İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/345 E. 2026/74 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/345
Karar No
2026/74
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/345 Esas KARAR NO : 2026/74

DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 27/08/2024 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil ... ile davalı ... A.Ş. (Kredi Alan) arasında 20 Temmuz 2022 tarihinde ... No'lu Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, nılı sözleşme uyarınca taraflar arasında kurulan ticari ilişki kapsamında müvekkili 30 Eylül 2022'ye kadar vadeli ve yıllık %15 faiz ödemeli olarak Kredi Alan'a 4.220.000 ABD Dolarını (dört milyon iki yüz yirmi bin) aşmayacak şekilde para kaynağı aktaracak olup; kredi veren ve nihayetinde borcun ödenmemesi neticesinde alacaklı sıfatına haiz olduğunu, ... Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesinde görülen yargılama sonucu ... adına verilen ... sayılı, 10 Mart 2023 tarihli karar uyarınca "...’da bulunan ... ŞİRKETİ’nden (Tescil no: ... Mersis No....) ... Şehri’nde bulunan “...” ...A.Ş.ye ( Devlet esas tescil no:..., Vergi np: ...) ödenmek üzere yükümlülüklerin yerine getirilme günü ... Bankasının kuruna göre 2972701,09 USD borç, 272328,63 USD faiz, 487930,31 USD ceza tutarının tahsil edilmesine, Devlet vergisi olarak da 200000 Ruble alınmasına," karar verilmiş olduğunu anılı karar davalının itirazı neticesinde itiraz mahkemesince verilen 22 Haziran 2023 tarihli karar uyarınca kesinleşmiş olduğunu, davalı ... ise Davalı ...A.Ş. 'nin borcuna 30.06.2022 tarihinde ... ile Kefalet Sözleşmesi akdetmiş olduğunu, akdedilen ... Nolu Kefalet Sözleşmesi ile ...A.Ş.'nin borçlarına kefil olmuş ve ... USD borç için sorumluluk altına girmiş olduğunu, tarafına 01.07.2022 tarihinde ihtarname gönderilmiş olduğunu, kefalet sözleşmesi uyarınca kefilin tarafına yapılacak ihtardan itibaren 10 iş günü içinde ödeme yapması gerekli idiyse de kefil ... borcu ödemeyerek 07.10.2022 tarihinde temerrüde düşmüş olduğunu, ... için Kazan Mahkemesi tarafından ... Federasyonu adına ... Sayılı 16.02.2023 Tarihli Kararı verilmiş olup mahkeme bu kararında ... tarafından;10490524,88 USD borcun, bu borcun 07.07.2022 ile 16.02.2023 tarihleri arası işlemiş faiz tutarı olan 503401,48 USD'nin ve 17.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek faizinin; ....Nolu Kredi Sözleşmesi uyarınca borçlanılan 2973701,06 USD borcun ve bu borçtan 23.07.2022 ile 16.02.2023 tarihleri arasında tahakkuk eden 246673,82 USD faizin, 01.10.2022 ile 16.02.2023 tarihleri arasında işleyen ... ceza tutarının ve 17.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek faizinin, yükümlülüklerin ifası tarihinde ... Bankasının Kuruna göre ödemesine hükmettiğini, Temyiz Mahkemesine başvurulmuş ve Mahkeme tarafından verilen... Sayılı 30.10.2023 tarihli Kararda tahkim mahkemesinin kararları kısmen kabul edilmiş ve şu şekilde değiştirilmiş olduğunu, taraflarca akdedilen ... Nolu Kefalet Sözleşmesinden doğan 10460524,88 USD borcun, bu borçtan dolayı 07.07.2022 ile 30.10.2023 arasında işlemiş olan 968146,11 USD faizin, 31.10.2023 tarihinden yükümlülüklerin ifası tarihine kadar işleyecek olan faizinin, ... Nolu Kredi Sözleşmesinden doğan 2972701.09 USD borcun, bu borcun 23.07.2022 ile 30.10.2023 tarihleri arasında işlemiş olan 559,418.26 USD faizinin ve 31.10.2023 tarihinden itibaren yükümlülüklerin ifasına kadar işleyecek faizinin ödenmesine karar verilmiş olduğunu, müvekkilinin alacağına ilişkin olarak borçlu ve müteselsil kefil ... için verilen kararların kesinleşmesi neticesinde işbu tanıma ve tenfiz talepli davayı açtıklarını, tenfizi talep edilen mahkeme kararları müvekkilinin alacaklı olduğunun sabit olduğunu, tenfizi talep edilen karar yabancı mahkeme kararı niteliğinde olduğunu belirterek yukarıda açıklanan ve mahkemece de re'sen gözetilecek nedenlerden dolayı, ... Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesinin ... sayılı, 10 Mart 2023 tarihli,... adına verilmiş kararın ve Yüksek Mahkemenin ... Sayılı 30.10.2023 tarihli Kararının fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak koşuluyla 10.490.524,88 Amerikan Doları kadarına kadar olan kısmının tenfizi ve taleplerinin kabulünü, İİK m.257 vd. hükümleri uyarınca, davalinin menkul, gayrimenkul, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile banka hesaplarının fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak koşuluyla şimdilik 200.000,00 Amerikan Doları kadarına kadar olan kısmının ...A.Ş.'den ve 200.000,00 Amerikan Dolarına kadar olan kısmının ...'dan ihtiyati haciz yoluyla haczedilmesini, yargılama giderleri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanacak vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ... ile Türkiye Cumhuriyeti arasında akdi ya da fiili "karşılılık" bulunmamakta olduğunu, rus mahkeme kararlarının ülkemizde tenfizi mümkün olmadığını, bu yönde verilmiş müvekkilinin taraf olduğu emsal kararlar ve rus adli makamlarının konuya ilişkin vermiş olduğu müzekkere cevapları işbu dilekçe ekinde paylaşıldığını, tenfizi istenen kararlar birer hakem kararı değil mahkeme kararı olduğunu, kararlardaki "tahkim" mahkemesi ifadesi, rusçadaki "ticaret" ifadesinin Türkçe diline tahkim olarak çevrilmesinden kaynaklandığını, bu kapsamda, işbu dava Harçlar Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca nispi harca tabi olduğunu, tenfizi istenen kararlardaki toplam tutar üzerinden harcın tamamlatılması için davacıya kesin süre verilmesi gerektiğini, tenfizi istenen dava konusu her iki karar da kesinleşmemiş olduğunu, her iki karara karşı da üst mahkemede itiraz yoluna gidilmiş olduğunu, yargılamalar devam ettiğini, bu nedenle davacı taraf tenfizini istediği her iki karar yönünden de kesinleşme şerhi ibraz edemediğini, MÖHUK M. 53/2 uyarınca kesinleşme şerhi, tenfiz dava dilekçesine eklenmesi zorunlu belgelerden olduğunu, bu kapsamda işbu eksiklik nedeniyle davanın reddi, aksi kanaat halinde ise davacıya eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerektiğini, davacı, tarafları farklı olan 2 yabancı mahkeme kararının tenfizi davasını işbu tek dava ile birlikte ve kısmi olarak ikame ettiğini, bu şekilde, tarafları dahi aynı olmayan 2 farklı yabancı mahkeme kararının aynı anda, ayrıca tek bir ortak tutar üzerinden ikame edilmesi mümkün olmadığını, tenfiz davalarının ancak farklı hükümler yönünden kısmi olarak ikame edilebilmesi mümkün olduğunu, dava değerinin kısmi bir şekilde gösterilmesi de söz konusu olamayacağını, rus mahkemeleri, her iki müvekkili yönünden görülen davalarda yetkili mahkeme olmadığını, bu kararların MÖHUK M.54/1-b uyarınca tenfizine itiraz ettiklerini, itirazları doğrultusunda, gerekli görülmesi halinde rus hukuku bilirkişisinden rapor alınmasıyla, yetkisiz rus mahkemesinin müvekkilleri aleyhine yargılama yaptığı anlaşılacağını, bu durum, MÖHUK M. 54/1-b uyarınca açık bir tenfiz engeli olduğunu, tenfizi istenen birinci kararda ... aleyhine verilen hüküm, tenfizi istenen ikinci kararda mükerrer olarak bu defa