İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/759 E. 2026/421 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/759
- Karar No
- 2026/421
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/759 Esas - 2026/421 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/759 KARAR NO : 2026/421
BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE .... KATİP : ....
DAVACI :.... VEKİLİ : Av. .... DAVALILAR : 1- .... : 2- .... VEKİLLERİ : Av. .... Av. .... DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı DAVA TARİHİ : 08/10/2025 KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR Y.TARİHİ : 05/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan "itirazın iptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka tarafından, ... Şirketi arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerine istinaden adı geçene ticari kredi kullandırıldığını, söz konusu firmaya kredi kullandırılmasına ilişkin kredi sözleşmelerinde davalıların tamamının müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğunu, söz konusu kredi hesabının 18.07.2025 tarihinde kat edilmiş olup, borçlu firma ve kefillere kredi alacağının ödenmesini teminen .... Noterliğinin ... ve ... yev. No’lu muacceliyet ihtarnamesi keşide edildiğini, borçlu firma ve kefillerine keşide edilen muacceliyet ihbarnamesine rağmen alacağın tahsil edilemediğini, muacceliyet ihbarnamesinden sonuç alınamaması üzerine kefiller aleyhine .... D.iş. sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alınmak suretiyle .... sayılı icra dosyasıyla 11.392.211,23-TL alacağın ödenmesi 25.300-TL gayrinakdi kredi bedelinin depo edilmesi istemiyle icra takibine geçildiğini, davalı kefillerin somut hiçbir gerekçe belirtmeden borcun tamamına, faize, talep edilen faiz oranına ve tüm fer’ilerine itiraz ettiğini beyanla; takibe itirazlarının iptaline, icra takibinin devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalıların icra inkar tazminatına mahkum olmalarına hükmolunmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamış olup; duruşmadaki beyanlarında davanın reddini talep etmişlerdir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Taraflar arasında GKS ve teminat sözleşmesi akdedildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Takip konusu kredilerin hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığı, kefaletin Sözleşme ve Yasa koşullarına uygun olup olmadığı, gayri nakdi krediler yönünden kefilleri de kapsayıp kapsamadığı, muacceliyet ve temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği, hangi tarihte gerçekleştiği, akdi ve temerrüt faiz oranlarının sözleşme ve hukuka uygun olup olmadığı, talep edilen asıl alacak, işlemiş faiz ve masrafların Kanun ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, takip tarihi itibariyle asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının ne kadar olduğu ve davacı tarafın gayri nakit alacağı bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. .... sayılı dosyası, 6. Arabuluculuk son tutanağı V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 7. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 8. Davacının ortaya koyduğu deliller ele alınarak ispat yükünün yerine getirilmiş olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir. Ancak öncelikle somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında değerlendirilmesi gereken delillerin ibrazı ile ilgili Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 9. 6100 sayılı HMK’nin delillerin ibrazıyla ilgili “Dava Dilekçesinin İçeriği” başlıklı 119. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentleri uyarınca davacı, dava dilekçesinde, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini göstermek zorundadır. 10. Maddenin gerekçesinde bu gerekliliğin, 6100 sayılı HMK’da bir yenilik olarak düzenlendiği ifade edilmiş, delillerin bildirilmesine ilişkin bu düzenlemenin, somutlaştırma yükünün de bir gereği olarak davacının genel ifadelerle delillerini belirtmesi yeterli sayılmayıp hangi delillere dayandığı dilekçeden anlaşılması aranmıştır (....). 11. 6100 sayılı HMK’nin “Belgelerin Birlikte Verilmesi” başlıklı 121/1. maddesi uyarınca; dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. Aynı yöndeki zorunluluk “cevap dilekçesi” bakımından da aranmakta olup, davalı yanın savunmasının dayandığı vakıaların ve bu vakıaların dayandığı delillerin gösterilmesi zorunluluğuna ilişkin düzenlemeler HMK’nin “Cevap Dilekçesinin İçeriği” başlıklı 129. maddenin 1. fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yer almaktadır. (....). Yine belgelerin birlikte verilmesine ilişkin HMK m. 121 hükmünün de cevap dilekçesi hakkında da uygulanacağı HMK m. 129/2 hükmünde açıkça düzenlenmiştir. 12. Görüldüğü gibi HMK’nin 121/1. maddesi uyarınca davacı dava dilekçesinde gösterdiği ve elinde bulunan delilleri dava dilekçesi ekinde sunması, başka yerden gelecek belge ve dosyalar için ise getirilmesini sağlayacak açıklamanın yine dava dilekçesi ile birlikte gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. 13. 6100 sayılı HMK’nın “Ön İncelemenin Kapsamı” başlıklı 137/1. maddesine göre; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe (Ek ibare: 07/06/2012-6325 S.K./35.md) veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. 14. 6100 sayılı HMK’nın “Ön İnceleme Duruşmasına Davet” başlıklı 139/1. maddesine göre; ön inceleme için tespit edilmiş olan güne tarafları davet için çıkartılacak davetiyeye hangi hususların ihtar edileceği düzenlenmiş, bu kapsamda maddenin (ç) bendinde verilecek iki haftalık kesin süre içerisinde taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacakları ihtar edilir. Aynı Kanunun 119 ve 121. maddelerinde delillerin gösterilmesinden bahsedilmesine rağmen, 137 ve 140. maddelerinde delillerin sunulmasından ve toplanmasından bahsedilmektedir. Burada vurgulanması gereken husus özellikle 140. maddede “dilekçelerinde gösterdikleri” ibaresinin kullanılmış olmasıdır. 15. 6100 sayılı HMK’nın 140. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir (HMK m. 139/1-ç). 16. Özetle; 6100 sayılı HMK’nın 119/1-f maddesine göre; dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, 129/1-e maddesine göre de, cevap dilekçesinde; savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin belirtilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK’nın 121, 137, 139 ve 140. maddelerinde ise; 119 ve 129. maddelerdeki düzenlemenin aksine, delillerin belirtilmesinden değil, tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapmasından bahsedilmiştir. Buna göre; delillerin dava ve cevap dilekçelerinde belirtilmesi; dava/cevap dilekçesinde belirtikleri delillerin dilekçelerine eklenmesi (HMK m. 121) ve en geç ön inceleme duruşmasına davet için çıkartılan davetiyede yapılan ihtar süresinde (2 hafta) de mahkemeye sunulması, başka bir yerden getirtilecek olması halinde delillerin toplanması için gerekli işlemlerin yapılması gerekir. Yani dava ve cevap dilekçelerinin verilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmalarını kanıtlayıcı delil bildirmeleri mümkün değildir. 17. Dilekçelerin teatisi aşamaları bu şekilde net sürelere bağlı olarak düzenlendikten sonra yasa koyucu, “delil” bildirmenin “süreye” bağlı olduğunu tekrar vurgulayan 145. maddeye yer vermiştir. 6100 sayılı HMK’nın “Sonradan Delil Gösterilmesi” başlıklı 145/1. maddesine göre; taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. 18. 6100 sayılı HMK’nın 145. maddesinin birinci cümlesinde de tarafların, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecekleri açıkça belirtilmiştir. 145. maddenin ikinci cümlesinde; birinci cümledeki tarafların Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir. 145. maddenin gerekçesinde, “uygulamada, davaların uzamasının temel sebeplerinden birinin de gereksiz yere yeni delil sunulması ve bu konuda taraflara verilen sürelere uyulmaması olduğunun bilindiği, maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğunun kural olarak benimsendiği, fakat iki istisnanın kabul edildiği, bunun için; yeni delil sunulması talebinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya delilin süresinde sunulmamasının ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanması halinde, hâkimin gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebileceği, bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesinin hukuki dinlenme hakkının tabii bir sonucu olduğu” belirtilmiştir. 19. Tahkikatın amacı, kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi halde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar. Bu sebeple 145. maddede belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması halinde bu deliller dikkate alınmamalıdır. Keza, tarafların 145. madde şartları oluşmadan sonradan delil sunması ya da kanun yoluna başvururken bu şekilde delilleri dilekçesine ekleyip vermeleri kabul edilmemelidir (....). 20. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için delil gösterilmesi, dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Buna göre, dilekçelerin teatisi aşamasında herhangi bir delil bildirmeyen davacı veya davalıya ön inceleme duruşmasında veya tahkikat aşamasında HMK’nin 145. maddesindeki istisna haricinde delillerini bildirmesi için yeni bir süre verilmesine veya delil bildirmesine imkân bulunmamaktadır. 21. Yukarıda sözüedilen ilkelere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun birçok kararında da değinilmiştir (....). 22. Yapılan açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde, mahkememizce, tensip tutanağında, dava konusu edilmiş olan kredinin dayanağı olan belgeleri sunmak üzere davacı yana süre verilmiştir. Ayrıca davacı vekiline, takip konusu alacağı dikkate alınarak, her bir kredi türüne ilişkin olarak, tensip tutanağında gösterilen (dava konusu edilen krediye ilişkin) belgelerin onaylı suretlerini ibraz etmek üzere 2 hafta süre verilmiş ve takip konusu kredi alacağının dayanağını teşkil eden kredi sözleşmeleri ve krediye ilişkin belgelerin HMK m. 121 ve HMK m. 139/1-ç hükümleri uyarınca başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar kapsamında olmayıp davanın tarafı olan davacı bankada bulunan belgelerden olduğu ancak taraflar dışında bulunan deliller bakımından sözkonusu hükmün uygulama yeri olduğu nazara alınarak bu hususta bankaya müzekkere yazılmayacağı ihtar edilmiştir. 23. Yine "Ön İnceleme Tutanağı" ile HMK m.139/ç uyarınca, iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği ihtarını içerir davetiye davacı vekiline tebliğ edilmiştir. 24. Davacı yanca, tensip zaptında ve yine ön inceleme tensip zaptında HMK m. 139/ç hükmü uyarınca başka yerden getirtilecek delillerin bulunması halinde ilgili yerin açıklanması istenilmesine karşın, dava konusu edilen krediye ilişkin her hangi bir belge sunulmamıştır. 25. Mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında yerinde inceleme talebende bulunulması halinde yerinde incelemenin uygulanabilmesi bakımından görevli bulunan personel iletişim ve kimlik bilgilerinin sunulması için iki haftalık kesin süre verildiği, buna karşın davacı yanca yerinde inceleme talebinde bulunulduğuna ve bu incelemenin uygulanabilmesi bakımından mahkememiz ara kararında belirtildiği biçimde her hangi bir bilgi sunulmadığı anlaşılmaktadır. 26. Mahkememizce davacının sunmuş olduğu deliller kapsamında bir inceleme yapılabilmesi bakımından dosya bilirkişi incelemesi yapılmak üzere bilirkişiye tevdi edilmiş, ancak bilirkişi düzenlemiş olduğu raporda yeterli belge bulunmadığından rapor düzenlenemediği belirtilmiştir. 27. Davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde Genel Kredi Sözleşmeleri, Kat İhtarnamesi ve bu kat ihtarnamesinin tebliğine ilişkin mazbatalar dışında kredinin kullandırımına ilişkin diğer belgelerin bulunmadığı görülmektedir. 28. Sunulan bu deliller ile davacının ileri sürmüş olduğu kredi alacağının varlığını ispat edememiş olduğu değerlendirilmiştir. 29. Yapılan tüm açıklamalar neticesinde; davacı genel kredi alacaklısı sunmuş olduğu belgeler ile alacaklı olduğunu ispatlar yeterli bir delil sunmamış olduğu, bu bakımdan borçlu olduğu idida edilen davalılar bakımından, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağının varlığını, sunmuş olduğu tüm deliller kapsamında ispat edemediği değerlendirilmiş, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
VI-HÜKÜM 1-Davalılar yönünden DAVANIN REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.-TL harcın, peşin ve derkenarla alınan 108.896,46.-TL harçtan düşümü ile fazla alınan 108.164,46.-TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE, 5-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 4.700,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 6-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.067.766,34.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendini vekille temsil ettiren davalılara ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2026
Başkan .... E-İmza Üye .... E-İmza Üye .... E-İmza Katip .... E-İmza
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"