İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/406 E. 2026/360 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/406
- Karar No
- 2026/360
- Karar Tarihi
T.C. ...2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/406 Esas - 2026/360 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/406 Esas KARAR NO : 2026/360
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/04/2026 KARAR TARİHİ : 05/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/07/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkili ...'in sürücüsü olduğu motosiklete, davalı sigorta şirketinin sigortaladığı aracın sürücüsünün kırmızı ışık ihlali ve hız kurallarına uymaması nedeniyle çarptığını, kaza sonucunda müvekkilinin ağır yaralandığını, kaza tespit tutanağı ve Adli Tıp Kurumu raporuyla karşı araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğunu, müvekkiline herhangi bir kusur atfedilmediğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, kaza neticesinde müvekkilinin sol kürek kemiğinde kırık, sol omuz hareketlerinde kısıtlılık, sırt bölgesinde fıtıklaşma ve hareket kısıtlılığı gibi ciddi sağlık sorunları yaşadığını, maluliyet oranının %12 olarak belirlendiğini, bu durumun müvekkilinin fiziksel ve psikolojik olarak büyük sıkıntılar yaşamasına neden olduğunu, günlük yaşamını idame ettirmekte zorlandığını ve ciddi travma geçirdiğini, davalı sigorta şirketinin aracının kasko poliçesinde artan mali sorumluluk klozu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında manevi tazminat teminatının bulunduğunu, sigorta hukukundan kaynaklanan bu talebin ticari iş niteliğinde olması nedeniyle avans faizi uygulanması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin maddi durumunun kötü olması nedeniyle adli yardım talebinde bulunduklarını belirterek, 350.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini, Bingöl Devlet Hastanesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan davacıya ait tüm tedavi evraklarının celbini, Bingöl 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2026/134 esas numaralı ceza dosyasının celbini, davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş.'den 12 AN 666 plaka sayılı aracın kasko poliçesi ile ZMMS poliçesine ait hasar dosyalarının celbini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayandığı delillerin müvekkili şirkete tebliğe çıkarılması gerektiğini, HMK m.121 gereğince diğer delil örneklerinin tebliğ ettirilmediğini, bu usulî eksikliğin esasa verecekleri cevaplarını etkilediğini, bu nedenle delillerin tebliğine kadar davaya cevap verme hakkını saklı tuttuklarını, dava konusu taleplerin belirsiz alacak davası olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, alacak miktarının belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu durumda davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması gerektiğini, bu eksiklik nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, davaya konu 16/07/2024 tarihli kazaya karışan 12 AN 666 plakalı aracın müvekkil şirkete Birleşik Kasko Poliçesi ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeleri bildirmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, müvekkil şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunun ancak sigortalısının kusurlu olması halinde doğduğunu ve kusur oranı ile poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiğini, manevi tazminat istemine esas alınacak maluliyet raporunun 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun alınması gerektiğini, davacı yanın trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi için yetkili Üniversite Hastanesine sevkine karar verilmesi gerektiğini, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, kaza tespit tutanağında davacının koruyucu tertibatlar durumunun "Emniyet Kemeri/Kask Durumu tespit edilemedi" şeklinde kayıt altına alındığını, bu durumda belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini, Yargıtay kararlarının da müterafik kusur indirimini desteklediğini, manevi tazminat takdirinin Yargıtay uygulamaları esas alınarak yapılması gerektiğini, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığını, davacı vekilinin fahiş manevi tazminat talebinin hakkaniyete uygun olarak tespit edilmesi gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin dosyaya sunulması gerektiğini, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması halinde tazminat davası açılamayacağını, Türk Borçlar Kanunu'nun 166. maddesi gereği ibra sözleşmesinin diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtaracağını, bu doğrultuda ceza yargılamasına ilişkin evrakların incelenmesi gerektiğini, faiz talebinin hatalı olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarının da bu yönde olduğunu, haksız fiilden doğan ilişkilerde avans faizi talep edilemeyeceğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkil şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama masraflarından sorumlu olmaması gerektiğini belirterek, davanın usulden reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, kusur oranının tespiti halinde azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, kaza tespit tutanağı ve alkol raporunun tarafına tebliğini, müterafik kusur durumunun araştırılmasını ve hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını, ceza dosyasında uzlaşma olması durumunda davanın reddini, müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden faiz talebinin reddini, aksi halde dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili 11/05/2026 tarihli dilekçesinde özetle; davalı aleyhine ikame ettikleri davadan ve dava konusu tüm haklarından, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarından ve bunların faiz, masraf ve ücreti vekalet dahil tüm ferilerinden, kayıtsız, şartsız ve gayrikabili rücu olarak, herhangi bir şarta bağlı olmaksızın tamamen feragat etiklerini, sigorta şirketinin, ödemeyi takiben davadan (tüm maddi tazminat talebinden (sürekli iş görmezlik, geçici iş görmezlik, tedavi gideri, bakıcı gideri) feragat sebebi ile doğacak karşı avukatlık ücretinden feragat ettiğini sulh protokolü ile peşinen kabul ettiğini, yapılan sulh anlaşması nedeniyle taraflarca karşı vekalet yahut yargılama gideri talebi olmadığından yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmamasını talep ve beyan etmiştir. Davalı vekili bila tarihli sulh dilekçesinde özetle; manevi tazminat taleplerine ilişkin davacı vekili ile sulh olduklarını ve talep hususunda karşılıklı ibralaştıklarını, davacının davadan feragat etmesi halinde, huzurdaki davada, vekalet ücreti ve / veya yargılama gideri hususunda hiçbir talebimizin olmadığını beyan eder, davacı vekilinin feragat beyanı doğrultusunda gereğinin yapılmasını, müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri açısından hüküm kurulmamasını talep ve beyan etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: HMK'unun 315.maddesinde; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre, sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir," hükmü düzenlenmiştir. Somut davada, tarafların dava konusunda uzlaştıkları, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortadan kalktığı görülmekle; davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup; Harçlar Yasası'nın 22.maddesinde düzenlenen, "davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır," hükmü doğrultusunda, ön inceleme aşaması tamamlanmadan önce taraflar sulh olduğundan, karar ve ilam harcının 1/3'ünün alınmasına dair, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Sulh sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gerekli 244,00 TL harcın peşin alınan 732,00 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 488,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Tarafların karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri olmadığından bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, 4-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildi. 05/06/2026