İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/804 E. 2026/171 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/804
- Karar No
- 2026/171
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/804 Esas KARAR NO : 2026/171
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 01/11/2025 KARAR TARİHİ : 25/02/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemesi sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/03/2022 tarihinde .../... Asfaltı caddesi üzerinde meydana gelen kazada davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması ile trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin evli ve iki çocuk babası olduğunu, kazadan sonra ciddi şekilde yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü ve çalışma gücünde azalma meydana geldiğini, kazaya bağlı olarak geçici iş göremezlik süresi boyunca gelir kaybına uğradığını, sürekli iş göremezlik oluştuğunu, kalıcı maluliyet meydana geldiğini, psikolojik ve fiziksel zarar gördüğünü ve yaşam kalitesinin düştüğünü, kaza nedeni ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı ve ceza dosyası içeriğine göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurlu olduğunu, davacının kusurunun bulunmadığını, ceza yargılamasında davalı sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini ve dilekçesinde bildirdiği diğer nedenleri de ileri sürerek 3.000,00 TL maddi tazminatın, 5.000.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Tekstil...a.ş ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin haksız fiilden kaynaklandığını belirterek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, ayrıca tarafların yerleşim yerlerinin Küçükçekmece ilçesinde bulunduğunu ileri sürerek mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu, tazminat sorumluluğu için kusur ve zarar arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, salt kural ihlalinin sorumluluk için yeterli olmayacağını, somut olayda davalı ...’ın kusurunun bulunmadığını, kaza günü havanın yağışlı ve yolun kaygan olduğunu, mevcut kusur raporlarını kabul etmediklerini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının belli olmadığını, kemer takılı olması halinde zararın doğmayacağını veya daha hafif olacağını, bu nedenle müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüş, ceza dosyasında diğer sanık hakkında beraat kararı verildiği yönündeki beyanın doğru olmadığını, her iki sanık hakkında da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarları ile faiz oranının fahiş olduğunu savunarak dilekçesinde ileri sürdüğü diğer nedenlerle davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, zira KTK 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine başvuru şartının tam ve usulüne uygun yerine getirilmediğini, eksik evrakla yapılan başvurunun hukuki sonuç doğurmayacağını, kazaya karıştığı belirtilen aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu ancak davacının geçici iş göremezlik ve tedavi gideri taleplerinin 6111 sayılı Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumluluğunda bulunduğunu, maluliyete ilişkin iddiaların kabul edilmediğini ve maluliyet oranının güncel yönetmeliklere (Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik) uygun olarak Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak raporla belirlenmesi gerektiğini, tazminat hesabında TRH-2010 yaşam tablosunun ve %1,8 teknik faizli progresif rant yönteminin esas alınması gerektiğini, müvekkili şirketin usulüne uygun başvuru yapılmaması nedeniyle temerrüde düşmediğini ve bu sebeple faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini, ayrıca talep edilen yüksek banka mevduat faizine de itiraz ettiklerini ve dilekçesinde ileri sürdükleri diğer nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı ... ve ... Tekstil Mobilya...A.Ş vekilinin yasal süresi içerisinde dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde açıkça; hem davacının hem davalının adreslerinin Küçükçekmece olduğunu, bu çerçevede İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkisiz olduğunu, davanın müvekkilinin ve davacının adresinin olduğu Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle yetki itirazında bulunmuştur. Bu nedenle mahkememizce işin esasına girilmeden öncelikle, davalı tarafın yetki itirazının değerlendirilmesi gerekmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6/1 maddesine göre; genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. HMK.’nun 16. maddesine göre ise; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre; davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının yerleşim yerinin Küçükçekmece olduğu, dava konusu kazanın ... ilçesinde meydana geldiği, bu durumda ne davalının yerleşim yerinin ne olayın işlendiği yerin, ne zarar gören davacının yerleşim yerinin mahkememiz yetki sınırları içinde yer almadığı, yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca eldeki davada birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğu, bu halde davacının yetkili mahkemede dava açmakta seçimlik hakka sahip olduğu ancak bu hakkı yanlış kullanması halinde seçme hakkının davalıya geçeceği, açıklandığı üzere davacının yetkili olmayan mahkememizde dava açarak seçimlik hakkını yanlış kullandığı, dolayısıyla seçme hakkının usulüne uygun itirazda bulunan davalıya geçtiği, davalının da tarafların yerleşim yeri mahkemesi olan Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi'ni yetkili göstermekle seçimlik hakkını doğru kullandığı, bu halde davalının yetki itirazında haklı olduğu anlaşılmış olup davalının yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Süresi içerisinde yetki itirazında bulunan davalının yetki itirazının kabulü ile, Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğundan mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurması halinde başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak, dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın yetkili Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama harç ve giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonrasında oy birliği ile karar verildi.25/02/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır