yan nezdinde bulunan üzerinde malen kaydı olan teminat senetlerinin hiçbir işleme esas teşkil etmemesi yönünde ihtiyati tedbir karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin tedbir talebinin Mahkememizin 24/02/2015 tarihli ara kararı ile %20 teminat karşılığı kabulüne karar verilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda da davacı, satıcı ... firması ile 28 Haziran 2008 tarihinde sözleşme imzaladıktan sonra davalıya finansmanın leasing yolu ile sağlanması için baş vurmuş ve satıcı ile görüşerek malın niteliği, cinsi ve ödeme koşullarını gösteren bir proforma düzenlemesini talep ettiğini, satıcının da kiracının talebi doğrultusunda düzenlediği 11.08.2008 tarih ve 001-2008 nolu proforma faturayı davalıya gönderdiğini, Proforma faturanın bilindiği üzere icap niteliğinde olup, davalı ile davacı arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesine konu yapılmak sureti ile satıcı ile davalı arasında alım satım akdi kurulduğunu, ancak ilerleyen dönemde kiracının satıcı ile yaptığı görüşmeler neticesinde proforma fatura avans ödemelerinin yükseltilmesi talep edilmiş ve davalıya satıcı ... firmasına hitaben 25.02.2009 tarihli yazı davacının da onaylı kaşesi olmak üzere e-posta yolu ile satıcıya gönderildiğini ve yazıda kalan ödemenin yüklemede ödeneceğinin bildirildiğini, ancak söz konusu malların satıcının ve davacı arasında yaşanan ihtilaflar sebebi ile yüklenmediğini ve dolayısı ile de davalı tarafça satıcıya bakiye ödemesinin yapılamadığını, kiracının davalıya, kurulumun yapılmadığı, eksiklikler olduğunu bildirilmesi üzerine de satıcı ... firmasına 03 Kasım 2009 tarihli yazı gönderilerek ödenen avans tutarının istenildiğini, davacının süreçte yaşanan gecikmelerden kendisi sorumlu olup ödemenin gecikmesinin temel sebebinin davacı tarafından da çok iyi bilindiği üzere davacın sahip olduğu teşvik belgesinin davalıya devri sürecinin beklenmesinden kaynaklanmış olup bu gecikmeden davalının herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki davacının, satıcı ile kendisi malın yapımı, niteliği ve teslimi koşullarında sonradan ihtilafa düştüğü için davalı ile imzaladığı sözleşmeden dönülmesini talep ettiğini, dava dilekçesinde “ müvekkilimizce kaleme alınan 28 Ekim 2009 tarihli yazıda tesisin eksik olduğunu, ekli listede bazı parçaların baştan beri olmadığını veya çalındığını, bu durumda santralin anlaşmada belirtildiği şekilde teslim edilemeyeceğinin anlaşıldığını ve bu durumun ... tarafından da 28.08.2009 ve 08.08.2009 tarihli yazılarında kabul ettiğini bildirerek şimdiye kadar ödenen bedellerin faizi ile birlikte iadesi talebinde bulunmuştır.” ifadesisinin de esasında davalının olayda hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının ikrarı olduğunu, zira davalının tesisin eksik olduğunu, ekli listede bazı parçaların baştan beri olmadığını veya çalındığını, bu durumda santralin anlaşmada belirtildiği şekilde teslim edilemeyeceğinin anlaşıldığını davacının verdiği bilgi doğrultusunda kaleme almış olduğunun açık olduğunu, davacının“ davalı hem finansal kiralama kanununun 16.maddesine aykırı davranarak, sözleşme yapmadan bir finansal kiralama ilişkisi içerisine girmiş, hem de satıcı firmaya ödemeleri geciktirerek ve hatta yapmayarak, müvekkille yurt dışındaki firma arasındaki sözleşmenim imkansız hale gelmesine neden olmuştur” iddiası ise fiili gerçeklerle örtüşmediğini, zira davalının proforma fatura üzerinden satıcı ile alım satım ilişkisini kurmuş diğer bir ifade ile satıcının icap niteliğindeki proforma faturasını, finansal kiralama sözleşmesine konu ederek ve avans ödemeler yaparak kabul etmiş dolayısı ile satıcı ile alım satım akdi bu şekilde kurulduğunu, bilindiği üzere bir menkul malın alım satımı sözleşmesi herhangi bir şekil şartına tabi olmadığını, bu itibarla da davacının satıcı ile sözleşme akdedilmediği iddiası dinlenebilir olmadığını, diğer yandan ödemelerin geç yapılması ise tamamen davacının sorumluluğunda olup teşvik belgesinin davalıya devrindeki gecikmeden kaynaklanmıştır ki burada davalının herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacı ile imzalanan ... nolu finansal kiralama sözleşmesine konu kiralananların satıcısı ... tarafından düzenlenen 15.01.2009 tarih ve ... nolu proforma fatura, davacının kiracı ile yaptığı anlaşma uyarında ... Noterliği nezdinde 13.05.2010 tarih ve ... yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Finansal Kiralama Tadil Sözleşmesi ile sözleşme kapsamından çıkartılarak yerine aynı satıya ait 21.04.2010 tarih ve ... nolu proforma fatura dahil edildiğini, davalı tarafça yeni ödeme koşulları 25.05.2010 tarihli sipariş yazısı ile e-posta yolu ile satıcıya gönderilmiş ve gerek davacı ve gerekse satıcı tarafından ilgili sipariş yazısının onaylandığını, dolayısı ile davalı arasında Söz konusu satıcı ile de yaşanan tüm süreçlerden doğrudan doğruya davacı sorumlu olup davalının gerek ilk sözleşmeyi ve gerekse tadil sözleşmeyi tamamen davacının talebi ve seçimi ile yapmış olup bu sözleşmeye ilişkin de herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının davalının finansal kiralama konusu malları teslim etmediğinden bahisle temerrüde düştüğünü ileri sürdüğünü, bu iddiasının bir an için dinlenebilir olarak var sayılsa dahi bu takdirde neden davalı ile her iki sözleşmeden dönülmesi ve davalı tarafça yapılan avans ödemeleri kendileri tarafından ödeneceğini kabul etmişlerdir diye sorulması gerektiğini, nitekim protokoller her iki taraf avukatlarınca müzakere edilerek kale alınmış ve taraflar serbest iradeleri imzalandığını, Protokollerin yapıldığı tarihten bu yana onca ödeme yapılmış ve davacı son zamanlarda içine girdiği mali durum sebebi ile kötü niyetli olarak dava açtığını, her şeyden önce belirtmek gerekir ki davasında haklı olsa idi basiretli bir tacir olarak davalı ile protokoller yapmayacağı ve Borçlar Kanununun ilgili maddeleri gereğince sözleşmeleri feshedebileceğini, Protokollerin yapıldığı tarihten itibaren neredeyse 5 yıl geçtikten sonra bu iddialarla ortaya çıkması MK. nun 2.maddesindeki iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, ayrıca davacının kendisinden haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen bedellerin istirdadını talep etmekte olup, velev ki davalının haksız iktisap eden taraf olsun, bu takdirde (iddialarını kabul ettiğimiz anlamına gelmemekle birlikte) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66.maddesi kapsamında talepleri zaman aşımına da uğradığını, öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının iddia ettiği gibi davalı tarafça protokollerin imza edildiği tarihte, öncesinde ve sonrasında davalı tarafça yapılmış herhangi bir haciz tehdidi olmadığı gibi protokoller her iki tarafın da avukatları tarafından müzakere edilerek kaleme alındığını, diğer yandan protokollere konu ödeme süreleri de yine firma ile müzakere edilerek kararlaştırıldığını, kaldı ki davacının da belirttiği üzere ve protokol şartlarından da görüleceği üzere davacı tarafından ... firmasına ödenen avans tutarlarının satıcıdan tahsili için dava açılmış olup bu davanın lehine sonuçlanması akabinde davalı tarafça ödeyeceği protokol tutarlarını faizi ile birlikte geri alacağını, huzurdaki davada, ... firması ile davacı arasında devam eden davaların bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacı taraflar arasında akdedilen protokollerin de, finansal kiralama sözleşmelerinin 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nun 8.maddesi çerçevesinde noter nezdinde düzenleme şeklinde yapılması gerektiğini, finansal kiralama kanunu çerçevesinde yapılan sözleşmelerin ve bu sözleşmeleri değiştiren, yeniden düzenleyen veya tasfiye eden sözleşmelerin de noterlikçe düzenleme şeklinde yapılması gerektiğini iddia ettiğini, oysa ki taraflar arasında yapılan protokollerin finansal kiralama sözleşmesini değiştiren, yeniden düzenleyen veya tasfiye eder nitelikte olmayıp tamamen finansal kiralama sözleşmelerinden dönülmesi ve satıcılara yapılan avans ödemelerin davacı tarafından taksitlerle ödenmesini konu ettiğini, dava konusu olayı düzenleyen 3226 sayılı yasada finansal kiralama sözleşmelerinin düzenleme şeklinde noter huzurunda imzalanacağı öngörülmüş olmakla birlikte bu sözleşmelerden dönülmesi ve/veya feshi ise herhangi bir şekil kuralına tabi tutulmadığını, davacının bütün iddiaları gerçeği yansıtmamakta olup, haksız ve kötü niyeli olduğunu, Protokollere konu ödeme planlarına göre alınan senetler tahsil senedi olup gerek protokollerde ve gerekse senetlerin üzerinde teminat senedi olduklarına dair herhangi bir ibarenin bulunmadığını, bu nedenlerle ihtiyati tedbir kararı taleplerini kabul etmediklerini, diğer yandan dava konusu finansal kiralama sözleşmelerinin akdi sırasında alınan senetlerin iade edileceği protokollerde yazılı olmasına rağmen davacı bu güne kadar bu senetleri teslim almak için davalıya başvurmadığından halen davalıda bulunmakta olup, talep edildiği her an davacıya iade edilebilecek durumda olduğunu, davacının dava dilekçesindeki tüm iddiaları ile her şeyden önce hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ilkesine, basiretli tacir yükümlülüğüne ve iyi niyet kurallarına aykırı davranmakta olup davasının bu sebeplerle reddi gerektiğini belirterek ihtiyati tedbir kararının reddine, davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS, ... KARAR SAYILI DOSYASI; DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile davalı şirket arasında .. Noterliğince 15/08/2008 tarih ve ... numaralı finansal kiralama sözleşmesinin imzalandığını, yine aynı taraflar ile 10/03/2009 tarih ve ... sayı ile noter tastikli ... numaralı finansal kiralama sözleşmesinin akdedildiğini, davalı ... A.Ş. Proforma faturalarda belirlenen koşullarda sözleşmelerde uyumlu şekilde hareket etmediğini, bu yüzden sözleşmelerin satıcı firmalar tarafından iptal edildiğini, sözleşmeye konu olan makinelerin dava dışı ... A.Ş'ye teslim edilmediğini, 10/03/2009, 12/04/2012, 17/04/2013 tarihli protokollerde belirtilen kefalet sözleşmelerinin geçersizliğini belirterek vekil edenin kefil olmadığının tespiti ve sözleşmelerin vekil eden yönünden iptali, sözleşme protokoller nedeni ile ödeme yapılmasının durdurulması ve malen kaydı taşıyan teminat senetlerinin vekil eden üzerinde hiçbir işleme esas teşkil etmemesi icra ve haciz işlemlerine konu edilmemesi, edilenler yönünden icra ve haciz işlemlerinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesinin talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ... ESAS, ... KARAR SAYILI DOSYASI; DAVA:Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Davacı vekili; davalı şirket davacı şirket arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktaring ve Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde .... Noterliği'nin 23.06.2010 tarih, ... yevmiye sayılı ... Sözleşme numaralı düzenleme Şeklinde Finansal Kiralama Sözleşmesinin akdedilerek dökümleri ekte yapılan malların finansal kiralandığını, davalı kiracının yukarıda belirtilen sözleşmelere göre belirlenen ödeme planlarında belirtilen kira borçlarını vadelerinde ödemediğini, temerrüde düştüğünü ve bu durum nedeniyle 6361 sayılı Kanun'un 31. Maddesi gereğince ihtarnamelerin tebliğine müteakip 60 gün içerisinde ödenmesi, aksi takdirde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı ve aynı yasanın 33. Maddesi gereği sözleşmenin feshi halinde temerrüde düşülen meblağ ile birlikte vadesi gelmemiş kira bedellerinin muaccel hale geleceği ayrıca kiralanan mallarında iade edilmesi konusunu içeren .... Noterliği'nin 01.02.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini, anılan ihtarnamenin davalı tarafa 03/02/2016 tarihinde usul ve yasaya uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen ihtarnamede belirtilen borçların 60 gün içinde tam ve eksiksiz ödenmediğinden yukarıda belirtilen Finansal Kiralama Sözleşmesinin feshedildiğini, 6361 sayılı Yasa çerçevesinde akdedilen finansal Kiralama Sözleşmesine konu malların mülkiyetinin kiralayan finansal kiralama şirketlerine ait olduğunu ve sözleşmenin devamı gereğince kiracının malın zilyedi olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, 6361 sayılı Kanun ve taraflar arasında imzalanan Finanmsal Kiralama Sözleşmesinin hükümleri çerçevesinde, finansal kiralama sözleşmesinin feshinin tespitine, işbu kötü niyetli zilyetliğin son verilmesine, mülkiyeti davacıya ait olan malların teslim alındığı şekilde iadesine, aynen iadesi mümkün olmaması halinde dava ikame tarihi itibariyle ekipmanların değerinin sözleşme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ihtiyati tedbir kararının kesinleşeceği tarihe kadar devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmişlerdir. CEVAP:Davalı cevap dilekçesinde; davacı ...Kiralamanın ödemelerdeki gecikmesi ve ithalat prosedüründe yapmış olduğu yaptığı hatalardan dolayı kiralanan malların müvekkil şirkete teslimini gecikmiştir. Yine ..., elinde bulunan teminat senetlerini adeta bir tehdit unsuru olarak kullanarak kira ödemelerinin yapılmasını talep etmiştir. Oysa ... tarafından sipariş edilecek makine parçaları, Hollanda’dan ithal edilecek elektrik santralinin tamamlayıcı unsurudur. Buna ilave olarak, ...Kiralamanın ödemeleri aksatması nedeniyle sözleşmenin satıcı tarafından iptali nedeniyle işlevsiz ve kullanışsız kalmıştır. Bununla birlikte müvekkil kredibilitesine zarar gelmemesi çabasıyla ve senetlerinin protesto edilmesini önlemek adına bu sözleşme için ödemeler yapmıştır. Ödemelerin aylık cari hesap şeklinde ispat eden dekont ve banka cari hesap dökümleri incelendiğinde davacı ... tarafından yapılan geç teslimat nedeniyle ortada muaccel hale gelen bir borç olmaması ve zaten bir kısım ödemenin davacıya yapılmış olduğu beyanlarıyla davanın reddi talep edilmiştir. TANIK BEYANLARI : Mahkememizin 19/01/2017 tarihli celsede dinlenen tanık ...; davacı şirketin yurtdışından faaliyet gösteren bir fabriradaki enerji santrallerinin ve trübünlerin alımı konusunda girişimi olmuştu. Davacı şirkette babam şirket yetkilisi olduğu için olaylardan haberdarım. Fabrika tespit edildikten sonra fabrika sahibi olan ... şirketi ile davalı tarafında yer aldığı bir anlaşma sağlandı. Bahse konu ekipmanları biz finansal kiralam sureti ile davalı taraftan alacaktık. Hatta ekipmanların sökülüp Türkiyeye getirilmesi hususunda taşeron bir firma ile anlaştık. Ancak söküm başlamasına rağmen dava dışı yabancı şirket tarafından ödeme yapılmamış olması nedeniyle fabrikadan taşeron firma uzaklaştırılmıştır. Bunun üzerine davalı şirket sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getireceklerine dair dava dışı yabancı şirkete bir mektup yolladı. Ondan sonraki sürece ilişkin bilgi sahibi değilim. Atılacak adımlar öncesinde gümrük ve diğer işlemleri halletmek için bir takım profarma faturaların düzenlendiğini biliyorum. Ancak herhangi bir suretle teslimat gerçekleşmemiştir. Bu süreçte davacı şirket haciz tehditi altında kaldı. Bir kısım ödemeler yapıldı. Ben davacı şirkette bu projenin yönetimi ve alımı ile görevliydim aynı zamanda maaşlı elemanıyım. Yurtdışındaki tesisi bulanda benim. Yabancı şirket ile davalı şirket arasında görüşme yapılarak satış sözleşmesi yapılması hususunda herhgni bir görüşmemiz olduğunu hatırlamıyorum ancak süreç uzun bir süreçti. Bu süreçte değişik görüşmelerde bulunduk. Zaten bunlar sonucunda çeşitli sözleşmeler düzenlendi. Bu sözleşmelerin düzenlenmesi esnasında müzakereler oldu. Teslimde yaşanan sıkıntılardan sonra anlaşmazlık başladı. Dava dışı yabancı şirketten alımını kararlaştırmış olduğumuz makinelerin bir kısmında çalıntı olduğunu biz taşeron firma uzaklaştırıldıktan sonra fark ettik. Davalı tarafın bundan kaynaklı olarak ödemeyi sekteye uğratıp uğratmadığını bilmiyorum." şeklinde, tanık ...; " Ben ... şirketinde yetkiliyim. Davacı şirketle Türkiyeye naklonulacak olan ekipmanların sökümü ve nakli hususunda anlaştık. İşe başladıktan sonra ... şirketi finansal problemler sebebiyle bize çalışma alanı açmadığı gibi bizi işi durdurmaya zorladı. İşi durdurmak zorunda kaldık. Bana söylendiği kadarı ile Türkiyedeki ekonomik problemlerden kaynaklı olarak ödemenin yapılmadığını biliyorum. Ödeme güçlerinin olup olmadığını bilmiyorum. Bir kısım parçaların sökmeden önce ve sökme esnasında çalındığını biliyorum. Çalınan parçaların değerli ve önemli parçalar olduğunu biliyorum. Aynı zamanda da kontrol işlevi gören parçalar olduğu için pahalı ve önemli parçalardı. Dava dışı şirket tarafından Hollanda'da davacı şirkete dava açıldığını biliyorum ancak içeriğini bilmiyorum. Ben iş lisingten herhangi bir ödeme almadım. Ödemeleri ... yaptı. Sözleşmeyi ... ile yaptım. ... faturalar gönderildi ancak ödeme alınmadı. ... ödeme yapmıştır. ... gönderilen profarma faturalardaki sonradan düzenlenen fiyat düşüşünün sebebini bilmiyorum." şeklinde, tanık ...;"Ben davalı şirkette ithalat bölümünde çalışıyorum. Davacının bulmuş olduğu şirketle bir kısım ekipmanların alımı konusunda finansal kiralama sözleşmeleri yaptık. Biz sözleşmelere uygun bir şekilde ödemelerimizi gerçekleştirdik. Ödemelerimizde herhangi bir aksama yaşanmadı. Teşvik için gerekli yerlerede müracaat ettik. Daha sonra davacı tarafın talebi doğrultusunda yapılan sözleşmeler iptal olundu. Biz ... şirketi ile herhangi bi sözleşme imzalamadık. Ancak bize proforma faturalar geldi. Davacı tarafın ne sebeple vazgeçtiğini bilmiyorum. ... firmasına aksamalar sebebiyle yazılan mektuba ilişkin bilgim yoktur."şeklinde, tanık ...;" Ben davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak çalışmaktayım. Davacı şirket bizden yurtdışında tespit etmiş olduğu bir kısım ekipmanların alımı hususunda talepte bulundu. Gerekli uzlaşı sağlandıktan sonra tarafların talepleri doğrultusunda biz ödemeleri gerçekleştirdik. Bizim ödemelerimizde herhangi bir aksama olamadı. Sonrasında mallarda teknik yönden sıkıntı olunca malların alınmayacağı bize söylendi ve sözleşmelerin feshine gidildi. Ayrıca o dönemde davacı tarafın bizden bir özür mektubu düz enlenmesi yönünde bir talebi oldu. Hatta metni kendileri bize iletti. Ancak bu mektup gönderilmedi. Davacı tarafın satıcı ile sözleşme yapılması konusunda bizden herhangi bir talebi olmamıştır."