İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/685 E. 2026/289 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/685
- Karar No
- 2026/289
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/685 Esas KARAR NO: 2026/289 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 07/08/2025 KARAR TARİHİ: 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin------ Esas sayılı dosyasında alacaklı sıfatıyla yer aldığını, davalı ile davacı arasında yapılan satış kapsamında davalı tarafından ---numaralı ve toplam ----- kilogram parafin alındığını, kesilen faturalar ve ticari defter kayıtlarına göre takibe konu ---- tutarındaki borcun ödenmediğini, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davalının icra takibinden sonra ancak ödeme emrinin tebliğinden önce davacı hesabına ----- ödeme yaptığını, buna rağmen icra takibinden haberdar olduktan sonra borcun tamamına itiraz ettiğini, davalının itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, faturalar ve taraf ticari defter kayıtları incelendiğinde bakiye borcun açıkça görüleceğini beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:-Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğunu ve bu sözleşme kapsamında---- gönderildiğini ileri sürdüğünü, ürün bedeli olarak belirtilen ----- kısmının ödendiğinin ifade edildiğini, ancak davacı şirket tarafından yetkili herhangi bir kişi tarafından böyle bir sipariş verilmediğini, taraflar arasında düzenlenmiş bir satış sözleşmesi bulunmadığını, bu hususun icra takibi öncesinde iyi niyet çerçevesinde karşı tarafa bildirildiğini, alacak konusu yapılan kimyasal ürünün davacı şirket tarafından kullanılmadığını ve kullanılmayacağını, yetkisiz kişi tarafından verilen hatalı sipariş nedeniyle gelen kimyasalın fabrikada kullanılmadan bekletildiğini, satıcı tarafın ürünü geri alması gerektiğinin birçok kez bildirildiğini, davalı tarafın başlangıçta bu durumu kabul ettiğini ancak daha sonra oyalama yoluna giderek ürünü teslim almadığını, davacı şirketin yaşanan sorunun karşılıklı görüşmeler sonucunda iyi niyet çerçevesinde çözüleceğine inanması nedeniyle faturaya ayrıca itiraz etme gereği duymadığını, bu süreçte kabul edilmeyen ürüne muadil bir ürün için davalı şirkete ödeme yapıldığını, buna rağmen ürünün geri alınması ve yapılan ödemenin iade edilmesi yönündeki taleplerin sonuçsuz kaldığını, kimyasalların iade sürecinin tamamlanmasının beklenmesi sırasında davacı şirketin haksız icra takibi ile karşı karşıya kaldığını, bu nedenle borca itiraz edildiğini, söz konusu hususların tanık beyanlarıyla da ispatlanacağını, icra takibi ve açılan davanın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve haksız olduğunu ileri sürdüğünü ve bu sebeplerle davanın reddine, haksız icra takibi nedeniyle davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,--------- esas dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Dava konusu; davacı tarafından davalı adına düzenlenen ------- bedelli faturadan kaynaklanan borcun davalı tarafından yalnızca ------kısmının ödenmesi nedeniyle bakiye kalan ----- asıl alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, ----yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının----- envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı ---- yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde ---- sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, ------- yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfi Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen ------ tutarlı faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin --- hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının takibe konu faturadan kaynaklı olarak takip tarihi ---- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu tespit edilmiş, bununla birlikte, takip tarihinden sonra davalı tarafından------ tutarında ödeme yapıldığı ve söz konusu ödemenin muhasebe kayıtlarında mahsup işlemi ile kaydedildiği, bu ödemenin dikkate alınması halinde ise --- tarihi itibarıyla davacının davalıdan ---- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı -----duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturanın içeriği incelendiğinde --------- ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21 maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaya, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, fatura üzerinde ayrıca “irsaliye yerine geçer” ibaresinin yer aldığı ve belge alt kısmında ----------- adına atılmış bir imza bulunduğu görüldüğü, söz konusu imzanın, faturanın teslim alınmasına veya belgeye ilişkin işlem yapılmasına yönelik olarak atıldığı anlaşıldığı, bu durum, faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, --- tarihinde yayınlanan ---- nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle ------ tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin --- formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple--- formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen ----- tutarlı faturanın davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi ---- itibarıyla davalıdan ---- işlemiş faiz olmak üzere toplam ----- alacaklı olduğu, tespit edilmiş, bununla birlikte, takip tarihinden sonra davalı tarafından --- tarihinde davacı hesabına ---- tutarında ödeme yapıldığı ve bu ödemenin davacının muhasebe kayıtlarında mahsup edildiği görüldüğü, Mahkemenizce söz konusu ödemenin dikkate alınması halinde davacının----- işlemiş faiz olmak üzere toplam ----alacaklı olduğu, söz konusu ödemenin takip tarihinden sonra yapılmış olması nedeniyle dikkate alınmaması halinde ise davacının takip tarihi itibarıyla----- işlemiş faiz olmak üzere toplam ----alacaklı olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz---- Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir-------- Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir ------ Somut olayda mahkemece usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkemenin incelemesine sunmamış, delil olma niteliğine sahip davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının takip tarihi itibarıyle ---- davalıdan alacaklı olduğu ve davalı tarafından davacıya icra takib başlatıldıktan sonra, ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmeden önce davalı tarafından davacıya----- ödeme yaptığı görülmüş olup davalının hatalı sipariş verildiği, muadil ürün gönderildiğine ilişkin savunmalarının sorumluluktan kurtulmaya matuf olduğuna, davalının davacıya ödeme yaparak ve muadil ürün gönderildiği beyan ederek aslında zımni olarak mal teslimini kabul ettiği, malların anlaşılan mallardan farklı olduğuna ilişkin delil sunamadığına kanaat getirilerek davacının ticari defterlerinde yer alan--- asıl alacak yönünden davacının davalıdan bakiye kısmı talep etmekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne kabulüne karar verilmiştir. Davalının takip öncesinde usulüne uygun olarak temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtarname dosya kapsamında bulunmadığından davacının takip öncesi işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davalının -----Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 395.484,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 27.015,51-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.583,83-TL harcın mahsubu ile bakiye 22.431,68-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 4.583,83-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 5.199,23 -TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan 575,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 7.500,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.075,00 -TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 7.778,03-TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 63.277,44-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 15.100,00 -TL maktu/ nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 4.430,83-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 169,17-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde----------- Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/03/2026