İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/637 E. 2026/523 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/637
- Karar No
- 2026/523
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/637 Esas KARAR NO : 2026/523
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 12/09/2025 KARAR TARİHİ : 10/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 12/02/2023 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ...plakalı... marka aracı ile Merkez mahallesi Ordu caddesinden Madalyon sokağındaki İETT araçlarının kullanmış olduğu tahsisli İETT araçlarından dolayı yoldan geçemeyince çıkmak için geri manevra yaptığı esnada karşıdan karşıya geçmeye çalışan müvekkilin annesi yaya ...'a çarparak ağır yaralanmasına neden olduğunu, hastanede tedaviye alınan ... 22 gün komada kaldıktan sonra 03/03/2023 günü vefat ettiğini, Gaziosmanpaşa ... Asliye Ceza Mahkemesi ... esas nolu dosyada yapılan yargılama kapsamında mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden kusurun tespitine dair alınan 10/08/2023 tarihli rapora göre sanık sürücü ...'nın asli derecede kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'un kusursuz olduğu sonucuna varıldığını, yerel mahkemece, 10/08/2023 tarihli ATK raporu hükme esas alındığını ve sanık ...’nın gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğu gerekçesiyle 3 yıl 4 ay hapisle cezalandırıldığını, bu karar İstanbul BAM 19. Ceza Dairesi 2024/345 esas ve 2024/2954 karar nolu ilamı ile kesinleştiğini, müvekkil ... annesi ...’un 12.02.2023 tarihinde komaya alınmasıyla işten ayrıldığını, ruhen ve fiziken toparlanamadığından ve çocuğu ile ilgilenmesi gerektiğinden bir daha çalışamadığını, muris..., 12.02.2023 tarihine kadar müvekkil ile birlikte ikamet ettiğini, maddi ve manevi müvekkilini destek olduğunu, gündelik ev işlerinden çocuğu küçük Zeynep'in bakımına, okula bırakılıp alınmasına kadar her an müvekkilin yanında olduğunu, dava öncesi davalı sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmasına karşın herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, 12/02/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonrası 03/03/2023 tarihinde vefat eden ...’ un desteğinden yoksun kalan davacılar kızı ... ve torunu...için, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik ayrı ayrı 50,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile şimdilik 50,00 TL cenaze – defin giderlerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 01/10/2022-2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ...numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami kaza tarihinde poliçe kapsamında müvekkil şirketin sorumlu olabileceği teminat limiti 1.200.000.-TLile sınırlı olduğunu, davacı kızı ...’ ın annesini kaybettiğinde evli ve 1 çocuk annesi olduğu, erişkin olan Fatma’ nın destek yaşının üzerinde olduğunu, torunu Zeynep’ in sürekli ve düzenli olarak anneannesinin desteğinde olduğunun tanık beyanları dışında somut delillerle ispatlanması gerektiğini, bu bağlamda davacıların destek zararı talep edemeyeceklerini, cenaze defin giderlerinin ve manevi tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise, dosyanın kusur durumu tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesine, tazminata ilişkin hesaplama yapılması halinde, TRH-2010 tablosuna göre hesaplama yapılmasına, davacının manevi tazminat taleplerinin sigorta teminatı kapsamı dışında olması nedeni ile reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk anlaşamama tutanağı, Gaziosmanpaşa ... Asliye Ceza Mahkemesi... esas sayılı dosyası, Kaza tutanakları, sosyal ekonomik durum ve müteveffa ile davacının destek ilişkisine dair kolluk araştırması, hasar dosyası, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Mahkememizce atanan bilirkişi ...'ın hazırlamış olduğu 03/02/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; müteveffa vefat ettiğinde 70 yaşında olduğu, okuma – yazması olmadığı ve ev hanımı olduğu, yaşlılığı nedeni ile çalışmadığı ve herhangi bir gelirinin bulunmadığı, bu bağlamda; maddi yönden davacı kızı ve torununa destek olduğundan söz edilemeyeceği, davacı...’ ın ise düzenli ve sürekli çalışmasının olmadığı, (davacı müteveffanın kızı Fatma ‘ nın 2016 yılında 65 gün çalışması olduğu, akabinde 5 yıl kadar prime esas kazancı olmadığı, 2021 yılında sadece 96 gün, 2022 yılında sadece 191 gün prime esas kazanç elde ettiği, 2023 kaza yılında ise 43 günlük çalışması olduğu ve sonrasında kazancının bulunmadığı görülmektedir. İşbu hizmet dökümünde davacının sürekli ve düzenli olarak (her yıl için 360 gün üzerinden) çalıştığı ve gelir elde ettiğinden söz edilemeyeceği), dolayısı ile davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği üzere; davacı Fatma ‘ nın annesinin kızına bakması nedeni ile sürekli ve düzenli çalıştığını ancak kaybetmesi sonrası çalışmaya devam edemediğini belirtmiş olsa da Zeynep dünyaya geldiği 2016 yılından 2021 yılına kadar davacının prime esas kazancının bulunmadığı ve 2021 yılında sadece toplam 3 ay kadar çalıştığı, bir başka değişle kızının okul çağına kadar çalışmayarak kendisinin baktığının görüldüğünü, 70 yaşındaki büyük