İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/76 E. 2026/37 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/76
Karar No
2026/37
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/76 Esas KARAR NO:2026/37

DAVA :Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:30/01/2025 KARAR TARİHİ:20/01/202

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; "Müvekkil ... ... SAN.TİC.A.Ş. Firması uzun yıllardan beri Denizcilik sektörüne hizmet etmekte olan bir firmadır. Müvekkil şirket, şahıs firması olarak kurulduktan sonra 2008 yılında kurumsal kimliğe bürünmüştür. Öncelikli işleri özellikle Gemi sektöründe önemli imalatlar yapan bir firmadır. Şu anda halen denizcilik sektörünün faaliyetine devam etmekte olup, Türk deniz kuvvetleri ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın bir çok projelerinde alt yüklenici olarak yer almıştır. Halen gemi projelerinde ar-ge ve teknik anlamda çalışmalar yapmaktadır. Davalı şirket, davacı müvekkil şirket ile hiçbir bağı olmayan dava dışı ... şirketinin borcu için ....Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.iş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararına istinaden .... İcra Müdürlüğü’nün 2018/... E. Sayılı dosyasından yazılan talimat ile ....İcra Müdürlüğü’nün ... Tal. Sayılı dosyasından takip dışı 3. Şahıs konumundaki müvekkilin işyeri olan “...” adresine 17.01.2019 tarihinden itibaren muhtelif tarihlerde defalarca hacze gelmiş̧ ve müvekkil davacıya ait menkul mallar muhafaza altına alınmıştır. Davalı şirket 17.01.2019, 21.02.2019, 14.03.2019, 10.07.2019 ve 08.10.2019 tarihlerinde müvekkil şirkete başka şirketin borcundan dolayı haciz ve muhafaza işlemleri uygulamıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23.Hukuk Dairesi'nin 2022/1586 E. ve 2024/1810 K. sayılı dosyasından 07.10.2024 tarihinde verilen kararı ile davalı şirketin yapmış olduğu haciz ve muhafaza işlemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğu kesin olarak tespit edilmiştir. Davalının yapmış olduğu haksız haciz ve muhafaza işlemleri nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2024/... Sayılı dosyasından görüşmeler yapılmışsa da maalesef toplantılardan olumlu bir sonuç çıkmamıştır. Müvekkil şirket iş bu haciz ve muhafaza işlemleri nedeniyle maddi zarara uğramıştır. Müvekkil, davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı işlemleri neticesi 2019 yılında toplamda 63.000,00 TL gibi, o günün şartlarına göre, ciddi bir ödeme yapmak zorunda kalmıştır. Davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilin 2019 yılında uğramış olduğu maddi zararın günümüz koşulları ile giderilmesi hem hakkaniyetin hem de hukukun gereğidir. Sonuç olarak müvekkil şirketin iş bu haksız haciz ve muhafazalar nedeniyle uğramış olduğu maddi zarar hesaplamaların ortalaması alındığında 455.090,00 TL'dir. Müvekkil şirket, yatırmış olduğu teminatları 12.11.2024 tarihinde 38.450,00 TL olarak icra dosyasından iade almıştır. İade alınan bu bedelin zarardan mahsubu ile geri kalan 416.640,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Maddi tazminat talebimizin kabulü ile davalı aleyhine 416.640,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine, hükmedilen tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Manevi tazminat talebimizin kabulü ile davalı aleyhine 500.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hükmedilen tazminatın 08.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine, karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; "Alacaklı müvekkilin alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü 2018/... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılmakla borçluların muvazaalı işlemlerle alacaklı müvekkilden mal kaçırmaları kuvvetle muhtemel olduğundan ekte ibraz ettiğimiz .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Değişik İş sayılı dosyasından yaklaşık ispat koşulunun sağlanmış olması sebebiyle ihtiyati haciz kararı verilmiştir. İşbu ihtiyati haciz kararına istinaden .... İcra Müdürlüğü 2018/... esas sayılı dosyasından İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... talimat sayılı dosyasına haciz ve muhafaza işlemleri için talimat yazılmıştır. Tarafımızca borçlunun resmi ticaret sicile kayıtlı adresi olan ... .../... adresine haciz ve muhafaza işlemleri için 17/01/2019 tarihinde gidilmişse de davacı haczedilen mahcuzların kendisine ait olduğunu beyan ederek istihkak iddiasında bulunmuştur. İstihkak iddialarının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle .... İcra Hukuk Mahkemesi 2019/181 esas ve 2019/99 karar sayılı dosyasından takibin devamına karar verilmiş, bu karara istinaden muhafaza ve ek haciz işlemlerinin yapıldığı 14/03/2019 tarihli haciz işlemi esnasında yine davacı tarafından istihkak iddia edilmiş olup işbu istihkak iddiaları karşısında da .... İcra Hukuk Mahkemesi ... sayılı dosyasından takibin devamına karar verilmiştir. 17/01/2019 ve 21/02/2019 tarihli haciz işlemlerinden hemen sonra davacı tarafından .... İcra Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyasından haczedilen mahcuzlara ilişkin istihkak davası ikame edilmiş ve yapılan yargılama neticesinde kesin olarak istihkak iddialarının reddine karar verilerek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Tarafımızca mahkeme ilamı ve icra müdürlüğü kara-talimat yazısı bulunmadan haciz adresine gidilmediği, yalnızca hukukun ön gördüğü sınırlarda işlem yapıldığı (hatta emsal teşkil eden örnek olarak tedbir kararının bulunduğu durumda muhafaza işleminin yapılmadığı) tarafımızca usul ve yasaya uygun olarak talep edilen tüm işlemlerin mahkeme ilamı doğrultusunda icra müdürlüğünce gerçekleştirildiği ve bu sebeplerle de davacının maddi-manevi herhangi bir zarara uğratılmadığı, kat-i suretle kabul etmemekle birlikte ortada bir zarar varsa da müvekkile husumet yönlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu görülecektir. Mezkur dava görevsiz mahkemede ikame edilmiştir, görevli mahkemeler asliye hukuk mahkemeleridir. Mezkur dava yasal süresinde ikame edilmemiştir. Zamanaşımı itirazımız vardır. mezkur davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddi gerekmektedir. Davaya konu 17/01/2019 ve 21/02/2019 tarihli haczedilen mahcuzlar hakkında .... İcra Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyasından ikame edilen istihkak davası hakkında kesin olarak davanın ve istihkak iddialarının reddine karar verilmiş hatta öyle ki davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Davaya konu mahcuzların borçluya ait olduğu hakkında kesin hüküm bulunmaktadır. Bu nedenle davacı taraf kendisine ait olmadığı kesin olan mahcuzlar yönünden haciz işlemlerinin haksız olduğunu ileri sürme hakkına sahip değildir. Mezkur davanın hukuki yarar noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerekmektedir. 17/01/2019 ve 21/02/2019 tarihli haciz işlemlerinden hemen sonra davacı tarafından .... İcra Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyasından haczedilen mahcuzlara ilişkin istihkak davası ikame edilmiş ve yapılan yargılama neticesinde kesin olarak istihkak iddialarının reddine karar verilerek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Yalnızca bu husus dahi tek başına borçlu ile davacı arasındaki organik bağı ispatlamakta ve gerçekleştirilen haciz işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu göstermektedir. İcra takip dosyası incelendiğinde; Huzurdaki davaya konu haciz işlemlerinin kronolojik olarak izah edildiği şekilde gerçekleştiği ve hal böyleyken kanundan doğan hakkını kullanarak yalnızca mahkeme ve icra müdürlüğünün izin verdiği ölçüde işlem yapan müvekkile kusur atfedilemeyeceği açıktır. Davacının huzurdaki dava konusu haciz işlemleri sırasında ileri sürdükleri istihkak iddialarına ilişkin ikame ettikleri istihkak davaları olan .... Hukuk Mahkemesi ... esas 've .... İcra Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyalarında 'istihkak iddialarının reddi ile davanın reddine'' karar verilmiştir. İstihkak iddialarının haksız ve kötü niyetli olarak ileri sürülmüş olması sebebiyle .... İcra Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyasında davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça ''hukuki süreçler için avukat tutulmuş'' şeklinde beyanda bulunularak avukatlık ücretleri maddi tazminata dahil edilmişse de Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/7667 esas 2016/7452 karar sayılı ilamı ile de sabit olduğu üzere; avukatlık ücreti maddi tazminat kapsamında kabul edilemez." şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile mezkur davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, fiili haciz işlemlerinin borçlular hakkında uygulandığı göz önüne alındığında işbu davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı taraf kendisine ait olmadığı kesin olan mahcuzlar yönünden haciz işlemlerinin haksız olduğunu ileri sürme hakkına sahip olmadığından mezkur davanın hukuki yarar noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise sırf maddi menfaat elde etmek gayesiyle haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen mekzur davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Mahkememizin 01/07/2025 tarihli celsede; -Davacı tanığı ... beyanında; " ben davacı şirkette baş mühendis