İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/15 E. 2026/645 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/15
- Karar No
- 2026/645
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/15 KARAR NO : 2026/645
DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 07/01/2026 KARAR TARİHİ : 18/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ----. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Davacı ---- 23.07.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında aracının, davalı --- ait ve davalı ------. nezdinde zorunlu trafik sigortası bulunan araçla çarpıştığını, kazada karşı taraf sürücüsünün tam kusurlu olduğunun bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarıyla sabit olduğunu, Kaza sonrası aracın sigorta şirketinin yönlendirmesiyle tamir edildiğini, ancak onarım bedeline ilişkin olarak hakkında icra takibi başlatıldığını, bu takibe yaptığı itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ---- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin---- Karar sayılı ilamıyla kısmen sorumlu tutulduğunu ve kararın ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesi’nin --- Esas---- Karar sayılı ilamıyla kesinleştiğini, Bu nedenle davacının 06.01.2026 tarihinde toplam 170.595,27 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, oysa kazaya sebep olan aracın davalı sigorta şirketi tarafından 100.000 TL teminat limitli zorunlu trafik sigortası ile sigortalandığını, sigorta şirketinin dava ve süreçlerden haberdar edilmesine rağmen zararı karşılamadığı ve davayı takip etmediğini, böylece davacının sigortacının karşılaması gereken zararı ödemek durumunda kaldığını, müvekkilinin yaptığı ödemenin hukuki zorunluluktan kaynaklandığını, sebepsiz zenginleşme teşkil etmediğini, Türk Borçlar Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca sigorta şirketine ve kazaya sebebiyet veren araç sahibine rücu hakkı bulunduğunu, kesinleşen mahkeme kararı gereği ödediği 170.595,27 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalılar ---- müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; davaya konu trafik kazası nedeniyle talep edilen hasar bedelinden şirketlerinin sorumlu olmadığını, Buna göre, kazaya karışan ve müvekkil şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunan aracın hasarı için yapılan inceleme sonucunda araç sahibine 28.402,83 TL hasar onarım bedelinin ödendiğini, aracın sigorta şirketine haber verilmeksizin farklı bir serviste onarıldığı ve bu nedenle bakiye hasar talebinin yerinde olmadığını, Ayrıca kazaya sebebiyet veren sigortalı araç sürücüsünün olay yerini haklı bir neden olmaksızın terk ettiğini, bu durumun Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca sigortalıya rücu sebebi oluşturduğunu, dolayısıyla davacının talebinin doğrudan sigorta şirketine yöneltilmesinin hukuken isabetsiz olduğunu, Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere olay yerini terk etmenin teminat dışında kalan bir durum olduğu ve ödenecek tazminatlar bakımından sigortalıya rücu hakkı bulunduğunu, Bunun yanında sigorta şirketinin sorumluluğunun yalnızca sigortalı aracın kusuru oranında ve üçüncü kişilerin uğradığı zararlarla sınırlı olduğunu, davacının aracındaki toplam hasarın başka bir mahkeme dosyasında 57.848,32 TL olarak belirlendiğini, bu tutardan yapılan ödeme düşüldüğünde sorumluluklarının en fazla kalan kısımla sınırlı olabileceğini, icra masrafı, vekâlet ücreti ve diğer feri alacaklardan ise sorumlu tutulamayacaklarını, Sonuç olarak hasar bedelinin zaten ödendiği, rücu sebebi bulunduğu ve talep edilen miktardan sorumluluklarının olmadığından davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE : Dava; hukuki niteliği itibariyle, 23/07/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacının aracında meydana gelen hasar tutarının rücuen tazminine ilişkindir.Mahkememizin 18/06/2026 tarihli duruşması ara kararı gereği davalı ---- adına açılan davanın tefriki ile yeni bir esasa kaydına karar verildiği, davalı ----- adına açılan davanın mahkememizin --- esasına kaydedildiği, böylece eldeki davanın sadece davalı ---- yöneltildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın 23/07/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacının aracında meydana gelen hasar tutarının rücuen tazminine ilişkin alacak davası olduğu ve davalı zmms sigortacısı olan ----- yönünden eldeki iş bu davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı HUAK 18/A maddeleri gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, bu sebeple mahkememizce 13/01/2026 tarihli ara karar ile davacı vekiline usulüne uygun anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağının sunulması için ihtarat yapıldığı, davacı vekilinin ihtarata karşı 15/01/2026 tarihli beyan dilekçesi ile uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığından bahisle arabuluculuk son tutanağını sunmadığı, 6102 sayılı TTK'nın dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı madde 5/A'da "(Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir) (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir..." düzenlemesinin mevcut olduğu, yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " hükümlerinin düzenlendiği, mahkememizin 13.01.2026 tarihli ara kararı ile ; davacı vekiline dava tarihinden önce arabuluculuk başvurusunun sonuçlandığına ilişkin son tutanağı sunmak üzere ara kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmesine, belirtilen kesin süre içerisinde tutanak aslının ibraz edilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden red edileceğinin ihtarını içerir ara kararın 19.01.2026 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince belirtilen 1 haftalık kesin süre geçtikten sonra arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, aksine uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığına dair dilekçe sunulduğu, oysa konusu belirli bir miktar paranın ödenmesi olan eldeki iş bu davanın davalı zmms sigortacısı olmakla ticari dava olduğu ve zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu mahkememizce değerlendirilmiş ve açılan davanın 6235 Sayılı Kanunun 18/A, 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6100 sayılı HMK'nun 114/2, 115. Maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere : 1-Açılan davanın davalı ----- yönünden arabuluculuk dava şartının sağlanmaması nedeniyle usulden REDDİNE, 2-HARÇLAR Alınması gerekli 732,00 TL harç dava açılışı sırasında davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç tahsiline yer olmadığına, 3-VEKALET ÜCRETİ Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-YARGILAMA GİDERLERİ Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıranlara iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.