İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/246 E. 2026/254 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/246
- Karar No
- 2026/254
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/246 KARAR NO : 2026/254
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 17/11/2025 KARAR TARİHİ : 24/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/03/2026
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...' nun 20/12/2024 tarihinde Beyoğlu .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı pay devir temlik sözleşmesiyle ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin hisselerini devraldığını, devir işleminin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde 20/01/2025 tarihinde tescil edildiğini, bu tarih öncesinde şirket, ... ve ... tarafından yönetilmekte olduğunu, söz konusu kişiler şirketin önceki müdürleri olduğunu, devir tarihinde vergi dairesi kayıtlarında bu çeklerin varlığıyla ilgili herhangi bir bilgi bulunmadığını, bu yönde devri yapılan şirketin vergi dairesinde tutulan kurumlar vergisi beyanname kayıtlarının dosyaya celp edilmesi gerektiğini, devirden önce yüklü miktarda uzun vadeli çekleri keşide ederek ve imzalayarak piyasa sürmüş, akabinde çeklerin ödeme günü gelmeden, çeklerin karşılıksız kalacağını, bildiklerinden suçtan ve cezadan kurtulmak amacıyla müvekkiline çeklerden bahsetmemek suretiyle şirketi müvekkiline devrederek hem müvekkili hem de çeki alan kişileri mağdur ederek menfaat temin ettiklerini, bu konuyla ilgili icra ceza mahkemelerinde yargılamaya devam ettiğini, ilgili yargılamalardaki savunmalarına ek olarak sunulacağını, ... Taşımacılık şirketi hisselerinin müvekkilinin ...' ya devrinde hileli davranış söz konusu olduğunu, devriden önceki yönetim 2024 yılı içerisinde yüklü miktarda çek bastırıp imzalandığını ve piyasaya sürdüğünü, çeklerin basım tarihleri 2024 yılı olduğun, yani müvekkili henüz şirketi devralmadan aylar önce bu çek defterleri bastırıldığını, keşide tarihi olarak ileri tarihler yazılmış olsa da bu yalnızca formel tarih atımı olduğunu, çeklerin fiilen düzenlenmesi ve imzalanması eski yöneticiler döneminde olduğunu, müvekkilinin devralmadan kısa süre sonra karşılıksız işlemleri öğrendiğini, çekleri düzenleyen imzalayan veya piyasa süren kişi olmadığını, bu nedenlerle 20/12/2024 tarihli, Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde 20/01/2025 tarihli tescil işleminin TBK'nın md. 36 uyarınca geçmişe yönelik olarak iptalini, 20/12/2024 tarihli ... sayılı genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitini, adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE: 6102 sayılı TTK. Madde 636- (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Bir ortağın muhik sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesini isteyebilmesi için fesih ve tasfiyeyi gerektiren olaylarda kendi kusurunun bulunmaması gerekir. Bilindiği üzere husumet, bir başka deyişle taraf ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumet, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı sıfatının olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının en önemli özelliği, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile mahkemece re'sen ele alınabilmesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesinde düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Ancak, taraf sıfatı dava şartlarından değildir. Buna karşılık, taraf sıfatı, dava şartı gibi, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinde gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır. HMK.115/1-2.maddeleri uyarınca: " (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" hükmü mevcut olup, yargılama tarihi itibari ile HMK. 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında mahkeme kendiliğinden araştırır. TTK. Madde 636-(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a)Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Dava, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin pay devir sözleşmesinin iptali istemine ile bunun tesciline ilişkin genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine dair olup, böyle bir davada husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli olduğundan açılan davanın 6100 sayılı HMK.'nun 114/1-d 115/1-2 maddeleri uyarınca pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK 114/1-d, 115/1-2.maddeleri gereğince davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (işbu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/03/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır