İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/801 E. 2026/209 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/801
- Karar No
- 2026/209
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/801 Esas KARAR NO : 2026/209
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2017 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket, distribütör ve davalılar arasında 01/06/2013 tarihli Açık Satış Noktası Sözleşmesi imzalanmıştır. Taraflar arasında Sözleşme'nin; 2. maddesi gereği davalılar, Sözleşme süresince Sözleşme adresinde yazılı işyerinde müvekkil şirketin pazarlama, dağıtım ve satışını gerçekleştirdiği bira ürünlerini düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde satmayı ve bulundurmayı,10/b maddesi gereği davalılar bira satışına ilişkin faaliyetlerini kısmamayı ve bira satışını azaltacak davranış ve eylem içerisinde girmemeyi, 21. Maddesi gereği sözleşme süre: içerisinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması halinde cezai şart ödemeyi ve çeşitlice başkaca yükümlülükleri kabul ve taahhüt etmiştir. Müvekkil şirket ve bayi/distribütör tarafından Sözleşme uyarınca yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin tamamı eksiksiz olarak yerine getirilmiş olmasına rağmen, karşı tarafın Sözleşme 'ye aykırı davranarak işletmesini kapattığı istihbar olunmuştur. Taraflar arasındaki 01/06/2013 tarihli Sözleşme'nin 12. Maddesi uyarınca Müvekkil Şirket tarafından davalıların işyerinin işletilmesine katkıda bulunmak üzere toplam 93.000,00TL (doksanüçbinlira) katkı yapılmıştır. İşleyiş itibariyle, davalılar, satış desteğine ilişkin olarak ödenen genel katkı bedeline ilişkin bayi/distribütöre fatura kesmekte sonrasında bu tutar bayi/distribütör tarafından Müvekkil Şirket'e fatura edilmektedir. Davalılara 93.000,00TL katkı bedeli yapı hesap ekstresi ve banka ödeme kayıtları ile bayi/distribütörün Müvekkil Şirket'e kestiği tespit edilmektedir Buna ek olarak Sözleşme'nin 21. Maddesi müvekkil şirketin her türlü zarar talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalıların Sözleşme süresi içinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması veya Sözleşme hükümlerinden birini ihlal etmesi halinde aldığı katkı payı ödemenin yapıldığı tarihten itibaren T.C. Merkez Bankası tarafından uygulanan avans işlemlerindeki güncel faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz ile birlikte geri ödeyeceği ve ayrıca 30.000,00-USD (otuz bin Amerikan doları) cezai şart ödeyeceği hükmüne havidir. Tarafların tacir olması karşısında Borçlar Kanunu ve Yargıtay kararları uyarınca ve yine sözleşmede de belirtildiği üzere cezai şartta tenkis de mümkün değildir. Bu sebeple ve yukarıda izah edildiği nedenlere dayalı olarak davalılar özleşmeye aykırılık nedeniyle katkı bedeli iadesi, cezai şart ve ihtarname masraflarının talebiyle ikame ettiğimiz ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına davalıların itiraz etmiş olması nedeniyle işbu itirazın iptali davasını açma zorunluluğu doğduğunu, davalarının kabulüne karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... vekilinin 13.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Her iki müvekkilim de davada taraf olmadığından ve davacı ile sözleşme yapmadığından ve işletmenin sahibi -işletmecisi- ruhsat sahibi-içki ruhsatı sahibi folmadığından ve gerek vergi kaydı ve gerekse SSK kaydı olmadığından davanın müvekkillerim bakımından reddi gerekir. Sözleşmeyi y sahibi- kiracısı olan-içki ruhsatı olan ve belediye ruhsatı olan-vergi ve SSK kaydı olan diğer davalı ...'dür. Ekli olarak sunduğumuz vergi kaydı-sözleşme-içki ruhsatı-SSK kaydı içki satış belgesi —belediye ruhsatı tamamı davalı ... adınadır. Ekli olarak sunduğumuz özel vekaletname ile müvekkilim ...-...'ün işletmecisi olduğu restorandın sigortalı müdürü ve genel vekilidir. Sözleşmede imzası varsa da davalı ...'