olarak çalışıyorum, tam tarihini hatırlamamakla birlikte 2019-2020 yıllarında davalı tarafından adresimize hacze gelindi, bize ... enerji adına haciz işlemi yapacaklarını söylediler ancak biz ... enerjinin üst katta olduğunu söyledik, ancak üst kat o zamanlar boştu ben hiçbir zaman üst katta faaliyet gösteren şirket görmedim, buna rağmen hacze gelen avukatlar üst kat boş ise bizim çalıştığımız katta haciz yapacaklarını söylediler, kendilerine durumu izah etmemize rağmen biz istediğimiz yerde haciz yaparız diye beyanda bulundular o tarihlerde fast ile ödeme yoktu, saat 16:00 dan sonra geldikleri için kendilerine ödemeyi gerçekleştiremedik, şirket sahibi ... Bey borcu ödeyeyim ancak şuanda transfer imkanı yok demesine rağmen kabul etmediler hemen ödememiz gerektiğini söylediler, böyle bir imkanımız da yoktu, şirkete zarar vermek amacıyla hareket ediyorlardır, 3 4 farklı tarihlerde hep saat 16:00 dan sonra geldiler, firma sahibimizin koltuğunu dahi haczetmek istediler, bizde adettendir diye bilerek böyle hareket ettiklerini söylediler, çok önemli toplantı halinde iken gelmişlerdi bu haciz sebebiyle işi alamadığımıza bizzat ben şahidim Denizcilik sektörü güçlü olduğu için tüm sektör tarafından bu husus duyuldu, cirolarımız çok düştü, geldiklerinde çok kaba ve nezaketsiz şekilde davrandılar ve 4 farklı müşteriden haciz olayı sebebiyle iş alamadığımızı biliyorum, firma sahibimiz borcu o an haciz işlemini engellemek amacıyla ödemek istedi, zaten sonrasında bu bedeli geri alacağının biliyordu, ancak itibarı için ödemeyi teklif etti, o dönemler fast imkanı yoktu, ancak bir sefer geldiklerinde karşı tarafın talebi üzerine talimat yolu ile düşük bir meblağ parayı talimat yolu ile ödedik. Tam hatırlamamakla birlikte ... şirketine ait kira sözleşmesinin fotokopisi bizim ofisimizde bulunmuş ancak tam bilgim yoktur, hatırlamıyorum, şahitlik ücreti istemiyorum' dedi. -Davacı tanığı ... beyanında; "Ben davacı şirketin muasebe biriminde çalışıyorum, 3 4 sene önce 2020-2021 yıllarında üst katımızda bir ofis açılmıştı ancak hiç kullanılmadı, kullanan firmayı da hiç görmedik, 2 kişi gelip yukardaki kurulan şirkete bakıp gittiler, daha sonra haciz işlemi için bizim şirketimize geldiler, üst kattaki şirket sebebiyle bizim şirketimizle bağlantılı olduğunu söylediler, biz böyle bir durumun olmadığını, üst katımızda kurulmuş olan şirketin faal olmadığını bizimle ilgisinin bulunmadığını izah ettik ancak bizi çok sıkıştırdılar siz onları tanıyorsunuz birlikte hareket ediyorsunuz diye bize baskı yaptılar, Ticaret Sicilden ve Vergi Dairesinden araştırma yaptıkları halde adresin bizim ofisimizle ilgili olmadığını biliyorlardı ancak haciz işlemine devam ettiler 3 4 farklı zamanda hacze geldiler her birinde farklı farklı saatlerde geliyorlardı birinde sabah saat 10:00 da geliyorlardı diğerlerinde öğleden sonra saat 2 gibi geldiler bir tanesinde öğleden sonra geç vakitte geldiler geldikleri zaman akşam 7 8 e kadar duruyorlardı, bir tanesinde bölgenin emniyet müdürü geldi ben polislerimi alıp gidiyorum, ne yapıyorsanız yapın dedi, zamansız geldikleri için mağduriyet yaşadık, şirketimizin sahibi ... Beyi Gölcükteki bir toplantısından çağırmak zorunda kaldık, yediemin ile birlikte alaycı bir şekilde konuşuyorlardı, 300 400 bin Euroluk makineleri haczetmeye çalıştılar, çalışanlarımızı geç saate kadar çıkmalarına evlerine gitmelerine müsaade etmediler, araçları ile mal kaçıracağımızı söylediler, faturası kesilmiş siparişlerimizi haczettiler, çalışanları ve patronu herkesi tahrik ettiler, patronumuza gerekirse evinize kadar geliriz, polisler olaya müdahale etti, şahitlik ücreti istemiyorum'' dedi. Dava; Haksız haciz hukuki sebebine dayalı tazminat talebine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı). Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.(Yargıtay 4 HD'nin 2024/5213 E. -2024/10707 K. Sayılı emsal ilamı). 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. o halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı tarafından, dava dışı ... şirketinin borcu nedeniyle davalı tarafından davacının “...” adresine muhtelif zamanlarda hacze gelindiği, belirtilen adreste binanın kullanılmayan bazı bölümlerini ise alt kiracı olarak başka firmalara verdiklerini beyan etmelerine ve bunlara ilişkin evrakları sunmalarına rağmen haciz ve muhafaza işlemlerine devam ettikleri, istihkak iddialarının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23.Hukuk Dairesi'nin 2022/1586 E. ve 2024/1810 K. Sayılı ilamı ile kabul edildiği ve haciz işlemlerinin haksız olduğunu, haksız haciz işlemleri nedeniyle yapılan 2019 yılında uğramış olduğu maddi