İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/877 E. 2025/917 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/877
- Karar No
- 2025/917
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/877 Esas KARAR NO :2025/917
DAVA:Tespit DAVA TARİHİ:28/11/2025 KARAR TARİHİ:26/12/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA /Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle Müvekkili ... ... un, ... A.Ş.'ye iştiraklerinde %5 pay sahibi ve şirket ortağı konumunda olduğunu, ... tarafından müvekkile pay satışına yönelik ayrı ayrı yönetim kurulu kararları alındığını, hisse bedellerine yönelik faturalar yine ... tarafından bizzat müvekkil ... ... adına düzenlendiğini, hisse satışına ilişkin ödemelerin banka kanalıyla ve EURO cinsinden yapıldığını, Müvekkilinin ... A.Ş.’ye bağlı organizasyonlar için ...’e toplam 1.228.519,00 EURO ödeyerek şirket hisselerini satın alarak pay sahibi olduğunu, ... Anonim Şirketi Spk’nın Iı – 14.1 Sayılı Tebliği’ne İstinaden Hazırlanan 01 Ocak 2025 – 30 Haziran 2025 Ara Hesap Dönemi Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu içeriğinde ... şirketine yönelik ... A.Ş.’nin bağlı ortaklıktaki pay oranı 30.06.2025 tarihi itibarıyla doğrudan ve dolaylı olarak %95 olarak gösterildiğini, Bunun sebebinin ... şirketinin %5 hissesinin davalı tarafından davacı müvekkile satılmış olmasından kaynaklandığını, ... Anonim Şirketi SPK’nın II – 14.1 Sayılı Tebliği’ne İstinaden Hazırlanan 01 Ocak 2025 – 30 Eylül 2025 Ara Hesap Dönemi Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu içeriğinde ... şirketine yönelik ... A.Ş.’nin bağlı ortaklıktaki pay oranının 30.09.2025 tarihi itibarıyla doğrudan ve dolaylı olarak %100 olarak gösterildiğini Davacı müvekkili tarafından herhangi bir pay satışı yapılmamış olmasına rağmen, müvekkile ait hisselerin sanki davalıya aitmiş gibi faaliyet raporunda yer aldığı tespit edildiğini, ilgili makamlar nezdinde müvekkile ait olan %5 oranındaki hissenin tescil ve ilan edilmediğini, ... şirket hisselerinin %51 çoğunluğunun ... şirketine ait olması nedeniyle, müvekkilin bu %51 hissenin de %5’lik oranına sahip olduğunu, Ayrıca müvekkilin doğrudan %5 oranında şirket ortağı olduğu; .... .... .... ....
şirketlerine yönelik bugüne kadar herhangi bir resmi kâr payı ödemesi yapılmadığı gibi, kâr payı dağıtım kararının alınabileceği bir genel kurul toplantısı da icra edilmediğini, Bu nedenle, müvekkilin şirket hisselerine karşılık gelen tutarlar yönünden hak etmiş olduğu kâr payı tutarlarının ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiğini, Tüm bu nedenler doğrultusunda:
Müvekkilinin .... şirketinde sahip olduğu hissenin tespiti, Müvekkilin hissedar olduğu ...., ...., .... ve .... şirketlerinin (zorunlu olanlar dahil) genel kurul toplantılarının icra edilip edilmediğinin ve genel kurul çağrılarının yapılıp yapılmadığının tespiti, İlgili şirketlerde bugüne kadar herhangi bir kar dağıtım kararı alınıp alınmadığının ve alınmış ise müvekkilin payına düşen kar paylarının ödenip ödenmediğinin tespiti, Kar dağıtım kararı alınmamış ise kar payı dağıtımı yapılmamasının gerekçelerinin belirlenmesi, Genel kurul toplantılarının yapılmamış olması halinde şirketlerin yasal yükümlülüklerini ihlal edip etmediğinin belirlenmesi ve tüm bu hususların ortaya çıkarılması amacıyla ilgili şirketlerin muhasebe, finans ve ortaklık kayıtlarının getirtilerek bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle : Usule ilişkin beyanlarında ; Davacı tarafından gerek hissesi yönünden tespit isteminin gerekse de genel kurulların yapılıp yapılmadığı yönündeki tüm istemlerin konusu yabancı şirketler olduğun, "yabancılık unsuru" bulunduğunun kabulü ile 5718 sy "Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun" hükümlerinin uygulama alanı bulacağını, Yabancı hukukun esasları ile de bağlı olan talepler açısından mahkememizin yetkisiz olduğunu, .... için ..., .... için ..., ... ve ... için yöneltilen talepler açısından Karadağ mahkemeleri yetkili olduğunu, bu şirketlerin sicil kayıtları celp edilerek MÖHUK 47. Madde kapsamında hukuk seçimin de araştırılmasını Eda Davası açabilecek iken tespit davası açılmasında yahut HMK 109. Maddesi kapsamında Maddi vakıaların tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamayacağına muhalif davalarda hukuki menfaatin bulunmadığını, Ülkemiz hukuku açısından, kendi iddiasına göre azınlık hisseye sahip dahi olmayan Davacının, mahkemeden genel kurul talep etme hakkı da ayrıca bulunmadığını, Bu anlamda hukuki menfaati bulunmayan