ün vekili sıfatı ile imzalamıştır. Davalı ... adına sözleşmesi olan ve işletme sahibi olduğu restorandın deprem riski yapı olarak belirlenmiş ve 2013 yılında ... ili kentsel dönüşüm müdürlüğü tarafından mühürlenmiş ve 2015 yılında Küçükçekmece belediyesince yıkım ruhsatı verilmiş ve yıkılmıştır. Bu nedenle davacının iddia eti gibi sözleşmeye aykırı bir işlem ve eylem olmadığı gibi işletme zorunlu olarak tahliye edilmiştir. Sözleşme hükümsüz kalmıştır" şeklinde cevap dilekçesi sunmuştur. Davalı ...'ün 22.03.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı firma ile her ne kadar resmiyette bir ticaretimiz varmış gibi görünmekte ise de bu sadece resmiyette görünen kısmıdır. Adıma kayıtlı bulunan restoranda benim adıma yeğenim olan ... isimli şahıs açmış bulunmaktadır. Bu restorandın gerçek sahibi ve fiili İşletmecisi kendisidir. Restorandın fiili işletmecisi olan ve aynı zamanda yeğenim olan ... 2003 yılında o dönemde sağ olan ablamın da araya girmesi ile bu restorandı adıma açmasına izin verdim ve bu işlemleri yapabilmesi için kendisine vekaletname verdim. Benim bunun dışında yapılan hiçbir iş ve ortaklıktan, yapılan alışveriş ve ticaretten vs. Bilgim bulunmamaktadır. Dosyada davalı olarak görünmekte olan ... isimli şahsı da tanımamaktayım. Ben emekli bir insanım ve emekli maaşımın dışında hiçbir gelirim bulunmamaktadır. Mehmet'in de yeğenim olması sebebi ile kendisine güvenerek vekalet verdi Ancak 2005 yılından itibaren evime gelen ödenmemiş fatura bildirimleri ile olay biraz patlak vermeye başlamıştı. Ancak kendisi beni her seferinde yalanlar ile ikna edip gönderdi. Yeğenim olan .... 1. Noterliğinden ... tarihinde tekrar bir vekaletname aldı ve bunun ardından birçok borcun adıma gelmesi sebebi ile açılan bazı davaların varlığını, adıma açılan restoran üzerinden yapılan usulsüzlükleri vekaleti azlettim. Yeğenim ... ayrıca benim adıma kayıtlı görünen restoran üzerinden bankadan çek defteri almış ve sürekli çek kesmiş, kaşenin üzerine benim adıma sahte imzalar kullanmış, yine kentsel dönüşüm kapsamında restorandın bulunduğu binanın yıkılması sebebi ile avukatı ile birlikte benim adıma müteahhitlere dava açmış ve bunun gibi birçok şeyi bana hiçbir şekilde bilgi vermeden benden almış olduğu vekalet ile benim adıma yapmış bulunmaktadır. Ben bu olaylar ile ilgili çok fazla mağduriyet yaşamış olup, halen de yaşamaya devam etmekteyim. İddialarımın doğruluğunu gösterir mahkeme dosya numaraları; ... 11.İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu 11/11/2015 tarihli şikayet, İstanbul Baro Başkanlığı ... tarih ve ... sayılı şikayet dosyası bulunmaktadır. Bu dosyaların incelenmesi ile uğradığım mağduriyet daha açık şekilde görülecektir. Ayrıca ekte delil olarak ibraz etmekte olduğum imza sirküleri de benim adıma düzenlenmiş ancak atılan imza tarafıma ait değildir. Bu evrak da adıma yapılan usulsüz işlemleri göstermektedir. Bu evrak da usulsüz olarak yeğenim olan şahıs tarafından düzenlenmiş ve bu evrak ile birçok usulsüz işlem yapılmıştır. Tüm bu sebepler ile de ... 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile aleyhimde başlatılan icra takibine haklı olarak itirazda bulundum. Bu borcun gerçek muhatabı ...dır" şeklinde cevap dilekçesi sunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava bayilik sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2024 tarih, ...Esas,...Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, dosyanın ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edildiği, ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20/11/2024 tarih, ... esas, ... Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verildiği, davacı vekilinin 31/12/2024 tarihli dilekçesinde ise dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine dair talepte bulunduğu, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderildiği anlaşıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. HD'nin 25/09/2025 tarih ... Esas ve... Karar sayılı kararında özetle: "Somut olayda davacı, davalılar ile arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamındaki alacağı nedeniyle başlatılan takipten dolayı itirazın iptali talebinde bulunmuş olup taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğu, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerin ilişkin olduğu, tarafların tacir konumunda bulundukları anlaşılmakla uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir" şeklinde karar verilmiştir. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2024 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında; Mahkememiz ara kararı gereği adli tıp uzmanı bilirkişisinden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: İnceleme konusu 01.06.2013 tarihli sekiz sayfalık “Açık Satış Sözleşmesi” aslındaki “...”e atfen atılı imzaların ... ve ...'in elleri ürünü olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle:"Davacı şirketin 2013-2014-2015-2016-2017 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz 2013-2014-2015-2016-2017 yılları ticari defterlerinde göre davalılarla doğrudan ticari ilişkisinin mevcut olmadığı, Davacı... A. ş. ve Davalı ... ve ... Ltd. Şti arasında 01.06.2013 tarihinde “Açık Satış Noktası Sözleşmesi (Standart Sözleşme- Miktar Taahhütlü)” 3'lü sözleşmesinin akdedildiği, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3. Maddesinde 200.000 LT ürün alım taahhüdünde bulunulduğu ancak davacı şirketin sözleşme boyunca Dava Dışı ...şirketten sadece 41.101,20 LT ürün aldığı ve satış taahhütlünün 158.898,80 LT eksik kaldığı, Dosya kapsamına sunulan fatura fotokopileri ve cari hesap ekstrelerinden Davacı şirketin davalılarla doğrudan bir ticari ilişkisinin olmadığı, Davacı şirketin ürünlerinin Dava Dışı ... şirketi tarafından Davalı Şirkete verildiği, Katkı payı bedeline ilişkin bedelin Davalı ... ve Ortağı şirketi tarafından düzenlenen faturanın Dava Dışı ... şirketine düzenlendiği, Dava dışı ...'nın aynı fatura tutarını davacı şirkete düzenlediği, Dosya kapsamı ve incelememize sunulan Davacı tarafından Davalı ...'a 09.07.2013 tarihinde ödemiş olduğu 64.485,30 TL tutarındaki ödemesinin açıklamasının bulunmadığı ve katkı payı olduğu kabulü durumunda Davacı şirketin Davalı ...'dan 64.485,30 TL alacak talebinde bulunabileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor istendiği ve kök rapor sunan bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Faturaların Ödemesinin ise Davacı ... tarafından Davalı ... ve ...'in ayrı ayrı vekil kıldığı ... hesabına yapıldığı, yapılan ödeme dekontunda hiçbir açıklamanın mevcut olmadığı, Katkı payı ödemelerine ilişkin 28.514,70 TL tutarlık ödemenin Davacı şirket tarafından Davalılara yapılıp yapılmadığının somutlaştırılamadığı, 64.485,30 TL tutarındaki katkı payı ödemesinin Davalı ... hesabına yapıldığı, Davalıda Diğer 2 davalıdan tahsilat yapma yetkisi olduğu ancak tahsilatın hangi vekil eden adına yapıldığı tespit edilememekle birlikte bu bedelin hangi Davalı vekil edene verildiğinin somutlaştırılamadığı, Dava Dışı...şirketi tarafından Davalılara verilen ürünlerin ...'emi yoksa ... Ortaklığı" namı faturalandırıldığının tespit edilememekle birlikte, Ortaklığı fatura edilmesi durumunda sözleşmenin hiç aktifleştirilmediği, Cezai şart maddesinin uygulanamayacağı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Yine mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı şirket ile akdedilen sözleşmeyi Davalı ... Tarafından ... nolu Kendi vergi Kimlik numarası ile akdettiği, Ürünlerin ... tarafından hangi şirkete fatura edildiği tespit edilememekle birlikte katkı payına ait faturaların sözleşmenin tarafı olmayan ... Ort. Şirketi tarafından 2 fatura halinde Bayi'ye düzenlendiği, Faturaların Ödemesinin ise Davacı ... tarafından Davalı ... ve ...'in ayrı ayrı vekil kıldığı ... hesabına yapıldığı, yapılan ödeme dekontunda hiçbir açıklamanın mevcut olmadığı, Katkı payı ödemelerine ilişkin 28.514,70 TL tutarlık ödemenin Davacı şirket tarafından Davalılara yapılıp yapılmadığının somutlaştırılamadığı, 64.485,30 TL tutarındaki katkı payı ödemesinin Davalı ... hesabına yapıldığı, Davalıda Diğer 2 davalıdan tahsilat yapma yetkisi olduğu ancak tahsilatın hangi vekil eden adına yapıldığı tespit edilememekle birlikte bu bedelin hangi Davalı vekil edene verildiğinin somutlaştırılamadığı, Dava Dışı ...şirketi tarafından Davalılara verilen ürünlerin ...'emi yoksa ... Ortaklığı" namı faturalandırıldığının tespit edilememekle birlikte, Ortaklığı fatura edilmesi durumunda sözleşmenin hiç aktifleştirilmediği, Cezai şart maddesinin uygulanamayacağı, Yapılan bu tespitler neticesinde kök raporumuzdaki görüşümüze değiştirecek bir hususun bulunmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği farklı bir bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Yukarıda yapılan tespitler neticesinde; Davacı şirket ile akdedilen sözleşmenin Davalı ... Tarafından ... nolu Kendi vergi Kimlik numarası ile akdettiği, Ürünlerin ...tarafından hangi şirkete fatura edildiği tespit edilememekle birlikte katkı payına ait faturaların sözleşmenin tarafı olmayan ... Ort. Şirketi tarafından 2 fatura halinde Bayi'ye düzenlendiği, Faturaların Ödemesinin ise Davacı ... tarafından Davalı ... ve ...'in ayrı ayrı vekil kıldığı ... hesabına yapıldığı, yapılan ödeme dekontunda hiçbir açıklamanın mevcut olmadığı,Katkı payı ödemelerine ilişkin 28.514,70 TL tutarlık ödemenin Davacı şirket tarafından Davalılara yapılıp yapılmadığının somutlaştırılamadığı, 64.485,30 TL tutarındaki katkı payı ödemesinin Davalı ... hesabına yapıldığı, Davalıda Diğer 2 davalıdan tahsilat yapma yetkisi olduğu ancak tahsilatın hangi vekil eden adına yapıldığı tespit edilememekle birlikte bu bedelin hangi Davalı vekil edene verildiğinin Somutlaştırılamadığı, Dava Dışı ...şirketi tarafından Davalılara verilen ürünlerin ...; mi yoksa ... Ortaklığı' na mı faturalandırıldığının tespit edilememekle birlikte, Ortaklığı fatura edilmesi durumunda sözleşmenin hiç aktifleştirilmediği, Cezai şart maddesinin uygulanması hususunda hukuki yorum ve takdir Sayın Mahkemenize ait olduğu, Yapılan hesaplama sonucu ve taleple bağlılık ilkesi birlikte ele alındığında davalıların ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı İcra takibine konu alacak için davacıya .64.485,30.-TL Asıl Alacak tutarı kadar borçlu olduğu Davacı yanın davalı yanları takiple temerrüde düşürdüğü anlaşılmakla tahakkuk edecek faizin infaz anında icra müdürlüğünce hesaplanacağı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle:"Yukarıda yapılan tespitler neticesinde; Davacı şirket ile akdedilen sözleşmenin Davalı ... Tarafından ... nolu Kendi vergi Kimlik numarası ile Akdettiği, Ürünlerin ... tarafından hangi şirkete fatura edildiği tespit edilememekle birlikte katkı payına ait faturaların sözleşmenin tarafi olmayan ... Ort. Şirketi tarafından 2 fatura halinde Bayi'ye düzenlendiği, Faturaların Ödemesinin ise Davacı ... tarafından Davalı ... ve ...'in ayrı ayrı vekil kıldığı ... hesabına yapıldığı, yapılan ödeme dekontunda hiçbir açıklamanın mevcut olmadığı, Katkı payı ödemelerine ilişkin 28.514,70 TL tutarlık ödemenin malen yapıldığı,644485,30 TL tutarındaki katkı payı ödemesinin Davalı ... hesabına yapıldığı, Dava Dışı ...şirketi tarafından Davalılara verilen ürünlerin ... Ortaklığı'na faturalandırıldığı Cezai şart madde metninde anlaşıldığı üzere böyle bir cezai şartın talep edilebileceği Cezai şart maddesinin uygulanması hususunda hukuki yorum ve takdir Sayın Mahkemenize ait olduğu, İcra takibinde talep edilen ihtarname ve delil tespitine ilişkin 164,04 Bb ve 65,906 tutara ilişkin dosyada herhangi bir belge vs. bulunmadığı bu nedenle böyle bir alacak talep edilemeyeceği, Yapılan hesaplama sonucu ve taleple bağlılık ilkesi birlikte ele alındığında davalıların ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı İcra takibine konu alacak için davacıya .93.000,00-TL Asıl Alacak tutarı kadar borçlu olduğu, Sayın Mahkemece Cezai Şartın kabulü halinde, 30.000,00USD talep edebileceği, Davacı yanın davalı yanları takiple temerrüde düşürdüğü anlaşılmakla tahakkuk edecek faizin infaz anında icra müdürlüğünce hesaplanacağı, ... Saman Adam olarak nitelendirildiğinde, Mükellef, Gerçek işletici-mükellef ise ... olacağı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "... T.C. Kimlik numaralı ...'