annenin torununu her gün okula götürüp aldığı ve evde ev işleri ile ilgilendiği ve bu destek ile davacı kızının çalıştığı iddia olunsa da bu hususun davacı Fatma ‘ nın hizmet dökümü incelendiğinde iddia ile örtüşmediğinin görüldüğünü, davacı müteveffanın kızı Fatma ‘ nın annesini kaybettiğinde 49 yaşında ve evli olduğu da dikkate alındığında, destek yaşının çok üzerinde olduğu tespiti ile dosyada bulunan belgeler dahilinde annesinin desteğinden yoksun kaldığını, davacı torun ... yönünden ise; torununa sürekli ve düzenli olarak destek olunduğunun belge ile ispatlanmamış olması (okul masrafları, okul servis ücreti vb. ödemeler gibi) davacı kızı ile birlikte yaşasa da kızı Fatma‘ ın düzenli ve sürekli çalışmasının olmaması, torun Zeynep’ in hayatta olan anne ve babasının destek ve gözetiminde olduğunun kabulünün gerektiği yüksek yargı kararlarında görüldüğünü, (herhangi bir özür veya maluliyetinin de olmadığı); özet olarak davacıların davalılardan destek zararı olarak maddi tazminat talep etmelerinin söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Ek Raporunda özetle; Terditli hesaplama talebinde torununun destek zararı olduğu yönünde hesaplama yapılması gerektiği belirtilerek görevlendirme yapıldığını, anne ve babası çalışan, okul çağında olan – kendi evlerinde oturan kira vermeyen bir ailenin kızlarının bakım ve sorumluluğunda olduğunu, 70 yaşında vefat eden bir ananenin ayrıca yaşı gereği bakıma ve desteğe ihtiyacı olduğunu, ayrıca davacı kızı ...’ ın SGK Hizmet dökümü incelendiğinde, her ne kadar eşi tarafından tekstil sektöründe çalıştığı belirtilmiş olsa da düzenli ve sürekli prime esas kazancının olmadığı, bir başka değişle 7 yaşında olan kızının sürekli çalışmaması nedeni ile bakım ve sorumluluğunu da üstlendiğinin görüldüğünü, mahkemenin terditli hesaplama yapılması hususunda vermiş olduğu görevin, tazminat hesaplamaları konusunda anlaşılamadığını, davacıların vefat edenin desteğinden yoksun kaldıkları konusunda yüksek yargı kararları dahilinde hesaplama yapılamadığını, maddi tazminat talep etmeleri aktüeryal hesaplamalarda söz konusu olmayacağını, mahkeme tarafından hangi davacıya ne kadar süre ile ve hangi pay oranında hesaplama talep edildiği hususunda ayrıntılı görevlendirme yapılması halinde sadece matematiksel olarak hesaplama yapılmasının mümkün olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve belgelere göre davacının dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06/03/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının, desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22/06/2018 tarih 2016/5 E - 2018/6 sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için SGK'dan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin 3. bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa , bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Dosya kapsamında toplanan delillerden; davacı taraf müteveffa ...'nin aynı evde kaldıklarını, müteveffanın ev işlerinde ve çocuğu küçük Zeynep'in bakımı ile ilgilendiğini, okula bırakıp aldığını bu sayede kendisininde çalışabildiğini iddia ederek destekten yoksun kalma talebinde bulunmuş olup sosyal ekonomik durum araştırmasında müteveffa 25/03/1953 doğumlu ...'un 03/03/2023 tarihinde 70 yaşında olduğu, müteveffanın vefat eden eşinden emekli maaşının olduğu, davacı kızı Fatma ile birlikte yaşadığı, üzerine kayıtlı gayrimenkulün olmadığı, herhangi bir yan geliri olmadığı, üzerine kayıtlı aracın bulunmadığı tespit edilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır.Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamında da müteveffa tarafından davacıya yapılan yardıma dair bir somut delilin bulunmadığı, davacı annesinin vefat etmesi sebebi ile çalışamadığını çocuğuna bakmak zorunda kaldığını beyan etmiş ise de incelenen SGK kayıtlarında da düzenli ve sürekli bir çalışması bulunmadığı, davacı ... 07/03/2016 doğumlu olup müteveffanın vefat ettiği tarihte okula gittiği, evde bakım ve gözetim durumunun olmadığı, okul masrafları, okul servis ücreti gibi desteğine dair bir belge sunulmadığı, davacı Fatma müteveffa vefat ettiğinde 49 yaşında ve evli olması sebebi ile destek yaşının üzerinde olduğu anlaşılmakla müteveffanın sürekli ve düzenli olarak davacıların desteği olmadığı, davacılara yapılan bir yardım ve ileride yardımın devam edeceğine dair ispatlanan bir durum bulunmadığından davacıların destekten yoksun kalma taleplerinin reddine ayrıca 03/02/2026 tarihli ... Mezarlıklar Daire Başkanlığı müzekkere cevabında 1998 yılından itibaren cenaze ve defin giderlerinin ücretsiz olarak yapıldığı bildirilmiş olup davacılar tarafından gelenek ve görenekler gereği ayrıca bir masraf yapıldığına dair belge sunulmadığından bu talepte kabul edilmemiş ve davanın tüm talepler yönünden reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın tüm talepler yönünden REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 732,00-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar yargılama sırasında kendilerini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 150,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 10/07/2026
Katip Hakim