İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/292 E. 2024/979 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/292
- Karar No
- 2024/979
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/292 Esas KARAR NO : 2024/979 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/04/2021 KARAR TARİHİ : 18/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde " müvekkili şirketin, Yüksek Mimar ... tarafından 2003 yılında kurulmuş olup, proje tasarımı, proje uygulaması ve proje yönetimi ana başlıkları altında yurt içi ve yurt dışında birçok proje sürecinde yaklaşık 18 yıldır faaliyet gösteren, 50’ye yakın konusunda uzman iç mimar, mimar ve mühendis kadrosunu bünyesinde barındıran bir firma olduğunu, yapı fiziği ve süreç yönetimi konusundaki profesyonel yaklaşımı ile 500’ün üzerinde projeye imza attığını, müvekkili şirket ile ...Şti. arasında “...” (“Proje”) için 31.10.2019 tarihli bir Mobilizasyon İşleri Sözleşmesi (“Mobilizasyon Sözleşmesi”) ve 11.11.2019, 03.01.2020, 18.02.2020 ve 18.03.2020 tarihli 4 adet eser sözleşmesi (“Eser Sözleşmeleri”) olmak üzere 5 adet sözleşme imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca müvekkili şirket mobilizasyon işlerini 50.000-TL + KDV’ye üstlenmeyi taahhüt ettiğini, ayrıca imzalanan Eser Sözleşmeleri ile Proje teslimi sözleşmeler kapsamında belirlenen birim fiyatlı bedel usulüne göre hesaplanacak olup, tarafların söz konusu Eser Sözleşmeleri’ni akdederken mutabık kaldıkları tutar KDV hariç toplam 13.363.091,46-TL olduğunu, müvekkili şirket tarafından iş yüklenildikten sonra taraflar arasında gerçekleştirilen çeşitli görüşmelerde Eser Sözleşmeleri sırasında esas alınan metrajlar kesinleşmiş, çeşitli değişiklikler gerçekleştirilmiş ve ilgili sözleşmelerin kapsamının dışında kalan ilave işlerin belirlendiğini, müvekkili şirketin işbu sözleşmeler uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmiş, talep edilen ilave işleri tamamlamış ve sözleşmeler kapsamında kararlaştırılan Proje tamamlanarak geçici kabul tarafların karşılıklı mutabakatıyla 13 Nisan 2020 tarihinde gerçekleştirildiğini, söz konusu fitness merkezi bu tarihten itibaren davalı tarafından kullanılmaya başlandığını, bu esnada müvekkili şirket tarafından Eser Sözleşmeleri kapsamında belirlenen birim fiyatlar korunarak, davalı şirketin tasarım ekibinin talep ettiği malzeme bedelleri ve proje değişiklikleri nedeniyle yeni eklenen malzeme bedelleri ve davalı şirketin talebi üzerine değiştirilen yeni metrajlar üzerinden Eser Sözleşmelerinin 3.2 maddesi uyarınca hesaplama yapılmış ve kesin hesap alacağı 5 Nisan 2020 tarihinde davalı şirket ile paylaşıldığını, taraflarca imzalanan Mobilizasyon Sözleşmesi ve Eser Sözleşmelerinin toplam bedeli olan 13.413.091,46-TL + KDV’ye ek olarak, davalı şirketin talebi doğrultusunda kesin hesap tarihine kadar gerçekleştirilen değişiklikler ve ilave işlere ilişkin bedel yine taraflarca belirlenen birim fiyatları üzerinden hesaplanmış ve 5 Nisan 2020 tarihinde davalı ile 14.000.330,56-TL + KDV tutarında kesin hesap paylaşıldığını, Eser Sözleşmelerinin 6.1’inci maddesi uyarınca hak ediş kontrollerinin davalı şirket tarafından 30 gün içerisinde tamamlanarak tutarın tamamının ödenmesi gerekirken davalı ile 5 Nisan 2020 tarihinde kesin hesabın paylaşılmasına rağmen onay işlemleri sürüncemede bırakılmış, ödeme gerçekleştirilmediğini, kesin hesabın paylaşılmasını takiben 30 gün içerisinde davalı tarafından kontrollerin sağlanmamasına rağmen müvekkili şirket tarafından davalı tarafından ödeme yapılacağına dair inançla kesin hesap kesildikten sonra dahi davalı tarafından talep edilen ilave işler tamamlanmaya devam edildiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından kesin hesap düzenlendikten sonra talep edilen kalemler için kesin hesap raporuna ek olarak KDV hariç 146.671,27-TL ve 1.078-EUR tutarında ilave iş gerçekleştirildiğini, kesin hesabın paylaşılmasının üzerinden yaklaşık 8 ay geçmesi üzerine taraflar arasındaki çeşitli görüşmeler ve değerlendirmeler neticesinde kesin hesap tutarı müvekkili şirket tarafından 13.871.133,72-TL+KDV olarak yeniden hesaplanmış ve hesap döneminin de sona erdiği dikkate alınarak 31 Aralık 2020 tarihinde kesin hesap tutarı ve ilave işler için faturalar kesilmiş ve söz konusu faturalar davalı tarafından 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmeyerek deftere kaydedildiğini, ayrıca, müvekkili şirket ile 26 Ocak 2021 tarihinde mutabakat sağlandığını, daha sonra ise ödeme yapmaktan çekinen davalı faturaları aldıktan ve mutabakat sağladıktan günler sonra 31 Ocak 2021 tarihinde haksız ve hukuka aykırı bir biçimde faturalara itiraz etmeye karar verdiğini, bunun üzerine alacağını dostane yollarla tahsil edemeyeceğini anlayan müvekkili şirketin , 2 Şubat 2021 tarihinde o tarihe kadar ödenmemiş olan 1.419.770,11-TL’nin tahsili için davalı aleyhinde ... 