İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/893 E. 2026/313 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/893
- Karar No
- 2026/313
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/893 KARAR NO : 2026/313
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/10/2025 KARAR TARİHİ : 26/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ambalaj faaliyeti doğrultusunda davalı ile "--- %5 ----" ve "--- %5 --- " ürünlerinin üretim ve teslimine dair anlaşma yaptıklarını, davalı tarafa istenilen ilaç kutusu ve indeks ürünlerine ilişkin örneklerin gönderildiğini ve davalı ile e-mail yazışmaları üzerinden miktar ve fiyat hususunda anlaştıklarını davalının ödemeleri peşin olarak kredi kartı ile yapılacağını belirttiğini, 54.000 adet "---- %5 ----" kutusu ile 35.150 adet "--- %5 -----" kullanım talimatı basılarak 24.04.2025 tarihinde davalı tarafa ------ numaralı e-irsaliye ile teslim edildiğini, ------ numaralı 25.04.2025 tarihli 100.074,-TL tutarlı faturanın davalıya teslim edildiğini, faturanın peşin ödemesinin gerçekleştirilmediğini, davalının ödeme yapılması hususunda uyarıldığını ancak ödeme gerçekleştirilmediğinden -----İcra Dairesi ------ Sayılı dosya ile başlatılan icra takibine davalının haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davalının yasal süresi içerisinde faturaya itiraz etmediğini alacağın kesinleştiğini ve davalı tarafın temerrüde düştüğünü, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile davalı şirketin müvekkiline borçlu olduğunun ortaya çıkacağını, alacağın likit olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Faturanın tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, alacağın dayanağı olan temel borç ilişkisinin ve ayıpsız ifanın ayrıca ispatlanmasının gerektiğini, davacının icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuş ise de alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususlarında taraflar arasında ciddi uyuşmazlık bulunduğundan davalı itirazının haksız veya kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceğini, dava konusu alacak miktarı, fatura içerikleri ve ifa koşulları yönünden ciddi bir tartışmanın mevcut olduğunu belirterek davanın reddine, icra inkar tazminatın talebin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ------incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyit etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davalı-----14.01.2026 Saat 10:45'te Sayın Mahkemede yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemeye belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından davalı -----kanuni defterleri ve kayıtlarının incelenemediği, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ----- Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacı------ incelenen defter ve kayıtlarına göre, 25.04.2025 tarihinden itibaren ve 31.07.2025 takip tarihinde de ---- 100.074 TL alacaklı olduğu; Davacının davalıya kestiği 25.04.2025 tarihli ------ numaralı 100.074,- TL tutarlı peşin ödemeli e-faturanın davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulüne uygun davalıya tebliğ edildiği, fatura içeriği ürünlerin 24.04.2025 tarihli ---- numaralı irsaliye ve ---- plakalı araç vasıtası ile sevk edilerek şoför ---- tarafından ----- teslim edildiği ile irsaliyenin teslim eden ve teslim alanlar tarafından imzalandığı, dava dosyasında davalı tarafından söz konusu faturaya itiraz edildiğine dair herhangi bir iade faturasının görülmediği; Davalı-----14.01.2026 Saat 10:45'te Sayın Mahkemede yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemeye belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından davalı ---- kanuni defterleri ve kayıtları incelenemediği için davalı şirketin söz konusu faturaları ticari defterlerine işleyip işlemediğinin tespit edilemediği; Davalı-----14.01.2026 Saat 10:45'te Sayın Mahkemede yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemeye belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından davalı ----- kanuni defterleri ve kayıtları incelenemediği için taraf kayıtları arasında fark olup olmadığının tespit edilemediği;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı itirazın iptali davasıdır.İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı ticari defter ve kayıtlarından davalının faturadan kaynaklı 100.074,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce 14/01/2026 günü yapılması istenilen defter incelemesine davalı yanın hazır olmadığı duruşma olan 1 nolu celsede karar verildiği, davalı yana duruşma zaptının tebliği ile inceleme gün ve saati ihtar edildiği, davalının ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirmediği, 6100 sayılı Hmk'nın 222/3. maddesinde, 28/07/2020 tarihli ----- gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunla ticari defterlerin sunulmamasına ilişkin 23. madde ile değişiklik yapılmış ve ticari defterlerin davalı tarafından sunulmaması halinde davacının ticari defter kayıtlarının lehine delil olacağı belirtildiği, davacının incelenen defter kayıtlarına göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 100.074,00 TL alacaklı olduğu böylece bilirkişinin davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 100.074,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun davalı yana tebliğ edildiği, rapora karşı davalı yanın itirazda bulunmadığı, bu haliyle davacının davasını asıl alacak üzerinden ispat ettiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu----- Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay ----. Hukuk Dairesi’nin ------. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE; davalı tarafından ----. İcra Dairesinin ------ sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 100.074,00 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 6.836,05 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 1.208,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.627,40 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 1.208,65 TL peşin harç toplamı 1.824,05 TL ile 8.122,00 TL (bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 9.946,05 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk ücreti 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.