İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/244 E. 2026/449 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/244
- Karar No
- 2026/449
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/244 Esas KARAR NO : 2026/449
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/08/2025 KARAR TARİHİ : 20/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil ...'un, Hürriyet Mahallesi ...Sok. No: .../- Kağıthane/ İstanbul adresinde ... Döşeme adında mobilya döşeme dükkanı bulunduğunu, 30.01.2025 tarihinde müvekkilin dükkanında bilinmeyen bir sebepten kaynaklı yangın çıktığını, kullanılamaz hale gelen iş yerinde çalışma yapılamamış olup, müvekkilin bir süre ticaretine ara vermek zorunda kaldığını,, yangından kaynaklı oluşan hasarı onarmaya çalışmış ve ancak belirli bir süre sonra iş yerini kullanabilmeye başlamış olduğunu, bu süreçte yangından hasar gören elektrik sayacını fark eden müvekkilin ...'ı arayarak sayacı değiştirmelerini istemişse de ...'tan geri dönüş olmadığını, daha sonra ise iş yerine gelen ...personellerinin davacıya kaçak elektrik kullandıklarını söyleyip ceza yazacaklarını belirttiklerini, davacının eşinin kaçak elektrik kullanmadıklarını kendilerinin ...'ı aradıklarını ancak ...'ın gelmediğini söylemelerine rağmen 21.04.2025 tarihli 62.359,16 TL ceza faturası kesildiğini, davacının mecburiyetten 25.04.2025 Tarihinde ödeme yaptığını, sayaç hakkında, ...ekipleri kaçak tutanağını düzenlendiğini ve bu tutanağın davacıya dahi verilmemiş olduğunu, davacının bu tutanaklarda herhangi bir imzası olmadığı gibi yokluğunda tutulan tutanaklar olduğunu, ayrıca kaçak kayıt dökümüne bakıldığında kaçak gün ve eksik gün tüketim için davacının tüketimiyle orantısız, hakaniyete ve gerçeğe aykırı bir biçimde çok fahiş bir cezanın kesilmiş olmasının bile davalının kötü niyetini ortaya koymakta olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; Tahakkuk ettirilen kaçak cezası yönünden müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile şimdilik 10.000-TL'sinin ödeme tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının eksik harç yatırmış olduğunu, öncelikle davacının eksik harcı ikmal etmesi aksi halde davanın reddi gerektiğini, davalı kurum tarafından yapılan kaçak tespiti ve tahakkukunda mevzuata aykırılık bulunmadığını, Davacı hakkında yapılan işlemlerin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği mevzuatına uygun olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı kurum ekiplerince 26.03.2025 tarihinde davalının "Koltuk Döşemeci" ticari işletmesinde yapılan kontrollerinde EPTHY mevzuatına aykırı olarak sözleşmesiz sayaçtan kaçak elektrik enerjisi tüketildiğinin tespit edildiğini, kaçak elektrik tespitinin yapılması akabinde EPTHY mevzuatı kapsamında davacı adına 62.359,16 TL kaçak tüketim bedeli tahakkuk ettirildiğini, icraya konulmadan işbu fatura bedelinin davacı borçlu tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödenmiş olduğunu, dosyaya sunulacak olan Kaçak Video Kayıtlarından da görüleceği üzere, sayacın yandığı, saha ekibi tarafından sayacın bağlantısı söküldüğü halde, kaçak kullanım yerinde bulunan makinelerin çalıştığı; dolayısıyla sayaç ölçü devresine müdahale edildiğinin açıkça anlaşılmış olduğunu, Kaçak Elektrik Tutanaklarının, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içermekte olup, aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu ve ispat yükünün, tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi görüşte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davası menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dava tarihi 18.08.2025 olup, dava dosyası İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19.02.2026 tarih ve...Esas...Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gönderilmiştir. Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava dosyası 26.03.2026 tarihinde Mahkememize tevzi edilmiştir. Mahkememizin 31.03.2026 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekiline dava tarihinden önceki tarihli arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya ibraz etmek üzere kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonuçları usulüne uygun olarak ihtar edilmiştir. Davacı vekilinin dosyaya ibraz ettiği arabulucu son tutanağının incelenmesinde, ararabuluculuk bürosuna başvuru tarihinin 15.04.2026,tutanağın düzenlenme tarihinin ise 29.04.2026 olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 5/A maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesinde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü düzenlenmiştir. 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanunun 31.maddesine göre "6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirildiğinden 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren açılacak menfi tespit davaları dava şartı zorunlu arabuluculuğa tabidir. Davanın 09/10/2025 tarihinde açıldığı ve menfi tespite ilişkin eldeki davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu,davacının dava dilekçesinde açıkça davanın arabulucuğa tabi olmadığından bahsettiği hususu da dikkate alındığında, davanın usulüne uygun olarak arabulucuya başvurulmadan açıldığı anlaşılmakla, 7155 sayılı Kanuna eklenen 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi hükmü uyarınca davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olması ve 6325 sayılı HUAK 18/A maddesi hükmü gereğince arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3201 Esas 2024/4336 Karar sayılı emsal nitellikte bir kararında özetle " 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından, görevsiz mahkemede açılan davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. " gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar vermiştir. Somut olayda, davacı tarafın dava tarihi olan 18.08.2025 tarihinden önce uyuşmazlığa ilişkin arabulucuk bürosuna başvuruda bulunmadığı, yine İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kesinleşmesinden Mahkememize tevzi edildiği zaman aralığında da arabulucuya başvuruşmadığı, Mahkememizin 31.03.2026 tarihli tensip tutanağı ile davacı tarafa arabuluculuk tutanağının dosyaya sunulması için süre verilmesinden sonra 15.04.2026 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvuruda bulunduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi halinde davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin dava dilekçesinde talep edilen miktarı geçemeyeceği ( Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2021 Tarih, 2021/13342 Karar ) gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-)Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereğince hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/05/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır