İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/87 E. 2025/517 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/87
- Karar No
- 2025/517
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/87 Esas - 2025/517
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/87 KARAR NO : 2025/517
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Sicilden Terkin DAVA TARİHİ : 03/03/2025 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Yazıldığı Tarih : 07/01/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının uzun yıllardır “...” esas unsurlu markalarını ticari faaliyetlerinde kullanarak sektöründe lider konuma geldiğini, bu markaların davacı adına davalı ... nezdinde çok sayıda tescil altında korunduğunu ve yıllar içinde yoğun kullanım nedeniyle yüksek düzeyde bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığını, hal böyle iken davacının dava konusu edilen ... başvuru sayılı “...” ibaresini de ihtiva eden markasının tesciline karşı yaptığı itirazların davalı ... tarafından nihai olarak reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzerlik taşıdığını, her iki markanın da “...” ibaresiyle başlaması, ilk iki hecesinin birebir örtüşmesi, uzunluk, fonetik yapı ve yazım tarzı bakımından ortalama tüketicide aynı veya ilişkili işletme izlenimi uyandırdığını, ayrıca markaların aynı/benzer/türdeş mal ve hizmetlerde kullanılacak olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin açıkça mevcut bulunduğunu, davacının “...” esas unsurlu seri markalarının sektör nezdinde tanınmış olduğunu, bu nedenle dava konusu edilen markanın tescili halinde davacının seri markalarına sızma ihtimalinin yüksek olduğunu ve tüketicilerin “...” markasını davacının “...” ibareli markalarının serisinin devamı niteliğinde yeni bir marka olarak algılayarak seri marka izlenimine kapılacaklarını, davalı şirketin 2022 yılında davacı tarafından açıkça uyarılmasına rağmen herhangi bir değişikliğe gitmeyip aksine uyarıdan hemen sonra marka tescil başvurusu yapmış olmasının davalının kötü niyetinin ve davacının markasal yatırımından haksız yararlanma saikiyle hareket ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu iddia ederek, ... ...'nın dava konusu edilen 03.01.2025 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı ilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Tarafların birbirinden tamamen farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, her iki sektörün de teknik bilgiye sahip profesyonel bir tüketici kitlesine hitap etmesi nedeniyle davalının “... SAN. ibareli markasının davacının “...” markasının bir yan markası olarak algılanmasının mümkün olmadığını, davacının tanınmışlık ve haksız yarar iddialarının somut dayanaktan yoksun olduğunu, markalar arasındaki tek ortak unsur olan “...” ibaresinin ... “...” kökünden gelen, “su” anlamında kullanılan, sektörde son derece yaygın bir ibare olması sebebiyle ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, ... kayıtlarında yalnızca 2024 yılı içinde dahi aynı ibareyle başlayan çok sayıda marka bulunduğunu, davacının bu ibare üzerinde tekel iddiasında bulunamayacağını, davaya konu markalarda “...” dışında kalan “...” ve “...” unsurlarının fonetik olarak vurgunun yer aldığı esas ayırt edici bölümler olduğunu ve bu nedenle markaların işitsel, görsel ve kavramsal açıdan belirgin biçimde ayrıldığını, ayrıca her iki markanın yazım tarzı, tasarım unsurları, çizgisel yapı, harf konumları ve bütünsel görünümü bakımından tamamen farklı olduğunu, bu sebeple SMK m. 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin hiçbir şekilde bulunmadığını, davacının SMK m. 6/5 çerçevesinde ileri sürdüğü tanınmışlık, ayırt ediciliğin zedelenmesi, haksız yarar veya itibar zedelenmesi iddialarının da somut olayda karşılığının olmadığını, zira davalının 2016 yılından beri “... SAN. VE TİC. A.Ş.” unvanıyla dürüst biçimde faaliyet gösterdiğini ve marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair hiçbir delil bulunmadığını, davacının kötü niyet iddiasının da mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... sayılı başvuru markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi ... ibareli mesnet markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği ; sicilden terkin talebi açısından yukarıda belirtilen iltibas iddiasına ilaveten davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 06.01.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 03.03.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "....Yapılan incelemede "..." asli/bağımsız ayırt edici unsuruna sahip işbu başvuru ile "..." asli ayırt edici unsurlu .... sayılı "...", "...", "... " ibareli ret gerekçesi markaların her ne kadar "..." ibaresi ortak olarak içerdiği görülse de söz konusu ibarenin "..." anlamına genel bir ibare olduğu ve ayırt edici niteliği bulunmayan /zayıf bir ibare olduğu, markaların ilave ayırt edici unsurlar içerdiği ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İtirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verildiği" ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ... ... San ve Tic A.Ş. 27.11.2025 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle : " 1) Karşılaştırılan markaların işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, 2) Davalının markasının kapsamına giren emtiaların, davacının muhtelif markalarının tescilli kapsamına giren emtialar ile aynı/benzer/türdeş emtialar olduğu, 3) Davalının markasının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı, 4) (1) ve (2) nolu bentlerde yer alan değerlendirmeler nedeniyle, (3) nolu bentteki tespite rağmen, davalının markasının kapsamına giren tüm emtialar yönünden, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin /iltibas tehlikesinin bulunduğu, 5) Hükümsüzlük talepli dava özelinde; davacının “tanınmışlık” iddiasının dava konusu edilen markanın hükmüne bir etkisinin olamayacağı, 6) Hükümsüzlük taleplin dava özelinde; davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği 7) Dava konusu edilen 03.01.2025 tarihli ve ... sayılı ... kararının, (4) nolu bentte yer alan değerlendirme ile çeliştiği/uyumlu olmadığı, 8) Davacının markanın hükümsüzlüğü talebinin, (4) nolu bentte yer alan değerlendirme ile çelişmediği/uyumlu olduğu, Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davalı firma vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... San ve Tic A.Ş. " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 4-14 deki karşılaştırma tablosu ile taraf markaları arasında emtia benzerliği de oluştuğu; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... San ve Tic A.Ş. " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... San ve Tic A.Ş. " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceği yai markaları karıştırabileceği bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Diğer yönden ; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABÜLÜNE, 2-Dava konusu ... sayılı ... kararının iptaline, 3-Dava konusu ... sayılı markanın sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alındığından yeniden alınmasına gerek olmadığına, 5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 15.000,00-TL bilirkişi ücreti, 265,00-TL tebligat ücreti, 615,40-TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 15.880,40-TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı 24/12/2025
Katip .... E imza
Hakim .... E imza