İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/825 E. 2026/117 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/825
Karar No
2026/117
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/825 Esas KARAR NO :2026/117

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:20/02/2020 KARAR TARİHİ:20/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen "Sermaye Piyasası Faaliyetleri Çerçeve Sözleşmesi", "Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi" ve "Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi" kapsamında davalının VİOP (... A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası)'ta işlemler gerçekleştirdiğini, davalının 558.970,00-TL tutarında başlangıç teminatını ödeyerek 09.08.2018 tarihinde VİOP'ta ... kodlu USD/TRY kontratından, "Satıcı" taraf olarak satış yönlü 2.000 adet pozisyon açarak söz konusu kontrat ile "Satıcı" olarak 2.000.000 Amerikan Doları piyasada belirlenen fiyattan satma yükümlülüğü altına girdiğini, 9 ve 10 Ağustos 2018 tarihlerinde Amerikan Dolarının Türk Lirası karşısında aşırı değerlenmesi sonucunda satış yönlü pozisyon açan davalının zarara uğradığını, başlangıç teminatını kaybettiği gibi ilave yatırması gereken sürdürme teminatı tutarının çok yükseldiğini, piyasalarda yaşanan aşırı fiyat hareketlerine bağlı olarak USDTRY kontratında satış yönünde pozisyon alan davalının 802.101,00-TL eksi bakiyesi oluştuğundan, oluşan zarar karşısında ilave teminat sağlaması ya da pozisyonlarını kapatmak zorunda kaldığını, davalının kendisi ile yapılan telefon görüşmelerinde, oluşan zararı kabul etmesi ve ödeme yükümlülüklerini yerine getireceğini taahhüt etmesi üzerine, davalı müşterisine 10.08.2018 günü saat 14:50'ye kadar süre verildiğini, tanınan sürede davalının ödeme yapmaması üzerine, kayıtlı telefonlardan yapılan görüşmelerde davalı ile mutabık kalınarak, borsa kurallarına göre işlemlere devam etmek için teminatın tamamlanamaması üzerine, ters işlemler ile pozisyonların kapatıldığını, pozisyon kapamaları sonrası oluşan 802.101,00 TL eksi bakiyenin 13.08.2018 tarihinde müvekkili davacı aracı kurum tarafından takas yükümlüğü yerine getirebilmek için Takasbank'a ödemek zorunda kaldığını, davalı müşterinin, 16.08.2018, 28.08.2018, 14.09.2018 ve 08.10.2018 tarihlerinde, hesabında oluşan eksi bakiye, temerrüt faizi ve BSMV borcu için toplam 762.000,00 TL ödeme yaptığını, bakiye borcun ödenmesi için .... Noterliği'nden 14.12.2018 tarih 30955 sayılı keşide edildiği, ihtar sonrası davalının 21.12.2018 tarihinde 40.101,00 TL daha ilave ödeme yaptığını, davalıdan olan bakiye alacağının tahsili için, 23.05.2019 talep tarihli, 22.640,61 TL talep tutarlı, .... İcra Dairesi 2019/... Esas sayılı dosyasından başlattığı takibe, davalı müşterinin, icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığı ve müvekkil aracı kuruma hiçbir borcunun olmadığı iddiası ile itiraz etmesi üzerine takibin durdurduğunu, davalının, müvekkiline olan borcunu ödemekten imtina etmek amacıyla, 25.10.2019 tarihinde T.C. ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/... Esas sayılı dosyasından 10.000,00 TL talep konulu açtığı davaya, 02.12.2019 tarihinde cevap dilekçesi sunduklarını, tarafların aralarında düzenledikleri sözleşme hükümleri gereği, davalının 10.08.2018 tarihinden itibaren hesabındaki eksi bakiye borcunun temerrüt durumunda olduğundan, genel sözleşmenin "Temerrüt Hallerinde Uygulanacak Hükümler" başlıklı 12.4 üncü maddesi gereği davalının temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu beyan ederek davalının .... İcra Dairesi 2019/... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmasına rağmen süresi içerisinde davaya cevap dilekçesi sunmamış olduğu görüldü. DELİLLER: ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak, 2019/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2019/... esas sayılı takip dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi ile, yapılan ödemelerin de araştırılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce verilen ... sayılı kararının davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/238 Esas, 2025/1588 Karar numaralı ilamı ile;"...HMK'nın 6. maddesine göre, her dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır. Taralar arasındaki sözleşmede özel yetki sözleşmesi ile İstanbul Mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılınmıştır. Ancak genel yetki kuralı dışında, HMK'da düzenlenen özel yetki kuralları uyarınca da mahkemenin yetkisi değerlendirilmelidir. Taraflar