İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/87 E. 2026/35 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/87
- Karar No
- 2026/35
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/87 Esas KARAR NO : 2026/35
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü ve Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Durdurulması DAVA TARİHİ : 06/11/2024 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü ve Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Durdurulması davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İstanbul ... Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... ESAS sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesi ile, Müvekkili şirketin 1974 yılında Bursa ilinde kurulmuş bir şirket olduğunu, paslanmaz çelik malzemelerden mamul, her türlü gıda üretim proseslerinin üretmeye başladığını, 7.ve 11.sınıf olarak emtialarda müvekkili şirketin ... başvuru numaralı ... isimli markasının tescilli olduğunu, yapılan araştırmada davalı şirkete ait ... başvuru ve tescil numaralı "..." markasının 14/06/2017 tarihinde tescil edildiğini, tescilin 7,8,9 ve 35.sınıflarda yapıldığını, 7.sınıfta "tarım, hayvancılık , ziraat sektörlerinde ve tahıl /meyve /sebze / gıda işlenmesinde kullanılan makineler " olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirkete ait olan grupta konserve gıda makinelerinin ise davalı şirket adına tescilli yapılan tarım , hayvancılık , ziraat sektörlerinde ve tahıl/meyve/sebze/gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar alt sınıfına dahil olduğunu, aynı şekilde yine davalı şirkete ait ... başvuru ve tescil numaralı "..." markasının 11/12/2007 tarihinde tescil edildiğinin tespit edildiğini, yine 7.sınıfta tescili bulunduğunu, davalı şirketin bir diğer ... isimli markasının da ... başvuru numaralı olduğunu , 08/11/1990 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili adına tescilli 7.sınıfa giren "süt sağım makinası, pancar sökme makinası , ot toplama tırmığı, su pompaları , elektrikli jeneratör , tarım ilaçlama makinesi, balya makinesi, pulluk" tescili bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından daha önce tescili yapılan markaya rağmen davalı şirketin 3 markasına kurum tarafından aynı sınıf veya emtialarda tescil verildiğini, davalı şirketin markalarının müvekkili ile ortak sınıflar bakımından hükümsüzlüğü talebiyle işbu davayı açma zaruriyetinin olduğunu, müvekkili şirket tarafından aktif bir şekilde kullanılan markanın ayırt edici nitelik kazanmış olması nedeniyle davalı şirketin müvekkili şirket ile aynı markayı tescil ettirmiş olmasına itiraz ettiğini, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davalı şirketin marka tescilinden bilgisinin bulunmadığını, bulunma ihtimalinin de farklı şehirde şirketler de olması nedeniyle olmadığını, müvekkili şirket tarafından ... başvuru numarası ile ... markası adına kurum nezdinde tescil başvurusunda bulunulduğunu, tescil başvurusuna kurum tarafından kısmi ret karar verildiğini, verilen ret kararında ... tescil numaralı markanın olduğunun tespit edildiğini, bu karar ile markadan ve davalı şirketten müvekkil şirket tarafından haberdar olunduğunu, bu nedenle müvekkil şirket tarafından sonraki tarihli markanın daha öncesinde bilinmediğini, müvekkil şirket tarafından davalı şirketin markaları hakkında bu karar ile araştırma yapılmış olup yeni haberdar olunması nedeniyle işbu davanın açılması gerektiğini, davanın kabulü ile müvekkili adına tescilli olan " ..." markasına vaki ve devam eden tecavüzün tespiti ve durdurulması, "..." markasının hükümsüzlüğü, sicilden terkini ile bu mümkün değil ise müvekkili adına kayıtlı sınıflar ve alt sınıflar bakımından hükümsüzlüğü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin Eseryurt'ta faaliyet gösteren bir ticari işletme olduğunu, somut olayda Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, açılan davanın konusunun markanın hükümsüzlüğü davası olduğunu, tüm dava dilekçesinin sonuç kısımnda bir kelime ile "... " markasına vaki ve devam eden tecavüzün tespiti ve durdurulması gibi bir talepte bulunulmuş ve dava dilekçesinin içeriğinde bu iddiayı ispatlayacak hiçbir delile yer