İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/988 E. 2026/81 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/988
- Karar No
- 2026/81
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/988 Esas KARAR NO : 2026/81 Karar
DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 19/11/2025 KARAR TARİHİ : 04/02/2026 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile müvekkilimiz arasında İstanbul .... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında görülen rücuen tazminat davasında işbu ihya davasına konu şirketin müvekkil Belediyeye karşı sorumlu olması nedeniyle mahkemece verilen ara kararda ihya davası açılması için tarafımıza süre verilmiş olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmasını teminen .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden Mahkemenizden şirketin ihyasını talep etme zorunluluğu doğduğunu, ihya davasının yasal hasmı ticaret müdürlüğü ve tasfiye memuru olduğu, ancak ilgili şirketin tasfiye memuru tespit edilememiş olup sayın mahkemece ilgili kurumlara yazılarak tasfiye memuru bilgisinin talep edilerek dosyaya davalı taraf olarak eklenmesini talep etme zarureti doğduğunu, açıkladığımız nedenlerle öncelikle tasfiye memurunun tespit edilerek taraf olarak dosyaya eklenmesine, Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ihyasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına vekaleten talep etmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Huzurdaki dava, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin (SN: ...) ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacı tarafın iddiaları değerlendirilirken anılan hususların göz önünde bulundurulması önem arz etmekte olduğu, Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK M. 32 Ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”ndadır.buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/memurlarının kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, sayın mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK M. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunludur. müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, arz ve izah edilen nedenlerle; müvekkil müdürlük yönünden davanın reddine, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz Davacı vekili 04/02/2026 tarihli celsede yargılama gideri ile vekalet ücreti taleplerinin olduğunu beyan etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; 6102 sayılı TTK' nın 547. maddesi kapsamında, tasfiye edilen şirketin ihyası ve yeniden ticaret siciline tescili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK' nın 320. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Tasfiye sonucu sicilden terkin edilen şirketin ihya koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin ihyasına karar verilmesi halinde ek tasfiye için tasfiye memurunun atanmasının gerekli olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür. Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde;ihyası istenilen ... sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin adresinin Esenler/İSTANBUL olduğu görülmüştür. İhyası istenen şirketin merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6102 sayılı TTK' nın 547/1. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 Tarih ve 2017/11-2924 E. - 2018/1935 K. sayılı ilamı) incelenip sonuçlandırılmıştır. Dosya kapsamından ihyası talep edilen şirketin, 6102 sayılı TTK' nın 536 maddesi vd. hükümleri uyarınca 17/10/2022 tarihinde tasfiye edilip, sicilden terkin edildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. * Taraf Teşkili Yönünden Değerlendirme: 6102 sayılı TTK' nın 547. maddesi kapsamındaki bu tür davalarda davalı sıfatı, tasfiyeyi tamamlayan son tasfiye memuru ile ticaret sicil müdürlüğüne aittir. Bunlar arasında, zorunlu dava arkadaşlığı ilişkisi mevcuttur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 19.12.2024 Tarih ve 2024/1369 E. - 2024/1875 K. sayılı ilamı) Taraf ehliyeti dava şartı olup, mahkemece resen dikkate alınmalıdır. İhyası istenen şirketin sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirketin tek ortağı ve tasfiye memurunun ... olduğu görülmüştür. ...' nın dava tarihinden önce 02/11/2023 tarihinde vefat ettiği nüfus kayıtlarından anlaşılmıştır. Mahkememizce re' sen, müteveffa ...' nın mirasçılarına karşı dava açıp, iş bu yargılama dosyası ile birleştirilmesi için davacı tarafa süre verilmemiştir. Davacı tarafça da, tasfiye memuru müteveffa ...' nın mirasçılarına karşı dava açılıp, mahkememiz dosyası ile birleştirileceğine ilişkin de bir talepte bulunulmamıştır. Mahkememizce re' sen, müteveffa ...' nın mirasçılarına karşı dava açıp, iş bu yargılama dosyası ile birleştirilmesi için davacı tarafa süre verilmemesinin sebepleri; dava tarihinden önce ölen, dava dilekçesinde davalı olarak açıkça gösterilmeyen tasfiye memuru müteveffa ...' nın mirasçıları ile ticaret sicil müdürlüğünün artık zorunlu dava arkadaşlığı ilişkisinin mevcut olmaması ve tasfiye memurluğunun bir şirket organı niteliğinden kaynaklıdır. a) Dava arkadaşlığı yönünden değerlendirme: Dava arkadaşlığı, usul hukukunda mecburi dava arkadaşlığı ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmak üzere belirlenmiştir. Mecburi dava arkadaşlığı da, maddi mecburi dava arkadaşlığı ve şekli mecburi dava arkadaşlığı olmak üzere kendi içerisinde de ayrılmaktadır. 