arasında yatırım araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Davalı bu çerçeve sözleşmesini kabul etmiş ve davacı şirketin yatırdığı teminatın önemli bir kısmı davacının ihtarı üzerine iade etmiştir. Takip ve dava iade edilmeyen kısıma ilişkindir. Bu durumda sözleşme ilişkisinin kabul edildiği hallerde, sözleşmeden kaynaklanan para alacakları yönünden HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddesine göre alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olacağı dikkate alınarak, davacının yerleşim yeri itibariyle anılan yasa hükümleri uyarınca mahkemenin ve icra dairesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, davalının yetki ve görev ile tebligatın geçersizliğine ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-22 E 2018/1102 K 16.05.2018 tarihli karar içeriği de dikkate alındığında; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tüketici; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”yi, sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, satıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 73/1. maddesinde; “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Tüketici sözleşmesinde iki taraf mevcut olup, zıt amaçların güdülmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla satıcı ve sağlayıcı tanımında da yer verildiği gibi, satıcı ve sağlayıcının işlem yaparken ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmesi, karşısında yer alan kişinin ise bunun tersine bir amaçla yani ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket etmesi gerekir. Tüketici mahkemesinin görevli olması için öncelikle uyuşmazlığın bir tüketici uyuşmazlığı olması gerekir. Hangi tür uyuşmazlıkların tüketici uyuşmazlığı olduğu ise dava konusu işlem veya uygulamanın taraflarından birinin tüketici, diğerinin ise girişimci/satıcı/sağlayıcı olmasına göre belirlenmektedir. Hâl böyle olunca davalının davacı yatırım şirketinden davaya konu hizmeti finansal işlemler için aldığı, hizmetin alınma amacının öncelikle göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmakla, davalının bu ticari amacı karşısında tüketici sayılması mümkün görülmemektedir. Davalı, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/... Esas sayılı dosyasında, sözleşme kapsamında uğranılan zararların tespiti ve tahsili istemiyle dava açmıştır. Davalı vekili bilirkişi raporuna yönelik itiraz ve savunmasında, her iki davanın konusunun aynı olması nedeniyle davaların birleştirilmesini veya bu davanın ... ATM'nin 2019/... Esas sayılı dosyasının sonucunu beklenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince anılan dava dosyası getirtilerek incelenmiştir. Dosyada bulunan dava dilekçesinin incelenmesinde, bu dosyanın davalısı olan ... vekilince 25.10.2019 tarihinde taraflar arasında düzenlenen yatırım çerçeve sözleşmesine aykırı işlemler yapılması ve müşterinin talimatı olmaksızın alım satım emirleri girilerek işlem yapılması nedeniyle uğranılan zararın tespiti ile şimdilik 10.000 TL'sinin tahsili istenmiştir. Görüldüğü gibi eldeki dava itirazın iptali davası olup, bekletici mesele yapılması gereken dava ise sözleşmenin eksik ve kusurlu ifası nedeniyle oluşan zararın belirlenerek tahsili istemine ilişkindir. Her iki dava aynı sözleşmeden kaynaklanmakla birlikte davanın tarafları ve konusunun aynı olmaması nedeniyle derdest bir davadan söz edilemeyecektir. Taraflar arasında yatırım çerçeve sözleşmesi ve risk bildirimine ilişkin sözleşmeler imzalanmıştır. Davacı vekili, dava dilekçesinin ekine koyduğu ses kayıtları ile davacının talimatları doğrultusunda işlem yapıldığını ileri sürmüştür. Davalı ise talimatlarına aykırı işlemler yapıldığını veya talimatı olmadan alım satım işlemleri yapılarak zarara davacının neden olduğunu savunmuştur. Zararlandırıcı işlemlerin 09.08.2018 ve 10.08.2018 tarihli işlemler ilişkin olduğu ve bu işlemlere ilişkin olarak taraflar arasındaki telefon görüşme kayıtlarının CD ortamında dava dilekçesinin ek:18-30 deliller olarak ibraz edildiği görülmüştür. Mahkemece alınan 23.09.2020 tarihli raporda bu ses kayıtları incelenmemiştir. Bilirkişi raporunda öncelikle türev araçları ve vadeli işlemler opsiyon borsasına ilişkin genel işleyiş açıklanmış, daha sonra tespit edilen hususlar ve değerlendirmeler başlığı altında, yapılan işlemler sıralanmış ve ardından hesaplama yapılmıştır. Bu raporda, davalının talimatı bulunup bulunmadığı veya bu işlemlerin bizzat davalı tarafından uzaktan aracı kurumunun sistemine erişmek