İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/656 E. 2025/1004 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/656
Karar No
2025/1004
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/656 Esas KARAR NO : 2025/1004

DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2025 KARAR TARİHİ : 29/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ... A.Ş.’nin iştigal konusu, ‘Bankaların, katılım bankalarının ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıkların satın(devir) alınması ve satılması’ faaliyeti, ayrıca ...'nun iştiraki olduğunu, davaya/takibe konu alacak öncelikle ... A.Ş. tarafından 08.04.2002 tarihinde...'ye devredildiğini, ... ise alacağı, 30.03.2006 tarihinde ...A.Ş’ye devretmiştir.... A.Ş.'nin, 06.03.2017 tarihinde müvekkil şirket ... A.Ş. ile birleşmesine karar verildiğini, ... A.Ş.... şubesi ile ... Şti. arasında tanzim olunan ekli kredi sözleşmeleri ile dava dışı borçluya krediler kullandırılmış olup davalı da işbu kredi sözleşmelerinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil konumunda olduğunu, davalı/borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemesi üzerine, kredi kullandıran banka tarafından kredi hesabı ... 9. Noterliği'nin ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi kat edilmiş olup hesap kat ihtarnamesi davalıya 24.04.1998 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, böylelikle alacağın tamamı muaccel hale geldiğini, 24.06.2013 tarihinde davalı hakkında davaya konu icra takip dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, bahse konu borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olup borçlunun haksız itirazları ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesi "Bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır." hükmünü içermekt olduğunu, geçmişe etkili olacağı 5411 sayılı kanunda açıkça kabul edilen bu lehe hüküm gereğince, somut olayda kanunda belirtilen 20 yıllık sürenin aranması gerektiği açık olduğunu, hal böyle iken huzurdaki davaya konu alacağın ...'ye devredilmesi ile birlikte alacak, fon alacağı haline gelmiş olduğundan ve 08.04.2002 devir tarihi itibariyle alacak hakkında henüz 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. Maddesi gereğince zamanaşımı süresi 20 yıla uzamış olduğunu, ... tarafından temlik alınan alacak, fon alacağı hükmünde olup Bankacılık Kanunu 143. Maddesi uyarınca alacağın... Şirketi'ne devredilmesi halinde de takip ve davalar kaldığı yerden devam etmekle birlikte alacağın fon alacağı hükmü devam edeceğini, bu nedenle borçlunun itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı defi yerinde olmadığı, tüm bu nedenlerle; davalının ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasına yapmış olduğu borca ve tüm ferilere yönelik itirazın iptali ile ile takibin asıl alacak, BSMV ve asıl alacağa yıllık %22 oranından az olmamak üzere değişen oranlarda ticari temerrüt faizinin iki katı oranı uygulanmak suretiyle devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, her ne kadar davacı tarafından, 08.04.2002 devir tarihi itibarıyla alacak hakkında henüz zamanaşımı süresi dolmadığından; alacağın ...'ye devredilmesiyle birlikte zamanaşımı süresinin 20 yıla uzamış olduğu iddia edilse de bu iddialar yerinde olmadığını, asıl borçluya başvurulup başvurulmadığının mahkemece araştırılması gerekmekte olduğunu, akdedildiği iddia edilen kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin kefil olması için eşinin rızası gerekmekte olup, kefalet tarihinde böyle bir rıza bulunmadığını, kefaletin konusu ve asıl borç açıkça belirli olmadığını, müvekkilinin iradesi sakat olup kafelat geçersiz olduğunu, kefaletten dönülmesi mümkün olup müvekkilinin bu hakkını kullanmakta olduğunu, davacının %20 icra inkar tazminatı talebinde bulunması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket icra takibi açılmasına sebebiyet vermediğini, davacı herhangi bir zarara uğramadığını, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle; davanın zamanaşımı yönünden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, davacının ... 5.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespitine ilişkin olduğu anlaşıldı. ... 5. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasında yapılan incelemede yenileme öncesi esasın ... olduğu; takibin 24/06/2013 tarihinde başlatıldığı; 3.796,44 TL asıl alacak, 44.723,21 TL faiz olmak üzere toplam 48.519,65 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı; takibin işlemsiz bırakılmasının ardından 07/10/2022 tarihinde icra dosyasının yenilendiği; davalının takibe konu borca ve ferilerine ilişkin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davaya konu alacağa ilişkin yapılan incelemede ... A.Ş ile dava dışı asıl borçlu ...Şti arasında 12.11.1997 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı; davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı; davalıya ... 9. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun 07.08.1998 tarihi itibariyle 10.638.378.459 TL'sinin işleyecek faiz, fon, gider vergileriyle birlikte 24 saat içesinde ödenmesinin ihtar edildiği; davalıya iş bu ihtarnamenin 14.08.1998 tarihinde tebliğ edildiği ve davalının 16.08.1998 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Yargıtay 11. HD ... Esas ...Karar sayılı ilamı ve İstanbul BAM 14. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamında " ... 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünün düzenlendiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5.maddesinde ise "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. HD'nin ... E- ... K sayılı, 31/05/2022 tarihli emsal karar içeriğinde de belirtildiği üzere; Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz. Kefaletteki on yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiş olup, davaya konu kredi sözleşme ve kefaletnamenin 1999 tarihli olduğu ihtilafsızdır. Dosya içindeki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, 06/12/2001 tarihinde .. 6. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından davalılar hakkında genel haciz yolu ile esas takibe başlanıldığı, icra takip dosyasının 18.07.2011 tarihinde kaydının kapatıldığı, 28.10.2015 tarihinde icra dosyasının yenilenmesinin talep edildiği, icra müdürlüğünce talebin kabul edilerek takip dosyasının ... E numarası ile yenilendiği ve borçlulara yenileme emri tebliğe çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, kredi kefalet tarihinin 1999 yılı olduğu dikkate alındığında ve takibin yenilenme tarihinin 28.10.2015 tarihi olduğu gözetildiğinde, yukarıda yer verilen kanundaki sürelerin hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin kesilmesi ve durması söz konusu olmayacağından davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuş, bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir." dikkate alındığında, Davaya konu sözleşmenin 1997 tarihli olduğu; ihtarnamenin 1998 tarihli olduğu 6098 sayılı kanun yürürlüğe girmesinden önce yapıldığı anlaşılmakla 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5.maddesinde ise "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. HD'nin ... E-... K sayılı, 31/05/2022 tarihli emsal karar içeriğinde de belirtildiği üzere; Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamayacağından davalı yönünden 24/06/2013 tarihinde hak düşürücü süre geçtikten sonra takip başlatılması sonucu iş bu davanın açılması nedeniyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL karar harcı alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin taraf üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 29/12/2025

KATİP ¸e-imzalıdır

HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/656, K. 2025/1004, T. 29.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-656-e-2025-1004-k-fbb4ba9728c4