İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/591 E. 2026/18 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/591
Karar No
2026/18
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/591 KARAR NO : 2026/18

DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) DAVA TARİHİ : 22/07/2025 KARAR TARİHİ : 13/01/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ...'ın ... ili nezdinde bulunan ... ve ... şubeleri nezdinde hesaplarının mevcut olduğunu, banka nezdinde bulunan banka hesaplarından gerek şahsi gerek ticari banka hesaplarına yönelik herhangi bir gerekçe sunulmaksızın işlem yetkisinin kısıtlanması hesaplarının kapatılması ve hesaplarda bulunan paraların çekilmesi hususunda müvekkillerine şifahen bilgi verilmesi gerektiğini, bankanın ilgili şubeleri ile yapılan harici görüşmeler neticesinde Genel Müdürlük tarafından bankanın müvekkilleri ile bankacılık hukuku kapsamında iş yapmak istemediği ve buna yönelik işlemlerin başlatıldığı bilgisinin verildiği, bu konuda ilgili bankacılık kısıtlamalarının hangi hukuki gerekçe ile uygulandığı bilgisinin verilmediğini, davalı bankanın hesap kapatma ve kısıtlama yetkisinin sınırsız olmadığını, dürüstlük kuralı gereğince anılan sözleşmeye konulan sınırsız fesih yetkisi, keyfi olarak kullanılamaz olduğunu fesih işlemi objektif, kamu hukuki nedenlere dayanmalı ve müvekkillerinin ticari faaliyetlerine zarar verilmemesi gerektiğini belirterek her bir müvekkilleri için ayrı ayrı ... TL olmak üzere toplam ... TL'nin davalıdan tahsili ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin yersiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, öncelikle müvekkili banka ile davacılar arasında imzalanan temel bankacılık hizmet sözleşmesi gereğince müvekkili bankanın sözleşmeyi feshetme ve hesap kapatma yetkisi bulunmadığını, sözleşmenin feshi ve hesabın kapatılması başlıklı 7. Maddesinde ... taraflardan her birinin önceden ihbarda bulunmak koşuluyla bu sözleşmeyi her zaman sone erdirebilirler. Bu durumda banka, nezdindeki hesapları kapatabilir, ürün, hizmet vermeyi durdurabilir, müşteri'nin banka'ya olan borçlarının tamamen ödenmesini ve varsa kartlarını iptal ederek banka'ya iadesini talep edebilir... Maddesinin bulunduğunu, bu düzenleme hem bankaya hem de müşteriye sözleşmenin feshi banka hesabının kapatılması hak ve yetkisini verdiğini dava dilekçesinde hesapların hiçbir gerekçe olmaksızın kapatıldığı iddia edilmiş ise bu durumun doğru olmadığını, davacıların manevi tazminat taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, sadece banka ile müşteri arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanan bir ihtilaf mevcut olduğunu, ihtilafların manevi tazminat sebebi olamayacağını, manevi tazminat talebi soyut ve mesnetsiz olduğundan reddi gerektiğini belirterek açılanan davanın reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; manevi tazminat istemine ilişkindir. TBK madde 58 Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki ; Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul edilmektedir. (HGK 22/01/2016 tarih, 2014/4-213 E., 2016/70 K. sayılı kararı). (HGK 01.02.2012 tarih, 2011/4-687 E. 2012/26 K.) Tüzel kişi kurumsal kültürünün bir parçası olarak sosyal sorumluluk üstlenmiş ise onur ve saygınlığın "sosyal itibar" ve "ticari itibar" yönleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Anayasanın 48. Maddesinde belirtildiği üzere sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca hiç kimse bir başkası tarafından sözleşme yapmaya zorlanamaz. Herkes sözleşmenin karşı tarafını belirlemede özgürdür ve herkes dilediği ile sözleşme yapabilir. Somut dosyada ise, iddianın ileri sürülüşü, uyuşmazlığın niteliği dikkate alınarak, davacıların manevi zararına dayanak kişilik haklarının ihlal edilmediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla; davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli ... TL harçtan, peşin alınan ...-TL harcın mahsubu ile fazla alınan ... TL harcın karar kesinleştikten sonra istek halinde davacılara İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre reddedilen kısım üzerinden hesap edilen ... TL'nin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ...-TL'nin davacılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra davacılara İADESİNE, Dair, davacı vekili ... ile davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13.01.2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/591, K. 2026/18, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-591-e-2026-18-k-a21f0ea284b6