İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/213 E. 2026/267 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/213
Karar No
2026/267
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/213 KARAR NO : 2026/267

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2026 KARAR TARİHİ : 17/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkile ait ----- plaka sayılı araç 20.02.2025 tarihinde park halinde bulunduğu sırada, yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeni ile kontrolsüz bir şekilde kayarak yol kenarındaki ağaca çarptığı, meydana gelen kaza, araç park halinde iken ve aracın içerisinde herhangi bir sürücü bulunmaksızın gerçekleştiği, Bu durum kazanın oluş şeklini gösteren fotoğraflar ve çekici/servis kayıtları ile sabit olup ayrıca tanık anlatımları ile de ispat edileceği, Davacı müvekkil, kazanın meydana geldiğini duyar duymaz aracının yanına gelmiş, geldikten sonra ise kaza tespit tutanağı tutulması için polisi aradığı, ancak kazanın meydana geldiği tarihte --- ilinde çok yoğun bir kar yağışı ve buzlanma olduğu için ve meydana gelen kaza neticesinde de herhangi bir üçüncü şahıs, başka bir araç yahut taşınmaz zarar görmediği için polis memurları kazanın meydana geldiği yere gelemeyeceklerini söylemişler haliyle davacı müvekkil tarafından herhangi bir kaza tespit tutanağı da tutulamadığı, 20.02.2025 olay tarihinde --- ilinde yoğun bir kar yağışı ve havanın da normalin altında daha soğuk olması sebebi ile buzlanma olmuş, araç kontrolsüz bir şekilde kaymış ve araçta hasar meydana geldiği, araç olay günü aşırı buzlanma sebebi ile kaymıştır, hava durumunun normal sıcaklıkta olduğu bir günde aracın kaymayacağı açık olduğu, kaza sonrası araç, çekici ile servise götürülmüş ve hasar tespit çalışmaları yapıldığı, araç, kazanın gerçekleştiği tarihte ----- numaralı kasko sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, Meydana gelen zarar kasko sigortası teminatları çerçevesinde poliçe kapsamına giren rizikolardan olduğu, davacı müvekkil, hasar bedelinin karşılanması amacı ile davalı sigorta şirketine yasal süresi içerisinde başvurmuş, gerekli tüm bilgi ve belgeleri eksiksiz olarak sunduğu, Davalı sigorta şirketi başvuruyu 16.04.2025 tarihli "sürücünün olay yerini terk ettiği" gerekçeli cevabi yazısı ile reddettiği, Bu gerekçe somut olaydaki maddi ve hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır çünkü meydana gelen kazada araç park halindedir ve araç içerisinde sürücü bulunmadığı, davacı müvekkil kaza anında araçta olmadığı, araç yoğun kar ve buzlanma nedeniyle kendiliğinden kayarak ağaca çarptığı, Olayın tamamen olumsuz hava şartları ve doğal nedenler sonucu meydana geldiği, Kazada alkol, kasıt veya ağır kusur söz konusu olmadığı, Davacı müvekkil, kazanın meydana geldiğini duyar duymaz önce aracını park ettiği yere ve akabinde aracın ağaca çarpmış olduğu yere geldiği, Polis memurlarının yukarıda detaylıca açıklanan sebepler karşısında olay yerine kaza tespit tutanağı tutmak için gelmemesi üzerine de davacı müvekkil aracını çekici marifeti ile servise götürdüğü, Ayrıca davacı müvekkilin kazayı gizleme, gerçeğe aykırı beyanda bulunma veya sigorta şirketini zarara uğratma yönünde herhangi bir kastı bulunmadığı, aksine davacı müvekkil hasarı gizlememiş ve derhal davalı sigorta şirketine başvurduğu, Bu durum karşısında davalı sigorta şirketinin davacı müvekkilin olay yerini terk etmesi sebebi ile nezdine yapılan başvuruyu reddetmesi hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiği, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ----- plakalı aracın hasar bedeli tahsil talebidir.Davada HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. 28.11.2013 tarihli ------ Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay ------ Hukuk Dairesinin----- sayılı ilamı da bu yöndedir.Somut olayda; davacı gerçek kişi ve davalıya kasko sigortalı araç hususi otomobil olup; davacının taraflar arasında düzenlenen kasko poliçesine dayalı olarak açtığı tazminat davasında davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklandığından uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak göreve yönelik dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 (1) c) ve 115 (2) maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-HMK'nin 20. Maddesi uyarınca MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun 20. Maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli ------ Nöbetçi Tüketici Mahkemesi Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK 20.maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 4-HMK 323/1-a, ğ madde ve bentleri uyarınca yargılama giderinden olan karar ve ilam harcı, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan ---- Nöbetçi Tüketici Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/213, K. 2026/267, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-213-e-2026-267-k-8421843e8975