İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/72 E. 2025/496 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/72
- Karar No
- 2025/496
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/72 Esas - 2025/496
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/72 KARAR NO : 2025/496
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararının Tescilinin İptali DAVA TARİHİ : 19/02/2025 KARAR TARİHİ : 08/12/2025 Yazım Tarihi: 15/12/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının uzun yıllardır çevrim içi şans oyunları, spor yayıncılığı ve bahis hizmetleri alanında faaliyet gösteren köklü bir şirket olduğunu, “....” alan adı ve mobil uygulaması üzerinden milyonlarca kullanıcıya hizmet verdiğini, “...” markasının bu faaliyetler sayesinde yüksek bilinirlik düzeyine ulaştığını, buna bağlı olarak “...” ibareli markasının da kamuoyunda tanınmış hale geldiğini, davalı firma tarafından dosyalanan “... ...” marka başvurusunun, davacıya ait “...” markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, markaların ortak unsuru olan “...” ibaresi yönünden aynı, ayırt edici kısımlar olan “...” ve “...” ibareleri bakımından ise fonetik ve yapısal benzerlik taşıdığını, ayrıca taraf markalarında geçen “...” ve “...” ibarelerinin tarafların ticaret unvanının ayırıcı unsuru olarak benzerlik incelemesi esnasında geri planda ele alınması gerektiğini, taraf markaların aynı sektörde, aynı tüketici kitlesine hitap eden hizmetler için kullanılacağını, bu nedenle taraf markalarının iltibas tehlikesinin açık olduğunu, ayrıca davacının markalarının uzun süredir ilgili sektörde aktif biçimde kullanılması, dijital platformlarda ve sponsorluk faaliyetlerinde yoğun biçimde yer alması sebebiyle tanınmışlık kazandığını, dava konusu edilen markanın davacının markasının itibarı ve ayırt edici karakteri üzerinden haksız yarar sağlama amacı taşıdığını, davalının kendisine marka olarak davacının tescilli ve tanınmış markalarına bu derecede benzer bir işareti seçmiş olmasının davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu iddia ederek, ... ...’nın 26.12.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı “... ...” markasının tescilinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, zira dava konusu edilen markada “...” ibaresinin markanın asli ve baskın unsuru olduğunu, ayrıca bu markanın yeşil tonlarda ve stadyum formunda tasarlanmış özgün bir görsele sahip olduğunu, davacının “...” markasının ise siyah zemin üzerine beyaz yazı ve kırmızı elips tasarımıyla bambaşka bir görsel algı yarattığını, işitsel açıdan da yalnızca ortak “...” kelimesinin yer almasının benzerlik doğurmayacağını, zira “...” ve “...” kelimelerinin ses yapısı ve vurgusunun tamamen farklı olduğunu, kavramsal olarak da markaların farklı ticari çağrışımlar yarattığını, bu kapsamda, markaların bütünsel olarak bıraktığı genel izlenim dikkate alındığında, ortalama dikkat düzeyine sahip tüketici nezdinde herhangi bir karıştırılma veya ilişkilendirme ihtimali bulunmadığını, ayrıca davacı markalarının tanınmışlık düzeyine ulaşmadığını ve davacının bu yöndeki iddialarını somut delillerle ispatlayamadığını, ilaveten davalının markasının 2003 yılından bu yana Türkiye’nin ilk yasal online şans oyunları platformu olarak kesintisiz faaliyette bulunduğunu, yüksek bilinirliğe sahip, sektörle özdeşleşmiş bir marka olduğunu, dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi başkasının tanınırlığından faydalanma veya kötü niyetle tescil başvurusu yapma amacının bulunmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına dayalı itirazlarının nihai olarak reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde de iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 26/12/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 19/02/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9. uncu maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, başvurunun ihtiva ettiği unsurlarla birlikte itiraz gerekçesi markalardan farklılaşmış olduğu, bu itibarla ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, işbu itirazın reddi gerekmiştir. Markaların karıştırılmayacağı değerlendirmesi ve dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında, somut olay bakımından diğer itiraz gerekçelerinin haklı ve yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...+... ... (...) ...+ ... (... ve ...)
17/11/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1) Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, 2) Davalının markasının kapsamına giren 09, 28, 36, 38, 41 ve 42. Sınıflara giren emtiaların tamamı ile 35. Sınıfa giren; “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 09, 16 ve 28. Sınıflara giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının (kısmen) gerçekleştiği, 3) (2) nolu bentte sayılan emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi düşük olmadığı, 4) (1) ve (2) nolu bentlerde yer verilen değerlendirmelerden dolayı, (3) nolu bentte yer verilen tespite rağmen, dava konusu edilen markanın kapsamına giren ve yukarıda, (2) nolu bentte sayılmış olan emtialar açısından iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin kısmen bulunduğu, diğer emtialar yönünden ise bulunmadığı, 5) Davacının “tanınmışlık” iddiasının davalı markasının, kapsamına giren emtialar yönünden tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, 6) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 7) Dava konusu edilen 26.12.2024 tarihli ve ... sayılı ... Kararının, (4) nolu bentteki değerlendirme ile kısmen35 çeliştiği/uyumlu olmadığı, 8) Davacının, markanın hükümsüzlüğü36 talebinin, (4) nolu bentteki değerlendirme ile kısmen37 uyumlu olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin ek rapor ; davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının " ...+ ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden bilirkişi heyeti raporunda sayfa 17-21 deki karşılaştırma tablosuna göre dava konusu başvuru markasının kapsamındaki 09, 28, 36, 38, 41, 42. Sınıflardaki tüm emtialar ile 35. Sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 09, 16 ve 28. Sınıflara giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden Taraf markaları arasında aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı emtialar olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu yukarıda belirtilen mallar/hizmetler açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itiraz mesnedi " ...+ ..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasındaki baskın ... ibaresindeki benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle bu mallar/hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu mallarda/hizmetlerde SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bu emtialar açısından aksi yöndeki ... kararı yanlış olarak değerlendirildiği; Bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Diğer yönden ise ; Somut olayda SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldıran sebepler oluşturmadığından neticeden bilirkişi heyet raporu da benimsenerek dava kısmen kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1- Davanın KISMEN KABULÜNE, 2- Dava konusu ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 09, 28, 36, 38, 41, 42. Sınıflardaki tüm emtialar ile 35. Sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 09, 16 ve 28. Sınıflara giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden ... kararının kısmen iptaline, markanın bu emtialar yönünden kısmen iptaline (bu kısımlardan dava kabul) 3- Diğer kısımlar yönünden davanın reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.685,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.300,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.650,20 TL nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 08/12/2025 Katip ... Hakim ... E-İmzalıdır E-İmzalıdır