6102 sayılı TTK' nın 547. maddesi kapsamındaki iş bu ihya davasında da, tasfiyeyi tamamlayan son tasfiye memuru ile ticaret sicil müdürlüğü arasında davalı sıfatında gerçekleşen şekli mecburi (zorunlu) dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şekli mecburi dava arkadaşlığı, kanunda açıkça öngörülen ve kanunda açıkça öngörülmeyen olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 6102 sayılı TTK' nın 547. maddesinde, ek tasfiye amacıyla açılan ihya davasında husumetin kime yöneltileceği açıkça belirtilmemiştir. Madde gerekçesinde, sicil memurluğunun sicilden silme kararının iptalinin dava edilebileceği belirtilmiştir. Yargıtay' ın müstakar kararlarında, ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olduğu belirtilmekte ve yine usulüne uygun olmayan, haksız bir şekilde sicilden sildiren son tasfiye memurunun da ticaret sicille birlikte zorunlu dava arkadaşı olduğu belirtilmektedir. Bu haliyle iş bu yargılamadaki dava arkadaşlığının, Yargıtay kararlarına göre belirlenen kanunda açıkça öngörülmeyen şekli mecburi dava arkadaşlığı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. (Yardımcı, Taner Emre: Hukuk Davalarında Mecburi Dava Arkadaşlığı, Ankara 2021, s. 134). Şekli mecburi dava arkadaşlığında, 6100 sayılı HMK' nın "Mecburi dava arkadaşlarının davadaki durumu" başlıklı m. 60/1 - 2. ve 3. cümlesinde; "...Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder." şeklinde yer alan hükümler, uygulama alanı bulamamaktadır. Şekli mecburi dava arkadaşlığında, birlikte dava edilme dışında davalı dava arkadaşlarından her biri bağımsız tüm usuli işlemleri (cevap dilekçesi verilmesi, kanun yoluna başvurma, davanın geri alınmasına muvafakat gösterilmesi vb.) yapabilmektedir. Her bir davalı, kendi davası için farklı işlem yapma yetkisine sahiptir. Bu haliyle şekli mecburi dava arkadaşlığı hakkında, 6100 sayılı HMK' nın hem 57. ve 58. (ihtiyari dava arkadaşlığı) maddeleri ve hem de 59. ve 60. (mecburi dava arkadaşlığı) maddeleri hükümleri uygulama alanı bulabilmektedir. Uygulanan hükümlerin niteliği dikkate alındığında; şekli mecburi dava arkadaşlığı, ihtiyari dava arkadaşlığına daha yakın karma dava arkadaşlığı niteliğindedir. (Yardımcı (2021) s. 159-160). Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında: Tasfiyeyi tamamlayan son tasfiye memuru ile ticaret sicil müdürlüğü arasındaki şekli mecburi dava arkadaşlığının, ihtiyari dava arkadaşlığına daha yakın karma dava arkadaşlığı niteliğinde olduğu tespiti karşısında; dava tarihinden önce ölen, dava dilekçesinde davalı olarak açıkça gösterilmeyen tasfiye memurunun geride kalan mirasçılarının iş bu yargılamadaki konumu, ihtiyari dava arkadaşlığından öteye geçemeyecektir. Bu sebeplerle mahkememizce re' sen, zorunlu dava arkadaşlığı sıfatları bulunmayan son tasfiye memuru müteveffa ...' nın mirasçılarına karşı dava açıp, iş bu yargılama dosyası ile birleştirilmesi için davacı tarafa süre verilmemiştir. b) Tasfiye memurluğunun bir şirket organı niteliğine sahip olduğu yönünden değerlendirme: Tasfiye memuru, 6102 sayılı TTK' da düzenlenmiş tasfiye prosedürünü uygulayacak kişi ya da kişilerdir. 6102 sayılı TTK' nın 536. maddesinde, esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmadığı takdirde, tasfiyenin yönetim kurulu tarafından gerçekleştirileceği hüküm altına alınmıştır. Tasfiye memurları, büyük ölçüde yönetim kurulu görevlerini üstlenmekte olduğundan, uygulanacak bir hüküm bulunmaması halinde yönetim kurulu ile ilgili hükümler kıyasen uygulanabilecektir. (Kervankıran, Emrullah: Anonim Şirketlerin Tasfiyesi, Ankara 2022, s. 127-128). İş bu yargılamada, son tasfiye memurunun yasal hasım (zorunlu dava arkadaşı) olması 6102 sayılı TTK' nın "Yetkilerin sınırlandırılması ve genişletilmesi" başlıklı m. 539/3-son; "...Tasfiye hâlindeki şirketi tasfiye ile ilgili konularda mahkemelerde ve dış ilişkide tasfiye memurları temsil eder." şeklindeki hükme dayalıdır. Tasfiyenin usulüne uygun tamamlanmamış olduğu iddiasına dayalı olarak, bu hüküm kapsamında temsil sorumluluğu devam etmektedir. Tasfiye memurları, her ne kadar organ olarak şirketlerin organizasyon yapısı içerisinde kanunda açıkça düzenlenmemişse de; fonksiyonel açıdan yapılan değerlendirmeler kapsamında, kanunun 542, 539 ve 553. maddelerinde verilen yetki ve görevlerden açıkça anlaşılacağı üzere organ niteliğine sahiptirler. Yine, yönetim kurulu başkanı/üyesi olmamasına rağmen tek başına tasfiye sırasında ortaklık adına karar alabilmesi ve şirketi 539/3-son maddesinde verilen yetki kapsamında temsil etmesi, tasfiye memurlarının organ olduğunun açıkça göstergesidir.(Kervankıran (2022) s. 182-183). Tasfiye memurunun gerçek kişi olması, bu sonucu değiştirmeyecektir. Yine, ortaklar dışında da üçüncü bir kişi de tasfiye memuru olarak atanabilir. Tasfiye memurluğunun hukuki niteliği; kanundan kaynaklı organ niteliği olan gerçek kişinin şahsında oluşabilen, miras yoluyla devredilemeyen, tasfiye prosedürünü işleten, temsil ve tek başına karar alabilme görev(yetki) ve sorumluluğunu içerir şekildedir. Bu niteliğinden dolayı gerçek kişi tasfiye memurunun vefatı sonrasında, şirketin organ boşluğu oluşacaktır. Bu organ boşluğu, vefat eden tasfiye memurlarının mirasçıları ile kendiliğinden doldurulamaz. Yukarıda açıklanan nedenlerle organ niteliğindeki, dava tarihinden önce ölen, dava dilekçesinde davalı olarak açıkça gösterilmeyen tasfiye memurunun geride kalan mirasçılarının iş bu yargılamadaki konumu, ihtiyari dava arkadaşlığı niteliğinde olacaktır. Bu sebeplerle de mahkememizce re' sen, zorunlu dava arkadaşlığı sıfatları bulunmayan son tasfiye memuru müteveffa ...' nın mirasçılarına karşı dava açıp, iş bu yargılama dosyası ile birleştirilmesi için davacı tarafa süre verilmemiştir. Ancak, yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından son tasfiye memurunun mirasçılarının yargılamada yer alması gerekebilir(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 27.12.2024 Tarih ve 2024/1404 E. - 2024/1994 K. sayılı ilamı). Ancak, bu durum yönünden mahkemeye yüklenen bir yükümlülük bulunmamaktadır. Çünkü, mirasçıların bu davadaki konumu ihtiyari dava arkadaşlığı niteliğindedir. Mahkememiz, taleple bağlılık ilkesi kapsamında yargılamayı yürütmektedir. Dava açma tercihi, davacının kendisine aittir. Davacı tarafça, mirasçılara dava açmak tercih edilmemiştir. Somut olaydaki dava yönünden, yukarıda açıklanan sebeplerle ticaret siciline karşı açılan davanın yürütülüp görülmesi mümkün ve yeterlidir. Somut uyuşmazlıkta: Davacının, İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyalarının görülmesi, yürütülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere huzurdaki davayı açtığı; davacının ilgili davada davacı sıfatında olduğu, ihyası istenen şirketin davalı sıfatında olduğu ve taleplerin rücuen tazminat istemine ilişkin olduğu, davacıya ihya davası açmak üzere süre verildiği, davanın derdest olduğu, bu haliyle derdest davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temin bakımından ihya talep etmekte davacıların hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK. 547/2 maddesinde; '' Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.'' hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm dikkate alınarak, ihyası istenen şirketin ortağı ve yetkilisi ...'nın vefat etmiş olması sebebiyle babası ... (TCKN: ....)'nın 6102 Sayılı TTK'nın 547/2.maddesi gereğince tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisinin tek ortaklı şirketin şirket ortağı ve yetkilisinin babası olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı ... Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu sebeplerle yasal hasım konumunda bulunan davalı ... Müdürlüğü' nün vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 10.11.2022 Tarih ve 2022/1897 E. - 2022/1492 K. sayılı ilamı) Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KABULÜ İLE, -İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE .... SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin 6102 Sayılı TTK'nın 547. maddesi uyarınca; İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak kaydı ve şartı ile ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tüzel kişiliğinin İHYASINA, 2-Şirket yetkilisi ve ortağı ...'nın vefat etmiş olması sebebiyle babası ... (TCKN: ....)'nın 6102 Sayılı TTK'nın 547/2.maddesi gereğince tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisinin tek ortaklı şirketin şirket ortağı ve yetkilisinin babası olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına, 3-Karar kesinleştiğinde keyfiyetin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nce TESCİL VE İLAN EDİLMESİNE, ilan ve müzekkere masraflarının davacı tarafça karşılanmasına, 4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/02/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır