İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/71 E. 2026/218 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/71
Karar No
2026/218
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/71 Esas KARAR NO : 2026/218

DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 16/01/2025 KARAR TARİHİ : 23/02/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 16/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkili şirketin davalı .... ile satışı yapılan ürünlerin kolilenip/ambalajlanması ve ambalaj sarf malzemelerinin tedariği için anlaştığını, yapılan anlaşma gereğince müvekkili şirket tarafından keşide edilen, çekin müvekkili şirketin merkezinde 15.03.2024 tarihinde davalı .... Ltd. Şti'ye teslim edildiğini, davalı lehtar ... tarafından sipariş edilen ürünlerin müvekkiline teslim edilmediği gibi sanki teslim edilmiş gibi 18.03.2014 tarihinde gerçeğe aykırı fatura düzenlenerek 18.03.2024 tarihli ... nolu fatura E-fatura sistemi üzerinden müvekkiline gönderildiğini, bu faturanın müvekkili tarafından kabul edilmediğini, sipariş edilen ürünlerin müvekkiline gönderilmediği gibi dava konusu çeklerin de iade edilmediğini, malları teslim alamayan müvekkilinin davalılara borcu bulunmadığını, bu sebeplerle, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu, ''...bank .... Şubeye ait ... Seri nolu 10.12.2024 keşide tarihli 720.000 TL. bedelli.'' çekten ötürü borçlu olmadıklarının tespiti ile dava konusu çek bedellerinin ödeme tarihindeki ticari temerrüt faizi ile birlikte taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Dava konusu çekin davalı Reborn tarafından faktoring kapsamında müvekillerine verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın davacı tarafça davalı .... şirketine mal tedariki için verilen dava konusu çekin bedelsiz olup olmadığı, çekin diğer davalı faktoring şirketince ilgili mevzuata uygun şekilde devralınıp devralınmadığı, çek bedeline ilişkin davacının istirdat talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda davacı tarafından düznelenen ...bank ... Şubeye ait ... Seri nolu 10.12.2024 keşide tarihli 720.000 TL. Bedell çekin davalı lehtara verildiği, akabinde davalı lehtar ile diğer davalı faktoring şirketi aralarındaki faktoring sözleşmesine tabi olarak faktoring şirkete alacağın devredildiği, devir işlemine esas tevdi bordrolarının ve faturanın mevcut olduğu işbu fatura kapsamında davalı faktoring şirketi tarafından davacı şirkete mail atılarak faturanın tevsik yükümlülüğünün yerine getirilmek istendiği, davacı şirket uzantılı mail üzerinden “ Merhaba, ürün ve fatura teslim edilmiştir. Uygundur. Saygılarımla. İyi çalışmalar” şeklinde cevap verildiğinin anlaşıldığı, davacı keşideci tarafındanÜsküdar .... Noterliğinin 15/04/2024 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fatura konusu malların telim edilmemesi nedeniyle dava konusu çekin teslimini talep ettiği davalı faktoring şirketinin üzerine düşen yükümlülükleri gerçekleştirdiğini belirterek davanın reddini talep ettiği tespit olunmuştur. Dava konusu faktoring ilişkisi ve bu ilişki çerçevesinde temlik alınan çekin 2024 tarihli olması karşısında uyuşmazlığa 13/12/2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri kanununun uygulanması gerekmektedir. Anılan kanunun 9/2 maddesine göre "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz." Kanunun 9/3 maddesinde ise "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmüne yer verilmiştir. Faktoring sözleşmeleri temelinde alacağın temliki hükümlerini barındıran Borçlar Kanunundaki tip sözleşmeler arasında yer almayan ve birden fazla tip sözleşmeyi kapsamına alan atipik nitelikte karma sözleşmelerdir. Faktoring sözleşmeleri üç köşeli işlemlerdir. Faktoring işlemlerinin taraflarını alacağı temlik alan faktoring şirketi, temlik eden önceki alacaklı (faktoring şirketinin müşterisi) ve önceki alacaklıyla arasında temel hukuki ilişki bulunan borçlu olarak gösterebiliriz. Faktoring sözleşmesinin niteliği gereği kural olarak borçlu önceki alacaklısına karşı ileri sürebileceği şahsi defileri temlik alan durumundaki faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. (6098 sayılı TBK md. 188/1, 6361 sayılı yasanın 9/2 md.) 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi hükmü faktoring işleminin tarafları olan borçlu önceki alacaklı ve temlik alan faktoring şirketi dışındaki kambiyo senedinde ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından getirilmiş bir hükümdür. Kanunun 9/3 maddesi hükmünün faktoring işleminin tarafları arasında yer almayan kambiyo borçlularını ilgilendirdiği madde gerekçesinden de anlaşılabilmektedir. Zira gerekçenin son cümlesinde "Bu bağlamda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun defiler başlıklı 687. maddesi ile paralellik sağlanması hedeflenmiştir." denmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687/2 maddesinde "Alacağın temliki hükümleri saklıdır." hükmü yer almaktadır. 6361 sayılı kanunun 9/2. maddesi hükmünden hareketle faktoring sözleşmelerinde de alacağın temliki hükümleri uygulanacağından gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687/2. maddesi, gerekse 6361 sayılı kanunun 9/2 maddesi karşısında faktoring işleminin taraflarından olan kambiyo borçluları hakkında alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı aynı kanunun 9/3 maddesi hükmünün ise faktoring işleminin tarafı olmayan ve ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından uygulanabileceği anlaşılmaktadır. (Bkz. benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/1159 Esas - 2015/12752 Karar sayılı ilamı) 6361 Sayılı Kanunun 9/3 fıkrasında; "bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmünü içermektedir. Kanunda açıkça, faktoring şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle faktoring işlemi içinde yer alan kambiyo borçlusu, 6098 sayılı TBK'nun 188/1 fıkrası uyarınca temlik eden durumundaki önceki alacaklısına yani müşteriye karşı ileri sürebileceği def’i ve itirazları faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. Burada Kanunun 9/3 fıkrasında öngörülen faktoring şirketinin bile bile borçlunun zararına hareket etmesi koşulu aranmayacaktır. Kanunu 9/3 fıkrasında öngörülen ve faktoring şirketine karşı kambiyo borçlularının şahsi def'i ve itirazlarını ileri süremeyeceklerine ilişkin kural ancak yukarıda açıklanan üçlü faktoring ilişkisinin tarafı olmayan kambiyo borçluları için geçerlidir. Somut olayda; dava konusu çekin davacı keşidecisi ve lehdarı olan davalı şirket ile aralarındaki temel ilişkiden doğan şahsi def'ileri bu arada bedelsizlik def'ini 6361 Sayılı Kanunun 9/2 ve TBK'nun 188/1 fıkrası uyarınca davalı faktoring şirketine ileri sürebileceği anlaşılmakta ise de davacı ile davalı faktoring şirketi arasında gerçekleşen mail yazışmalarda davacı şirketin açıkça 29/03/2024 tarihli malinde “ Merhaba, ürün ve fatura teslim edilmiştir. Uygundur. Saygılarımla. İyi çalışmalar” beyanının bulunduğu akabinde işlemlerin davalı tarafından gerçekleştirildiği, alınan 12/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda davalı lehtar tarafından düzenlenen e faturaya yasal süre içerisinde itiraz edilmediği, faturanın teslimine ilişkin kabul yazışmasından sonra çekilen ihtarname ile faturaya itiraz edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı tarafın malların teslim edilmediğine yönelik ispat yükünü üzerine aldığı ve yine davalı faktoring firması yönünden mevzuat kapsamında yapılması gereken araştırmaların da eksiksiz olarak yapıldığının anlaşılması karşısında her ne kadar davacı defterlerinde faturalar ve ilgili çek mevcut değil ise de davacı şirket uzantılı mail ile teslime ilişkin kabulün gerçekleştiği değerlendirilerek menfi tespit davalarının reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 12.295,80-TL peşin harcından mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 11.563,80.-TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 114.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 5-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/02/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/71, K. 2026/218, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-71-e-2026-218-k-d5ffb8a1c67d