İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/801 E. 2025/862 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/801
Karar No
2025/862
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/801 Esas KARAR NO :2025/862

DAVA:Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) DAVA TARİHİ:06/11/2025 KARAR TARİHİ:11/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; ... San ve Tic A.Ş.nin %96,545 oranındaki hissesinin Müvekkili ... devri yapılmış, devredilen payları temsil eden nama yazılı geçici ilmühaberler ciro edilip, Müvekkiline Fiilen teslim anlamına gelecek şekilde ve pay bedellerinin ödenmesinin teminatını oluşturmak üzere, Yed-i Emin .... ... tevdi edildiği, böylece TTK.nun ilmühabere bağlı nama yazılı payların devrini düzenleyen TTK.nun 490. maddesinin bütün koşulları yerine getirildiği, bu hisse devrinden önce ... San Ve Tic.A.Ş. nin önceki hisse yapısının; ... A.Ş..............%80.00 25.601.388,53 TL ... ..............................................................% 4.14 1.323.278,85 TL ...........................................................% 4.14 1.323.278,85 TL ............................................................. % 4.14 1.323.278,85 TL

... ... ................................................ % 4.14 1.323.278,85 TL DİĞER (193 HİSSEDAR ) ..................................... % 3.44 1.105.496,07 TL şeklinde olduğu; ancak aşağıda gösterilen ve ilgili belgeleri ekte sunulan işlemlerden sonra hisse dağılımının: ... %96.545 Diğer %3.44 şekline dönüştüğü, Bu hisse devrinin gerçekleşmesi için: Hisse devir sözleşmeleri imzalandığı, hisse devir bedelinin bir kısmını oluşturan 1.000.000 USD müvekkil tarafından ödendiği, ayrı bir sözleşme ile yapılan hisse devrinin genel şartları ve devredenlerin sormlulukları tespit edildiği, hisse senedi ilmuhaberlerinin tamamı müvekkil adına devredenler tarafından ciro edildiği, bu hisse devirlerine onay veren ve tescil ve ilanının yapılacağına ilişkin ... Tic ve San. A.Ş. Yönetim Kurulu Kararı imzalandığı, bu satış ve devir işlemi aynı Zamanda ihtiyari arabuluculuk muamelesine tabi tutularak "hisse devrinin gayrikabilirücu yapıldığı" imza altına alındığı, tüm bu evraklar "... fiili teslim hükmünde olmak üzere" Yedd-i emin Tutanağı düzenlenerek Yedd-i emin Av. ...'e bırakıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 490.maddesi kapsamında; anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemekte olup nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yazılı olmadıkça herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan devredilebileceğini açıkça belirtildiği, dolayısıyla gerek T.T.K.nun ve Gerekse Yüksek Mahkemelerin uygulamalarından görüleceği üzere hisse devri fiilen ve hukuken gerçekleşmiş ve müvekkil anılan şirketin % 96.545 oranındaki hisselerinin sahibi olduğu, bu devre esas olan belgelerin Yeddiemin tarafından Avukatlık Kanununun 56. maddesine göre "aslı gibidir" şeklinde tasdik edildiği, kanun, yargı kararları ve teoride Hisse senetlerinin mülkiyetinin devri için temlikname, ciro ve teslimin yeterli olduğu, hisse devirlerinin gerçekleşmesinden ve ilmühaberlerin yed-I emine tesliminden sonra müvekkili ...'ın "YK Üyelerinin istifası şartı için" O güne kadar oluşan kamu borçlarını ödeyerek Davacı YK Üyelerinin Şahsi sorumluluklarını kaldırdığı ve Borçsuzluk belgelerini önceki hissedarlara verdiği, bunun üzerine ve Hisse Devir Sözleşmesinin ilgili maddesi hükmü uyarınca YK Üyeleri olan ... ve ... istifalarını vermiş ve bunlar noter tasdikinden geçirilmiş ve ... ... dahi istifa ettiği, şirketin Borçlu bulunduğu yaklaşık 9 adet Bankaya borçlarını kapattığı, en büyük alacaklı olan ... a olan borcu ödeyerek alacağı temlik aldığı, şirketin merkezi olan ... e olan kira borçlarının tamamını ödediği, 425.000.000 TL daha ödeme yaparak banka ve finans kurumlarına olan borcu ödediği, hal böyle olmasına ve Müvekkilinin tamamen iyiniyetle ve bu hisse devir işlemlerine güvenerek şu ana kadar şirkete 850.000.000 TL yatırım yaptığı hisse devir bedellerini nakten ve defaten ödemiş bulunmasına rağmen; sözleşme dışında taleplerde bulunan ve bu talepleri karşılanmayan ve kendisini iki üyesi istifa ettiği için hukuken yok olan yönetim kurulunun başkanı sıfatını hala taşıdığını iddia eden ... ..., Ticaret Sicil Müdürlüğüne gerekli başvuruda bulunmadığı için, Yönetim Kurulundan istifa eden ... ve ... yerine atanan yeni üyelerin tescil ve ilanı yapılmadığı, böylece üç kişilik yönetim kurulundan istifa eden iki kişinin yerine yenileri getirilemediği için, şirket yönetiminin organsız kaldığı, bu durumun en bariz etkisi, devir işleminden önce başvurulan Konkordato işlemlerinde görüldüğü, devir öncesi şirket Konkordato geçici mühleti almış,.... Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile görülen o davada bu mühlet sonradan kesin süreye çevrilmiş, ancak şirketin organsız kaldığı anlaşılınca şirkete bir yönetim kayyumu tayin edildiği, kayyum kararının kaldırılmasından sonra ise şirket o dosyada dahi temsil edilemez hale geldiği, böylece, duruşması 27.11.2025 tarihine ertelenen o davada şirketin iflasına karar verilmesi tehlikesi doğduğu, şirketin bu hukuksuzluk batağından kurtulmasının tek yolunun kanuna uygun bir yönetime kavuşması olduğu, Bu nedenlere; TTKnun 410. ve 490. maddeleri belirtilen tüm koşullar oluşmuş bulunduğundan ... San ve Tic A.Ş. nin yeni yönetiminin belirlenmesi amacı ile olağanüstü genel kurul çağrısı yapmak üzere şirketin %96 hissesine sahip olan müvekkiline izin verilmesine yahut sadece bu yetkiyle görevlendirilmiş bir kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı ... müvekkil şirkette hiçbir zaman pay sahibi sıfatını kazanmadığı, taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin konkordato sürecinde bulunulması nedeniyle İİK m 297 ikinci fıkra uyarınca mahkeme iznine mutlak surette tabi olduğu, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı konkordato dosyasında hisse devrine izin verilmesinin talep edildiği ancak komiser heyeti raporu doğrultusunda Mahkemece bu iznin hiçbir zaman verilmediği, bu nedenle tasarrufi işlem niteliğindeki hisse devrinin hukuken gerçekleşmediği, Davacı tarafından hisse devir sözleşmesi ve ihtiyari arabuluculuk anlaşması uyarınca üstlenilen, şirketin finansal borçları ile kamusal borçlarının ödenmesi, hissedarların bu borçlardan ibra edilmelerinin sağlanması ve kefaletlerin sona erdirilmesine ilişkin edimlerin, sözleşmede açıkça kararlaştırılan süreler içerisinde yerine getirilmediği, bu nedenle davacının temerrüde düştüğü ve hisse devir sözleşmesinin müvekkiller tarafından 20 06 2025 tarihinde haklı nedenle feshedildiği, Şartların gerçekleşmemesi ve mahkeme izni bulunmaması sebebiyle hisse senetleri ile ilmühaberlerin yedi emin nezdinde tutulduğu, davacının bu belgelerin kendisine teslimi yönündeki taleplerinin konkordato mahkemesince 18 07 2025 tarihli ara karar ile reddedildiği, sonrasında davacının sözleşmenin feshini kabul ederek yapmış olduğu ödemelerin iadesini talep ettiği, bu suretle de pay sahipliği iddiasından vazgeçtiğinin açıkça anlaşıldığı, Buna rağmen davacının yedi emin ile hileli ve hukuka aykırı bir işbirliği içerisine girerek, Avukatlık Kanunu m 56 kapsamında tasdik yetkisi bulunmayan yedi emin tarafından düzenlenen geçersiz ve usulsüz suretleri dosyaya sunduğu, bu belgelerin davacının pay sahipliği sıfatını ispata elverişli olmadığı, Davacının edimlerini yerine getirmesi ve mahkemeden izin alınması koşuluyla işleme konulmak üzere tarihsiz olarak yedi emine tevdi edilen istifa beyanları, yönetim kurulu kararları ve ilmühaberlerin, koşullar gerçekleşmediği halde hukuka aykırı biçimde yedi eminden temin edildiği, bu belgelerin hukuken hiçbir geçerliliğinin bulunmadığı, Müvekkil şirket nezdinde herhangi bir yönetim boşluğunun bulunmadığı, mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin başında olduğu, bu hususun davacı tarafından da bilindiği, nitekim davacının yönetim kurulu üyelerine hitaben alacaklı sıfatıyla ihtarname keşide ettiği, buna rağmen huzurdaki yargılamada çelişkili şekilde yönetim boşluğu iddiasında bulunduğu, Sonuç olarak davacının ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi nezdinde pay sahipliği sıfatının bulunmadığı, hisse devrinin hiçbir aşamada hukuken gerçekleşmediği, sunulan belgelerin geçersiz ve hileli olduğu, davacının iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, bu nedenlerle davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Ticaret Sicil Kaydı, 1. Asliye Tic. Mah.nin ... E sayılı dosyası, Arabuluculuk Tutanakları, İstifa ve atama kararları, Yeddieminde bulunan Hisse devir evrakları, ilmuhaberler ve şirketin ticari defterleri, ihtarnameler ve her türlü delile dayanmışlardır. Davalı şirketin getirtilip incelenen sicil kayıtlarına göre; ... A.Ş.'nin %80,00, ... ... %4,14, ...'nın %4,14, ...'ın %4,14, ... ... ... %4,14, diğer 193 hissedarın ise toplamda %3,44 oranında hisseye sahip bulunduğu, şirketin toplam sermayesinin 32.000.000,00 TL olduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 410. maddesi uyarınca ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin olağanüstü genel kurulunun toplantıya çağrılması için davacıya izin verilmesi yahut bu yetkiyle görevlendirilmiş bir kayyum atanması talebine ilişkindir. Davacı yan, müvekkilinin davalı şirketin %96,545 oranındaki hissesini satın aldığını, hisse devir sözleşmelerinin imzalandığını, nama yazılı geçici ilmühaberlerin müvekkili adına ciro edilerek yeddi emin Av. ...'e fiili teslim hükmünde olmak üzere tevdi edildiğini, TTK m. 490 uyarınca nama yazılı payların devri için öngörülen temlikname, ciro ve teslim şartlarının tamamlandığını, müvekkilinin şirketin kamu borçlarını ve banka borçlarını ödeyerek toplam 850.000.000 TL yatırım yaptığını, yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'ın istifa etmesi ve yerine yeni üyelerin tescil edilmemesi nedeniyle şirketin organsız kaldığını, bu sebeple pay sahibi sıfatıyla TTK m. 410 uyarınca olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı için izin verilmesini yahut kayyum atanmasını talep etmiştir. Davalı yan ise, davacının müvekkil şirket nezdinde hiçbir zaman pay sahibi sıfatını kazanmadığını, taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin konkordato sürecinde bulunulması nedeniyle İİK m. 297/II uyarınca mahkeme iznine mutlak surette tabi olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı konkordato dosyasında hisse devrine izin verilmesinin talep edildiği ancak komiser heyeti raporu doğrultusunda mahkemece bu iznin hiçbir zaman verilmediğini, davacının hisse devir sözleşmesi ve ihtiyari arabuluculuk anlaşması uyarınca üstlendiği şirketin finansal borçları ile kamusal borçlarının ödenmesi, hissedarların bu borçlardan ibra edilmelerinin sağlanması ve kefaletlerin sona erdirilmesine ilişkin edimlerin sözleşmede açıkça kararlaştırılan süreler içerisinde yerine getirilmediğini, davacının temerrüde düştüğünü ve hisse devir sözleşmesinin müvekkilleri tarafından 20.06.2025 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, şartların gerçekleşmemesi ve mahkeme izni bulunmaması sebebiyle hisse devrinin hiçbir aşamada hukuken gerçekleşmediğini, davacının sözleşmenin feshini kabul ederek yapmış olduğu ödemelerin iadesini konkordato mahkemesinden talep ettiğini, müvekkil şirket nezdinde herhangi bir yönetim boşluğunun bulunmadığını, mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin başında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. O halde somut olayda çekişme, davacının davalı şirket nezdinde pay sahibi sıfatını kazanıp kazanmadığı, davacının TTK m. 410 uyarınca aktif husumet ehliyetine sahip bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 410/2. maddesinin; "Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir." hükmünü içerdiği anlaşılmaktadır. TTK.nun 412/1. maddesine göre; "Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir." Bu hüküm uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılması talebinin kabul edilebilmesi için öncelikle talep eden kişinin pay sahibi sıfatını taşıması zorunludur. Davalı şirketin getirtilip incelenen sicil kayıtlarına göre; ... A.Ş.'nin %80,00, ... ... %4,14, ...'nın %4,14, ...'ın %4,14, ... ... ... %4,14, diğer 193 hissedarın ise toplamda %3,44 oranında hisseye sahip bulunduğu, davacı yanın pay sahibi olmadığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-d maddesi hükmüne göre; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları bir dava şartıdır. Aynı maddenin 2.fıkrasına göre dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilir. Davacının TTK m. 410 uyarınca genel kurulu toplantıya çağırma talebinde bulunabilmek için gerekli olan pay sahibi sıfatını taşımadığı anlaşıldığından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının aktif husumetinin bulunmaması nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/801, K. 2025/862, T. 11.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-801-e-2025-862-k-bbdbb8ba2af3