İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/669 E. 2024/1000 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/669
- Karar No
- 2024/1000
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/669 Esas KARAR NO : 2024/1000 Karar DAVA : MENFİ TESPİT (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/04/2023 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evraktan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı iddiası; müvekkilleri tarafından banka aracılığıyla ödenen senet için ... 30. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından aleyhe icra takibine geçildiğini, söz konusu icra dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti için işbu davanın açıldığını, müvekkili ve davalının, 13/04/2022 tarihinde davalıya ait ... A.Ş. şirketi hisselerinin müvekkiline devri konusunda anlaştığını, bu anlaşma kapsamında da taraflar arasında hisse devir sözleşmesi, yine aynı tarihte hisse varlık devir protokolü imzalandığını, protokol ve sözleşmedeki bazı maddelerde revizeler yapıldığını ve yeni hususlar eklendiğini, söz konusu bu sözleşme ve protokoldeki ortak hususun; davalıdan bir kısım hisse ve varlıklar alındığını, karşılığında 13/04/2022 keşide tarihli sıralı senetler verildiğini, sözleşmede senetlerin 4.320.000 TL olarak verileceğinin söylendiğini, senetlerin vadesi geldikçe, protokolde verilen banka hesabına sözleşme ve protokolde yazılı ödeme açıklamasıyla 4.350.000 TL olarak ödendiğini, gidişat bu şekilde devam ederken, davalının bu sıralı senetlerdeki 4.320.000 TL - 4.350.000 TL bedel farklılığını kötüye kullanmak suretiyle sanki 4.350.000 TL'lik senetler protokolden ayrı başka bir nakdi borç ilişkisi kaynaklı düzenlenmiş havası vererek ihtiyati haciz kararları almak suretiyle icra takipleri başlattığını, davalının bu kötüniyetli tavrı karşısında, menfi tespit davaları açıldığını ve bu davalar sonucunda takiplerin durdurulduğunu, davalının elinde mezkur protokole konu başkaca sıralı senetler de bedelsiz kalmasına rağmen davalı tarafından icraya konu edildiğinden, davalı hakkında bedelsiz senedi kullanma suçu nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma numarası ile görülen işbu soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla ifade veren davalı ve vekilinin, iddialarına ilişkin olarak banka ödemelerinin protokol kapsamlı olduğunu, ancak 4.350.000 TL'lik icra takiplerinin başka bir nakdi borç ilişkisine dayandığını söylediklerini, ... 30. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını, mahkeme aksi kanaatte ise takdir edilecek teminat üzerinden ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ... 30. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasından ve aleyhe takip başlatılan 13/04/2022 düzenleme tarihli 25/12/2022 ödeme tarihli 4.350.000 TL tutarlı senetten kaynaklı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı savunması; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu savcılık soruşturmasının, müvekkili lehine takipsizlikle sonuçlandığını, davacı tarafından ödeme dekontu sunulan senetlerin işbu dosya konusu takibe koyulan senete ilişkin yapılmış ödeme olmadığını, dekontun açıklamasında da dava konusu senedin ödenmiş olduğu yönünde bir açıklamanın yer almadığını, taraflar arasında birden fazla borç ilişkisi olduğunu, davacı tarafça kötüniyetli şekilde başka senet için yapılan ödemelerin, işbu dosya konusu senet ödemesi gibi gösterilmek istendiğini, davacı tarafından birden fazla borç ilişkisi gizlenmeye çalışıldığından, mahkemeyi yanıltacak şekilde müvekkilinin diğer borç ilişkisinden kaynaklanan senetleri sunamadığı iddiası ortaya atılmışsa da mahkemeye sunulan fotokopilerle, müvekkilinin elinde halen vadesi gelmemiş senetler olduğunu, taraflar arasında birden fazla borç ilişkisi olduğunu ve senetlerin ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aynı seri senetler hakkında takibin taliki veya iptaline ilişkin görülen borca itiraz davalarında borçluların davalarının reddolunduğunu, davacılar hakkında kötü niyet tazminatına hükmolunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava, bonodaki ihdas nedeninin bono üzerinde yazılandan farklı olduğundan (malen) bahisle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizin 19/12/2024 tarihli duruşmasında davacılar vekili "Taraflar sulh olmuştur, bu konuda sözleşme imzalanmıştır, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, ayrıca teminatların iadesine karar verilmesini talep ediyoruz, her bir dosya yönünden ayrı ayrı beyanda bulunacağız, sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilir," şeklinde beyanda bulunmuştur; aynı tarihli duruşmada davalılar vekili ise "Taraflar sulh olmuştur, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilsin, davacıların teminatının karar kesinleştiğinde iadesine muvafakatimiz vardır," şeklinde beyanda bulunmuştur. HMK'nun 315. Maddesinde; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 315. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). " İşbu dosyada,tarafların sulh olmaları sebebi ile davanın konusuz kaldığı, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-HMK'nın 315/1 maddesi gereği KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 74.287,13 TL'den mahsubu ile bakiye 73.859,53 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4-Talep olmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/12/2024 BAŞKAN ... ÜYE ... ÜYE ... KATİP ...