kefil sıfatıyla ... aleyhine de kurulmuş olduğunu, bu hali ile her iki karar da açık bir şekilde kamu düzenimize aykırılık teşkil ettiğini, aksi halde dahi, hiçbir hukuk sisteminin bir borcunun hem asıl borçludan hem de kefilden tahsiline izin vermeyeceğini, böylelikle davacı, ...'da aynı anda icra edemeyeceği mükerrer kararları türkiye'de aynı anda icra etmek amacında olduğunu, bu kapsamda, mükerrer olan bu kısmın 2 defa tahsilini doğuracak şekilde tenfizi mümkün olmadığını, hukuk sisteminin, hiçbir şekilde aynı borcun hem kefilden hem de asıl borçluna tahsiline izin vermemekte olduğunu, bu yöndeki tüm başvurular ancak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yapılabildiğini, bu kapsamda, tahsil tekerrüre izin verecek şekilde hüküm tesis edilen her iki rus mahkeme kararı açıkça kamu düzenimize aykırılık teşkil ettiğini, MÖHUK M. 55/2 uyarınca yerine getirilmiş yabancı mahkeme kararı tenfiz edilemeyeceğini, davacı bu kararı zaten ...'da icra etmiş olduğunu, davacı, ...'da müvekkili ...'nin ...'daki mal varlığı yönünde, tenfizini istediği ilamdaki alacağı dayanak göstererek ve bu alacağın tahsili istemiyle iflasını istemiş olduğunu, rus mahkemesi ...'nin ...'daki malvarlığı yönünden iflasına ve davacının alacağının sıraya kaydına karar verdiğini, her ne kadar müvekkili hakkında ...'da bu yönde bir iflas kararı verilebileceği taraflarınca kabul edilmemekte ve her türlü itiraz haklarının saklı tutulsa da, netice itibariyle davacı tarafça tenfizi istenen karar ...'da icra edilmiş olduğunu, davacı ...'da icra ettiği kararı aynı zamanda mükerrer tahsilat yapmak amacıyla Türkiye'de de tenfiz etmek istediğini, müvekkili ... aleyhine verilen yabancı mahkeme kararı pek çok sebeple kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, tenfizi mümkün olmadığını, yabancı mahkeme kararının konusunu, kredi kuruluşu olmayan bir şirketin vermiş olduğu sözde kredi borcu oluşturduğunu, davacı da kredi sözleşmesinı dava dilekçesi ile paylaşmış olduğunu, Türkiye'nin kanunları uyarınca finans kuruluşu olmayan kimsenin kredi vermesi mümkün olmadığını, aksi durum açıkça tefecilik suçunu oluşturacağını, bu haliyle, yabancı mahkeme kararının uygulanması Türk Ceza Kanunu'na dahi aykırılık oluşturacağını, kamu düzenine aykırı kararın tenfizi mümkün olmadığını, bir kredi sözleşmesinde, faizin yanında ayrıca cezai şart kararlaştırılması mümkün olmayacağı gibi, faizin yanına ayrıca kararlaştırılan günlük 0,1 oranındaki cezai şart tutarı fahiş olduğunu, emsal kararlar uyarınca fahiş cezai şart tutarı içeren yabancı mahkeme kararları kamu düzenimize aykırı olduğundan tenfizi mümkün olmayacağını, 805 sayılı kanun uyarınca Türkçe akdedilmeyen sözleşme kapsamında müvekkili aleyhine verilen kararın tenfizi kamu düzenine aykırı olacağını, müvekkili ... ilk derece yargılamasına usulüne uygun bir şekilde davet edilmemiş olduğunu, yargılamadan ancak temyiz başvurusu sırasında haberdar olduğunu ve böylelikle etkili bir savunma yapma hakkı tamamen elinden alınmış olduğunu, temyiz aşamasında dahi bu defa hem kendisine, hem de vekiline tebligat yapılmaksızın duruşma görülerek başvuru reddedildiğini, ne ilk derece ne de temyiz aşamasında ...'a hiçbir süreç usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini, bu nedenlerle, MOHÜK. M 54/1- ç bendi uyarınca taraflarınca itiraz edildiğini, keza davacı tarafça yargılamaya dahil edildiğini ispat eder hiçbir delil ibraz edilmediğini, davacı bu hususların ortaya çıkmasının engellenmesi gayesi ile, tenfizini istediği temyiz mahkemesi kararına ilişkin yerel mahkeme kararının dosyaya ibraz etmediğini, ilk derece mahkemesi kararı olmaksızın bir temyiz kararının tenfizi talep edilemeyeceğini, ...'ın sorumlu tutulduğu borcun dayanağı, ...'da kurulu bir şirket olan ... şirketinin borçlarına sözde kefaleti olduğunu, ancak ...'ın iddia edilen kefalet sözleşmesinin akdedilmesine ilişkin tüm iddialar Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, ...'ın sözleşme'nin imzalandığı tarihte ...'da olmadığını, Rusça bilmediği için sorumlu tutulamayacağı ve süresiz ve limitsiz bir kefaletin söz konusu olamayacağını, kendi el yazısı ile bu ifadelere yer vermediği gibi hususların tamamı rus mahkemesi tarafından yok sayıldığını, tüm bu hususların reddi halinde dahi, bu defa 805 sayılı kanun uyarınca Türkçe olarak akdedilmeyen bir kefalet sözleşmesi ile müvekkilinin sorumluluğuna gidilen bir kararın Türkiye'de icrası yine kamu düzenine aykırı olacağını, davacı bu kararı zaten ...'da icra ettiğini, MÖHUK M. 55/2 uyarınca yerine getirilmiş yabancı mahkeme kararı tenfiz edilemeyeceğini, ...'ın kefil sıfatı aleyhine kurulan hükmün bir kısmı sözde ...'nin borcuna ilişkin olduğunu, bu hükmün tenfizi istenen diğer karar ile mükerer olduğu ve aynı zamanda ... aleyhine ...'da icra edildiğinin açıklandığını, ilamın diğer hükümleri ise, müvekkili ...'ın ...'da kurulu bulunan bir şirket olan ...'nin borcuna ilişkin sözde kefaletine ilişkin olduğunu, davacı bu alacağını da iflas eden ...'den iflas masasına yazılarak tahsil ettiğini, böylelikle, müvekkili ... aleyhine kurulan her hüküm yönünden ilam icra edilmiş ve alacak tahsil edilmiş olduğunu, gerek ülkece erekse Rus hukukunda kefil, temerrüdün yasal sonuçları içerisinde olmayan cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, buna karşın, ... aleyhine hem ...'nin hem de ...'nin sözde kefaletlerinden kaynaklı olarak, faizin yanı sıra, günlük 0,1 oranında cezai şarta da hükmedildiğini, aksi kanaat halinde dahi, faiz haricinde, kararlaştırılan günlük 0,1 oranındaki cezai şart tutarı fahiş olup, emsal kararlar uyarınca fahiş cezai şart tutarı içeren yabancı mahkeme kararları kamu düzenine aykırı olduğundan tenfizi mümkün olmayacağını belirterek yukarıda arz ve izah edilen ve mahkemece gözetilecek sair nedenlerle; huzurdaki davanın her halükarda her iki müvekkili yönünden de tümden reddini, eksik yatırılan nisbi harç nedeniyle davanın reddini, aksi halde tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesini, kesinleşme şerhleri dava dilekçesi ekinde ibraz edilmediğinden davanın reddini, aksi halde tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesine, müvekkillerinin ilk derece ve temyiz aşamasında temsiline ilişkin olarak tebligatların yapılıp yapılmadığına yönelik yabancı mahkeme tarafından düzenlen bir belge sunulmadığından davanın reddini, aksi halde tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesini, ... Yüksek Mahkemesi'nin ... sayılı ve 30.10.2023 tarihli karara konu ilk derece mahkemesi kararı dava dilekçesine eklenmediğinden davanın reddini, aksi halde tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesine, ...'da kurulu bulunan davacı ... 'nın, ... kurulu bulunan diğer bir şirket olan "..." şirkete karşı başvurduğu dava, icra takibi gibi yasal yollara ilişkin ... Adalet Bakanlığı'ndan bilgi istenmek üzere adalet bakanlığı dış ilişkiler genel müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasını, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, tanıma tenfiz istemine ilişkindir. Davacı, ... Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesinin 10/03/2023 tarihli ... Federasyonu adına verilmiş kararının ve buna ilişkin temyiz kararının tanınmasını ve tenfizini istemiştir. Davalılar ise, ülkeler arasında akdi ya da fiili karşılıklıklık bulunmadığından dava konusu mahkeme kararının tenfizinin mümkün olmadığını, tenfizi istenen kararların hakem kararı değil mahkeme kararı olduğunu, nispi harç yatırılması gerektiğini, tenfizi istenen kararların kesinleşmediğini, kararın ...'da icra edilmiş olması nedeniyle tenfiz imkanının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkememizce toplanan deliller ve belgeler ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, resen seçilen milletler arası özel hukuk konusunda uzman akademisyen bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Dosyaya sunulan 29/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda; dosyada yer alan ... Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesi kararının, kararın verildiği ülke kanunları kapsamında kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmelidir. ... Federasyonu Yargı Sistemi isimli makalede23 ve ... Federasyonu Tahkim Usulü Kanunu md. 180 uyarınca kararın kesinleşmesiyle ilgili bilgiler yer almaktadır. Yabancı mahkeme kararı bu kapsamda çevirisinden okunmuş ve kesinleşme vasfını taşıdığından tenfiz edilebileceği kanaati bildirilmiştir. Rapora yapılan itirazlar gözetilerek aldırılan 02/07/2026 tarihli ek raporda; mütekabiliyet şartı yönünden yapılan incelemede fiili mütekabiliyete dair kararlar olduğu ancak uygulamada yeknasaklığın henüz sağlanmadığı, MÖHUK kapsamında kısmi dava açılmasının mümkün olduğu, kararın ...'da icra edilmesi halinde MÖHUK 55/2.maddesinin dikkate alınmasının gerekeceği, tenfiz hakiminin yabancı mahkeme ilamının maddi hukuk bakımından doğruluğunu incelemeye ve değerlendirme yetkisinin bulunmadığı görüş ve kanaatini bildirilmiştir. Davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan 02/06/2025 tarihli uzman görüşünde; tarafları, konusu ve sebebi farklı olan birden fazla mahkeme kararının tek bir tenfiz davası olarak görülemeyeceği, tenfize konu mahkeme kararlarının kesinleşmesinden bahsedilemeyeceği, usulüne uygun apostil şerhli kesinleşme kararı bulunmadığını, Türkiye ve ... Federasyonu arasında milletlerarası anlaşmalara dayanan karşılıklı işlem şartı gerçekleşmediği gibi fiili karşılıklıkta bulunmadığı görüşü bildirilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazıları gereği taraflar arasındaki kararların tenfizini mümkün kılan bir yasa veya fiili uygulama bulunmadığının belirtildiği, ...'ın ... Federasyonluğunu oluşturan Cumhuriyet statüsündeki federe devletlerden birisi olduğu, yargısal konularda federal yasa ve uygulamaya tabi olduğu, buna göre somut olayda yasal ve fiili mütekabiliyetin bulunmaması nedeniyle tanıma ve tenfiz şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM; Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 427,60-TL peşin harcın düşürülmesi ile eksik kalan 304,40-TL harcın davacıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 540,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince(5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı,gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize verilecek veya başka bir Mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2026

Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/345, K. 2026/74, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-345-e-2026-74-k-16729083a8c4