suretiyle kişisel bilgisayar veya uygulama üzerinden yapılıp yapılmadığı tespit edilmemiştir. Tarafların itirazı üzerine mahkemece bilirkişi ücretinin eşit karşılanması koşuluyla yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Alınan 02.04.2021 tarihli bu raporda ise, davacının iddiası, önceki bilirkişi raporu ve bu rapora yönelik taraf itirazları özetlenmiş ve raporun 8. sayfasından itibaren taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi irdelenmiştir. Bu kısımda öncelikle, taraflar arasındaki sözleşmeler, ardından yapılan işlemler tespit edilmiştir. İşlemler sonucu kur dalgalanması nedeniyle davalının zarar ettiği ve Türev sözleşmesinin 16.1. maddesi ile çerçeve sözleşmenin 12.4.maddesine göre davalının sorumlu olduğu belirlenmiş, sözleşme uyarınca uygulanması gereken akdi faiz oranı ile bununu kabul edilmemesi halinde avans faiz oranına göre davacının alacağı tespit edilmiştir. Görüldüğü gibi bu raporda da işlemlerin bizzat uygulama veya uzaktan erişim yoluyla davalı tarafından yapılıp yapılmadığı veya sunulan ses kayıtlarına göre işlemlerin davalının talimatı ile davacı şirketin çalışanları tarafından yapılıp yapılmadığı hususunda bir inceleme yapılmamıştır. Oysa davalı cevap vermeyerek davadaki iddiaları inkâr etmiş durumda olup, esasen davalının bizzat yaptığı veya talimat yoluyla yaptırdığı işlemlerle zararın oluştuğu veya davalının bir talimatı olmaksızın yapılan işlemlerle zararın oluşup oluşmadığının tespiti, uyuşmazlığın çözümü bakımından önemlidir. Mahkemece, öncelikle işlemlerin bizzat davalı tarafından veya davalının talimatıyla yapılıp yapılmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi ve davalının ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davadaki işlemlerin de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına ilişkin delillerin tam olarak toplanıp değerlendirilmeden karar verilmesi usule aykırı olmuş ve bu nedenlerle kararın kaldırılması gerekmiştir." gerekçeleriyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememize gönderilen dosyada yeni esas alınarak yargılamaya devam edilmiştir. GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki sözleşme sebebiyle alacağın tahsili istemine dayalı başlatılan takipte itirazın iptaline ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Mahkememizce davanın kabulüne ilişkin verilen karar, istinaf incelemesi sonucu kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında, yapılan işlemlerin bizzat davalı tarafından ya da davalının talimatı ile yapılıp yapılmadığının ve taraflar arasındaki ... ATM’de görülen davanın araştırılması gerektiği gerekçesi açıklanmıştır. Mahkememizce kaldırma kararına uygun olarak ... ATM 2019/... Esas sayılı dosya celp edilmiştir. Dosyada görevsizlik kararı verildiği, ancak kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür. Mahkememizce taraflara kararı kesinleştirmeleri için süre verilmiştir. Ancak davacı taraf, borcun ödendiğini ve davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. Ödeme iddiasına dair dava konusu takip dosyası yeniden celp edilmiş ve incelenmiştir. Takip dosyasının incelenmesinde davalı borçlunun 02/12/2024 tarihinde borcu ödediği ve 04/12/2024 tarihinde icra müdürü kararı ile dosyanın infazen kapatıldığı görülmüştür. Ödemelerde herhangi bir ihtirazı kayıt bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle dava konusu takip dosyasının dava açıldıktan sonra kapandığı, borcun ödendiği ve davanın konusuz kaldığı kanaatine varılmıştır. Davalı borçlunun ihtirazı kayıt olmadan ödeme yaptığı gözetilerek davacının dava açmakta haklı olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-İcra dosyasının infazen kapatılması sebebiyle, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.546,58-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 273,45-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.273,13-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan; 54,40-TL Başvuru Harcı, 273,45-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.429,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.756,85TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 22.640,61-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan 450,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 680,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/02/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/825, K. 2026/117, T. 20.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-825-e-2026-117-k-ff022ad3810d