9. İcra Dairesi’nde ...E. numarası ile takip başlattığını, davalının ödemeyi geciktirmek amacıyla ve yargı mercilerini de meşgul etmeyi göze alarak, hiçbir nedeni veya dayanağı olmaksızın söz konusu takibe itiraz etmiş olup, müvekkili şirket tarafından ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk sürecine müracaat edilmesine karşın davalının söz konusu borcunu ödemeye yanaşmaması sonucunda arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek ... 9. İcra Dairesi’nin ... E. sayılı icra takibi dosyasına yapılan itirazın iptali ile söz konusu icra takibinin devamına, davalı aleyhine, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın sözleşmelerde birim fiyat belirlendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının taraflar arası akdedilen sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini ifa ettiği iddiasının da doğru olmadığını, davalının ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ihtilaf konusu alacaklara temel oluşturan sözleşmelerin her biri nitelik itibariyle tartışmasız birer eser sözleşmesi olduğunu, eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olduğunu, bedel ödeme borcu, eserin teslimi sırasında muaccel olmaktadır ve taraflar arasında götürü bedel belirlenmiş ise yüklenici, fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa dahi, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür (TBK m. 480/I). ilgili maddeden de anlaşılacağı üzere bu durum sözleşme hukukunun genel ilkesi olan sözleşmeye bağlılık, yani ahde vefa ilkesinin gereğidir ve esas olan sözleşmeye bağlı kalınması olduğunu, davacıya dava konusu sözleşmeler ile hak etmiş olduğunu iddia ettiği alacağı fazlasıyla ödendiğini, davacının sözleşmeden kaynaklı hiçbir hak ve alacağı kalmadığını, eksiklikler ve ayıplar nedeniyle sözleşmelere uygun bir ifadan bahsetmenin mümkün olmadığından eserin tesliminden veya kabulünden söz etmek mümkün olmadığını, dolayısıyla davacı talep ettiği alacağa hak kazanmadığını, davacı taraf sözleşme hükümlerindeki yükümlülüklerinin hiç birini yerine getirmemiş, taraflar arasında bir mutabakat olmadan ve herhangi bir nihai kabul yapılmadan, usulüne uygun olmayan şekilde müvekkili şirket adına fatura kestiğini, davalının, davacı şirkete hak etmemiş olmasına rağmen ciddi ödemeler yaptığını, davacı tarafın bütün talepleri haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın yapılacak inceleme neticesinde davanın reddi ile dava masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili 13/12/2024 tarihli dilekçesi ile tarafların sulh olduklarını ve yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadıklarını bildirmiş, davalı vekili 16/12/2024 tarihli dilekçesi ile davacı yanın davadan feragat etmesi halinde herhangi bir avukatlık ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını bildirmiştir. HMK'nun 315. Maddesinde; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 315. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). " İşbu dosyada,tarafların sulh olmaları sebebi ile davanın konusuz kaldığı, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK 315. Maddesi uyarınca dava konusuz kaldığından ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Peşin yatırılan 17.147,28 TL harçtan tahsil edilmesi gereken 427,60 TL maktu harcın mahsubu ile bakiye 16.719,68 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Talep olmadığından davacı ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Gider avansının kalan kısımlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Tarafların yokluğunda,dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.19/07/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...