davanın bu yönden de reddi gerektiğini, bildirmiştir. Esasa ilişkin beyanlarında ; Davacının pay satışına dayanak yönetim kurulu kararı ve karara dayanılarak yapılan borçlandırıcı ve tasarruf işlemleri ortaklıkla işlem yapma yasağına açıkça aykırı olduğunu, TTK m. 395/1 anlamında ortaklıkla işlem yapma yasağının söz konusu olabilmesi için, ortaklığı temsil edip etmediğine bakılmaksızın işlemin karşı tarafında bir yönetim kurulu üyesinin bulunması gerektiğini, 25.08.2020 tarihli pay satışına dayanak yönetim kurulu kararı ve karara dayanılarak yapılan borçlandırıcı işlem ... AŞ ile bu anonim şirketin yönetim kurulu üyesi ... ... arasında oluştuğunu, ... AŞ’nin, ... şirketi nezdinde sahip olduğu paylarının %5’lik kısmının yönetim kurulu üyesi ... ...’a devri teşkil ettiğini, genel kurul izninin, somut bir işlem için mi yoksa soyut/genel olarak mı verileceği hususu netleştirilmesi gerektiğini, Genel geçer ve soyut işlemlere yönelik izinlerin TTK düzleminde anlam kabul edilmesi mümkün olmadığını, Bu halde "taşınır" hükmünde bulunan şirket hissesi Davacı iddiası ile gösterilen işlemler tarihinde ...' da bulunduğunu, ... Ticaret Kanunu md. 129 hükmü uyarınca, payın üçüncü kişiye devri halinde şirket onayı gerektiğini, Bu bağlamda, ... şirketi bünyesinde yapıldığı iddia edilen pay devir işleminin hukuken geçerli olabilmesi için şirketin bu işleme ilişkin bir onay kararı alması gerekir. Fakat somut olayın ... ayağında böyle bir onay verilmediğinden anılan pay devir işlemi ... hukuku kapsamında da hukuken geçerli bir şekilde tamamlanmış değildir. dolayısıyla davacının payı bulunmadığını belirterek ; MÖHUK ve HMK kapsamında Sayın Mahkemenin yetki alanında kalmadığı, Yetkili Mahkemelerin .... için ..., .... için ..., ... ve ... için yöneltilen talepler açısından Karadağ mahkemeleri olduğu, Davacının eda davası açılabilecek talepleri yönünden tespit davası talebinin, genel kurula yönelik taleplerinin ise "maddi vakıa" tespiti hükmünde olduğundan HMK 109. maddesi kapsamında hukuki menfaatinini bulunmadığı, müvekkilinin açılan davalar bakımından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı nazara alınarak öncelikle usulden reddini, davacının yabancı şirketlerin genel kurullarına dair taleplerinin ilgili ülke hukukunda yapılması gereken zorunlu bir genel kurul toplantısı olup olmadığı, davacının bunun edası yönünde dava açabilecek pay sahibi olmadığı, kaldı ki ilgili taleplerin muhatabının müvekkil şirket bulunmadığı ve Hisse aidiyeti yönünden taleplerinin TTK m. 395 maddesine aykırılıktan yok hükmünde bulunan işlemlere dayandırıldığı, Bu durumun kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği, kaldı ki MÖHUK kapsamında da uygulanacak hukukun ... hukuku olduğu tespiti halinde iddiasının bu hukuka göre de esastan reddi gerektiği, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava şirket ortaklığının tespiti ile ticaret sicilde davacı adına tescili ve genel kurul toplantısında alınan kararların icra edilip edilmediğinin, genel kurul çağrılarının yapılıp yapılmadığının tespiti, istemine ilişkindir. Dava 28/11/2025 tarihinde açılmış olup, Türk Ticaret Kanunu’nda 7445 sayılı kanunla yapılan değişiklik kapsamında Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilerek menfi tespit davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış, söz konusu bu düzenleme 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut olayda; Davacının tespit ve tescil talebi nedeniyle davanın zorunlu arabuluculuğa tabii olduğu görülmüştür. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesi; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesini havidir. Somut olayda;Mahkememizce düzenlenen 02/12/2025 tarihli tensip tutanağının 9.maddesi gereğince davacı vekiline 6325 sayılı kanunun 18/A maddesi gereğince ihtaratta bulunulmuş, mahkememiz tensip tutanağı davacı vekiline 09/12/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yapılan ihtarata rağmen davacı vekili tarafından taraflar arasında anlaşma sağlanamadığına ilişkin arabulucuk son tutanağı ibraz edilmemiştir. Davacı tarafça arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin bir haftalık kesin süre içinde sunulmadığı anlaşıldığından, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın arabuluculuk başvuru dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Harç peşin alındığından peşin harcın mahsubu ile bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi 26/12/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Katip ... ¸e-imzalıdır.