İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/677 E. 2026/180 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/677
- Karar No
- 2026/180
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/677 Esas KARAR NO : 2026/180
TALEP : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) TALEP TARİHİ : 08/09/2025 KARAR TARİHİ : 02/04/2026
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep edenler vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin, birbirlerinin çeklerinde aval, ciroları vb. bulunduğunu, müvekkili ... şirketi tarafından üretilen ürünlerin müvekkili ... tarafından satıldığını her iki şirketin hem yönetim ve hem de muhasebe, finansman, satış vb. aynı yerden yönetildiğini, birisi hakkında alınacak kararın diğerini de etkileyeceğini aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu sebeple birlikte dava açıldığını, ... Ticaret Sicilinde ...ticaret sicil numarası ile işlem gören ...Şirketi'nin merkezinin ...olduğunu, şirketin tescilli sermayesinin 5.500.000-TL olduğunu, şirketin ödenmemiş sermayesinin bulunmadığını, konkordato talep eden şirketin ana su şebekeleri ve su hatları ile su arıtma tesisleri, kanalizasyon bertaraf tesisleri ve pompa istasyonları inşaatı (sulama sistemleri (kanallar) dahil) şeklinde olduğunu, genel olarak sıhhi tesisatın toptan alım ve satımını yaptığını, 1996 yılında kurulduğunu, ... Ticaret Sicilinde... ticaret sicil numarası ile işlem gören ... Şirketi'nin merkezinin ... olduğunu, şirketin tescilli sermayesinin 5.330.00-TL olduğunu, sanayi musluk, valf ve vanaları, sıhhi tesisat ve ısıtmada kullanılan musluk ve vanalar ile doğalgaz vanaları, dökme olanlar hariç şeklinde olduğunu, genel olarak pirinçten mamul armatür, vana gaz flex ürünleri ürettiğini, global olarak meydana gelen savaş ve ekonomik krizler, pandemi gibi sebepler nedeniyle yaşanan döviz dalgalanmaları, nakit darlığı gibi sebeplerle şirketin finansal kompozisyonu ve gelecek planlarının olumsuz şekilde etkilendiğini, müvekkili gerçek kişinin, şirketin banka borçlarına kefil olduğunu, borca batıklık durumunun mevcut olmadığını belirterek müvekkilleri lehine mühlet hükümleri uygulanarak neticeten konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. İİK 288 maddesi kapsamında itiraz dilekçesi ibraz eden alacaklılar ilişkili kişi olarak UYAP sisteminden dosyaya eklenmiştir. Talep, 2004 sayılı İİK'nun 285 vd. maddesine dayalı konkordato talebine ilişkindir. İİK 285 maddesinde "Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu vade verilmek veya tenzilat yapılmak sureti ile borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir." hükmü yer almaktadır. 2004 sayılı İİK'nun dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 286 maddesi gereğince konkordato talebine; "a)Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi. b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler. c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste. d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo. e) (Değişik: 6/12/2012-7155/13 md.) Kamu gözetimi, muhasebe ve denetim standartları kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları..." eklenmelidir. Sayılan belgelerin ibrazı konkordato talebi için ön koşuldur. Somut olayda İİK 286 maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak dilekçe ekinde sunulduğu tespit edilmekle 09.09.2025 tarihinden itibaren başlamak üzere konkordato talep edenlere 3 aylık geçici mühlet verilmesine, İİK 288/1 maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından İİK 294, 295, 296, 297 maddelerinin uygulanmasına ve İİK 287 maddesi uyarınca geçici mühlet içerisinde davacıların mal varlığını muhafazası için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilerek ön projede yer alan konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının, yani konkordato talebinde bulunan borçlunun mâli durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığının ve konkordato teklifinin tasdiki şartlarının yerine gelip gelmeyeceğinin yakından incelenmesi amacı ile geçici konkordato komiser heyeti görevlendirilmiştir. Geçici komiser heyeti tarafından düzenlenen rapor ve dosya kapsamına göre geçici mühlet süresinin 09.12.2025 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verilmiştir. İİK 289 md. uyarınca konkordato talep eden şirkete 09.02.2026 tarihinden itibaren 1 yıl kesin mühlet verilmiştir. Konkordato komiser heyeti 22.03.2026 tarihli nihai raporunun sonuç kısmında ".... A.Ş.'nin kaydi değerlere göre 70.182.774,98 TL tutarında pozitif özkaynağa sahip olduğu görülmekte iken, rayiç değer esasına göre yapılan hesaplamada özkaynakların (-) 684.859.241,11 TL seviyesine gerilediği yani 28.02.2026 tarihi itibariyle borca batık durumda olduğu tespit edilmiştir. ... Tic. Ltd. Şti. bakımından karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde, ilk bakışta özkaynak yapısında belirgin bir iyileşme olduğu izlenimini verdiği; Nitekim 09.09.2025 tarihinde negatif olan özkaynak yapısının, 28.02.2026 tarihi itibariyle rayiç değer esasına göre pozitif seviyeye ulaştığı tespit edilmiştir. Bu durum, şekli anlamda borca batıklık halinden çıkıldığı yönünde bir kanaat oluşturabilecek niteliktedir. Şirketin 28.02.2026 kaydi değerlere göre -28.020.163,60 TL borca batık olduğu, 28.02.2026 tarihli rayiç değerlere göre ise 364.326.818,91 TL olarak pozitif özkaynağa sahip olduğu ve borca batıklık halinden çıktığı görülmekle birlikte; söz konusu iyileşmenin bileşenleri incelendiğinde, bu dönüşümün sürdürülebilir bir operasyonel performans artışından ziyade, bilanço kalemlerinin kompozisyonundaki değişimden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte ...Tic. Ltd. Şti. nin önemli risklerinden biri de uzun vadeli alınan sipariş avanslarının bi üdür (750,6 milyon TL). Bu durum, şirketin faaliyet modelinin büyük ölçüde “ön finansmanlı satış” şeklinde çalıştığını, yani henüz veya teslim etmediği işler için müşterilerden peşin kaynak temin ettiğini göstermekte, bu da likidite riski ve konkordato projesinin uygulanabilirliği ve sürdürülebilirlik bakımından önemli risk barındırmaktadır. engrup bakımından ise; kaydi kayıtlarda 70.182.774,98 TL pozitif özkaynak görünmesine rağmen, rayiç değer esasına göre özkaynakların -684.859.241,11 TL seviyesine gerilediği ve ciddi ölçüde negatife döndüğü anlaşılmaktadır . Bu fark, bilançoda yer alan bazı varlık kalemlerinin (özellikle stoklar ve benzeri hesapların) gerçeğe uygun değerlemede önemli ölçüde değer kaybına uğradığını ve şirketin aslında ekonomik anlamda borca batık durumda olduğunu ortaya koymaktadır. Finansal analiz açısından bu durum, işletmenin varlıklarının borçlarını karşılayamadığını ve TTK m. 376 kapsamında değerlendirilebilecek düzeyde sermaye erozyonu ve finansal sürdürülebilirlik riski bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca; tüm mali ve finansal olumsuz gelişmelerin yanında; borçlu şirketlerin, konkordato süreci devam ederken komiser heyetinin izni ve denetimi dışında fabrikaların boşaltılmasına yönelik girişimlerde bulunmaları ve üretim araçlarının (makine ve ekipmanların) vinçler vasıtasıyla farklı lokasyonlara sevk edilmesi, İİK'nın konkordato sürecinde borçlunun tasarruf yetkisinin - sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemeleri ile bağdaşmayan nitelikte olup, bu eylemler borçlunun malvarlı; koruma ve alacaklı menfaatlerini gözetme yükümlü söz konusu tasarrufların, ekonomik ve hukuki sonuçları itibarıyla iyiniyetli davranma yükümlülüğü (dürüstlük kuralı) ile örtüşmediği yönünde güçlü emareler taşıddeğerlendirilmektedir. Bu kapsamda Anılan gelişmeler üzerine, olayın adli boyuta taşınması suretiyle emniyet güçleri nezaretinde tutanak altına alınması ve gecikmeksizin mahkemenin bilgisine sunulması, sürecin denetime elverişli hale getirilmesi bakımından yerinde bir uygulama olup, konkordato sürecinin şeffaflığı ve yargısal denetimin etkinliği açısından önem arz etmektedir. Bu durum aynı zamanda, borçlunun tasarruflarının olağan ticari faaliyet sınırlarını aşıp aşmadığının objektif şekilde değerlendirilmesine imkân sağlamaktadır. Dosya kapsamında incelenen sevk irsaliyelerinde teslim alan taraflara ait imza veya teslim teyidinin bulunmaması, söz konusu işlemlerin fiili mal teslimine dayanıp dayanmadığı hususunda ciddi tereddütler doğurmaktadır. Ticari teamüller ve ispat hukuku bakımından, sevk irsaliyelerinin teslim alan tarafından imzalanması, malın zilyetliğinin devri ve işlemin gerçekliği açısından temel bir unsurdur. Bu eksiklik, özellikle konkordato sürecinin kritik döneminde gerçekleştirildiği beyan edilen yüksek hacimli satış işlemlerinin, gerçek ticari faaliyet mi yoksa bilanço iyileştirmeye yönelik şekli işlemler mi olduğu yönünde şüphe uyandırmaktadır. Nitekim kısa bir zaman diliminde ortaya çıkan olağan dışı satış artışları, ticari hayatın olağan akışı ve piyasa dinamikleri çerçevesinde ayrıca sorgulanması gereken bir göstergedir. Öte yandan, şirket mali tablolarının belirli hedeflere ulaşılmış izlenimi vermesine rağmen, üretim araçlarının ve stokların kontrolsüz ve izinsiz şekilde yer değiştirmesi, konkordato projesinin temelini oluşturan faaliyet sürekliliği” varsayımını zayıflatmaktadır. Zira başarıya ulaşabilmesi, yalnızca bilanço kalemlerinin kâğıt iyileşmesine değil, aynı zamanda işletmenin üretim kapasitesini, varlık bütünlüğünü ve operasyonel devamlılığını koruyabilmesine bağlıdır. Bu bağlamda söz konusu tasarrufların, hem hukuki güvenliği hem de ekonomik sürdürülebilirliği olumsuz etkileyerek, konkordato projesinin fiilen ve hukuken uygulanabilirliğini zedeleyebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmaktadır. şirket açısından ortak olarak, konkordato projelerinde öngörülen finansal iyileşmenin büyük ölçüde operasyonel performans artışına değil, bilanço kalemlerinin yeniden sınıflandırılması, alacak büyümesi ve dışsal feragatlere dayanması, projelerin sürdürülebilirliğini zayıflatan temel unsurlardan biridir. Akademik olarak bu durum, “financial engineering without operational recovery” şekli konkordato başarısının temel koşulu olan faaliyet kârlılığı yeterince desteklenmediğini göstermektedir. Bu çerçevede ayrıca, söz konusu avans işleminin gerçekten ticari bir sipariş ilişkisine dayandığı, yoksa grup şirketleri arasında bir fon aktarımı (finansman) yöntemi niteliğini taşıdığı hususu önem arz etmektedir. Şayet ortada gerçek bir sipariş, proforma fatura ve buna bağlı makul süre içinde ifa edilen bir mal teslimi bulunmamakta ise; işlemin vergi hukuku ve ticari muhasebe bakımından kazanç dağıtımı, grup içi finansman veya borç verme ilişkisi olarak nitelendirilmesi gündeme gelebilecel Nitekim ödenen avans karşılığında mal teslimatının makul sürede gerçekleşmemesi halinde, vergi er denetim mercilerince bu tutarın fiilen borç verme işlemi olarak değerlendirilmesi ve avansı veren şirket tarafından avansı kullanan şirkete faiz işletilmesi yahut bu mahiyette finansman hizmeti faturası düzenlenmesi gereki ileri sürülebilecektir. Şirketlerin konkordato ön projesinde esas aldıkları 09.09.2025 tarihli mali tablolar 28.02.2026 tarihli işbu raporda yapılan incelemede de, söz konusu mal teda borcunun yerine getirilmediği ve fiili mal tesliminin gerçekleşmediği görüldüğünden, ... bakımından kaydi ve rayiç bilançoda verilen sipariş avansları hesabı tenzil edilmiştir. Ancak Sayın Mahkemenin aksi kanaate varması ve verilen sipariş avanslarının fiktif bir işleme değil, gerçek bir ticari mal alışverişine dayandığını kabul etmesi halinde; ... açısından verilen sipariş avansları hesabının tenzili sonrası (-684.859.241,11 TL) seviyesine gerileyen ve şirketi borca batık hale getiren özkaynağın, bu hesabın dikkate alınmaması durumunda (70.424.066,21 TL) seviyesine geldiği ve şirketin borca batıklık halinden çıktığının anlaşılacağı tabiidir. Aynı şekilde ... hesapları bu hesap özelindi de; şirketin 340 Alınan Sipariş Avansları hesabında yer alan bu bakiyenin, her iki halde de şirketi negatif özkaynak durumuna düşürmediği, başka bir anlatımla şirketin özkaynağını yitirmesine neden olmadı müştür. Bu nedenle söz konusu hesap, ... yönünden ayrıca belirleyici bir unsur olarak değerlendirilmemiştir. Nitekim alınan sipariş avansları hesabının tenzili öncesinde (364.326.818,91 TL) özkaynağa sahip olan şirketin, bu hesabın tenzili sonrasında da (1.114.941.655,85 TL) düzeyinde özkaynağa sahip olacağı hesaplanmaktadır. Bununla birlikte, bu tutarların yüksekliği şirketin gelecekteki faaliyet yükümlülüğünün de son derece yüksek olduğunu göstermektedir...Son olarak, her iki şirkette de komiser denetimi dışında gerçekleştirilen bahsi geçen işlemler, yalnızca hukuki bir ihlal değil, aynı zamanda finansal analiz açısından varlık riski (...) ve kurumsal yönetişim zafiyeti konkordato projelerinde doğruluğunu doğrudan zedelemekte ciddi biçimde azaltmaktadır. ..." yönünde görüş belirtilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 292. Maddesinde; "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Komiser heyeti tarafından 25/02/2026 tarihli tutanak tanzim edilmiştir. Tutanağın incelenmesinde; 25/02/2026 tarihinde saat 15:30 civarında ilgili borçlu şirketlerin alacaklı vekillerinden biri tarafından ...'a şirketler hakkında mal kaçırdığına dair ihbar geldiği, borçlu şirketlerin içinin boşaltıldığı bilgisinin verildiği, komiser heyetinden...ve ...'ın şirketlere daha yakın konumda olması sebebiyle ivedi olarak ilgili şirketlere gidildiği, şirketlerin komiser heyetinden izin almaksızın boşaltıldığının görüldüğü, binaya vinçlerin yanaştığı ve makinelerin boşaltıldığının görüldüğü, olay yerine polisin çağrıldığı, polisler, kamyon ve vinç şoförleriyle karakola geçildiği, ilgili borçluların iyi niyetli olmadıkları, komiser heyetinden izinsiz şirketlerin boşaltıldığının görüldüğüne ilişkin tutanak tanzim edildiği ve bu hususa ilişkin fotoğraf çekilerek tutanağa eklendiği anlaşılmıştır. Aynı tarihli kolluk kuvvetleri tarafından tutulan tutanağın incelenmesinde; ... plakalı kamyon içerisine iki adet makinenin yüklendiği, kamyon şoförüne araçta bulunan makinelerin kime ait olduğu sorulduğunda konkordato talep eden şirketlere ait olduğu ve ... isimli şahsın nakliye işini verdiğini tespit ettiklerini bahse konu makinelerin vinç yardımı ile birlikte tekrar işyeri içerisine bıraktırıldığı ve ayrıca işyeri önünde iki adet vinç ve sahibinin bulunduğu tutanak altına alınmıştır. Bahse konu tutanaklardan sonra mahkememizce konkordato komiser heyetince bilirkişi atanarak talep eden şirketlerin stok ve demirbaş sayımı yapılmasına ilişkin ara karar tesis edilmiştir. Konkordato komiserleri ara raporunda bu hususa ilişkin olarak; makine mühendisi ...tarafından hazırlanan 05.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda borçlu ... şirketine ait fabrika ekipmanlarının bir kısmının fabrikada bulunduğu, bir kısmının ise 3 ayrı adreste bulunduğu tespit edilerek fotoğraflandığı ve tabloda 106-144 sıra nolar arasında bulunan makine ve cihazlar ... firmasına şirket yetkilileri eşliğinde gidilerek ve yerinde görüldüğü, tespitte makine ve cihazların henüz kurulmadığı temizlik, bakım ve revizyonlarının yapıldığı, tabloda ... sıra nolar arasında bulunan makine ve cihazlar ...firmasına şirket yetkilileri eşliğinde gidilerek ve yerinde görüldüğü, tespitte makine ve cihazların henüz kurulmadığı temizlik, bakım ve revizyonlarının yapıldığı, ... sıra nolar arasında bulunan makine ve cihazlar... firmasına şirket yetkilileri ile gidilerek ve yerinde görüldüğü, tespitte makine ve cihazların henüz kurulmadığı temizlik, bakım ve revizyonlarının yapıldığının tespit edildiği, borçlu şirketlere ait makinelerin önemli bir kısmının üçüncü kişilerin işyerinde bulunduğu, konkordato projesi ağırlıklı olarak ticari faaliyet karına dayanan bir borçlunun fabrikasının çalışmasını ve üretimini durduracak şekilde fabrikasını ve makinelerini bakıma alması da ticari hayatın olağan akışına aykırı görüldüğü, söz konusu makinelerin bulunduğu yerde tamir ve bakımının yapılmak yerine iştigal konusu bakım ve onarım olmayan aksine borçlu ile aynı alanda ticari faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan ... Ltd. Şti’nin (..,) ve ...Ltd. Şti’nin (...,) ve ayrıca ... Şirketi’nin (...) adreslerine makinelerin bakım ve onarım için götürülmesi de ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı, komiser heyetine bakım ve onarım yapılacağına dair herhangi bir bilgi verilmediği gibi bakım ve onarım faturası da sunulmadığı, makinelerin bir kısmının götürüldüğü ... şirketinin alacaktan feragat beyanında bulunduğu, borçluların stoklarının tamamına yakınını elden çıkartmaları da, geçmiş dönem mali verilerine ve ticari hayatın olağan akışına aykırı nitelikte değerlendirildiği, 25.02.2026 tarihli tutanak ve 05.03.2026 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler çerçevesinde aralarında organik bağ bulunan grup şirketi borçluların dürüstlük kuralına aykırı şekilde davrandıkları, iyiniyetli olmadıkları, mal varlığını kaçırmaya yönelik harekette bulundukları anlaşıldığı belirtilmiştir. Tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı "..." muamele merkezli konkordato talep eden ...Şirketi (VKN: ...) ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün..sicil nosunda kayıtlı "..." muamele merkezli konkordato talep eden ... A.Ş. (VKN:...) yönünden konkordato komiser heyeti tarafından tutulan 25/02/2026 tarihli tutanak, 05/03/2026 tarihli bilirkişi raporu ve 08/03/2026 tarihli komiser görüşü dikkate alındığında borçlu şirketlerin konkordato projesinin temelinin ticari faaliyet kârına dayandığı, borçlu şirketçe önemli ölçüde makinesinin komiser heyeti izni olmaksızın üçüncü kişilerin işyerlerine taşındığı, her ne kadar borçlu şirketçe söz konusu makinelerin bakım ve onarımı yapılacağı iddia edilmiş olsa da makinelerin taşındığı üçüncü kişilerin borçlu şirketler ile aynı alanda iştigal eden şirketler olması, makinelerin bir kısmının götürüldüğü ... şirketinin alacaktan feragat beyanının bulunması, söz konusu makinelerin bakım ve onarımının yapılacağına ilişkin borçlu şirketlerce komiser heyetine herhangi bir bildirimde bulunulmaması ve bakım ve onarıma dair herhangi bir fatura ibraz edilememesi dikkate alındığında İİK 292/1-c maddesi uyarınca borçlu şirketlerin mal kaçırmaya matuf davranışlar içerisinde olduğu ve komiser heyetinin talimatlarına aykırı hareket ettiği ve konkordato projesinin başar kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Ayrıca konkordato komiser heyeti raporunda şirket mali tablolarının belirli hedeflere ulaşılmış izlenimi vermesine rağmen, üretim araçlarının ve stokların kontrolsüz ve izinsiz şekilde yer değiştirmesi, konkordato projesinin temelini oluşturan faaliyet sürekliliği varsayımını zayıflattığı, zira konkordato projesinin başarıya ulaşabilmesi, yalnızca bilanço kalemlerinin kâğıt üzerinde iyileşmesine değil, aynı zamanda işletmenin üretim kapasitesini, varlık bütünlüğünü ve operasyonel devamlılığını koruyabilmesine bağlıdır. Bu bağlamda söz konusu tasarrufların, hem hukuki güvenliği hem de ekonomik sürdürülebilirliği olumsuz etkileyerek, konkordato projesinin fiilen ve hukuken uygulanabilirliğini zedeleyebilecek nitelikte olduğu kanaatine varıldığı da tespit edilmiş olup bu tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde talep eden şirketlerin konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin olmadığı, borçluların komiser heyetinin izni ve denetimi olmaksızın mal varlığını eksiltmeye yönelik fiiller içinde bulunduğu kanaatiyle davanın reddine, geçici mühlet ihtiyati tedbir kararlarının 02.04.2026 tarihi itibari ile kaldırılmasına, konkordato komiser heyetinin görevinin hüküm tarihi itibari ile sonlanmasına karar verilmiştir. Öte yandan, işletmenin devamlılığına göre rayiç bilançoya göre şirketin borca batıklık ve dolayısıyla iflas durumunun bir kez daha değerlendirilmesi için iflas koşullarının yönünden davanın işbu dosyadan tefrikiyle tefrik edilen dosya üzerinden yeniden yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, Konkordato talep eden şirketler lehine uygulanan ihtiyati tedbir hükümlerinin kaldırılmasına, bu hususta ilgili mercilere müzekkere yazılmasına, ilan işlemlerinin tamamlanmasına, Komiser heyeti görevinin hüküm tarihi olan 02.04.2026 itibarıyla sonlandırılmasına, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-₺ maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40-₺ harcın mahsubu ile bakiye 116,60-₺ harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Konkordato talep edenler tarafından yapılan yargılama giderlerinin talep edenler üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın talep eden vekiline tebliğinden itibaren, alacaklılar yönünden ilan tarihi itibarıyla 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/04/2026
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza