İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/815 E. 2025/1190 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/815
Karar No
2025/1190
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/815 Esas KARAR NO : 2025/1190

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/09/2025 KARAR TARİHİ : 09/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 24/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin Yurt içi ve yurt dışında seyahat düzenleyen tur firması olduğunu, müvekkilinin düzenlemiş olduğu turlarda müşterileri ile yapmış olduğu sözleşme gereği tüm gezi planını yaptığını ve seyahatte yapılacak masrafların tamamını karşıladığını, Karşılanan masraflardan birininde tur planına göre alınan uçak, otobüs vb ulaşımın sağlanmasına ilişkin biletler olduğunu, Bahse konu biletlerin müvekkili şirket tarafından o seyahate katılan tüm müşteriler için toplu olarak alındığını ve davalı firma tarafından uçakta o kişi sayısı kadar yer ayırtıldığını, müvekkilinin müşterisi olan ... içinde uçak biletlerini davalı ...'ndan satın aldığını, Müvekkilinin düzenlemiş olduğu tur için alınan uçak bileti saatinde ...'in hava alanında hazır bulunmasına rağmen uçağa alınmadığını, Bunun nedenin ise soy isimde yapılan maddi hata olduğunu, Müvekkili tarafından müşterisi ...'in T.C. Kimlik numarası adı ve soyadı bildirildiğini ancak soyadında maddi hata yapılarak ... yazıldığını bu neden ile uçağa alınmadığını, maddi hata nedeni ile uçağa alınmayan ... adına müvekkili tarafından bedeli karşılanarak yeniden bilet alındığını, bu durum nedeni ile müvekkilinin 42.328,52TL zarara uğradığını, bu nedenle davanın kabulü ile haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkilin uğradığı 42.328,52 TL zararın faizi ve tüm ferileriyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; web sitesinden alınan bu bilette ... yerine sehven ... ismiyle biletin satın alınması sebebiyle işbu maddi hatanın yapıldığını, ancak dava dışı yolcu adına ... maili kullanılarak 19.04.2025 tarihinde oluşturulan geri bildirimde isim hatasının beyan edilmesi üzerine dava dışı yolcunun biletinin kesintisiz olarak iade edildiğini, Daha sonra dava dışı yolcu ... ismini kullanarak 13.04.2025 tarihinde İstanbul satış ofisi aracılığıyla 12.343,45 TL ödeme karşılığında bilet kaydını oluşturarak seyahatini tamamladığını, Ayrıca dönüş uçuşu için 20.04.2025 tarihinde web sitesi üzerinden 42.328,52 TL ödeme karşılığında bilet kaydının düzenlendiğini ve dava dışı yolcunun seyahatini tamamladığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Huzurda görülen dava hava taşımacılığından kaynaklı alacak davasıdır. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanun'un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örn: Hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir. Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usuli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usul işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hakim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi'nin E. ..., K. ... sayılı kararına göre; "Taşıma sözleşmesi dava dışı Mr. ... ve ... ile davalılar arasında düzenlenmiştir. Bilet bedelinin başka bir kişi tarafından ödenmiş olması, dava dışı kişi ile ödeyen arasındaki iç ilişkide değerlendirilebilir. Bedelin ödenmiş olması davalıları taşıma sözleşmesinin tarafı haline getirmez. Taşıma sözleşmesinin, davacı şirketçe özel misafirleri olan ... ve ...'u temsilen yapıldığının kabul edilmesi halinde dahi sözleşmenin hüküm ve sonuçları temsil olunan üzerinde gerçekleşir. Eldeki davada, davacı yararına bir taşıma sözleşmesi yapıldığı da kanıtlanmamıştır. Bu nedenle taşıma sözleşmesinden kaynaklanan haklar ancak sözleşmenin tarafı olan üçüncü kişi durumundaki ... ve ... tarafından ileri sürülebilir. Kaldı ki taşıma sözleşmesinin tarafı olduğu anlaşılan ... ve ... tarafından açılan dava işbu dava ile birleştirilmiş, yargılama aşamasında mahkemece tefrik edilmiştir. Buna göre davacı şirketin, tarafı olmadığı bir taşıma sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle sözleşmenin taraflarının uğradığını iddia ettiği ikinci kez ödenen bilet paraları ile tazminatı talep etme yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi yerinde olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Bu gerekçe, her iki davalı bakımından geçerlidir. Zira davalı ..., acente sıfatıyla bilet temin işini dava dışı yolcular adına yapmıştır. İlk derece mahkemesi karar gerekçesi bu şekilde düzeltilmiştir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından tur firması olan müvekkilinin müşterisi olan ... için davalı ....'ndan uçak bileti satın alındığı, tur için alınan uçak bileti saatinde ...'in havaalanında hazır bulunmasına rağmen müşterinin soy isminde yapılan hata nedeniyle uçağa alınmadığını, bu nedenle davacı tarafından uçağa alınmayan ... adına bedeli kendileri tarafından karşılanarak yeniden bilet alındığını, bu durum nedeni ile müvekkilinin 42.328,52TL zarara uğradığı iddiası ile huzurda görülen alacak davası açılmıştır. Gerek Montreal Konvansiyonu gerek TTK'da taşıyıcı ile sözleşmesel ilişki, bilete göre belirlenmekte ve yolculuktan kaynaklanan her türlü zarar ve tazmin hakkı yolcuya tanınmaktadır. Taşıma sözleşmesi dava dışı ... ile davalı arasında düzenlenmiştir. Bilet bedelinin başka bir kişi tarafından ödenmiş olması, dava dışı kişi ile ödeyen arasındaki iç ilişkide değerlendirilebilir. Bedelin ödenmiş olması davacıyı taşıma sözleşmesinin tarafı haline getirmez. Taşıma sözleşmesinin, davacı şirketçe yolcu Harun'u temsilen yapıldığının kabul edilmesi halinde dahi sözleşmenin hüküm ve sonuçları temsil olunan üzerinde gerçekleşir. Eldeki davada, davacı yararına bir taşıma sözleşmesi yapıldığı da kanıtlanmamıştır. Bu nedenle taşıma sözleşmesinden kaynaklanan haklar ancak sözleşmenin tarafı olan üçüncü kişi durumundaki ... tarafından ileri sürülebilir. (Aynı yönde karar için bknz; İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/1873, K. 2024/577 sayılı kararı) Yolcu olmayan davacının aktif husumet ehliyetinin olabilmesi için yolcu olan üçüncü kişiden zararın tazmini konusunda yetki ya da temlik alınması gerekir. (Aynı yönde karar için bknz; İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/2410, K. 2024/850 sayılı kararı) Dosyada bu yönde bir iddia olmadığı gibi belge de bulunmadığından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince açılan davanın AKTİF HUSUMETE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 722,87 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 107,47 TL harcın yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile teslim ettirdiğinden Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 42.328,52 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/12/2025

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/815, K. 2025/1190, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-815-e-2025-1190-k-2919064ca872