ün 30.09.2015 tarihli terk mükellefiyet kaydının bulunduğu, herhangi bir şirkette ortaklığı/yöneticiliğinin bulunmadığı, ... T.C. Kimlik numaralı ...'in 31.08.2015 tarihli terk mükellefiyet kaydının bulunduğu, herhangi bir şirkette ortaklığı/yöneticiliğinin bulunmadığı, ... T.C. Kimlik numaralı ...'ın ise 30.06.2011 tarihli terk mükellefiyet kaydının bulunduğu, Davacı şirketin incelememize sunmuş olduğu ürün satış icmalinde Davalı şirketin 03.06.2012 tarihinden 21.08.2015 tarihine kadar toplamda 41.101,20 LT ürün aldığı tespit edilmiş olup Davacı şirketten alınan ürünler tabloda özetlenmiştir. Akdedilen sözleşmede bulunan 3. Maddede belirtilen satış taahhüdünden 158.898,80 LT eksik kaldığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Davalılar ... ve ... aleyhine açılan dava bakımından yapılan değerlendirmede; Davalı ... ve ... tarafından davacı ile diğer davalı arasında akdedilen sözleşmenin tarafı olmadıklarından davanın reddi gerektiği savunulmuştur. Davacı tarafça icra takibine dayanak yapılan sözleşmenin incelenmesinde; dava dışı ... şirketi ile birlikte davacı ve davalı ... arasında akdedildiği anlaşılmıştır. Davalı ... tarafından sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı savunulmuş olup bu yönde alınan bilirkişi raporunda sözleşmede bulunan imzanın ... ve ...'e ait olmadığı anlaşılmıştır. Ancak davalı vekili tarafından sunulan ... 1. Noterliği'nin ... tarihli vekaletnamesinin incelenmesinde ... tarafından işletmenin idaresi için diğer davalı ...'ın vekil tayin edildiği anlaşılmıştır. Ancak ilgili noter evrakı sözleşmenin imza tarihinden sonra düzenlenmiştir. Ne var ki, davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise 2003 yılında sağ olan ablasının araya girmesi ile diğer davalı olan yeğeni ...'ın kendi adına davaya konu restaurantı açmasına izin ve vekalet verdiği, 2014 yılında da ayrıca bahse konu ... 1. Noterliği'nce düzenlenen vekaletnameyi verdiği ve 2015 yılında son vermiş olduğu vekaletname sebebiyle davalı ...'ı azlettiğini beyan etmiştir. Bilindiği üzere TBK 502 vd maddeleri uyarınca vekalet sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunlu değildir. Davalı ...'ün cevap dilekçesi ile ikrar ettiği üzere dava konusu restaurantı açması ve işletmesi için davalı ...'ı vekil tayin etmiş olması sebebiyle dava konusu sözleşmedeki imzanın ...'e ait olmasa da ... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ikrar ettiği üzere ... tarafından... adına atılmış olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeplerle her ne kadar sözleşmeye imza ... tarafından atılmış olsa da ...'in diğer davalı ... 'ın vekili sıfatıyla hareket ettiği ve onun adına imza attığı tarafların beyan ve ikrarları ile sabit olduğundan ...'in vekil olarak şahsen dava konusu sözleşmeden sorumluluğunun bulunmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Davalı ... bakımından ise dava konusu sözleşmeye taraf olmaması ve gelen yazı cevabına göre ... ile kurduğu adi ortaklığın 30/06/2011'de kurulması ve 12/2011-01/2012 tarihinde sözleşmenin imzalanmasından evvel sona ermiş olması sebebiyle davacının sözleşmeye dayanan talepleri dolayısıyla bir sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla her iki davalı bakımından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... aleyhine açılan cezai şart, katkı bedeli iadesi, işlemiş faiz, ihtarname ve delil tespiti davası bakımından yapılan değerlendirmede; Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Dava, satış noktası sözleşmesi hükümlerine aykırılık nedeni ile katkı payı alacağı ile cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın KISMEN KABULÜ İLE, Davalının ... 9.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 139.500 TL asıl alacak için yaptığı itirazın iptaline, 139.500 TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ... A.Ş., davalı ... ve dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 01/05/013 tarihinde imzalanan ve yürürlüğe giren “ AÇIK SATIŞ NOKTASI SÖZLEŞMESİ (Standart Sözleşme MİKTAR TAAHHÜTLÜ) düzenlenmiştir. DAVACI VEKİLİNİN İSTİNAF SEBEPLERİ İNCELENDİĞİNDE, Davacı, alacak talebini, taraflar arasındaki açık satış noktası sözleşmesinin 21 maddesine dayandırmaktadır. Davacı vekilinin katkı iadesi alacağına ilişkin olarak faiz başlangıcına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, sözleşmede katkı payının ödendiği tarihten itibaren işletilecek faiziyle iade edileceği kararlaştırıldığından sözleşmenin bu hükmü tartışılmaksızın dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF SEBEPLERİ İNCELENDİĞİNDE, Sözleşmenin 21.maddesi ile ; İşletici sözleşme süresi içerisinde ürün alımına son verilmesi sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi halinde kredi veya katkının ödenmeyen kısmını talep hakkını yitireceği gibi davacıdan almış olduğu , nakit veya nakit bazlı katkılar ile kredi ve diğer sabit yatırım harcamalarınının tümü ile uygulanan iskonto tutarlarını verildiği tarihten itibaren işlemiş ticari faizi ile ödemeyi taahhüt etmiştir. Sözleşmenin 3.maddesi ile davalı işletmekte olduğu işyerinde şirketin pazarladığı bira ürünlerinden 150.000-litre ürünü almayı ,bu miktar ürün alındığında sözleşmenin bir süre sınırlaması olmaksızın sona ereceği kararlaştırılmıştır. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 01/05/2013 tarihli olduğu, vergi dairesi yazısına göre davalının 30/04/2014 tarihinde işi bıraktığı, buna göre sözleşmenin yapılmasından sonra ortaya çıkan ve davalı dışındaki bir sebep nedeniyle akdin sona erdiği, imkansızlık durumunun davalıdan kaynaklanmayan subjektif olmayan ve sözleşmeden sonra ortaya çıkan bir durum olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili, sözleşme hükmü uyarınca herhangi bir indirim yapılmadan bedelin tümünün iadesi gerektiğini iddia etmekte ise de ifa imkânsızlığının oluşmasında davalının kusuru bulunmadığından, iadenin kapsamının sözleşmeye göre değil, Kanun'un düzenlediği gibi TBK'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Davalının, sözleşmenin ifa edilmeyen bakiye dönemine isabet eden katkı payı tutarı kadar sebepsiz zenginleştiğinin kabulü gerekir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunun tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmeden düzenlendiği ve taraflar arasındaki sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01/05/2013 tarihinden vergi dairesi yazısına göre davalının 30/04/2014 tarihinde işi bıraktığı tarihe kadar davalının davacıdan ürün alıp almadığı, aldı ise ne miktar ürün aldığı yönünde bir tesbitin yapılmadığı anlaşılmıştır. Sözleşmede ödenen katkı payının tümünün iade edileceği yazılı ise de bu hükmün ihlali halinde alınan bedelden geriye kalan miktarın tümü olarak anlaşılması gerekmektedir. Zira katkı payı ihlal olmadığı ve sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece alınan her litre ürün için iade yükümlülüğünün o miktar kadar sona ereceği açıktır. Alım yapılmak suretiyle tamamlanan sözleşmede katkı payının iadesinin sözkonusu olmayacağı düşünülerek davalının sözleşmenin yürürlükte olduğu süre içerisinde ne miktar ürün aldığı tesbit edilerek geriye kalan iade yükümlülüğünün ne miktar olduğu belirlenmelidir. (Somut olaya emsal olabilecek Yargıtay 19.HD nin ... esas -...karar sayılı kararı, İstanbul BAM 12 HD.nin ...Esas - ... Karar sayılı kararı, İstanbul BAM 14 HD.nin ... Esas- ... Karar sayılı kararı aynı yöndedir.) Somut olayın özellikleri ve yukarıdaki hukuki açıklamalar ışığında, sözleşmenin yorumlanması gerekir. Aksinin kabulü davacı yararına haksız kazanç oluşturacaktır. İlk derece mahkemesinin bu yönde inceleme yaptırılmadan karar verilmesi yerinde görülmemiştir. HMK.nın 3531-a-6 mad. uyarınca; Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemesi halini de bu madde kapsamında değerlendirmek gerekecektir. (Değişik ... Sy.Kanun-35.madde) Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar ve emsal Yargıtay ve İstanbul BAM 12 - 14 HD.nin kararlarındaki tesbitlerde gözetilerek işlem yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " şeklinde karar verilmiştir. Öncelikle davacının talep etmiş olduğu cezai şart bakımından yapılan değerlendirmede; davalı ...'