İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/744 E. 2026/64 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/744
Karar No
2026/64
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/744 Esas KARAR NO : 2026/64

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/08/2025 KARAR TARİHİ : 23/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/02/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili tarafından, davalı ve borçlu .... müvekkilinden aldığı malzemelere ilişkin olarak 18/12/2024 tarih ve ... sayılı e-Arşiv Fatura düzenlendiği ancak bu faturaya konu bedelin, davalı/borçlu ... ticari kayıtlarına işlenmesine ve vergi idaresine verilen ilgili formlarda bildirilmesine rağmen müvekkiline hiçbir zaman ödeme yapılmadığını, Müvekkili şirketin, mezkur faturaya ilişkin alacağının davalı/borçlu ... ödenmemesi üzerine 24/03/2025 tarihinde, borçlunun yerleşim yeri olması hasebiyle yetkili icra dairesi olan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünde, ... Esas sayılı dosya ilamsız takip yoluna başvurduğunu, bu takibe borçlu yanca 03/06/2025 tarihinde borçlu yanca yapılan itiraz ile birlikte 10/07/2025 tarihinde İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, borçlu ... itirazının iptali huzurdaki davanın ikame edildiğini, müvekkilinin fatura tarihinden bu yana 18/12/2024 tarih ve ... sayılı e-Arşiv faturaya konu alacağını tahsil edememekte ve dahi borçlunun bir ticaret şirketi olmasına rağmen ticaret sicilinde gösterilen adreste fiilen yer almaması, telefon numarasına ulaşılamaması, Ticaret Sicil Gazetesinde borçlu adına yayımlanmış en yakın tarihli ilanın 10 yıldan uzun bir süre önce yayımlanmış olması ve dahası vekili sıfatıyla icra dosyasına itirazda bulunan avukatının dahi açık kaynaklarda (örn. Baro Levhası'nda) telefon numarası ve adres v.b. bilgilerinin yer almaması gibi sebeplerle borçlu yana ulaşamadıklarını, davalı/borçlu şirketin sahip olduğu araçlarda kullanmak üzere satın aldığı KDV dahil 186.000 TL'lik araç motor ve sarf malzemesini teslim ettiğini, ancak alacağını tahsil edemediğini, bu faturanın borçlu yanca ticari kayıtlarına işlendiği ve Aralık 2024 dönemine ilişkin KDV beyannamesi ve yine fatura tarihini kapsar döneme ilişkin BA (Bilanço Alış) Formu/Beyanı ile diğer vergi beyanname ve formlarında bildirilmiş olmasıyla da sabit olduğunu, Öncelikle, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre de 2014 yılından bu yana 11 yıl gibi bir süredir herhangi bir kararı sicil gazetesinde yayımlanmamış, adresinde ve kendisine ait telefon numaraları ile ve hatta kendisini temsil eden vekilleri vasıtasıyla dahi ulaşılamayan durumda olan şirketin, icra takip tarihinde üzerine kayıtlı bulunan 4 -dört- adet aracı hızlıca nakde çevirip, bir anda tabela şirketine dönerek alacaklılarına olan borçlarını ödemekten kaçınması kuvvetle muhtemel olan davalı/borçlu şirket aleyhine başlatılmış icra takibinin itiraz üzerine durdurulmuş olması, borçlunun mal kaçırmasına imkan sağlayarak müvekkilinin alacağına kavuşmasına mani olabileceğinden, davalı/borçlu adına kayıtlı motorlu taşıtlar üzerine, işbu davadaki hükmün kesinleşmesine değin tedbiren satılamayacaklarına dair huzurdaki dosyada ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı/borçlunun Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile mezkur icra takibinin devamını, borçlunun, muayyen ve likit borcuna karşı haksız ve mesnetsiz itirazda bulunmuş olması hasebiyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere takdir edilecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı müvekkiline müstakilen ödenmesini, her neviden yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı/borçlu yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 18/12/2024 tarihli fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 186.000,00 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "18/12/2024 tarihli fatura alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen fatura bedelinin ödenmediği hususuna dayanmaktadır. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 10/12/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2023-2024–2025 yıllarına ait ticari defterlerinin, tespit edilen açılış ve kapanış tasdikleri ile e-defter uygulaması dikkate alındığında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuata uygun şekilde tutulduğu; bu itibarla defter kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği taşıyabileceği, davalı tarafından mahkemece talep edilen ticari defter ve belgelerin dosyaya sunulmaması nedeniyle, davalı defterlerinin usulüne uygunluğu ve sahibi lehine delil niteliği hakkında değerlendirme yapılamadığı; davalı tarafın ticari defterleriyle dava konusu alacağın ödenmiş olduğunu ispatlar nitelikte herhangi bir kayıt veya belge ibraz etmediği, Gelir İdaresi Başkanlığı Bakırköy Vergi Dairesi Müdürlüğü yazıları ekinde yer alan BA-BS formlarına göre, tarafların 2024 yılına ilişkin bildirimlerinde, aralarında 1 adet belge karşılığı 155.000 TL KDV hariç (KDV dâhil 186.000 TL) tutarında mal/hizmet alım-satımını karşılıklı olarak beyan ettikleri; bu suretle 18.12.2024 tarihli, ... sayılı e-arşiv faturaya konu ticari işlemin her iki tarafça da vergi kayıtlarına intikal ettirildiğinin anlaşıldığı, davacı şirket defterlerinde dava konusu faturaya ilişkin alacağın 2024 yılında davalı cari hesabına borç kaydedildiği, 2025 yılına 186.000 TL bakiye ile devredildiği, takip tarihi 26.03.2025 ve dava tarihi 04.08.2025 itibarıyla bu bakiyeyi kapatıcı nitelikte herhangi bir tahsilat veya ödeme kaydına rastlanmadığı; dosya kapsamında da alacağın tamamen veya kısmen ödendiğini gösterir banka dekontu, makbuz, mahsup kaydı vb. belge bulunmadığı, bu itibarla, ticari defter kayıtları, BA–BS formları, fatura ve icra dosyasının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava/takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacı şirkete karşı 186.000,00 TL tutarında borç bakiyesi görüldüğü görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. -Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen alacağının 186.000,00-TL'lik kısmının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerinin 186.000,00-TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Davalı tarafın takibe konu fatura alacağını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, vergi dairesi ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 37.200,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.705,66-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.246,42-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.459,24- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.246,42-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 891,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 9.506,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2026 Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/744, K. 2026/64, T. 23.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-744-e-2026-64-k-d1530ae20357