İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/197 E. 2026/218 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/197
Karar No
2026/218
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/197 Esas KARAR NO : 2026/218 DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 24/02/2026 KARAR TARİHİ : 26/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkile ait -------- plaka nolu araç bulunduğunu, 24/12/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası ile alakalı olarak oluşturulan hasar dosyası bilgileri dava dışı --------Ş. nezdinde mevcut bulunduğunu, meydana gelen bu kaza; ''Sürücü ... sevk ve idaresindeki ------- plakalı aracıyla -------- Caddesinden --------- Caddesi istikametine seyir halinde iken --------- Kavşağına geldiği esnada aracının sağ ön kısımlarıyla o esnada -------- Caddesi -------- Caddesi istikametine seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ---------- plakalı aracın sol yan kısımlarına çarpması sonucu iki araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda sürücü beyanları ve kaza yeri incelemesi sonucu --------- plakalı aracın sürücüsü olan ...'in 2918 saylı KTK m.57/1-B (bölünmüş yola çıkan sürücülerin bu yoldan geçen araçlara ilk geçiş hakkını vermemesi) maddesini ihlal ettiği'' ifade edilmekle davalı araç sürücüsü ... tam kusurlu olduğunu ve ruhsat sahibi diğer davalı şirket ise 2918 sayılı KTK hükümleri gereğince müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu, dava açılmadan önce dava dışı --------Ş. ye müracaat edilmiş ve müvekkilin aracında meydana gelen hasar tazminine ilişkin taraflarına 200.000,00 TL ödeme yapılmış ise de ödenen tazminat sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmakla Sigorta Şirketi sorumluluğunu yerine getirmiş ancak müvekkile ait ------- plakalı araçta meydana gelen hasar ve değer kaybı telafi edilmediğini, müvekkile ait --------- Plaka nolu araçta meydana gelen hasar tazminine yönelik talebimiz HMK hükümleri gereğince belirsiz alacak olarak kabulü ile talep artırım hakkı saklı kalmak ve şimdilik olmak kaydıyla 1.000,00 TL nin taraflarına ödenmesine ve değer kaybına yönelik alacaklarının HMK hükümleri gereğince belirsiz alacak olarak kabulü ile talep artırım hakkı saklı kalmak ve şimdilik olmak kaydıyla 5.000,00 TL nin taraflarına ödenmesine karar verilmesini, 24/12/2024 tarihinde meydana gelen yaralanmalı ve hasarlı trafik kazası takdir edilir ki ''haksız fiil'' niteliğinde olmakla hükmedilecek olan toplam tazminat miktarına kaza tarihi olan 24/12/2024 den itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini, neticeten müvekkile ait araçta 24/12/2024 tarihinde meydana trafik kazası sonucu araçta oluşan hasar ve değer kaybı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmakla ve poliçe limiti tüketildiği için eksik kalan zarar tazmini talepleri için işbu huzurdaki davayı açtıklarını beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibari ile davacı ile davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu araç arasında meydana gelen trafik kazası sebebiyle bakiye hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı talebine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Mahkememizce yapılan incelemede davacı tarafından işbu davanın yalnızca sürücü ve işletene karşı açıldığı, bu sebeple sigorta hukukundan kaynaklanan mutlak ticari dava olmadığı, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulama sonucunda davacının potansiyel mükellef kaydı bulunduğu, yani tacir olmadığı, davacı ait aracın da hususi nitelikte olduğu, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı, somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği,Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, 2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli ---------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine, 3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/197, K. 2026/218, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-197-e-2026-218-k-561ecc4b5849