İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/667 E. 2024/1011 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/667
Karar No
2024/1011
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/667 Esas KARAR NO : 2024/1011 Karar DAVA : MENFİ TESPİT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/02/2023 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı iddiası; müvekkili ve davalının, 13.04.2022 tarihinde ... A.Ş. şirketine ait ... A.Ş. şirketi hisselerinin Müvekkile devri konusunda anlaştıklarını, bu anlaşma kapsamında da taraflar arasında; resmiyette geçerli olacak ve söz konusu hisselerin değerinin 50.000.000TL olarak kabul edildiği "Hisse Devir Sözleşmesi" yine aynı tarihte taraflar arasında asıl geçerli olacak ve hisselerin değerinin 7.500.000 USD olarak kabul edildiği "Hisse ve Varlık Devir Protokolü" imzalandığını, protokol ile sözleşmedeki bazı maddelerde revizeler yapıldığını ve yeni hususlar eklendiğini, bu Sözleşme ve Protokoldeki ortak hususun; Müvekkili tarafından ... A.Ş. şirketine ait ... A.Ş. şirketi hisseleri alındığını; karşılığında 13.04.2022 keşide tarihli sıralı senetler verildiğini, senetler düzenlenirken de sözleşmedeki tutar olan 50.000.000,00TLlik ödemeler resmi olarak gösterilecek bedel olduğundan 11 eşit 1 artık taksit olmak üzere 12 taksit halinde banka üzerinden ... A.Ş. hesabına, tarafların anlaştığı asıl bedeli tamamlamak adına yapılacak sonraki ödemeler ise Davalıya yapılacağını, taraflar arasında bu kısım özelinde herhangi bir tartışma bulunmadığını, bu senetlerin vadesi geldikçe, Protokolde verilen banka hesabına Sözleşme ve Protokolde yazılı ödeme açıklamasıyla 4.350.000,00 TL olarak ödendiğini, davalının senetlerdeki 4.320.000,00TL 4.350.000,00TL bedel farklılığını kötüye kullanmak suretiyle sanki 4.350.000,00tl'lik senetler protokolden ayrı başka bir nakdi borç ilişkisi kaynaklı düzenlenmiş havası vererek ihtiyati haciz kararları almak suretiyle icra takipleri başlattığını, menfi tespit davaları açıldığını ve bu davalar takipler tedbiren durdurulduğunu, bu nedenlerden dolayı;13.04.2022 düzenleme tarihli, 25.11.2023 vade tarihli, 4.350.000-TL bedelli ve 13.04.2022 düzenleme tarihli, 25.12.2023 vade tarihli, 4.350.000-TL bedelli senetlerin icraya konulmaması hakkında, Mahkeme aksi kanaatte olur ise; senedin icraya konu edilmesi halinde ilgili takibin durdurulması için teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında açılacak ihtiyati haciz talebi ve icra takibi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 13.04.2022 düzenleme tarihli, 25.11.2023 vade tarihli, 4.350.000-TL bedelli ve 13.04.2022 düzenleme tarihli, 25.12.2023 vade tarihli, 4.350.000-TL bedelli senetlere ilişkin, 13.04.2022 Tarihli "Hisse Devir Sözleşmesi" ve aynı sözleşmenin belirli maddelerinin revize edildiği "Hisse ve Varlık Devir Protokolü"nden başkaca bir borç ilişkisinden kaynaklı borçlu olunmadığının tespitine, ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı savunması; davanın konusu senedin vade tarihi 25.11.2023 ve 25.12.2023 iken; davacıların sunduğu dekontlardan son tarihli dekont tarihi 26.12.2022 olduğunu, diğer bir ifade ile davacıların iş bu dosyanın konusu senedi vade tarihinden (1)bir sene önceki ve başka alacaklıya ödenmiş olan ödeme dekontlarıyla ispat etmeye çalıştıklarını, 13.04.2022 tarihli protokolün hiçbir maddesinde ... adı geçmemekte ve protokolde bütün senetlerin lehtarının ... olduğunun belirtildiğini, u kapsamda, ... adına ödeme yapılacağı yer almadığı gibi davacılar iddialarının aksine protokole taraf olan ... A.Ş. hesap numarası bildirildiğini, davacı tarafından ödeme dekontu sunulan senetler iş bu dosya konusu senete ilişkin yapılmış bir ödeme olmadığını, nitekim dekontun açıklamasında da dava konusu senedin ödenmiş olduğu yönünde bir açıklama yer almadığını, taraflar arasında birden fazla borç ilişkisi olduğunu, davacı tarafça kötüniyetli şekilde başka senet için yapılan ödemelerin iş bu dosya konusu senet ödemesi gibi gösterilmek istendiğini, davacı tarafından birden fazla borç ilişkisi gizlenmeye çalışıldığından mahkemeyi yanıltacak şekilde müvekkilinin diğer borç ilişkisinden kaynaklanan senetleri sunamadığı iddiası ortaya atılmışsa da müvekkilinin elinde halen vadesi gelmemiş senetler olduğu, diğer bir ifade ile taraflar arasında birden fazla borç ilişkisi olduğu ve senetlerin ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığının sabit olduğunu, ayrıca dosya konusu senetlerin alacaklısı şirket iken ekte sunmuş oldukları senetlerde şahıs olan (şirketin sahibi) ... adına düzenlenmiş yine benzer miktarlı senetler olması, davacının iddialarını çürütecek nitelikte olduğunu, keza taraflar arasında protokol harici borç ilişkileri olmasa idi müvekkilinin elinde ayrıca şahıs çeklerinin de olamayacağını, HMK kapsamında senede karşı senetle ispat zorunluluğu altında olan davacı tarafın senetle ispat yükümlülüğünü yerine getirememiş olduğunu, davacı ödeme nedeniyle, iade edilmiş olan senetleri mahkemenize ibraz edilmesini bilinçli bir şekilde talep ederek, kafa karışıklığı yaratmaya çalıştığını, dosya konusu alacak zaten senedin varlığı ile ispatlandığını, öte yandan hayatın olağan akışına açıkça aykırı olan tek bir husus olduğunu, onun da bir tacirin milyonlarca lira borçlu olduğu senetleri iade almaksızın ödeme yaptığını iddia ettiğini, davacının bahsetmiş olduğu savcılık soruşturması, müvekkili lehine ikinci defa takipsizlikle sonuçlandığını, davacının beyanlarının mahkemeyi yanıltma amacı taşıdığını, aynı seri senetler hakkında takibin taliki veya iptaline ilişkin görülen borca itiraz davalarında borçluların davalarının reddolunduğunu, davacılar hakkında kötü niyet tazminatına hükmolunduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı ve resen nazara alınacak hususlar muvacehesinde; huzurdaki haksız davanın ve taleplerin reddini, kötü niyetli bir şekilde ihtiyati tedbir talep eden davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava, bonodaki ihdas nedeninin bono üzerinde yazılandan farklı olduğundan (malen) bahisle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizin 19/12/2024 tarihli duruşmasında davacılar vekili "Taraflar sulh olmuştur, bu konuda sözleşme imzalanmıştır, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, ayrıca teminatların iadesine karar verilmesini talep ediyoruz, her bir dosya yönünden ayrı ayrı beyanda bulunacağız, sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilir," şeklinde beyanda bulunmuştur; aynı tarihli duruşmada davalılar vekili ise "Taraflar sulh olmuştur, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilsin, davacıların teminatının karar kesinleştiğinde iadesine muvafakatimiz vardır," şeklinde beyanda bulunmuştur. HMK'nun 315. Maddesinde; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 315. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). " İşbu dosyada,tarafların sulh olmaları sebebi ile davanın konusuz kaldığı, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-HMK'nın 315/1 maddesi gereği KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 148.574,25 TL'den mahsubu ile bakiye 148.146,65 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4-Talep olmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/12/2024 BAŞKAN ... ÜYE ... ÜYE ... KATİP ...

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/667, K. 2024/1011, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-667-e-2024-1011-k-56142fa59786