ün yetkilisi olduğu Devran Restaurant'ın bulunduğu binanın sözleşmenin imza tarihinden sonra riskli yapı olarak ilan edildiği ve akabinde de yıkıldığı gelen yazı cevaplarından ve alınan bilirkişi raporlarından anlaşılmıştır. Bu bağlamda emsal mahiyetteki istinaf ilamında da belirtildiği üzere davalı ... ile davacı arasında akdedilen sözleşmeden sonra işin yapılacağı yerin riskli yapı olduğunun kaydına şerh edildiği ve akabinde yıkıldığı, davalının işi bırakmasının mücbir sebepten kaynaklandığı, nitekim alınan bilirkişi raporları ile de davalının işi bırakma tarihine kadar sözleşmeye uygun olarak alımlarını gerçekleştirdiği anlaşılmakla elinde olmayan sebepler ile sözleşmenin sona ermesi sebebiyle davalının cezai şarttan sorumluluğu bulunmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Katkı payı bakımından yapılan değerlendirmede ise yine emsal mahiyetteki istinaf ilamında da belirtildiği üzere sözleşmede ödenen katkı payının tümünün iade edileceği yazılı ise de bu hükmün ihlali halinde alınan bedelden geriye kalan miktarın tümü olarak anlaşılması gerekmektedir. Zira katkı payı ihlal olmadığı ve sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece alınan her litre ürün için iade yükümlülüğünün o miktar kadar sona ereceği açıktır. Bu bağlamda mahkememizce bilirkişilere bu doğrultuda hesaplama yapılması için talimat verilmiş olsa da bilirkişilerce sadece sözleşmenin tamamlanan ve eksik bırakılan kısmının bildirilmesi ile yetinilmiş ancak katkı payının iade edilmesi gerektiği tutar hesap edilmemiştir. Ne var ki, söz konusu hesaplama basit bir oranlama işlemi olduğundan usul ekonomisi ilkesi uyarınca hesaplama mahkememizce re'sen yapılmıştır. Buna göre bilirkişilerce yapılan tespitler ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri doğrultusunda davalının 200.000 litre miktarındaki ürünü müşterilerine satmayı taahhüt ettiği, 03/06/2012-21/08/2015 tarihleri arasında davalının toplam 41.101,20 litre ürün aldığı ve 158.898,80 litre ürünün eksik kaldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda 158.898,80/200.000=%79 olmaktadır. Yani bir başka deyişle davalı tarafça sözleşmenin %21'lik kısmı tamamlanmış, %79'luk kısmı ise eksik bırakılmıştır. Dosya kapsamında yapılan incelemelerde davalı tarafından kesilen faturalar ve sözleşme hükmü dikkate alındığında davalının davacıdan 15/06/2013 tarihinde 93.000,00 TL katkı payı aldığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda 93.000,00x0,79=73.470,00 TL'yi iade yükümlülüğü bulunmaktadır. Tarafların tacir olduğu mahkememizin görevsizlik kararını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nce belirlenmiş olduğundan, davalının iade ile yükümlü olduğu 73.470,00 TL'ye sözleşmenin sona erdiği tarihten takip tarihine kadar işlemiş avans faizin mahkememizce yapılan hesabında davacının takip talebinde talep ettiği işlemiş faiz miktarından oldukça yüksek olduğu dikkate alınarak taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda 919,17 TL işlemiş faiz ve 73.470,00 TL katkı bedeli yönünden davalı ...'ün icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin... E ... K sayılı ilamında özetle; "Her ne kadar ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yoluna gidilirken delil tespit giderleri ve ihtarname giderleri de göz önünde bulundurularak icra takibine konu asıl alacağa ilişkin itiraz iptal edilirken bu giderler yönünden de itirazın iptaline karar verilmişse de esasen bahsi geçen bu giderlerin, yargılama gideri içerisinde sayılarak, davacının davadaki haklılığı oranında davalıya yükletilmesi gerekmektedir. Bu konudaki istinaf nedeni kısmen haklı olup, kararın bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Emsal mahiyetteki istinaf ilamında da belirtildiği üzere her ne kadar davacı tarafından ihtarname giderleri ve delil tespiti giderleri de icra takibine konu edilmiş olsa da bu hususların yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine karar vermek gerekmiştir. Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ...Esas... Karar sayılı ilamında özetle; "Dava; dava ve takip dayanağı fatura konu ürünlerin teslim edilmesine rağmen bakiye fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili tarafından Mahkemece vekalet ücretinin karar tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden takdirine karar verilmesi gerekirken takip talebindeki kur dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece vekâlet ücretine hükmedilirken dava tarihindeki kur esas alınarak TL dava değerinin belirlenmesi ve belirlenen bu bedel üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekâlet ücreti hesaplaması yapılması gerekmekte olup, Mahkemece dava tarihindeki Merkez Bankası USD efektif satış kuru dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin karar tarihindeki kurun esas alınması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Emsal istinaf ilamı doğrultusunda davaya konu icra takibinde davacı tarafça 30.000,00 USD alacak kalemi de davaya konu edildiğinden ilgili alacak kalemi bakımından dava tarihindeki TCMB USD efektif satış kuru (3,8350 TL) dikkate alınarak dava değerinin bu bakımdan 115.050,00 TL olduğu anlaşılmış ve vekalet ücreti hesabı ile davanın kabul-ret oranının belirlenmesinde bu miktar dikkate alınmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davalılar ... ve ...'ın dava konusu sözleşmeye taraf olmamaları sebebiyle aleyhine açılan itirazın iptali davasının reddine, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden hak arama hürriyeti kapsamında davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, davalı ...'ün vekili aracılığıyla davacı ile sözleşme yaptığı anlaşılmakla yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin tamamlanmayan kısmına tekabül eden katkı bedeli ve işlemiş faiz yönünden davanın kısmen kabulüne, ihtarname gideri ve delil tespiti giderlerinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine ve her ne kadar davacı tarafından cezai şart istemli takip ikame edilmiş olsa da davalının elinde olmayan sebeplerle sözleşmenin sona erdiği kanaati mahkememizde hâsıl olmakla cezai şart isteminin reddine ve taraflar arasındaki ilişkin sözleşmeden kaynaklanması, likit ve muayyen olması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Davalı ... tarafından ... 9. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 73.470,00 TL katkı bedeli ile 919,17 TL işlemiş faiz yönünden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, 3-Alacağın % 20'si olan 14.877,83 TL icra inkar tazminatının davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 4-164,04 TL ihtarname gideri 65,90 TL delil tespiti giderinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine, 5-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.081,52 TL harçtan peşin alınan 2.421,57 TL'nin mahsup edilerek bakiye 2.659,95 TL harcın davalı ...'den alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 2.421,57 TL peşin harç, 31,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.452,97 TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 74.389,17 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı tarafından yapılan 2.841,00 TL tebligat, posta gideri, 9.200,00 TL bilirkişi ücreti, 1.062,00 başka birime yapılan ödemeler ve 164,04 TL ihtarname gideri, 65,90 TL delil tespiti olmak üzere toplam 13.332,94 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 4.666,52 TL'nin davalı ... alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalılar tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden dava değeri olan 208.969,17 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, 12-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/04/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır