İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/742 E. 2026/7 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/742
- Karar No
- 2026/7
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/742 Esas KARAR NO : 2026/7
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/10/2025 KARAR TARİHİ : 08/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin ... mağaza numaralı Myproseller şahıs şirketinin sahibi olduğunu, müvekkilinin 2024 Ekim-Kasım aylarında toplam 500.000,00-TL'ye yakın ciro yaptığını, müvekkilinin şahıs şirketinin 22/08/2025 kapanma tarihine kadar yaklaşık 800.000,00-TL ciro yaptığını, ...'da satıcı mağazaların öncelikle satacakları ürünleri sisteme kaydettiğini, daha sonra barkod numarası alarak ürünün sahte olmadığını göstermek maksadıyla ürünün teminine ilişkin fatura ve sair evrakları sisteme kaydettiğini, en sonunda ise ...'un ürünü denetleyerek satışa açılıp açılmayacağına karar verdiğini, davalının 22/08/2025 tarihinde müvekkili mağazası hakkında "Orijinal olmayan ve kuvvetli orijinallik şüphesi taşıyan ürün satışı" gerekçesiyle mağazasına ihlal puanı verdiğini ve mağazanın kapandığını, davalının sahte olduğunu iddia ettiği ürünün barkod numarasının ... olduğunu ve bu ürünün daha önce satışının gerçekleştirilmediğini, hiçbir somut veriye dayanmadan sahtelik iddiasında bulunulmasının hukuka ve dürüstlük kuruluna aykırı olduğunu, müvekkilinin mağazanın kapanmasından sonra davalının çağrı merkeziyle yaptığı şifahi görüşmede “ürünün son kullanıcı tarafından sahte gerekçesiyle iade edildiğini” beyan edildiğini, müvekkilinin davalı ile arasında imzalanan Elektronik Ticaret Aracılık Sözleşmesi - Değişiklik Protokolünde konuya ilişkin olarak öngörülen kanallar aracılığıyla ve yazılı olarak itiraz ettiğini ancak geçiştirildiğini, son olarak müvekkilinin 28/08/2025 tarihinde Ankara ...Noterliği'nin...Yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini ancak yine dönüş alamadığını iddia ederek; davanın kabulünü, müvekkiline ait mağazanın satışa kapatılması kararının kaldırılmasını ve yeniden uygulanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinde itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini, müvekkilinin uğradığı itibar kaybı nedeniyle 100.000,00-TL manevi tazminatın da olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. İhtiyati Tedbir; Davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı aleyhine ihtiyati tedbir talep ettiği, mahkememizin 16/10/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararının reddine karar verildiği, davacı vekilinin mahkememizin 16/10/2025 tarihli ihtiyati tedbir ret ara kararına karşı istinaf başvuru dilekçesi sunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2025 tarih, 2025/1622 Esas ve 2025/1688 sayılı karar ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DELİLLER: -... Ticaret Odası'ndan gelen davacının tacir kaydının bulunmadığını bildirir müzekkere cevabı -...Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacının 19/06/2025 tarihinde Radyo, Tv, Posta Yoluyla veya İnternet Üzerinden Yapılan Perakende Ticareti faaliyetine başladığını bildirir müzekkere cevabı -Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen davacının esnaf ve sanatkarlar kaydına rastlanılmadığını bildirir müzekkere cevabı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, sanal mağaza üzerinden satış yapılmasına dair sözleşmeye aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Yasanın 114/1-c. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Bilindiği üzere; 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1). 5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı hakkında yapılan tacir araştırmasına ilişkin müzekkere cevaplarından davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, vergi dairesi yazı cevabında bildirilen rakamların VUK 177/1, 1 ve 3 numaralı bendinde yer alan nakdi limitinin yarısını ve 2 numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığı, davacının bildirdiği ciroların dahi bu miktarları aşmadığı, esnaf işletmesi düzeyini aşan hasılatı bulunmayan davacının ticari işletme işletmediği, tacir sıfatını haiz olmadığı, bu haliyle davanın nısbi ticari dava niteliği taşımadığı, sözleşme niteliğinin TTK 4. maddesindeki uyuşmazlıklardan veya özel ticari hükümlerin uygulanacağı kanunlar kapsamındaki mutlak ticari davalardan da olmadığı dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olacağının kabulü gerektiği anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c. maddesi ve 115/2. maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-6100 sayılı Yasanın 20/1. maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı Yasanın 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 08/01/2026
Katip Hakim e-imza e-imza