İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/793 E. 2026/168 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/793
- Karar No
- 2026/168
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/793 Esas KARAR NO : 2026/168
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 25/10/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu tarafından kaçak elektrik kullanımı yapıldığını, borçlu tarafça yapılan kaçak kullanımlar ile ilgili müvekkili kurumca kaçak elektrik tespit tutanağı/tutanakları) tanzim edildiğini ve bu tutanağa/tutanaklara istinaden faturalar düzenlendiğini, son ödeme tarihinde bahsi geçen faturaların borçlu tarafça ödenmemesi üzerine müvekkili şirketçe .... İcra Dairesi 2020/... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, borçlu tarafça icra takibine konu ödeme emirlerine haksız ve dayanaksız şekilde itiraz edildiğini, davalının icra takibine haksız ve dayanaksız itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla davanın kabulü ile davalının .... İcra Dairesi 2020/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı yan arasında hiçbir zaman bir sözleşme imzalanmadığını, davacı yanın sunmuş olduğu 06.02.2020 tarihli "Perakende Satış Sözleşmesi"ndeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu sebeple sözleşmedeki imzaya ayrıca ve açıkça itiraz ettiklerini, sözleşmenin tüketici sözleşmesi olduğunun açıkça görüldüğünü, bu nedenle görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olması gerektiğini, davacı yanca ikame edilen mezkur İtirazın İptali Davasının yasal 1 yıllık sürede açılmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/412 E., 2025/761 K. Sayılı kararında " Davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinin "a-f" bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda ise her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması kriterinin bulunması gerekmekle, davalı hakkında vergi dairesine yazılan müzekkereye; davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar olduğu, yine İstanbul Ticaret Sicil Müd.'ne yazılan müzekkereye de davalının gerçek kişi ticari kaydının bulunmadığı yönünde yanıt verildiği görülmüştür. Yapılan araştırmalar sonucu davalının tacir sıfatı olmadığının kesinleştiği böylece eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı tespit edilmekle mahkemenin görevsiz olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple mahkemece; davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi gerekirken.." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Somut olayda, davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığının ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabı ile sabit olduğu, vergi dairesi yazı cevabı içeriğinden davalının vergi mükellefi olmadığı, vergi dairesine potansiyel mükellef olarak kayıtlı olduğu hususlarının anlaşıldığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının tacir olduğuna dair somut bilgi belgeye rastlanmadığından ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, görev hususu kamu düzeninden olup mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekeceğinden yukarıda açıklanan nedenlerle mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi) 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı (e duruşma ile) , gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