zararın günümüz koşulları ile giderilmesini ve manevi zararın tazmininin talep edildiği anlaşılmıştır. Somut olayda; davalı tarafından, haksız haciz yapıldığının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2022/1586 Esas, 2024/1810 Karar sayılı ilamı ile tespit edildiği, anılan ilamda belirtildiği üzere başkaca hiçbir delil veya emare bulunmadığı halde salt ticaret sicil kayıtlarına göre aynı adreste bulunması sebebiyle dava dışı 3. Kişinin borcu nedeniyle davacıya haciz uygulanamayacağı, basiretli tacir olan ve faktoring şirketi olan davalının bu hususu bilmesi gerektiğinden yapılan haczin haksız haciz olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının maddi zarar talebi yönünden; davacı tarafından yatırılan teminatlar iade edildiğinden zararının bulunmadığı, vekalet ücretinin ise davalıdan talep edilemeyeceği yüksek yargı ilamları ile de sabit olduğundan bu yöndeki taleplerinin reddine karar verilmiştir. İcra dairesine yapıldığı iddia edilen masrafların ise davalı şirket tarafından yapıldığı icra dosyasının incelenmesinde tespit edilmiş olup yalnızca 300.00 TL ve 104,10 TL masrafın davacı tarafından yapıldığı anlaşıldığından toplam 404,10 TL maddi tazminat yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının munzam zarar talebi yönünden enflasyonist ortamda yaşayan makul, normal bir kişinin parasını atıl biçimde elde tutmayacağı, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceği görüşü soyuttur. Davacı taraf munzam zarar iddiasını somut delillerle ispat ederek ortaya koymalıdır. Soyut iddialar varsayımsaldır. Bu nedenle munzam zarar hesabında Yargıtay içtihatlarında ve BAM dairelerinde genel olarak hakim görüş benimsenmiş, somut yöntem kabul edilmiştir. Bu nedenle munzam zarar talepleri kabul edilmemiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; Davacı, haksız haciz uygulaması nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Haczin haksızlığı yukarıda açıklanan ve kesinleşen mahkeme kararları ile sabittir. TBK.nun 58. (Mülga BK. m. 49) anlamında davacı tüzel kişiliğin manevi değerlerine dahil bulunan ticari itibarının sarsıldığının kabul edilmiştir. Zira başkaca hiçbir delil veya emare bulunmadığı halde salt ticaret sicil kayıtlarına göre aynı adreste bulunması sebebiyle dava dışı 3. Kişinin borcu nedeniyle, haciz ve muhafaza işlemleri yapılmıştır (Emsal; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/16378 E., 2021/6620 K.ile 2019/2954 E., 2021/5764 K. İle 2021/858 E., 2021/6101 K.ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.12.2004 tarih ve 2004/600 E. 2004/625 K.iye Yargıtay 11.HD.nin 15/09/2022 tarih ve 2022/2114 E. 2022/10456 K.). Yapılan işlemlerin ağırlığı, farlı zamanlarda bir çok kez haciz ve muhafaza işleminin yapıldığı, tanık beyanlarına göre davacının müşterilerinin bulunduğu esnada yapılan haciz ve muhafaza işlemleri sebebiyle davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat isteminin Kısmen Kabulü ile 404,10 TL maddi tazminatının 10/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Davacının manevi tazminat isteminin Kısmen Kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 10/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 3-Maddi tazminat talepleri yönünden; a-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 3.415,50-TL ilam harcından başlangıçta peşin alınan 15.653,92-TL'nin mahsubu ile bakiye 12.238,42-TL ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yatırılan 15.653,92-TL peşin harç ve 615,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 16.269,32-TL harçtan davacıya geri verilmesine karar verilen 12.238,42-TL harcın düşümü ile kalan 4.030,90-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, c-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 404,10-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, d-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/3 gereği hesaplanan 404,10-TL vekalet ücretinin davacıydan tahsili ile davalıya verilmesine, e-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, posta, ATK, bilirkişi ücreti toplamı 465,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red durumuna göre 46,50-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Manevi tazminat talebi yönünden; a-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 3.415,50-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, c-Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih, 2024/29 Esas, 2024/226 Karar sayılı iptal kararı gereği davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/76, K. 2026/37, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-76-e-2026-37-k-8c5e0953f1d6