İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/832 E. 2026/165 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/832
Karar No
2026/165
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/832 Esas KARAR NO : 2026/165

DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) ve tazminat DAVA TARİHİ : 18/11/2025 KARAR TARİHİ : 06/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... A.Ş. ("Müvekkil Şirket") nezdindeki bayilik ağına, 1992 yılında yapıtğı sözleşme ile katıldığını, davacı şirket tarafından en son 15 yıl önce ariyet ve emaneten birtakım malzeme ve teçhizatların verildiğini ve amortismanın indirilmesi ertesinde bu malzeme ve teçhizatların herhangi bir değerinin bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler tahtında Müvekkil Şirket lehine ipotek tesis edildiğini ve teminat mektubu verildiğini, davacı şirket tarafından kendisine verilen ariyetlerin çıkarılmasının fevkalade güç ve iş kaybına sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu, kendisine ariyeten teslim olunan ekipmanların, kendisine satılması yönündeki teklifinin reddedildiğini, taraflar arasında akdedilen 24.01.2020 tarihli Akaryakıt İstasyonları İçin Ariyet ve Emanet Sözleşmesi'nin ("Ariyet Sözleşmesi") genel işlem koşulları kapsamında düzenlendiğini, daha sonrasında Müvekkil Şirket tarafından, kendisi aleyhine, ariyet ve ekipmanlar ile sair borçları bakımından fatura keşide edildiğini, gelinen aşamada, Müvekkil Şirket'e tevdi edilen, 1.500.000,00 TL bedelli teminat mektubunun ("Teminat Mektubu") nakde çevrilmesi ertesinde, fazladan 1.122.000,00 TL tahsil edilmiş olduğunu belirterek fazla olarak alınan 1.122.000,00 TL teminat mektubunun bozdurulduğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve ... İlçesi ..., 854 ada, 142 parselde kain taşınmaz üzerinde kurulu bulunan ipoteklerin ("İpotekler") fekkine / kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi incelendiğinde, davacı şirketin, davalı şirket ile imzalamış olduğu sair sözleşmeler ("Sözleşmeler") ile Ariyet Sözleşmesi'nde belirtilen ariyetleri teslim aldığını kabul ettiği ve ancak bu ariyetlerin bedellerine ilişkin itirazda bulunduğunun anlaşıldığını, bu minvalde öncelikle, Sözleşmeler kapsamında Müvekkil Şirket tarafından kendisine ariyeten teslim olunan ekipmanları, Sözleşmeler'in hitamı itibarı ile satın alma arzusunda olan davacı şirketin, işbu ariyet ve ekipmanların herhangi bir satış değerinin olmadığını ileri sürmesinin, açıkça kötü niyetli olduğunu düşündüklerini, diğer taraftan, taraflar arasında imzalanmış olan Ariyet Sözleşmesi'nin tarihinin 24.01.2020 tarihli olması karşısında, davacı şirketin işbu ariyetlerin kendisine en az 15 (on beş) yıl önce teslim edildiği yönündeki iddiasının da ancak yazılı deliller ile ispatlanabileceğini eklemek istediklerini, ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesinin 2. fıkrası uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olan ve daha öncesinde Müvekkil Şirket ile birçok sözleşme akdeden davacının, taraflar arasında özgür irade ile imzalanan Ariyet Sözleşmesi'nin genel işlem koşullarına tabi olduğuna yönelik iddiası da, tıpkı diğer tüm iddialar gibi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Mahkemece bilindiği ve akaryakıt alanında uzman bir sektör bilirkişisinin de tevsik edebileceği üzere, dağıtım şirketleri tarafından akaryakıt bayilerine ariyeten teslim edilen ekipmanlar, bayilik ilişkisinin hitamı ertesinde, başka bayilik ilişkileri kapsamında kullanılmak üzere, bayiden iade alınmakta olduğunu, buna mukabil, ariyet ilişkisinin sona ermesi halinde, dağıtım şirketi tarafından bayiye ariyeten verilen ekipmanların iade edilmemesi durumunda, dağıtım şirketinin, işbu ariyetlerin bedelini bayiden talep edebilecek olduğunun açık olduğunu, gelinen aşamada, taraflar arasındaki Sözleşmeler'in sona ermesine rağmen, Müvekkil Şirket tarafından ...'e ariyeten teslim edilen ekipmanların iade edilmemesi ve ariyeten teslim olunan ekipmanların bedellerinin ödenmesi adına düzenlenen ... numaralı ve 08.07.2025 tarihli fatura bedelinin yanı sıra, Sözleşmeler tahtında ortaya çıkan diğer borçlarının ödenmemesi sebebiyle, Teminat Mektubu'nun paraya çevrilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, bu husunun Mahkemece görevlendirilecek bir bilirkişi heyetinin, tarafların ticari defter ve kayıtları ile taraflar arasında imzalanan Sözleşmeler'deki hükümlerin incelenmesi suretiyle de açıklığa kavuşturulabileceğini, bununla birlikte, Müvekkil Şirket'in Ariyet Sözleşmesi'nde belirtilen ariyetlerin iade edilmemesine bağlı olarak; gerek Ariyet Sözleşmesi'nin 2. Maddesi, gerek 24.01.2020 tarihli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 3. paragrafı ve 8.1. Maddesi, gerek 24.01.2020 tarihli sözleşmenin ("Yatırım Sözleşmesi") "Cezai Şart" başlıklı 9. maddesi ile Sözleşmeler'de yer alan sair hükümler tahtında ortaya çıkmış olan cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarının yanı sıra, ürün alımından doğan bedeller ile vade farkları ve peşin yatırım destek iade bedeli gibi alacakların davacı şirket tarafından halen dahi ödenmemiş olması karşısında, İpotekler'in fekkine yönelik talebin de usul ve yasaya aykırı olduğunun anlaşıldığını, bu minvalde, davalı şirketin gerek Ariyet Sözleşmesi'nin 2. maddesi, gerek ise Sözleşmeler'de yer alan sair hükümler tahtında ortaya çıkmış olan cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarının yanı sıra sair alacaklarına ilişkin talep hakkımızı saklı tutmakta olduklarını belirterek haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Davada, akaryakıt bayilik sözleşmesine dayalı olarak ana talep ipoteğin fekki, tali talep ise teminatın haksız bozdurulması sebebiyle tazminat talebine ilişkindir. Bilindiği üzere TMK 881 ve devamı maddelerinde düzenlenen ipotek hakkı sınırlı bir ayni hak olup, bu hakkın tescili ya da terkini de taşınmazın aynına ilişkin taleplerdir. HMK 12. maddesinde de taşınmazın aynından kaynaklanan davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılmıştır. Kesin yetki kuralının uygulanması gereken uyuşmazlıklar hakkında daha evvelden yapılan yetki sözleşmeleri de geçerli değildir. Somut olayda dava konusu taşınmaz Tavşanlı'da olduğundan ipoteğin fekki talebi yönünden ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) kesin yetkilidir. Öte yandan, davacının diğer talebi olan teminat senetlerinin haksız bozdurulması talebi yönünden ise kesin yetki kuralı cari değildir. Bu talep yönünden taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesinde yetkili mahkemeler İstanbul mahkemeleri kılındığı gibi, davalının da yetki itirazı bulunmamaktadır. Ne var ki, kesin yetki bulunan ipoteğin fekki uyuşmazlığında irdelenecek hususlar ile, teminatın bozdurulma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişin hususların incelenmesi için aynı minvalde tahkikat yapılacaktır. Her iki uyuşmazlıkta da tarafların ticari defter ve kayıtları, taraflar arasındaki sözleşmeler, mal alımları, yapılan ödemeler irdelenecek, hangi tarafın alacaklı hangi tarafın borçlu olduğu hususu aynı minvalde yapılacak inceleme ile ortaya çıkarılacaktır., O halde, birebir aynı minvalde yapılacak incelemelerin birinin başka mahkemede diğerinin de başka mahkemede yapılması HMK 30.m düzenlenen usul ekonomisine aykırı düşer. Bununla beraber yine HMK'nın 166. maddesinde hukuki ve fiili irtibat olan davaların birleştirilerek birlikte görülebileceği düzenlemesi aynı amaca hizmet etmektedir. Yani eldeki davada her iki talep yönünden HMK 166 maddesinde düzenlenen birleştirme şartları dahi bulunduğundan, tazminat talebi tefrik edilmemiş, her iki talep yönünden de yetkisizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının YETKİ NEDENİYLE usulden REDDİNE, 2-Yetkili Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Tavşanlı Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, 3-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Anadolu Nöb. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, (ihtaratın kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına) 4-Harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece nazara alınmasına Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/03/2026

Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/832, K. 2026/165, T. 06.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-832-e-2026-165-k-223c6b895bb6