İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/667 E. 2026/347 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/667
Karar No
2026/347
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/667 Esas KARAR NO : 2026/347

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/07/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, mahkememize açtığı 18/07/2025 tarihli dava ile davacı, hazır giyim ve konfeksiyon üzerine giyim eşyası imalatı, işi ile iştigal etmediğini, borçlu taraf ve davacı arasında cari hesap oluşturacak şekilde fason iş sözleşmesi akdedilip, bir çok ticarete giriştiklerini, iş bu fason iş sözleşmesine istinaden davacı firma tarafından borçlu firmaya üretimini yapmış olduğu ürünlerin tamamını eksiksiz bir şekilde davacının iştigal adresi olan ... Mah. ...... Sk. ... Tekstil No: .. .../ .... adresinde yapıp teslim ettiğini, davacı ile davalı borçlu firma arasına akdedilen fason iş sözleşmesi gereği siparişe konu ürünler belli aralıklarla üretilip davacı şirketin iştigal adresinde teslimi gerçekleştiğini, iş bu üretimden kaynaklı olarak ta davacı firma ile davalı borçlu firma arasına cari hesap alacağı oluştuğunu, iş bu alacağa istinaden davacı firmaya bir kısım ödemeler geçekleştirildiğini ancak Küçükçekmece İcra Müdürlüğü' Nün ..../..... E. Numaralı dosya ile talep ettikleri bakiye 102.064,24-TL davacı şirkete ödenmediğini, borçlu tarafından tahsilatı geciktirmek amaçlı ve kötüniyetli ve haksız itiraz yapıldığını ve halen de davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak ve alacağı sürüncemede bırakma kastı ile yapılan İtirazın iptaline ve takibin 102.064,24-TL üzerinden devamına, ileride telafisi imkansız zararların önüne geçmek adına öncelikle teminatsız ancak mahkeme aksi kanaatte ise uygun teminat karşılığında ihtiyati haciz kararına hükmedilmesine, borçlunun % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine,masraflar ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacaklı tarafça icra dosyasına sunulan cari borç alacağından kaynaklandığı iddia edilen borç haksız ve hukuki, dayanaktan yoksun olduğunu, böyle bir borcun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hem asıl alacağın hem de işletilen sözde faizin ve faiz oranının, borç ilişkilerine aykırı olduğunu . müvekkili olduğu şirketin alacaklı olarak görüne tarafa böyle bir borcu olmadığını, davacı tarafça faturalarda belirtilen mallar gönderilmeden malların faturaları gönderildiğini, davalı müvekkili tarafça da davacı ile aralarında süre gelen cari ilişki güvenine dayanarak malların gönderileceği inancı ile faturalara itiraz edilmediğini, ancak faturalarda belirtilen mallar müvekkiline teslim edilmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, davanın reddine, Takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri, arabuluculuk vekalet ücreti ve dava vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Ticari ilişkiden kaynaklı alacağa yönelik başlatılan itirazın iptali ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: tarafların BA-BS formlarının celbi için ilgili vergi dairelerine müzekkereler yazılmıştır. 3-Mahkememize sunulan 24/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle : "1-Davacı .......İnş.....Tar.San.ve Tic.Ltd.Şti 'nin — yapılan ticari defter incelemesinde ; VUK.m.182 ve 6102 sayılı yeni TTK m.64' e göre tutulması gereken ve sunulan 2024 yılı ticari defterlerinin, Elektronik Defter şeklinde tutulduğu ve 13.12.2011 tarih ve 28141 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 1.sıra no.lu ve 24.12.2013 tarih ve 28861 satılı Resmi Gazetede yayımlanan 2 sıra nolu Elektronik Defter Genel Tebliğlerine uygun olarak AÇILIŞ -KAPANIŞ tasdiklerinin (Beratlarının) alındığı, hesaplarının kanuna ve usule uygun olarak tutulduğu, .- 19.11.2024 takip ile, davalının davacıdan 798.175,76 TL alacağı olduğu ,Ancak, 2024 yılında ( 22.07.2024 800.000 TL, 13.08.2024 tarihinde 800.000 TL ve 04.09.2024 tarihindeki 1.400.000 TL olmak üzere) toplam 3.000.000 TL borçludan tahsil edilen tutarın, 2024 yılında ticari deftere seh'ven ,mükerrer işlendiği, 04.10.2024 vadeli 2.100.000 TL çekin ,04.10.2024 tarihinde tahsil edilmesine rağmen hiç işlenmediği Davalı firmanın 798.175,76 TL alacağından, mükerrer kaydedilen 3.000.000 TL tahsilat düşüldüğünde (798.175,76 - 3.000.000 ) £ davacının 2.201.824,24 borçlu olacağı , 2.100.000 TL çek bedeli bu borçtan düşüldüğünde, 19.11.2024 takip tarihi itibari ile ; davalının davacıya (......... — 2.100.000) 101.824.24 TL borçu kalacağı 3-Davalı tarafın defterlerini sunmadığı, yerinde inceleme talebi de olmadığından davalı yanın defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı , 4-Tarafların BA-BS formlarının birbiri ile uyumlu olduğu ,ancak ,davalı borçlu yanın davacı adına düzenlediği 4 adet KDV hariç 460.827,270 TL satış faturası BA formunda davacı yanca beyan edilmiş ise de( 2021 yılı Temmuz ayından beri elektronik sistemde itiraz edilmeyip kabul edilen e-faturalar otomatik BAJEBS formunda yer almaktadır.) , takip tarihinden sonra düzenlenmiş olan 2 adet faturanın (26.11.2024) tr....... Nolu 336.175,75 TL tutarlı E-fatura) , Batman ...Noterliği'nin 06.12.2024 tarihli(10.12.2024 tebliğir) ..... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile (21.11.2024 ir. ....... No.lu 101.824,24 TL tutarlı E-fatura) , Batman ...Noterliği'nin 28.11.2024 tarihli(02.12.2024 tebliği tr) .... yevmiye no.lu ihtamamesi ile TTK 21/2.md.sine göre 8 günlük yasal sürede itiraz edilerek iade edildiği ve kayıtlara alınmadığı ..-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..../..... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinde 102.064,24 TL asıl alacağın talep edildiği, 19.11.2024 tarihinde Bu durumda takip talebi/icra emrinde asıl alacak yönünden (102.064,24-101.824,24)-240 TL fazla talep mevcut olduğu," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 5-Davaya konu Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ..../..... E. Sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında fasan üretime yönelik ticari ilişki bulunduğunu, üretilen malların davalıya teslimine rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından malların gönderilmediğini, mallar gönderilmeden faturanın gönderildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye güvenilerek malların gönderileceği inancıyla faturalara itiraz edilmediğini, davacının teslimi ispatlaması gerektiğini borcu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine de itiraz edilmiş olup, davalının adresinin Avcılar olduğu dolayısıyla Küçükçekmece İcra Daireleri'nin takipte yetkili olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının iptaline karar vermek gerekmiş, davanın esasına girilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise inceleme süresi içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 101.824,24 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının cari hesaba kaydettiği alacaklı olduğu faturaların davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından takip tarihinden sonra 26.11.2024 ve 21.11.2024 tarihlerinde 8 günlük yasal süresinden sonra iade faturalar düzenlediği anlaşılmış ise de söz konusu faturaların davacı tarafından süresi içerisinde itiraz ve iade işlemine tabi tutulduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ..../... E., ..../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ..../..... E., ..../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği .../.. dönemine ait BA formu ile davacı Erdal Karahan'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra ..... dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 101.824,24-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı bilirkişi raporuna itiraz ederek davacının malların teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini iddia etmiş ise de davalının cevap dilekçesindeki beyan ve ikrarı gözetildiğinde davacı tarafından faturanın davalıya teslim edildiği, davalı tarafından süresi içerisinde faturalara itiraz edilmeyerek BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından takipten sonra ve yasal süresinden sonra iade faturalar kesilerek ürünlerin teslim edilmediğinin öne sürülmesinin basiretli tacir yükümlülüğüne uygun olmadığı gibi yukarıda da belirtildiği üzere ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmakla birlikte davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde delil olarak e-irsaliyelerin de sunulduğu davalı tarafından e-irsaliyelere de süresi içerisinde itiraz edilmediği davalının faturaları aldığına yönelik cevap dilekçesindeki beyan ve ikrarı karşısında ürünlerin teslim alınmadığına yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..../..... E., .../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Davacı yan, davaya konu faturanın tahsili amacıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış, ödeme emri davalıya 09.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davaya konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak davalının bu faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirdiği anlaşılmaktadır. Davalı her ne kadar ödeme emrini tebliğ aldıktan bir gün sonra 10.01.2018 tarihinde Vergi Dairesine başvurup düzeltme beyannamesi vererek söz konusu faturayı BA formundan çıkarmış ise Yargıtay (kapatılan) ..... Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, .../.... E., .../.... K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesi davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacaktır. Bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir. Bu itibarla İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, yukarıda belirtilen sebeplerle fatura içeriğinde yer alan malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluştuğu, bu karinenin aksini ispat külfetinin davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ispat külfeti hususunda yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen inceleme kesin süresi içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..../.... Esas, ..../.... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ..../.... Esas ve ..../..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Son olarak Mahkememizce davalıya yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda beyanda bulunması için süre verilmiş davalı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla davalının iddialarını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 101.824,24-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 101.824,24-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faizi talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 20.364,84-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davalı tarafından da tazminat talep edilmiş olup, alacağın likit olduğu ve davacının kendi defter ve kayıtları ile kendi kestiği faturalara göre fazla alacak bakımından talepte bulunduğu anlaşılmakla reddine karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 48,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 101.824,24-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı ve yetki yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 20.364,84-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İtirazın iptali talebinin reddine karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 48,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 6.955,61-TL harçtan peşin alınan 1.540,08-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 5.415,53 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 1.540,08-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.155,48-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 4.589,18-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 10,82-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafça yapılan 7.590,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7.572,15-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA , 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 240,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/03/2026

Katip ..... ¸e-imzalıdır

Hakim ........ ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/667, K. 2026/347, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-667-e-2026-347-k-431eb1e1a0bf