İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/31 E. 2026/18 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/31
- Karar No
- 2026/18
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/31 Esas KARAR NO :2026/18
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:01/12/2025 KARAR TARİHİ:16/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davalının borçlu ... A.Ş'nin borcu için .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı dosyası ile müvekkilinin yönetici olduğu ... ... Hizmetleri A.Ş.’nin adresine haciz işlemi uyguladığını, bu haksız haczin haksızlığının ispatlanarak durdurulduğunu, yine davalının bu kez .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı dosyası ile müvekkilinin yeni iş yeri adresine de fiili haciz uyguladığını ve haczin haksızlığının ispatlanması üzerine durdurulduğunu, taraflarına istihkak davası açmak üzere süre verildiğini ancak davalının şikayet yoluna gittiğini, bu şikayetin .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı dosyası ile görüldüğünü ve İİK'nın 99. Maddesinin uygulanmasının hukuka uygun olduğuna karar verildiğini, davalının karara yönelik istinaf başvurusunda bulunduğunu, davalının işbu hacizleri uygularken kötüniyetli olduğunu, davalı vekilinin icra dairelerini açıkça yanıltarak borçlu olarak ... A.Ş. Adını kullandığını ancak adres olarak müvekkili adresini verdiğini, müvekkilinin ... A.Ş. İle bağlantısının bulunmadığını, davalının anonim şirketin borçlarından dolayı mahkeme kararı olmadan ortak ve yöneticilere borç yöneltemeyeceğini, diğer yandan davalının haksız haciz eylemlerinin bu iki dosya ile sınırlı olmadığını, davalının organik bağ teorisiyle müvekkilinin ortağı olduğu ... Ltd. Şti. ve ... A.Ş. unvanlı şirketlerin adreslerine de haciz eyleminde bulunduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı müvekkilinin mevcut durumunun ve gelecek muhtemel gelirini maddi zarara uğraması sebebiyle yoksun kalınan kar taleplerinin olduğunu, son olarak müvekkilinin ticari imajının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat taleplerinin olduğunu iddia ederek; talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, maddi tazminat alacağının şimdilik toplam 10.000,00-TL'sinin ilk haksız fiilin başlangıç tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, yine haksız fiilin başlangıç tarihinden itibaren işleyecek olan en yüksek ticari avans faizi ile birlikte 500.000,00-TL manevi tazminatın tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin; 01/12/2025 tarih, ... sayılı gerekçeli kararı ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2. Maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verildiği, dosyanın mahkememize tevzi edilerek 2026/31 esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, haksız hacizden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı yasanın 114/1-c. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Tipik sermaye şirketi olan anonim şirketlerde ortağın/pay sahinin sorumluluğu yalnızca şirkete karşı ve taahhüt ettiği sermaye ile sınırlıdır. Anonim şirket ortaklığını haiz olmak kişiye tacir sıfatı kazandırmaz. Anonim şirketin ticari temsilcisi, yöneticisi veya ticari vekili olmak dahi kişiye tacir sıfatı kazandırmaz. Eldeki dava tamamiyle takip hukukundan kaynaklanmakta olup kişisel ilinti ve organik bağ iddiasına dayalı olarak hacizler yapılmış, istihkak iddiaları görülmüştür. Haksız hacze dayalı maddi ve manevi tazminat istemine yönelik uyuşmazlık, niteliği itibariyle mutlak ticari davaya; tarafların sıfatı itibariyle de nısbi ticari davaya vücut vermemektedir. Dolayısıyla uyuşmazlık Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanındadır. Tüm bu nedenlerle görev şartı yokluğu nedeni ile mahkememizin işbu dava dosyasında davanın usulden reddine karar verilerek, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan davanın, HMK 114/1-c. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve talep halinde iki hafta içerisinde müracaat edildiği taktirde dosyanın görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-HMK'nın 331/2. maddesi gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan bölümünün mahkememizce karar altına alınmasına, 5-Olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle işbu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde HMK'nın 21-c. maddesisi ve HMK'si 22. maddesi gereğince olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/01/2026
Katip ... Hakim ... e-imza e-imza