verilmediği gibi tecavüz konusundan hiç bahsedilmediğini, somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiğini, dava açılmayacağına dair kişide haklı bir güven uyandırılmasına rağmen uzun süre geçtikten sonra dava açılmasının Türk hukukundaki temel prensipler ışığında korunmaya değer bir davranış olmadığını, HMK madde 25/6 uyarınca marka sahibi sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu durma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa , sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremediğini, Kanunda her ne kadar sessiz kalmaktan, söz edilse de hükümsüzlük davaları bakımından bu sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğunu, somut olayda müvekkilin ... , ... ve ... sayılı ... markaları uzun yıllardan bu yana tescilli olan ve sektörde kullanılan markalar olduğunu, olayda davaya konu hükümsüzlük talepli davanın 06/11/2024 tarihinde açıldığını, SMK madde 25/6 maddesinde belirtilen 5 yıllık süre dikkate alındığında sürenin geçtiğini, somut olayda her iki tarafın da tacir olduğunu, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, her iki firmanın ticaret unvanını esas unsurunun ... olduğu için zaman zaman firmalar arasında karışıklık meydana geldiğini, davacı tarafa gönderilmesi gereken e mail , teklif ya da cvler müvekkile geldiğini, bu iddianın ispatlayacak bazı deliller dilekçe ekinde sunulduğunu, davacı tarafın davaya dayanak olarak gösterdiği ... ibareli .... başvuru numaralı markası 07 ve 11'nci sınıfta yer alan a"Süt kazanları, komple tereyağ tesisleri, konserve gıda makineleri, buharlı süt kazanları , peynir mayalama tezgahları, soğutucular , tereyağ çıkarma makineleri " emtialarında tescilli olduğunu, müvekkilin hükümsüzlüğü talep edilen ... ibareli ... nolu markası 09/08/1990 tarihinde başvurulduğunu, 07,08 ve 09 'uncu sınıfta yer alan Süt sağım makinesi, pancar sökme makinesi, ot toplama tırmığı, su pompaları, elektrikli jeneratör, tarım ilaçlama makinesi, balya makinesi, pulluk, emtialarında tescilli olduğunu, ... ibareli .... sayılı marka ise 05/08/2005 tarihinde başvurulduğunu, başvuru esnasında markanın başvurusuna itiraz edildiğini, bu itirazın davacı tarafından yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, TPMK'ya müzekkere yazılarak tüm dosya içeriğinin celbini talep ettiklerini, davacı vekili tarafından somut olayda müvekkilin markalarının varlığının marka hakkına tecavüze yol açtığını bir cümle ile iddia ettiğini, bir marka hakkına tecavüzden bahsedebilmek için hak sahibinin markasının tescilli olduğu sınıflarda izinsiz ve haksız kullanımı olması gerektiğini, somut olayda müvekkil ... markasını tescilli olduğu kendi sınıflarında kullandığını, müvekkilin farklı sınıflarda tescilli olan ... markasının varlığının tek başına marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini iddia etmek ise abesle iştigal olduğunu, bu sebeple marka hakkına tecavüz konulu taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, 34 yıl , 20 yıl ve 9 yıl boyunca marka hakkına tecavüz iddiasını ileri sürmeyip sessiz kalan davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve haksız fiil zaman aşımı sebebiyle bu iddiasının reddedilmesi gerektiğini, öncelikle yetkisiz mahkemede açılan dava ile ilgili yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi, sessiz kalma yoluyla hak kaybı nedeniyle hükümsüzlük ve marka hakkına tecavüz taleplerinin usulden reddini, yargılama ücreti ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 14/02/2025 tarihli dilekçesi ile, dava dilekçesinde her ne kadar diğer davalı yan olarak Türk Patent ve Marka Kurumu yazılmış ise de bu hususun sehven yazıldığını ve bu şekilde huzurdaki davanın açıldığını, işbu sebeple ön inceleme duruşması yapılmadan ve ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce davalı yan Türk Patent ve Marka Kurumu yönünden koşulsuz ve şartsız olarak gördükleri lüzum üzerine feragat ettiklerini beyan etmiş, Mahkemece 06/03/2025 tarihli duruşmada, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu yönünden davanın tefrikine karar verildiği görülmüştür. İstanbul .... Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/03/2025 ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile, Mahkemelerinin yetkisizliğine karar verildiği ve dosyanın Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı adına kayıtlı ... tescil numaralı "... " ibareli markası; davalı adına kayıtlı .... tescil numaralı "... " ibareli markası, ... tescil numaralı "... " ibareli markası ve ... tescil numaralı "... TARIM END. MAKİNALARI SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ..." ibareli markasına ait sicil kayıtları celp olunmuştur. Dosya, davalıya ait ..., ...., ... tescil numaralı markaların hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı; davalının, fiili markasal kullanımlarının, davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 29/09/2025 tarihli raporunda; "... no ile tescilli markasının davacı şirket adına Türk Patent nezdinde tescil edilmiş olduğu,2- ... no ile tescilli markasının 14.06.2017 tarihinde, ... no ile tescilli markasının 11.12.2007 ve ... no ile tescilli markasının 08.11.1990 tarihinde davalı şirket adına Türk Patent nezdinde tecsil edilmiş olduğu, 3-İşbu hükümsüzlük davasının dava tarihi 18.04.2025 tarihi itibariyle sözkonusu markaların tescil tarihleri üzerinden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açılmış olup, davacının dava dilekçesinde davalının işbu markalarını kötüniyetle tescil ettirmiş olduğuna dair beyan ve iddialarının mevcut olmadığı, 4-Davacının sessiz kalmak suretiyle davalı adına tescil edilmiş olan markaların hükümsüzlüğünü talep hususunda sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, 5-Davalının kullanımlarının, davacının önceki tarihli tescilli markası kapsamında ise de davacının davalının kullanımlarına uzun süre sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığı, nihai hukuki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Dava, davalıya ait ..,..,... tescil numaralı markaların hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı; davalının, fiili markasal kullanımlarının, davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığı hususlarında olduğu tespit edildi. SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Davaya konu uyuşmazlıkta asıl üzerinde durulması gereken husus sessiz kalma yolu ile hak kaybıdır. SMK'nun 25/6 maddesine göre ise marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması halinde markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Sessiz kalma yolu ile hak kaybından bahsedebilmek için davaya konu markayı bilme ya da bilebilecek durumda olma, beş yıl boyunca sessiz kalma ve davalının tescilinin kötüniyetli olmaması koşulları birlikte aranmalıdır. Somut olayda marka hükümsüzlüğü ve markadan doğan haklara tecavüz iddiası söz konusu olup davalı tarafın hak düşürücü süre ve sessiz kalma yolu ile hak kaybı yönündeki iddiaları kapsamında "...Dairemizin yerleşik kararlarına göre tanınmış bir markanın aynı ya da benzerini bir başkası adına tescili halinde kötüniyetin varlığı asıl ise de; MK'nun 2. maddesi uyarınca herkes hak ve borçlarını yerine getirirken iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür. Bir hakkın sırf başkasına zarar vermek amacıyla kullanımı kanun tarafından korunamaz. 556 sayılı KHK'nun 42/1-(a) bendindeki "kötüniyet halinde hükümsüzlük davasını 5 yıllık süreye bağlı kalınmaksızın her zaman açılabileceğine" ilişkin düzenlemenin marka sahibine tanıdığı dava açma hakkının da MK'nun 2. maddesine göre uygun bir süre içerisinde kullanılması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta davalının on yılı aşkın bir süredir davacı markasının benzeri olan ve TPE tarafından tescil ve ilan edilen dava konusu markayı kullandığını TTK'nun 20. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının objektif olarak bilmesi ya da bilebilmesi gerektiğinden marka hakkının ihlaline çok uzun süre itirazsız olarak katlandıktan sonra iş bu hükümsüzlük davasını açması aradan geçen süre içerisinde davalının markasına emek ve sermaye koyarak yarattığı mal varlığı değerlerinin yok olmasın sonucuna yol açacağından bu durumun ortadan kaldırılmasına yönelik dava hakkının kullanılması MK'nun 2. maddesine göre himaye edilemez" (Yargıtay 11. H.D, 15/10/2019 T, 2008/663 E , 2009/10891 K) içtihadının yer aldığı, Kural olarak markaya tecavüz eylemleri için hükümsüzlük taleplerinde olduğu gibi kanunda bir dava açma süresi öngörülmüş değildir. Ancak TMK'nun 2.maddesine göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Buna göre davalının uzun bir süre kullanımına sessiz kalmak suretiyle davalının davaya konu marka - ticari unvan ya da işarete - artık kullanıma karşı dava açılmayacağına dair inanç oluşturarak yatırım yapmasına neden olan davacının daha sonra tecavüz iddiasında bulunmasını iyiniyet kuralları çerçevesinde korunmaması gerektiği yönünde doktrin ve uygulamada görüş birliği oluşmuştur. "Yargıtay'ın yerleşik içtihatları (11 HD. 03/03/2009 T., 2007/5706-2009/2451 ; 31/01/2009, 2007/8966-2009/3835) sessiz kalma durumunun bir koruma istisnası olduğunu görstermektedir. Haksız rekabete maruz kalanın bu olaydan doğan talep ve dava hakkının kötüye kullanılmaması asıldır. Marka hakkı sahibi, haklı bir sebep olmadığı halde hakkını uzun süre ileri sürmeyerek karşı tarafta bundan böyle de kullanmayacağı yönünde bir kanaat uyandırdığı taktirde, artık bu hak kullanılamayacaktır. Aksine davranış hakkın kötüye kullanılması olup hukukça korunmayacaktır. Sessiz kalma hali bu durumdan yararlanacak olan açısından bir def'i değil, itiraz sebebidir. Bu nedenle de mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. (11. HD. 02/10/2012-2011/7104-2012/14860; 11 HD., 18/10/2012-2010/12137-2012/16604) Rakibinin kullandığı ticari işarete; örneğin tescilleyip kullandığı unvana uzun süre sessiz kalan marka sahibi, markadan doğan koruma hakkını kaybetmiş olur."(GÜNEŞ, İlhami SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku, Ankara - 2020, s.258) Marka hakkının hükümsüzlüğü davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı mümkünken tecavüz davalarında bu şekilde bir hak kaybının olup olmadığının ileri sürülmesi SMK’da düzenleme alanı bulmamıştır. Tecavüz davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı her ne kadar kanunda düzenlenmese de özellikle Avrupa Topluluğunun 89/104 Sayılı Yönergesi’nin 9/1. maddesine göre, Bir üye devlette 4 (2). maddede belirtildiği şekilde “önceki bir marka sahibinin üst üste beş yıllık bir süreyle, o kullanımdan haberdar olarak, o üye devlette sonraki bir markanın kullanımına rıza göstermesi halinde, sonraki marka tescil başvurusu kötü niyetle yapılmadıkça, önceki marka sahibi önceki markayı esas alarak sonraki markanın hükümsüz olduğu beyanı için, ya da sonraki markanın kullanıldığı mallar veya hizmetler ile ilgili olarak kullanımına itiraz etme yetkisine sahip değildir.” Düzenlemesine uygun olarak Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğu görülmüştür. Somut olayda, .... no ile tescilli markasının davacı şirket adına Türk Patent nezdinde tescil edilmiş olduğu, .... no ile tescilli markasının 14.06.2017 tarihinde, .... no ile tescilli markasının 11.12.2007 ve ... no ile tescilli markasının 08.11.1990 tarihinde davalı şirket adına Türk Patent nezdinde tecsil edilmiş olduğu, işbu hükümsüzlük davasının dava tarihi 18.04.2025 tarihi itibariyle sözkonusu markaların tescil tarihleri üzerinden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açılmış olup, davacının dava dilekçesinde davalının işbu markalarını kötüniyetle tescil ettirmiş olduğuna dair beyan ve iddialarının mevcut olmadığı, davacının sessiz kalmak suretiyle davalı adına tescil edilmiş olan markaların hükümsüzlüğünü talep hususunda sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, davalının kullanımlarının, davacının önceki tarihli tescilli markası kapsamında ise de davacının davalının kullanımlarına uzun süre sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığı, tespit ve değerlendirmesi ile birlikte bu yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmekle davacının marka hükümsüzlüğü ve marka tecavüzünün tespiti davalarının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün tespiti talebine yönelik davalarının ayrı ayrı REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hükümsüzlüğü davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka tecavüzü davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/02/2026
Katip ... ¸ Hakim ....