İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/715 E. 2025/715 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/715
Karar No
2025/715
Karar Tarihi

T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/715 Esas - 2026/413 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/715 Esas KARAR NO : 2026/413

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 12/05/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 14/05/2026 Mahkememizde görülen davanın açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'a ait ... İnş. Tur. Elkt. San. ve Tic. A.Ş'nin davalı ...'e satışı hususunda aracılık ettiklerini, satış bedelinin %10'u oranında komisyon ücreti ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkiline aksinin söylenmesine rağmen davalılar arasında devrin gerçekleştiğini ve müvekkilinin hak kazandığı bedelin ödenmediğini, satış bedelinin de gerçeği yansıtmadığını iddia ederek şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı ve sözlü sözleşme veya yazışma bulunmadığını, davacının şirketin devrine ilişkin aracılık etmediğini, müvekkili aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, aracılık ettiği bildirilen ... isimli kişinin müvekkilinin kardeşi ya da şirket çalışanı olmadığını, ortak girişim olarak katıldığı ihalelerde kullanılmak üzere müvekkiline ait şirket bilgilerinin ...'a verilmiş olduğunu, şirket satışına ilişkin verilmediğini, davacının sunduğu yazışmaların 2023 Aralık-2024 Şubat tarihleri arasında olduğunu, müvekkilinin bu tarihlerde diğer davalı ile görüşmediğini, satışın da noter aracılığı ile 20/02/2025 tarihinde 100.000,00 TL bedelle yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisiz mahkemede dava açıldığını, taraflar arasında simsarlık/komisyonculuk sözleşmesi bulunmadığını, davacının iddialarının .../...'a yöneltildiğini, bu nedenle müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında sözleşme bulunmadığını, dava dilekçesinin içeriğinde temasların satıcı ile yürütüldüğünün kabul edildiğini, simsarlık sözleşmesi kapsamında davacının ancak çalışması sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanabileceğini, satışın davacının faaliyeti sonucu gerçekleştiğinin ispatlanması gerektiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmadığından simsarlık ücretinden müvekkilinin alıcı olarak sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, şirket hisselerinin devrinin davacıdan bağımsız olarak görüşmelerden sonra gerçekleştiğini, davacının faaliyeti ile satış arasında illiyet bağı bulunmadığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, simsarlık sözleşmesinden doğan ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları, devir sözleşmesi, taraflar arasındaki yazışmalar dosya arasına alınmıştır. Davalı yanın yetki itirazının HMK'nun 7. maddesi gözetilerek reddine, belirsiz alacak davası açılamayacağına ilişkin itirazının komisyon alacağının satış miktarına göre belirleneceğinin kararlaştırılmış olduğu iddiası nedeni ile dava açılırken kesin ve belirli olmaması nedeni ile reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi; ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 520/1 inci maddesi uyarınca; ''Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.'' Aynı şekilde simsarlık sözleşmesi, simsar ile iş sahibi arasında haklar ve borçlar meydana getirmektedir. Kanunun 521-525. maddeleri arasında sadece simsarın ücret alacağı düzenleme konusu yapılmıştır. Simsarlık sözleşmesi ile ilgili diğer hususlarda, 520/2. maddesinin yollaması gereği vekâlete ilişkin Türk Borçlar Kanunu’nun 502. ve devam hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Simsarın ücrete hak kazanma zamanı ve giderlere ilişkin alacağını düzenleyen TBK’nın 521. maddesine göre "simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır" (521/1). Böylece simsar, sözleşme konusu hizmetin bir akdin kurulmasıyla sonuçlanması durumunda ücrete hak kazanmaktadır. Simsar söz konusu hizmeti yerine getirmezse ücret alacağı elde edemeyecektir. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir. Ancak, hukuki işlem niteliğindeki sözleşmenin varlığı kural olarak tanıkla ispat edilemez; yalnız hukuki fiiller tanıkla ispat edilebilir. HMK'nun 189/3. maddesinde; "Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz," hükmü amirdir. Aynı Kanunun 200/I maddesi; "senetle ispat" ve 200/II maddesinde de “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. Yine 201. maddesinde de; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler … liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." denilmektedir. Somut olayda davalı yan, taraflar arasında simsarlık sözleşmesi bulunmadığını savunmuştur. Davacı önce hukuki işlem niteliğindeki simsarlık sözleşmesinin kurulduğunu, sonrasında ücreti ve ücrete hak kazandığını ispat etmek zorundadır. Davacının ücrete hak kazandığı, tarafları satış konusunda bir araya getirdiği iddiası da hukuki işlemin içindeki maddi vakıa niteliğinde olup hukuki fiil değildir (... BAM 22. HD 2021/1484 esas 2023/1737 karar sayılı ilamı) ve tanıkla ispatı mümkün olmayacaktır. Davalıların açık muvafakati bulunmadığından ve dosyaya ibraz edilen mesaj kayıtlarının davalı ...'dan sadır olmadığı, davalı ... ile yazışmalarda ise davalının sözleşmenin kurulduğuna, ücretin belirlendiğine ve davacının simsarlık faaliyetinin yerine getirildiğine işaret eden hukuki işlemi kabule dair beyanı bulunmadığından delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği ve davalının muvafakati bulunmadığı gözetilerek davacının tanık dinletme talebinin kabulü mümkün olmamıştır. Sözleşmeye konu olduğu iddia edilen şirketin ticari kayıtlarının, dava dışı kişi tarafından davalıya gönderilmesi de delil başlangıcı niteliğinde kabul edilemeyecektir. Alınan nüfus kayıtlarından dava dışı ...'ın davalı ...'ın kardeşi olmadığı görülmektedir. Yine davacı hisse devir sözleşmesinde belirlenen miktarın muvazaalı olduğu iddiasında bulunmuş ise de, noterlikte düzenlenen ve davalıların imzaladığı resmi belgenin aksi de ancak miktar itibari ile yazılı delille ispatlanabilecektir. Dosyaya davacı tarafça bu hususların ispatına elverişli yazılı ve dengi delil de sunulmamıştır. Davacı yemin deliline dayanmış olmakla yemin hakkı hatırlatılmıştır. Davalı ...'ın duruşmada "Davacı ...Danışmanlık A.Ş.’nin, ... İnşaat Turizm Elektrik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin satışına ilişkin olarak alıcı ... ile benim ve/veya kardeşim ... arasında bağlantı kurmadığına, tarafları bir araya getirmediğine, satış sürecine herhangi bir şekilde aracılık etmediğine, davacı şirketin bu satıştan dolayı komisyon alacağı doğuracak herhangi bir faaliyetinin bulunmadığına, davacı ...Danışmanlık A.Ş.’nin sahibi ... ile çözüm ortağı ...'in önce kardeşim ... ve ardından benimle iletişim kurulmadığına namusum, şerefim ve kutsal saydığım tüm değerlerim üzerine yemin ederim. " şeklinde, davalı ...'in duruşmada "Davacı ...Danışmanlık A.Ş.’nin, satın aldığım ... İnşaat Turizm Elektrik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin satışına ilişkin olarak beni satıcı ... ve/veya onun yetkilendirdiği kişilerle tanıştırmadığına, taraflar arasındaki görüşmeleri başlatmadığına, satış sürecine herhangi bir şekilde aracılık etmediğine, davacı şirketin bu satış nedeniyle herhangi bir komisyon alacağı bulunmadığına dair, davacı ...Danışmanlık A.Ş.’nin sahibi ... ile çözüm ortağı ...'in davalının kardeşi kardeşim ... ile tanıştırmadığına, tanıştırma ardından şirket satışı için anlaşma olmadığına ve aynı gün kapora atılmadığına, aracı firma sahibi ... ile çözüm ortağı ...'in %10 kapora alacağı hakkında anlaşma olmadığına namusum, şerefim ve kutsal saydığım tüm değerlerim üzerine yemin ederim." şeklinde yemin etmişlerdir. Bu hali ile davacının iddiasını ispat ettiğinden söz edilemeyecektir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; DAVANIN REDDİNE, Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın ve 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat KAYDINA, Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/05/2026

¸¸ ¸¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/715, K. 2025/715, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-715-e-2025-715-k-213a8518eadb