şeklinde beyanda bulunmuşlardır. DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl dava; finansal kiralama sebebiyle menfi tespit davasıdır. Birleşen ....ATM'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında dava, finansal kiralama sebebiyle menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasıdır. Birleşen Mahkememizin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında dava; finansal kira sözleşmesinin feshinin tespiti ile finansal kiralama sözleşmesine konu malların iadesi davasıdır. Taraflardan ... firması yargılamanın devamında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyası üzerinden 20.09.2027 tarihi itibari ile iflasına karar verilmiş, ... İcra ve İflas Dairesi'nin ... iflas dosyası üzerinden iflas işlemlerine geçilmiştir. İkinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve şirketin mevcut avukatlarına yetki verilerek eldeki davaya devam olunmuştur. Birleşen .... ATM ... E sayılı dosyanın davacısı ... yargılamanın devamında vefat etmiş, bir kısım mirasçıları mirası reddetmiş, dosyaya alınan mirasçılık belgesine göre tek mirasçısı ... olmuştur. Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, .... İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosya bilgileri, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. Davacı vekili 19/07/2024 tarihli dilekçesi ile; asıl davada ve birleşen .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyasından davacının talimatı ve gördükleri lüzum üzerine davadan feragat ettiklerini, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını belirterek gereğinin yapılmasını talep etmiştir. Birleşen dosya davacısı ... A.Ş.vekili 19/07/2024 tarihli dilekçesi ile, Mahkememiz asıl dosya ve birleşen İstanbul 10. ATM'nin ... Esas sayılı dosyasından gördükleri lüzum üzerine yargılama gideri ve karşılıklı vekalet ücreti talep etmeksizin feragat ettiklerini bildirmiştir. Bu sebeple birleşen .... ATM ... E sayılı dosyası ile mahkememizin ... E sayılı dosyaları yönünden HMK 307. Maddesine göre feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davada ise, davacı şirket iflas ettikten sonra davacı vekiline verilen vekaletnamede "feragat" yetkisinin hariç tutulduğu görülmüştür. Dolayısı ile müflis şirket adına vekilin feragat yetkisi olmadığından bu beyan dikkate alınamamıştır. Bu hususta iflas dosyasına müzekkere yazılmış ise de karar celsesine kadar, feragate muvafakat konusunda alınan bir karar dosyaya sunulamamıştır. Ne var ki, birleşen ... E sayılı dosyada, zaten davacı finansal kiralamadan kaynaklı davadan feragat etmiş olduğundan, konusu bu ilişkiden kaynaklı olan menfi tespit davası da konusuz kalmıştır. Bu sebeple konusuz kalan asıl davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Taraflar karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama masrafı talep etmediklerinden, masrafların yapan taraf üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Birleşen .... ATM'nin ... e sayılı dosyasının feragat nedeniyle REDDİNE, 3-Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasının feragat nedeniyle REDDİNE, 4-Asıl dava yönünden; a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.048,64-TL'nin yatıran tarafa iadesine, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Birleşen .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden; a-Harçlar Kanunu gereğince davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan harçtan 114,29-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, b-Talep doğrultusunda taraflarca sarf edilen yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına, 5-Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyası yönünden: a-Harçlar Kanunu gereğince Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 285,07-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.422,68 TL'nin yatıran tarafa iadesine, b-Talep doğrultusunda taraflarca sarf edilen yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider ve delil avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/12/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/194, K. 2024/887, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2015-194-e-2024-887-k-613864052ddb