İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/204 E. 2026/249 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/204
- Karar No
- 2026/249
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/204 Esas KARAR NO :2026/249
DAVA:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:04/03/2026 KARAR TARİHİ:02/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, maliki bulunduğu 2022 model ... (Ek-1 Araç ruhsat bilgileri) aracı garanti süresi içerisinde kullanmakta iken araçta süreklilik arz eden yağ yakma problemi ortaya çıktığı, sorun münferit bir kullanımdan kaynaklı olmayıp, yetkili servis süreci sonunda motor bloğu seviyesinde müdahaleyi zorunlu kılan nitelikte bir probleme dönüştüğü, gerçekten yetkili servis incelemeleri sonucunda arızanın giderilmesi için yarım motor değişiminin gerekli olduğu kabul edildiği, 10.02.2026 tarihli servis faturası ile aracın yarım motorunun değiştirildiği sabit olduğu, bu teknik müdahalenin mahiyeti, basit bir parça değişimi değil; aracın ana güç ünitesine yönelen esaslı yapısal müdahale niteliğinde olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. maddesi uyarınca bir malın ayıplı sayılabilmesi için, taraflarca kararlaştırılan nitelikleri taşımaması veya objektif olarak benzerlerinden beklenen faydayı sağlamaması yeterli olduğu, ayıbın açık veya gizli olması yahut sonradan ortaya çıkması bu sonucu değiştirmediği, özellikle kullanım süreci içinde kendini gösteren ve malın temel fonksiyonlarını etkileyen arızalar öğretide ve içtihatlarda imalat kaynaklı gizli ayıp kapsamında değerlendirildiği, motor bloğu değişimini gerektiren bir arızanın, olağan yıpranma kapsamında değerlendirilmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Zira motor bloğu, aracın ana güç ünitesi olup bu seviyede bir müdahale ancak üretimsel veya yapısal bir problem varlığında gündeme gelmektedir. Bu yönüyle somut uyuşmazlıkta ayıbın varlığı teknik ve fiilî verilerle ortaya konulduğu, motor bloğuna yapılan müdahalelerin, aracın teknik olarak çalışır hâle getirilmiş olmasından bağımsız biçimde ikinci el piyasa değeri üzerinde olumsuz etki doğuracağı hususu yüksek yargı içtihatlarında istikrarlı şekilde kabul edildiği, Zira ikinci el araç piyasasında değer oluşumu salt mekanik çalışırlık üzerinden değil, aracın orijinalliği, motor bütünlüğü ve müdahale geçmişi üzerinden şekillendiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin E. 2015/31359, K. 2018/451, T. 22.01.2018 sayılı kararında somut olarak yarım motor değişimi yapılan araç incelenmiş, ve yüksek mahkeme, motor değişimi sonrasında aracın kullanım kabiliyetinin devam ediyor olmasını, ekonomik değer kaybını ortadan kaldıran bir unsur olarak kabul etmemiş, teknik onarım ile piyasa değeri arasındaki ayrımı net biçimde ortaya koyduğu, motor bloğu değişmiş bir aracın ikinci el otomotiv piyasasındaki değerinin, teknik olarak çalışır hâlde bulunmasından bağımsız şekilde olumsuz etkileneceği kuşkusuz olduğu, zira ikinci el araç değerlemesi salt mekanik işlevsellik üzerinden değil; aracın orijinalliği, güç ünitesine müdahale geçmişi ve ekspertiz kayıtları birlikte değerlendirilerek yapıldığı, nitekim otomotiv sektöründeki yerleşik uygulamada, güç aktarma organına müdahale görmüş araçların emsal araçlara kıyasla daha düşük bedelle alıcı bulduğu bilinen bir vakıa olduğu, bu çerçevede somut olayda araçta meydana gelen değer kaybının, dosya kapsamı, araç özellikleri, kilometre, model yılı, müdahalenin niteliği ve ikinci el piyasa verileri birlikte değerlendirilmek suretiyle; otomotiv mühendisi, makine mühendisi (gerekirse), ikinci el piyasa değerleme uzmanı marifetiyle oluşturulacak bilirkişi heyeti tarafından bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiği, bu nedenle değer kaybına ilişkin talebimiz bakımından işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması zarureti hasıl olduğu, müvekkil, aracın yetkili serviste kaldığı süre boyunca araçtan fiilen mahrum kaldığı, günlük yaşam ve ulaşım ihtiyaçlarını sürdürebilmek için yetkili servis tarafından ikame araç tahsis edilmekle birlikte söz konusu aracın ekteki faturada görülen giderleri (30.01.2026 tarihli fatura ile 9.909,60 TL) müvekkil tarafından ödenmiştir.Yukarıda arz ve izah olunan ve re' sen nazara alınacak nedenlerle; davanın kabulü ile, dava konusu araçta yarım motor değişimi nedeniyle oluşan ve daha sonra bilirkişi marifetiyle tespiti tam miktar tespiti yapılacak değer kaybının şimdilik belirsiz alacak olarak 100,00 TL' sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline, 9.909,60 TL ikame araç kira bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, garanti kapsamındaki motorlu araç arızasından kaynaklı zarar tazmini istemine ilişkindir. Dava dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6502 Sayılı Kanunun 3.maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; davacının gerçek kişi olduğu, dava dilekçesi ve eklerine göre ticari ve/veya mesleki amaçla hareket etmediği, davaya dayanak garanti kapsamında olduğu beyan edilen motorlu araç cinsinin ticari araç değil otomobil olduğu, bu hali ile, davacının tüketici konumunda bulunduğu dolayısı ile talep yönünden Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildi üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca görev dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-HMK.nun 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, süresi içinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağı hususunun ihtarına, 3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, HMK 331/2. Maddesi gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan kısmının Mahkememizce karar altına alınmasına, Dair, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 02/04/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır