İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1080 E. 2026/859 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1080
Karar No
2026/859
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1080 Esas KARAR NO : 2026/859

DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 22/04/2026 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 28/01/2026 tarihinde içerisinde olduğu ...plakalı araca ...plakalı aracın çarpması sonucu müvekkilim yaralanmış olup bir süre hastanede tedavi altına alındığını, müvekkilinin kaza sonrası yaralanmış olup yaralanmasına bağlı olarak tedavi evraklarını sunduklarını, Bu olay neticesinde ... C.Başsavcılığında halen soruşturma devam edildiğini, çarpan daracın sigortası ... Sigorta tarafından yapıldığını, davanın ikamesi öncesi zorunlu arabuluculuk başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde taraf olmadığı, bir olay nedeniyle hem yaralanmış, hem de çalışamadığını, adli yardım taleplerinin kabulünü talep ettiklerini, Müvekili için 300,00 TL geçici iş görememezlik tazminatı 200,00 TL bakıcı gideri ve 500 TL maluliyet tazminatı olmak üzere 1.000,00 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek taraflarına ödenmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya ilişkin mağdur tarafın usulüne uygun sağlık kurulu raporu alınmaksızın doğrudan dava yoluna başvurduğunu, maluliyet iddiasının değerlendirilebilmesi için gerekli sağlık kurulu raporu dosyaya sunulmadığından, başvuru/dava şartları oluşmadığını, bu nedenle, eksik evrak ve usule aykırı başvuru nedeniyle dosyanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazaya ... plaka sayılı araç müvekkili şirketin ... numaralı 27.02.2025-2026 tarihleri arasında geçerli...poliçesi bulunduğunu .kabul anlamına gelmemekle birlikte sayın mahkemece tazminata hükmedilmesi durumunda müvekkili şirketin sorumluluğu, karayolları trafik kanunu’nun 85/1. ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı yanın varsa maluliyet durumunun yetkili merci tarafından tespiti gerektiğini, davacının maluliyetinin bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı Mahkememiz nezdinde açtığı dava ile davalının sigortalısı ve davacı arasında gerçekleşen trafik kazası sebebiyle geçici ve kalıcı iş göremezlik ile bakıcı giderine yönelik zararının tazminini talep etmiştir. Bilindiği üzere haksız fiil nedeniyle bedeni zararlara ilişkin tazminat talebinde bulunulması halinde; zarar ve fiil ile illiyet bağı ve fiili işleyenin kusurunun ispatlanmasına gerekmektedir. İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. Bu bağlamda davacı davalının sigortalısının meydana gelen kazada kusurlu olduğunu ve kaza nedeniyle davacının uğradığı bedeni zararları ve yaralanması nedeniyle iş göremezlik süresi, maluliyet oranı ve bakıcı ihtiyacı olduğunu ve bu zararların davalının sigortalısının kusurlu hareketinden meydana geldiğini ispatlamak zorundadır. Davaya konu somut olayın trafik kazası niteliğinde olduğu, davacının zararlarının ve kazaya karışan tarafların trafik kurallarına göre kusurlu olup olmadığının tespiti teknik değerlendirme gerektirmekte olup, Mahkememizce 23.06.2026 tarihli celsede ispat yükü üzerine düşen davacıya yapılacak teknik incelemeler ve Adli Tıp Kurumu tarafından meydana gelen trafik kazasındaki kusur ve trafik kurallarına aykırılıkların tespiti için gerekli bilirkişi delil avansını yatırmak üzere kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonuçları gereğince delil avansının yatırılmaması halinde delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilerek duruşmada davacıya bildirilmiştir. Davacı tarafından 23.06.2026 tarihli duruşmadaki ihtara rağmen kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansı yatırılmamıştır. 6100 sayılı Kanun'un delil ikamesi için avansa ilişkin 324. Maddesi şu şekildedir: "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır." İlgili hükümden görülebileceği üzere ispat yükü üzerine düşen tarafından ikamesini talep ettiği delil için belirlenen avansı kesin süre içerisinde yatırması gerekmekte olup, kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmaması halinde 6100 sayılı Kanun'un 324. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaktır. Davaya konu somut olayımızda da davacı; davalının sigortalısının meydana gelen kazada kusurlu olduğunu ve uğradığı zararın davalının kusuru ile meydana geldiğini ve zararın miktarını ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı tarafından kesin süre içerisinde teknik inceleme ve Adli Tıp Kurumu tarifesine göre hesaplanan bilirkişi delil avansının dosyamıza yatırılmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Kanun'un 324. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince davacının delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerekmiştir. Davacı tarafından 29.09.2026 tarihli celsede duruşma öncesinde delil avansı yatırılmış olup, dosyanın ATK'ya gönderilmesi talep edilmiş ise de davacı tarafından delil avansının celse talikine sebebiyet verilecek şekilde duruşma günü 13.55 duruşma saatinden sonra 14.02'de yatırıldığı, Mahkememizce kesin sürenin 23.06.2026 tarihinde duruşmada ihtar ile verildiği, sonraki celse tarihi arasında 3 aylık sürenin bulunduğu anlaşılmakla davacının kesin süreden sonra delil avansı yatırmasına itibar edilmemiş, 6100 sayılı Kanun'un 324. Maddesi gereğince kesin sürenin sonuçlarını doğuracağı ve delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı anlaşılmıştır. Davacı tarafından 29.09.2026 tarihli celsede Mahkeme taşınma süreci nedeniyle karışıklık yaşandığı iddia edilmiş ise de; davacıya verilen kesin sürenin 07.07.2026 tarihinde sona erdiği, 07.07.2026 tarihi itibariyle ... Ticaret Mahkemeleri'nin faaliyetlerine devam ettiği ve ilgili tarihlerde başkaca dosya duruşmalarının yapıldığı ve bu tarihte taşınmanın söz konusu olmadığı gibi Mahkememizce dosya İstanbul Adliyesi'ne devredildikten sonra 27.07.2027 tarihli dosya ve duruşma bilgilerini içeren tebligatın davacı vekiline e-tebligat ile 02.08.2026 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki beyanına da itibar edilmemiştir. Buna göre dosya kapsamındaki deliller ile davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; Davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği, davalının sigortalısının kusurunu ve uğradığı bedeni zararı ve kusur ile illiyet bağını ispat edemediği ve davalının sigortalısı hakkında açılmış bir dava neticesinde kusuru ispat eder şekilde kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün de bulunmadığı gibi henüz dava dahi açılmadığı ve soruşturma sürecinin devam ettiği bu nedenle Mahkememizce kusur yönünden rapor alınmasının zorunlu olduğu ve davacının kesin süre içerisinde kusur raporuna ilişkin delil avansını yatırmayarak delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği anlaşılmakla davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6.000,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/09/2026

Katip ¸e-İmzalıdır.

Hakim ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1080, K. 2026/859, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1080-e-2026-859-k-de349e94f1c3